19 Ekim 2002 ' den bu yana kütüphanecilik yapıyoruz. Annemle benim adımı taşıyan Rasime Recai Şeyhoğlu Kütüphaneler Zinciri artık birTürkiye gerçeği... Ulusal markayız...
Dünya ve Türk Klasikleri, araştırma- inceleme, öykü, roman, şiir, çocuk ve felsefe kitapları, edebiyat - bilim dergileriyle sözlük ve ansiklopedilere yer verdiğimiz kütüphanelerle köy çocuklarına ve gençlerine bilimi, edebiyatı ve sanatı sevdirmeye çalışıyoruz. Neden köy çocukları ve köyün gençlerinden söz ettiğimize gelince...
Çünkü köylerde ve beldelerde açıyoruz kütüphanelerimizi.
KÖYLERDE RÖNESANS şiarıyla çıktığımız yolda sloganımız da şu : '' İstiyoruz ki; Köylerden yeni Cahit Arflar, yeni Orhan Kemaller ve Fazıl Saylar yetişsin ! ''
Bugüne değin İzmir, Manisa, Balıkesir, Bolu, Tokat ve Karaman köylerinde ve beldelerinde açtığımız kütüphane sayısı 44.
Annem, 2005 yılında İstanbul'da , Türk Kütüphaneciler Derneği İstanbul Şubesi tarafından ' Yılın kütüphane/ Kütüphaneci Dostu ' seçildi.
Türk Milli Olimpiyat Komitesi, bizi ' Fairy Play ' ödülüyle onurlandırdı.
Turizm Ve Kültür Bakanı Atilla Koç, Urla ve Ege Rotary Kulüpleri, İzmir'i Sevenler Platformu, Bergama Belediye Başkanı Mehmet Gönenç, Karabağlar Belediyesi ve sivil toplum kuruluşlarınca ödüllendirildik. Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği'nde kabul gördük. Bolu İl Turizm Ve Kültür Müdürlüğü'nde ve Karabağlarda 3900 metre uzunluğundaki bir sokakta kütüphaneci Rasime Şeyhoğlu'nun adı yaşıyor.
Sosyolog Dr. Selim Karyelioğlu kütüphanecilik çalışmalarımızı ' Özgün bir aydınlanma modeli ' olarak değerlendirdi.
Her kütüphane açılışımız bir şölen havasında geçti. Türkiye Yazarlar Sendikası, Edebiyatçılar Derneği üyesi şair ve yazarlar açılışlarda şiirler okudular. Annemin Pir Sultan Abdal'dan deyişler okuduğu, türküler söylediği açılışlarda vali yardımcıları, kaymakamlar, milli eğitim müdürleri konuşmalar yaptılar. Gitar, piyano, viyolonsel ve bağlama dinletileri gerçekleştirdik.
Yekta Güngör Özden, Tayfun Talipoğlu, Dinçer Sezgin, Öcal Uluç, Efdal Sevinçli, Burçin Büke, Gürol Tonbul, Eğitim - Sen, ADD, Mülkiyeliler Birliği, YKKED gibi kişi, kurum ve kuruluşlar açılışlarımızda bulundular, konuşmalar yaptılar.
Anne ve oğul olarak Türkiye'nin dört bir köşesinde açtığımız ve daha da açacak olduğumuz kütüphanelerle kırsalda yaşayan insanlarımızın Gogol ile, Nazım Hikmet, Sabahattin Ali, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Edgar Allen Poe, Cervantes, Gabriel Garcia Marguez, Tolstoy, Dostoyevski, Shakespeare, Balzac, Adonis, Paul Valery, Samed Behrengi, Orhan Kemal, Karacaoğlan, Pir Sultan Abdal, Ömer Hayyam, Necip Fazıl, Nedim Gürsel, Nasrettin Hoca , Şirazlı Sadi ve daha onlarca- yüzlerce şair ve yazarla tanışarak arkadaş olmasını arzu ediyoruz. Çünkü edebiyat- bilim - sanat güzelleştirir insanı...
Bütün çabamız bu !
İtalyan Medici Ailesi, 15. yüzyılın İtalya'sında bankerlikten ve ticaretten kazandıkları parayı kütüphaneler kurmaya harcamışlar. Sakız Adası'nın Koraisleri ona keza..
Bizim varsıllar ise trilyonluk araba koleksiyonu ve evler/ apartmanlar/ arsalar sahibi olarak yaşamlarını sürdürüyorlar. Yedikleri eti bile kimileri ta Amerikalardan getiriyorlar. Bazılarının hakkını yemeyelim, müze kurmak gibi de gayreti olanlar da yok değil... Varsıl aileler kolej ve üniversiteler kurarlarken halkın yararlanabileceği kütüphaneler açmaya yanaşmıyorlar. Halkın eğitim düzeyinin gelişmesine katkıda bulunma gayreti içinde değiller...
Eğitimsiz bir toplumu daha iyi yönetiriz anlayışından mı kaynaklanıyor bu, bilmiyoruz. Türkiye'deki vatandaşlarımızın ortalama eğitim düzeyinin üç buçuk yıl olduğunu da bu arada belirtmiş olalım.
Kütüphaneciliğe devletin miyop baktığı bir ülkede komiklikler de az değil.. Erzurum'da 2005 yılında üç katlı, 5 bin kitaplı Kazım Karabekir Halk Kütüphanesi açılıyor. Hem de büyük bir törenle... Bir hafta sonra ne mi oluyor ? Elemansızlık nedeniyle kapanıyor.
Evet... Türkiye'de görevi kütüphaneler açmak olan Kültür Bakanlığı, açılmış kütüphaneyi kapatıyor.
TÜİK'in 2014 yılı verilerine göre günde 6 saat televizyon izleyen, 3 saat internet kullanan, kitap okumaya ise günde sadece 1 dakika zaman ayıran bir toplum olduğumuzu göz önüne getirince bakanlığı suçlayasım gelmiyor.
Türkiye'nin kitap okumada dünya ülkeleri arasındaki sırası ise 86.
Yılda ortalama 25 kitap okuyan Japonlar, bugün teknolojide de bilimde de en önde. Bilmem bilir misiniz, Tokyo Valisi Naoki İnose bankadan bireysel kredi alıyor.. Kredi, rüşvet olarak değerlendirilince İnose gururuna yediremiyor ve görevini bırakıyor. Kitap okumakla insan onuru arasında bir bağ mı var yoksa...
2014 yılı kütüphane istatistiklerine göre ülkemizde 1121 halk kütüphanesi bulunuyor. Nüfusumuz ise 81 milyon.. Yeterli mi derseniz, bir örnekle kıyaslayarak konuyu kavramaya çalışalım. Nüfusu 10 milyon bile olmayan Bulgaristan'da halk kütüphanesi sayısı 5 bin.
Yakından örneklerle devam edelim... Kuşadası İlçe Halk Kütüphanesi'ndeki kitap sayısı 25 bin.
Ukrayna'nın başkenti Kiev'de Virnadsky Kütüphanesi'nde 15 milyon kitap bulunuyor. Midilli Adası'ndaki sadece bir halk kütüphanesindeki kitap sayısı 1 milyon.. Atina'daki Natıonal Library'de 2 milyon kitap bulunuyor.
İran'ın Tebriz, Isfahan ve Şiraz kentlerindeki kütüphaneler tıpkı bir mabed gibi ve vızıl vızıl işler durumdalar.. İran'daki kitapçı dükkanlarındaki kitaplar adeta kütüphanelerdeki kitaplar kadar..
Kitap ve kütüphane konusunda sabıkalıyız.
Kitapsızlık, nelere mi mal oluyor... Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı ( PISA ) nın öğrencilerimiz üzerinde yaptığı bir uygulamaya göre eğitimde dibe vurmuş durumdayız. OECD'nin 35 ülkesi arasında 34. sıradayız.
Matematikte, fen bilimlerinde ve kendi dilini okuyup anlamada yok gibiyiz.
Ezberci eğitim sistemiyle Türkiye, eğitimde dökülüyor.
Felsefeye yer verilmeyen, romanın- öykünün okunmadığı bir coğrafyada eğitimin kalitesinden söz etmek mümkün değil..
Goethe Enstitüsü Müdürlüğü yapmış olan Ursula Westher'e İstanbul'da sormuştum : ' Bizim yaptığımız kütüphaneciliği Avrupa'da yapan var mı, öğrenebilir misiniz ? '' Aylar sonra aldığım yanıt şuydu : '' Devletin, üniversitelerin ve ordunun kütüphaneleri var ama aile bazında ya da kişisel olarak kütüphanecilik yapan yok. ''
Evet... Bugün Türkiye'de özel kütüphanecilik alanında bizim dışımızda birileri yok. Belki gurur verici ama bundan hiç de mutlu değilim. Pekala; Turkcell Kütüphaneler Zinciri, Ali Ağaoğlu Kütüphaneler Zinciri, Sabancı ya da Koç Holding Kütüphaneler Zinciri, Pehlivanoğlu Kütüphaneler Zinciri, Migros Kütüphaneler Zinciri, Kipa Kütüphaneler Zinciri,Eczacıbaşı Kütüphaneler Zinciri, Ülker Kütüphaneler Zinciri, Acun Ilıcalı Kütüphaneleri, Hüsnü Özyeğin Kütüphaneler Zinciri ile ülkemiz kitabın ışığıyla aydınlatılabilir. Bu mümkündür,
Emekli öğretmen ve annesinin başardığı bu aydınlatma projesi bugün 44 kütüphaneye ulaştıysa bunu alkışlamak değil, desteklemek gerekir diye düşünüyorum. Alkış ve tebrik sadece vicdanları rahatlatır zira...
Bir zamanlar Eşekli Kütüphaneci vardı Ürgüp'te.. Eşekle kitap taşıyordu köylere.. Adı Mustafa Güzelgöz'dü. Folklorik bir efsane gibi kaldı belleklerimizde.. Biz de eşekli olayan kütüphaneci ana oğul olarak kabul görürüz umarım kütüphanecilik tarihimizde...
Elin oğlu 1858 yılının İngiltere'sinde 8 köye okuma hizmetini atlarla sağlıyor. ABD'de 1903 yılında eşek arabasıyla kırsal kesime kitap taşınıyor. Kenya'da kitaplar üç deve ile taşınıyor kırsala.. Eşekli değil de Develi Kütüphane olarak... Tayland'da ise Filli Kütüphaneler iş görüyor. Norveç'te ise işe hayvanları karıştırmadan yapılıyor bu iş Epos adlı kütüphane gemisi yerleşim merkezlerine kitap taşıyor.
Biliyorlar ki kitaplar okunursa karanlıklar son bulacak. Biliyorlar ki kitaplarla toplum aydınlanacak. Bunun için de eşekle, deveyle, fille kitap taşımışlar insanoğlunun ayağına...
Ya bizde ? Açılmış kütüphaneler bakanlık eliyle kapatılıyor.
Bu işte bir tuhaflık yok mu ?
Eğitim için harcamalar silaha ve savunmaya ayrılan paradan daha çok olursa sorunlar ve komiklikler son bulacak.
Sevgisiz, kitapsız, kütüphanesiz kalmayasınız...
Yorumlar
Kalan Karakter: