Büyükşehir Meclisi’nde "Dünya Bankası Kredisi"...

Büyükşehir Meclisi'nde "Dünya Bankası Kredisi" tartışması tansiyonu yükseltti!

İzmir Büyükşehir Belediye Meclis toplantısında Dünya Bankası Kredisi tartışması yaşandı. AK Partili Meclis Üyesi Boztepe konuşmasında, “Bir dediğimizin sonra tam tersini söylersek buna siyasi kalpazanlık denir” dedi.  Soyer ise eleştirilere Dünya Bankası ile yaşanan bütün süreci açıklayarak cevap verdi ve “Bildiğim bir gerçek var; aylardır bu kredide Dünya Bankası ile mutabık kalmışken İzmir bundan yararlanamıyor. Söylediğimiz bu, üzüldüğümüz bu, isyanımız bu. Kalpazanlık bunun neresinde" dedi.

13 Eylül 2021 - 20:33 - Güncelleme: 13 Eylül 2021 - 22:53

Çiğdem CANPOLAT / ÖNCÜŞEHİR - İzmir Büyükşehir Belediye(İBB) Meclisinin, 2021 Yılı Eylül ayı Olağan Meclis Toplantısının birinci birleşimi, Belediye Başkanı Tunç Soyer idaresinde Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde gerçekleşti.

SOYER: İZMİRLİ OLMAKLA GURUR DUYDUĞUMUZ ETKİNLİKLERDİ

Meclis açılışında konuşan Başkan Tunç Soyer,  “30 Ağustos’tan bu yana son derece yoğun bir İzmir programı vardı 3 Eylül’de İzmir Enternasyonal Fuarı’nın açılışını yaptık. Dün akşam itibari ile kapandı. İzmir ve İzmir dışında gelen vatandaşlarımızın çok büyük bir ilgisi vardı. Canlı ve neşeli çok katılımlı bir fuar yaşadık. Hepimiz özlemişiz aslında. Biraz nostaljik de oldu. Her kösesinde konserler, etkinlikler. 9-11 Eylül'de de Kültür Zirvesine ev sahipliği yaptık. 64 ülkeden 864  konuşmacının yer aldığı önemli bir zirveydi. Organizasyon kapasitesi, katılım açısından da bu güne kadar yapılan en başarılı zirve olduğu söylemlerini duyduk, bolca teşekkür aldık. İzmir olarak bundan iftihar ediyoruz. Bu tür toplantıların zirvelerin asıl zirve bittikten sonra etkisi ortaya çıkar. Aylarca, yıllarca konuşsak içeriği tartışılacak bir zirvedir. İzmir olarak bundan da yüz akı ile çıktığımızı söylemek isterim. 9 Eylül kutlamaları olağanüstü güzeldi. Neşeli ve eğlenceliydi. Sadece resmi sınırlar içinde yapılan bir kutlama programı değildir. İzmirliler çok yoğun bir şekilde kendileri de katılmaya çalıştı. Bu katılım gruplar halinde arkadaşlarıyla komşuları ile karnaval edasında bir kutlama törenleri oldu. Bütün bunlar hepimizin yüzünü ağartan, İzmirli olmakla gurur duyduğumuz etkinliklerdi. Bundan dolayı meclisimize ve İzmirlilere şükranlarımı sunuyorum. İBB Meclis olarak en büyük gururumu z vatandaşların coşku ile bu etkinliklerin içinde yer alması” dedi.

“İBB'NİN AÇIK ŞEFFAF İHALE POLİTİKALARI OLARAK GÖZÜKÜYOR”

Ağustos ayında önemli bir ihale gerçekleştiğini ifade eden Soyer, “Buca Metrosu'nun ihalesi gerçekleşti. 8 büyük uluslararası konsesyum katıldı. 8 ayrı teklif sunuldu. Örnekköy Yeni Girne arasındaki 5 kilometrelik tramvay ihalesi 13 firmanın katılımı ile gerçekleştirildi. Halkapınar-Kemalpaşa arasındaki metro ihalesi de gerçekleşti. Geçen yıl içinde yarım kalmış olan Buca tüneli ihalesine de 25 firma teklif verdi. Bunlarda kent içinden geçen en uzun ve en derin tünel olma özelliği aşıyor. Bunla birlikte 2 viyadük ve 2 alt geçit projeleri de ekleniyor. Konak ve Otogar arasındaki güzergah kent içine girmeden 10 dakikalık güzergaha dönüşecek. Her yapışta Mavişehir’de su baskınları yaşanırdı, bunla ilgili de kışı rehabilitasyon projesi gerçekleştirdik. Bundan sonra bu baskınlar yaşanamayacak, bunun içinde 37 milyonluk bir bütçe ayrıldı. Bütün bunlar İBB'nin açık şeffaf ihale politikaları olarak gözüküyor. Hem de dünyanın her yerinden İzmir'e yatırım yapma konusunda büyük bir teveccüh olduğunu gösteriyor” şeklinde konuştu.

MECLİS’TE İSTİFA SONRASI YENİ İSİM

MHP’li Meclis Üyesi Osman Mert meclis üyeliğinden istifa etti. Mert’in istifa etmesi nedeniyle boşalan Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Komisyonu üyeliği için yeninden seçim yapıldı. Osman Mert’in boşalan yerine gelen Alp Atay getirildi.

 “ÇEVİK BİR MEYDANI”NIN İSMİ DEĞİŞTİRİLSİN ÖNERİSİ

Eski Orgeneral Çevik Bir'in Ankara 5'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen 28 Şubat davasında müebbet hapis cezası almıştı. AK Parti Meclis üyeleri, Buca'nın en büyük meydanı olan ve eski Buca Stadı yanında yer alan Çevik Bir Meydanı'nın isminin değiştirilmesi için İzmir Büyükşehir Belediyesi'ne önerge verdi. Hukuk Komisyonuna sevk edilen önergede “FETÖ ile ilgili olan Çevik Bir isminin Buca’daki bir meydanda yer alması ayıbımızdır” ifadeleri kullanıldı. Konuyla ilgili konuşan AK Partili Meclis Üyesi Hüsnü Boztepe, meydan için Aziz Kocaoğlu veya Demokrasi Meydanı isimlerinin de verilebileceği önerilerinde bulundu.

145 MİLYONLUK KREDİ TALEBİ

Başkan Tunç Soyer, kriz belediyeciliği kapsamında yatırımlara devam edilebilmesi için Meclis’ten 145 milyon TL'ye kadar kredi kullanma yetkisi talebinde bulundu.  

Önerge, acil kaydıyla Bütçe Komisyonuna havale edildi.

SEYYAR MESELESİ TARTIŞMA YARATTI

İzmir sınırları içerisinde yer alan seyyar satıcıların bazıalrının 'çiçek ve kestane satıcıları' kayıt altına alınması ve İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından belirlenen alanlarda satış yapabilmesini sağlayan Sosyal Projeler Dairesi Başkanlığı ve Zabıta Dairesi Başkanlığınca birlikte yürütülmesi planlanan “Geçici Süreli İzinlendirilen Seyyar Satış Faaliyetlerinin Düzenlenmesine ilişkin Yönetmelik Taslağı”nın değişikliği ile İzmir Büyükşehir Belediyesi Meclis gündemine getirildi. Komisyonda oy çokluğu ile gelen maddenin mecliste görüşülmesi esnasında ise mecliste tartışmalara neden oldu.

GÖNEN: YASASI OLMAYAN TİCARİ FAALİYETİ MEŞRULAŞTIRMIŞ OLUYORUZ

Gündem maddesi ile ilgili söz alan AK Partili Meclis Üyesi Ali Gönen, "Bu konu gündeme geldiğinde biz esnaf komisyonu başkanımızı Şerif başkan ile konuşmuştuk. Bu esnafımızın yarayan kanası. Seyyar satıcılar ile ilgili olan mevcut mevzuat baş ağrısı oldu. Esna vergisini vererek insanlar çalıştırılıyor ancak karşısına seyyar geldiğinde haksız kazanç algısı oluşuyor. Bununla ilgili zaman zaman Şerif başkanımıza sorduğumda buna sıcak bakamadığına ancak düzenlenmeler ile bunların giderildiğini söyledi. Bunla ilgili Zekeriya Mutlu ile bir görüşme yaptık onunda bazı çekincelerini olduğunu ileti. Bunların bazıları komisyonda karşılık bulmuş. Açılacak noktalarda bir çiçekçi olacak ancak bunun mevcut işyerine uzak olması yönünde bir konu var. Ne kadar uzak ne kadar yakın olacağı ile ilgili bir şey söylemek mümkün değil. Biz bunlara devamı gelecek olursa bunun önünü kesemeyebiliriz. Bugünlerde mısırcı, çiçekçi, kestaneciler için bu imkanı sağlıyoruz ancak ileride midyesi,fındık satıcısı bunla ilgili talepte bulunsa önünü almayız. Diğer taraftan da yasası olmayan ticari faaliyeti meşrulaştırmış oluyoruz. Bundan dolayı biz oy çokluğu verdik" dedi.

SÜRÜCÜ: KENT BİR NEBZE TOPARLANMIŞ OLACAK

AK Partili Gönen'in ardından söz alan Esnaf Komisyonu Başkanı CHP'li Şerif Sürücü ise, "Son toplantıya katılamadım hastanedeydim. Bir konuda haklı kendilerini aydınlatamadım. Ancak evrakı göndermiştim toplantıya. Burada seyyar satıcılık ile ilgili hiçbir şey yok. Seyyar satıcıları da meşrulaştırmıyoruz. Biz bu yönetmeliği Esnaf Odalar birliği ve çiçekçiler odasından öneriler alarak, katılımcılar ile hem de  ortak akılla yapılmış önerge. Burada seyyar satıcıların hiçbir kelimesi geçmiyor. Bunun başlığını da değiştirdik. Burada hiçbir seyyar satıcı yok. Burada müracaatlar söyle olacak. Belediyemize müracaatlar olacak, 70-80 nokta gibi pilot bölge seçildi, burada komisyon belirlendi. Burada çiçeklerin yer belirlenmesi konusunda odaların temsilcisi var. Bir de esnaf komisyonunda temsilci var. Yani ortak mutabakat var. Günümüzün en büyük sıkıntısı olan işsizliğe başkanımız iş imkanı yaratmak için mücadele vermiş. Hiçbir kayıt dışı yok, vergiye müracaat edecekler, esnaf odalarına müracaat edecekler. Buralarda hiçbir kaçak bir şey yok denetim altında ve herkes tek tip giyinecek. Çiçekçiler şu an seyyar var zaten bunları kayıt altına almış olacağız. Kenti de bir nebze toparlamış olacak" diye konuştu.

SOYER:  DURDURMA İHTİMALİMİZ DE SÖZ KONUSU

Tartışmalara dahil olarak konun denenmesi gerektiği önerisinde bulunan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer de, "Ali Bey gönül isterdi ki bütün tereddütlerinizin gidermiş olalım ancak bu tam sağlanamamış. Bu yeni bir adım. Bi' izlemek lazım. Bunun önünü alamayız kaygınız için bunu belirtiyorum. Biz eğer bu uygulamadan yeterli bir sonuç alamazsak bırakın genişlemeyi durdurma ihtimalimiz söz konusu. Bu esna odamız, odalar birlik başkanımızı ile mutabakat içinde gidilen bir nokta oldu. Dilerim ki bu kaygılarınız hayat bulmaz" ifadelerini kullandı.

HIZAL: İZMİR BİR DENEME TAHTASI MI?

AK Parti Grup başkanvekili Özgür Hızal konunun legal hale getirilme çabası içerisinde olunduğunu vurgulayarak “Bu konuyla alakalı isminin değiştirilmesi, farklı isimlerin telaffuz edilmesi vs. falan bu aslında çok da doğru şeyler değil. Burada illegal olan bir seyyar satıcılığın legal hale getirilme çabasından başka bir şey değildir. Yoksa hiç birbirimizi kandırmayalım. İsmi değişmiş, işgalci olmuş. İşgal harcı yatırılacakmış vs. O zaman bunun içerine bugün kafelerden alınan resmi işgal harcını bunun içine mi ekleyeceğiz? O da bir soru işareti. Burada başka bir konu mesele eklemenin anlamı yok. Elbette ki İBB Başkanı bir kentteki bir şehirdeki her türlü hususta ilgilenecek. Başta işsizlik olmak üzere. Ama bunun ne yapması gerekiyor? Önce bu şehrin önünü açması gerekiyor. Tunç Soyer, İBB Başkanlığında göreve başladığında bir vizyonla göreve başladı ve şunu dedi: “Biz İzmir’i bir dünya kenti yapacağız.” Bu haliyle mi dünya kenti yapacağız? Çıkıp bir deneyelim, olmazsa vazgeçeriz. İzmir bir deneme tahtası mı? Deneme yanılma yöntemiyle mi biz bu şehri yöneteceğiz? Bu ne kadar doğru bir yönetim anlayışı? Kaldı ki, hepimiz İzmirliyiz. Uzun süredir bu şehirde yaşıyoruz. Hepimiz inşallah çok uzun süre daha bu şehirde yaşayacağız. Geçmişte büfelerle ilgili çıkan hadiseleri hepimiz biliyoruz. Toplantı da dile getirmiştik. Bu komisyon içerisinde daire başkanlıklarından arkadaşlarımız olacak. Bürokrat arkadaşlarımız. Bunlardan bir tanesi de Zabıta Daire Başkanlığı. Zabıta ne yapacak? Bir taraftan seyyar satıcılarla mücadele edecek, bir sokağın bir tarafından onlar için koşturacak. Öbür tarafından hangi cadde veya sokağa seyyar satıcı noktası kurulacağını belirleyecek. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu derler. Böyle bir şey olmaz. Bunu siz de çok iyi biliyordunuz. İşin esasına bakalım, yoksa meseleyi yumuşatarak bu şekilde çözemezsiniz” dedi.

ÖZUSLU: KONUNUN HAFİFE ALINMASINI ESEFLE KARŞILIYORUM

CHP Grup Başkanvekili Mustafa Özuslu ise Hızal’a cevaben, “AK Parti Grup Başkanvekili arkadaşımız bir genelleme ile yola çıktı. İzmir’in bir dünya kenti vizyonu ile yönetilip yönetilemediğini test etmek istiyorsanız daha iki gün önce biten Dünya Kültür Zirvesindeki görüşmelere, oradaki sonuçlara, yerli ve dışarıdan gelen ülkemizin içinden ve dışarıdan gelen birçok önemli katılımcının yerel yönetimlerde ilkelerinde ciddi paylaşımlar, görevler üstenmiş katılımcıların söylediklerini bakmak gerekir. Ortaya koyan vizyona bakmak gerekir. Bu şehrin bir dünya kenti vizyonu eğer test edilecekse Sayın Tunç Soyer’in ortaya koyduğu özellikle Birleşmiş Milletlerin genel olarak da stratejik plan vaziyetinde ortaya koyduğu 17 maddenin üzerine bizim İzmir’in kendi özelliklerinde içine kattığımız 10 stratejik hedefle ciddi gideceği İzmir’i nasıl bir marka kent haline getireceğimizin belgeleriyle biraz geriye dönüp bakabiliriz. Keza, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin bu yıl belediyelere baktığımızda en büyüğü hatta tüm yerlere bakıldığında çok ciddi bir büyüklüğe sahip Buca Metrosuyla onun ihalesinin tamamlanmasıyla İzmir’i ulaşımda hangi boyutlara hangi dünya kentleriyle yarışabilir, hangi dünya kentleriyle kıyaslanabilir boyuta getirdiğini de görebiliriz. Biraz daha bakarsanız, Karabağlar ve Gaziemir metrosu var. Proje bazında ihaleye çıkmış olan Kemalpaşa metrosu, Çiğli tramvayı ve yakın bir zamanda bitecek olan Narlıdere metrosuyla hangi plan ve hangi vizyonla bu kenti nereye taşımak istediğimizi ortaya koyan belgelerle bunu görebiliriz. Körfez, yüzülebilir bir körfez olduğunu… Bütün bu düzenleme içinde ekteki gündem maddesi ile konuştuğumuz gündem maddesi ithafen diyorum, orada da bugün İzmir’in gerçeği olana bakın. Gidin sahilde mısır satan, kestane satan insanları görecesiniz. Bunların düzenlenmesi kayıt altına alınması ve örgütlenmesi meslek odaları ile birlikte değerlendirilerek vergi vererek aşı ile işi ile onuru ile çalışan vatandaşlar haline getirilmesi konusunda ki bu desteğin bu derece küçük görülmesini, hafife alınmasını esefle karşılıyorum” diye konuştu.

KÖKKILINÇ: KİMSENİN ENDİŞESİ OLMASIN, ÇOK GÜZEL BİR KENT GÖRECEKLER

Son alarak söz alan CHP Grup Sözcüsü Nilay Kökkılınç ise, “Bu konuda da gene abartıldığını düşünüyorum. Yanlış bir algı yaratılmaya çalışıldığını düşünüyorum. Seyyarla ilgili bir düzenleme değil artık bu. Yasada işgal harcı düzenlenmiştir. Bugün seyyarlarda kaçak çok fazla çalışan insan var ve zabıta elbette bu insanları denetlemeyle yükümlü. Eğer işgal harcı ödemiyorsa zaten izin verilmiyor. İşgal harcı almak kamu yararına olan bir düzenleme. İşgal kavramı bizi mevzuatımızda da düzenlenmiş bir kavram. Biz burada asla haddimizi aşarak belediye meclisinin yetisinin üstüne çıkmış değiliz. Geçici işgal faaliyetlerinin düzenlenmesine dair bir önerge hazırladık. Kimsenin endişesi olmasın, çok güzel bir kent görecekler” dedi.

BOZTEPE: KÖRFEZİ DE DOLDURALIM O ZAMAN

Gündem dışı konuşmalarda söz alarak açıklamalarda bulunan AK Parti Meclis Üyesi Hüsnü Boztepe, Salonumuz bomboş. Siz olmadığınızı zaman 15-20 kişi ile meclis bitiyor. Geçmiş yıllarda da vardı ancak bu kadar çok olmuyordu. Belediye başkamızın bir kısmı burada ancak birçoğu yok. Sizde 10 yıl belediye başkanlığı yaptığınız süreçte 3-4 sefer katılmıştınız. 1 kez meclisten erken ayrıldım onda da kendimi kötü hissetmiştim. Mavişehir Projesi ile ilgili yıllarca su basmıyordu ancak geçen yıl büyük bir su baskını oldu. Sanırım daha önce yapılan pompa ile ilgili. 9 basamak ile yukarı çıkıyoruz. Denizin önüne büyük bir set yaptık. Bu şekilde su baskını biz koruyacaksak ve bu projeyi öveceksek biz körfezin kirliliği ile ilgili biz körfezi dolduralım kokudan da kurtulmuş oluruz. Buradaki su baskını böyle olmamalıydı. Mavişehir'in önüne kocaman bir set yapıldı. Bu projeler ile olmaz.  Başkanımız bir paylaşım yaptı. Peynircioğlu Deresi ile ilgili. Bu mahallenin muhtarı. Ancak bu konuşmanın öncesi var. Bu paylaşımı yapan kimse bunun öncesini de versin. Bu saatte gidin ve derenin halini görün.  Çiğli arıtma ile ilgili bir paylaşımınız var.  Bu güzel söyleminiz doğru ancak daha önceki konuşmalarınızda ise deniz kendi kendini temizler diyorsunuz. Biz o zaman da söyledik. Körfez temiz tutacaksak demek ki şu an körfezi kirletiyoruz. Arıtma olmadığı ve denize atık suyu deşarj ediyoruz diye" dedi.

“BU SİYASİ KALPAZANLIKTIR”

340 milyon dolarlık Dünya Bankası kredisi ile ilgili de konuşan Boztepe, "Devamlı gündemde olan deprem kredisi ile ilgili…  Hem büyükşehir belediye başkanımız hem değil başkanımızın yaptığı açıklamalar var. Sözcü gazetesine verdiği demeçte krediden bahsetmiş ancak kendisi böyle bir kredi basursu olmadığını söylemişti. Mecliste zaten böyle bir kredinin olmadığını biliyoruz. İl Başkanı Deniz Yücel'de bir açıklama yapmış ve hem dünya bankası kredisi hem emsal artışı ile ilgili bir konuşma yapmış. Biz depremden sonra K alanları ile ilgili konuşurken bu emsal artışını önermiştik. Önümüzdeki ay AK Parti grubu olarak bu önergeyi vereceğiz. Eğer ki biz bir yerde bir kelimeyi söylüyor ancak başka bir yerde başka bir şey söylüyorsak, buna hukuk dilinde sahtekarlık denir. Siyaseten de bazen bir dediğimizin sonra tam tersini söylersek buna da siyasi kalpazanlık denir. Cumhurbaşkanlığında beklenen kredi yok.B iz bu parayı alsak dahil evi yıkılan vatandaşa bu konutları mı yapacak? Yapamaz… Bu krediden bahsediyorsunuz ve insanlar bir umuda bağlanıyor. Sanıyor ki bu kredi gelecek ve bu insanlar evlerine kavuşacak… Nasıl olacak bu?" diye konuştu

SOYER: ANLATTIĞIM ZAMAN SİYASİ KALPAZANLIK NEDİR ONU DA HERKES DAHA İYİ ANLAYACAK

Boztepe’den sonra söz alan Başkan Tunç Soyer, “Dünya Bankası ile ilgili görüşmelerimiz pandemi öncesi Ocak ayında Washington’da gerçekleşti. Hüsnü Bey’e teşekkür ediyorum. Şunu bir derli toplu anlatma fırsatı verdi teşekkür ediyorum. Çünkü anlattığım zaman siyasi kalpazanlık nedir onu da herkes daha iyi anlayacak. Pandemide 2 ay önce geçti. Dünya Bankası ile yetkililer ile oturduk. Müzakereler ettik. İZSU üzerinden başka bir takım ihtiyaçlarımız üzerinde Dünya bankasından kaynak yaratabilir miyiz diye konuştuk. Ayrı ayrı ekiplerle oturduk, heyetlerle görüştük. Fakat bir ara gündemi kentsel dönüşüme getirmek istedim. Orada dediler ki bunu başka bir ekip çalışıyor. O ekiple biz size buluşturalım. Ertesi gün kentsel dönüşüm çalışan ekiple bir araya geldik. Kentsel dönüşüm çalışan ekip dedi ki, “biz Çevre Şehircilik Bakanlığı vasıtası ile Türkiye’de 3 şehre 500 milyon dolarlık bir kentsel dönüşüm finansmanı sağlamak üzere görüşme yapıyoruz.” Bunlar Tekirdağ, Manisa ve Kahramanmaraş. Yanlış hatırlamıyorsam böyle. 3 şehirle ilgili 500 milyon dolarlık kentsel dönüşüm finansmanı sağlamak üzere görüşüyoruz. İzmir bunların içinde yok. Fakat bizim anlattığımız kentsel dönüşüm modelinden etkilendiler ve dediler ki, “Biz martta İzmir’e geleceğiz. Çünkü bizim bütün dünyaya sunmak istediğimiz bir kentsel dönüşüm modeli yok elimizde. Destek olduğumuz modeller dünyaya model olacak, örnek olacak şeyler değil. Ama sizin anlattığınız model bizim dünyaya sunabileceğimiz bir model olabilir. Dediler ve fakat pandemi çıktı. Gelmediler. Daha sonra pandemi nedeniyle bu ilişki maalesef devam edemedi. Onların gelme ihtimali ertelendi. Fakat 30 Ekim depreminden sonra ben dünya bankası yetkililerini aradım. Dedim ki, “burada yeni bir durum var. Bizim ciddi bir şekilde hasar görmüş binalarımız var. Gelin şimdi bize kentsel dönüşümle ilgili bir kaynak açın.” Dediler ki, “bizim kentsel dönüşüm başlığı altında o 500 milyon bir şey ayıramayız ama bizim başka bir başlığımız var. acil ihtiyaç başlığı ile kaynağımız var. belki buradan bir kaynak çıkartabiliriz size. Nedir ihtiyacınız dediler.” Bende, “250 milyon dolar ihtiyacımız var” dedik. Nereden buldun 250 milyon doları? Yaklaşık 5 bin 800 civarında orta hasarlı yapı vardı, AFAD’ın ortaya çıkardığı rakamlarda. Benim de bütün bu deprem krizi süresi içinde öğrendiğim şey şu oldu. Bizim afet mevzuatımız ağır hasarlı binalarla ilgili güzel bir finansman çözümü de getiriyor. 2 yıl ödemesiz 18 yıl vadeli bir kredi. Yarısını devlet üstleniyor, yarısı vatandaştan kira öder gibi bile değil daha düşük bedelli tekrar ev sahibi yapıyor. Ama orta hasarlı binalarla ilgili böyle bir finansal çözüm yok. Orta hasarlı binalarla ilgili sadece, bir yıl içinde güçlendirme yapmak zorunda. Güçlendirme içinde çok düşük bir bedel öğreniyor. Orta hasarlı yapılarla ilgili ciddi bir sorun var. Bizim mevzuatımızdan kaynaklanıyor. Finansal çözüm yok. Oysa vatandaş için orta hasarlı bir ile ağır hasarlı bina arasında fark yok. İkisinde de oturulamıyor. En azından güçlendirme yapmak zorundasınız. Kısacası biz bu boşluğu da düşündüğümüz için yaklaşık 250 milyon dolarlık bir bedelle biz bu 5 bin 800 konutun en azından finansmanın ihtiyacı konusunda bir adım atmış oluruz dedik. Dünya Bankası yetkilileri olağanüstü bir refleks göstererek ciddi bir çalışma başlattı. Dikkat buyurun. Burada sadede İBB ile değil, Hazine Bakanlığımız ve İller Bankası uzmanları ile belki bir yıl iki yıl sürecek müzakere süreci 4 ayda tamamlandı. O rakam da 340 milyona çıktı. 340 milyon dolarlık bir krediyi mutabakatına varıldı. Açın yazın sorun böyle bir kredi var mı yok mu? İller Bankası müzakereleri nedeniyle katılan 14 uzmanına sorun. Hazine Maliye Bakanlığı uzmanlarına sorun. Sonuçta 340 milyon dolarlık bir kredi mutabakatına varıldı. Dünya Bankası ile. Fakat üzerinden 2,5 ay geçtikten sonra biz bir geri dönüş alamadık” dedi.

“KALPAZANLIK BUNUN NERESİNDE? SAHTEKARLIK BUNUN NERESİNDE?”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İzmir ziyaretinde görüşme ayarlayarak kendisi ile konuştuğunu ifade eden Soyer, “Sayın Cumhurbaşkanımız o günlerde İzmir’e gelmişte. Kendine durumu arz etmek üzere randevu istedim. Valilikte buluştuk ve bun anlattım. Orta hasarlı binalar konusundan mevzuat eksikliği olduğundan bahsettim. Bunlarla ilgili bir finansal çözüm yapabileceğimizde bahsettim. Dünya Bankası aylarca yıllarca sürecek çok hızlı biçimde sonuçlandı ve İzmir bu paradan yararlanabiliri anlattım. O da ben bunu arkadaşlarımızla konuşacağım dedi ve olumlu bir iklim olduğunu düşündüm, ayrıldık. Üzerinden aylar geçti. Daha sonra dedim ki, ben bunu bir siyasi rant elde etmek için yapmıyorum ki. Ben bunu İzmir’e bir hayrı olsun diye yaptım. Ben bunu AK Partili arkadaşlarımızla konuşalım, onlara gidip desteğini isteyelim diye düşündüm. Nitekim büyük bir sükûnetle karşıladılar. AK Parti İzmir İl Başkanı ile de konuştuk, anlattık. Dediler ki biz bu işe destek olacağız. Hep beraber talebini yapacağız. Gayet güzel. Hiç biri yalan değil. O da doğru, benim söylediğim de doğru. İmzalanmış bir şey yok, ama bunun imzalanması için Cumhurbaşkanının önüne olacak olan kim? Hazine Maliye Bakanlığı bu dosyayı Cumhurbaşkanın önüne koymuyor. Eğer koysa Cumhurbaşkanımız da onaylasa bu para Türkiye’ye gelecek. Bu para İzmir’e gelecek. Çünkü hazır bir mutabakat var. Bir kredi dosyası oluşmuş durumda. Bakın bunun ne anlama geldiğini söyleyeyim. 2 sene önce 500 milyon dolarlık 3 şehirle ilgili yapılan görüşmeler var ya, benden önce de sürüyormuş hala sürüyor. Hala da bir adım atılmış değil. Ama biz 340 milyon dolarlık bütçeyi 4 ay içinde çıkarttık. Bunu da İller Bankası ile Hazine Bakanlığımızla birlikte yaptık. Sadece İBB’nin başarısı da değil. Onlarda çok emek verdiler. Gece gündüz müzakere yaptılar. İller Bankası uzmanlarıyla Hazine Bakanlığımız uzmanlarıyla. Sonuçta çıktı, bu para orada duruyor. Niye imzalanmıyorla ilgili. Uzmanlarımız bir bölümü düşündüler ki o 500 milyon içinden İzmir’e böyle bir kaynak aktarılacak. Ondan ön gördükleri projenin hayat geçme ihtimali ortadan kalkacak. Onlara da anlattık. Öyle bir şey yok. Bu ayrı finansman. Bir süre bundan gecikti. Duyduk ki belediyelerin yurtdışından bulduğu kaynaklara Hazine garantisi vermek konusunda hükümetimiz bir olumlu bakmıyor. Böyle bir duyumum var. Doğrudur değildir bilemem. Bildiğim bir gerçek var; aylardır bu kredide Dünya Bankası ile mutabık kalmışken İzmir bundan yararlanamıyor. Söylediğimiz bu, üzüldüğümüz bu, isyanımız bu. Kalpazanlık bunun neresinde? Sahtekarlık bunun neresinde?” ifadelerini kullandı.

AK PARTİ VE SOYER ARASINDA GERGİNLİK

Soyer'in konuşmasının ardından AK Parti Grup Başkanvekili Özgür Hızal'ın söz istemesine rağmen Hızal'a söz vermeyip Meclisi kapatması sonrası, Hızal Soyer'e tepki gösterdi.

Hızal'ın tepkisi üzerine oturum sonrası konuşan Başkan Soyer ,"Ben size son söz diye sordum" ifadelerini kullanırken, Hızal ise Soyer'e  "Sizin bunu sormanız önemli değildir. Ne söyleyeceğimizi bile bilmiyorsunuz" dedi. Yeniden Hızal'a hitap eden Soyer ise, "Ben sordum siz kaldırmadınız" ifadelerini kullanırken, tartışmalara AK Partili Boztepe'de dahil oldu. Soyer'in salondan ayrılacağı sırada konuşan Boztepe, "Belli oldu başkanım" dedi. Boztepe'nin söylemi üzerine durarak Boztepe'ye dönen Soyer ise, "Ne belli oldu?" diye sordu. Soyer soru üzerine salondan ayrılırken Boztepe ise "Bırakmadınız konuşalım, rezillik!" diye yanıt verdi.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Ziynet Sertel Parkı törenle açıldı
Ziynet Sertel Parkı törenle açıldı
Büyükşehir’den toplumsal cinsiyet eşitliği için 3 STK ile protokol
Büyükşehir’den toplumsal cinsiyet eşitliği için 3 STK ile...