Çiğdem CANPOLAT GÜÇTEKİN / ÖNCÜŞEHİR - CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç, Buca Belediyesi önünde kitle örgütlerinin temsilcileriyle birlikte düzenlediği basın açıklamasında, son dönemde CHP'li belediyelere yönelik gerçekleştirilen operasyonları eleştirdi.Güzelbahçe ve Buca belediyelerinde yaşanan gözaltı ve tutuklama süreçlerinin siyasi amaç taşıdığını savunan Güç, hukuk devleti ve adalet vurgusu yaparak operasyonların halkın iradesine yönelik olduğunu öne sürdü.AİLELERİ PERİŞAN EDEREK...
Kitle örgütlerinin temsilcileriyle bir araya geldik. Bugün sabahtan aldığımız karar doğrultusunda Buca Belediyesi'nin önünde bir basın açıklaması yapalım diye konuştuk ve o kararla beraber bugün akşam saat 17’de buraya toplandık. Güzelbahçe Belediyemizde de benzer bir operasyon gerçekleşti ve biz tutuklanmasını hiç beklemediğimiz Güzelbahçe Belediye Başkanımız ve bürokratımız bugün de meclis üyesimiz, meclis üyemiz tutuklanmış durumda. Dosyanın içeriğinin olmadığı, hukukçuların doğru bulmadığı, tutuklu yargılamayı bırakın, yargılamanın değil, belediyenin standart süreçlerinin, Sayıştay denetiminden geçmesi gereken süreçlerinin direkt bir suçluymuş gibiyiz sabahın köründe alınmasıyla beraber süreci yürütülen Güzelbahçe'de yaşanan sürecin bir hafta sonrasında gene İzmir'in en büyük ilçelerinden biri olan Buca Belediyemizde neredeyse üst bürokrasinin ve memur arkadaşların tamamını sabahın köründe ailelerinin gözü önünde sanki adil suç işlemiş gibi gözaltına alarak iki günden beri herhangi bir süreci başlatmadan süreci yürüterek ve aileleri Yeşilyurt'un orada perişan ederek bir süreç yürütülüyor. Biz İzmir'deki Cumhuriyet Halk Partili temsilcileri olarak kitle temsilcilerinin temsilcilerimizin değerli başkanlarıyla beraber bugün burada buluştuk.ORTAYA KOYDUKLARI BİR SUÇ VAR MI?
Değerli Buca Belediyesi'nin bürokratları, işçileri ve memurlarıyla beraber bir arada olmak onların her zaman yanlarında olduğumuzu belirtmek için buradayız. Her zaman onların onların yanlarında olacağız. Dün Güzelbahçe’mizi bugün ise Buca Belediyemize yönelik gerçekleştirilen operasyonlar Türkiye'de hukukun, siyasetin emrini emrine verilmesine, adaletin bir baskı aracına dönüştürülmesine karşı sesimizi yükseltmek için bir araya geldik. Bugün Buca için Güzelbahçe için değil, İzmir için değil, demokrasi için, ülkemiz için, milletimizin iradesi için toplandık. 26 Mayıs'ta Güzelbahçe Belediye Başkanımız Mustafa Günay ve çalışma arkadaşları gözaltına alındı. Tutuklandılar biraz önce sabahında Buca Belediye Başkanımız Görkem Duman başta olmak üzere belediye çalışanlarımız, bürokratlarımız, meclis üyelerimiz, Buca'da yaşayan vatandaşlarımız şafak operasyonuyla gözaltına alındı. Devlet mekanizması işletilmesi gereken yerde örgüt kurma algısı yaratılarak bu operasyonu yaptılar. Bu operasyonların tamamen siyasi bir tercih, siyasi hasımsızlığın sonucu olduğu herkes tarafından görülmektedir. Bugün Türkiye'yi yönetenler koskoca devleti kendi siyasi hesaplarının bir parçası haline getirmeye çalışmaktadır. Türk milleti adına karar verilmesi gereken adalet mekanizmasını kendi siyasi geleceklerini koruyacak bir araç gibi kullanmaktadırlar. Ama unutuyorlar. Adalet sarayları hiçbir siyasi partinin değildir. Mahkemeler hiçbir iktidarın değildir. Yargı hiçbir kişinin oyuncağı değildir. Yargı milletimiz adına karar vermelidir. Bizim mücadele tam olarak bunun içindir. Bugün Türkiye'nin gerçek gündemi mutfaktaki yangındır. Geçim sıkıntısıdır. Emeklinin feryadıdır. Asgari ücretlinin çaresizliğidir. Gençlerin umutsuzluğudur. Ama bütün bunları konuşmamak için yine hedef Cumhuriyet Halk Partili belediyedeki arkadaşlarımız, bürokratlarımız ve ilçede emek veren vatandaşlarımızdır. Yine operasyon yapmaktadırlar. Yine algı oluşturmaktadırlar. Yine kayyum sopasını sallamaktadırlar. Ortaya koydukları bir suç var mı? Bir delil var mı? Bir yolsuzluk bulabilen var mı? Yok. Bulamıyorlar. Eğer o sabah akşam ekranlarda anlatırlardı. Eğer olsaydı günlerdir manşetlerden düşürmezlerdi. Çünkü ortada bir suç yok. Bir delil yok. Ortada bir gerçek bir algı yönetimi var. Sadece mahalle dedikodusu var. Tek amaçları Cumhuriyet Halk Partisi'nin Iktidar yürüyüşünü engellemek, milletin değişim umudunu kırmak, halkın yükseleni susturmak bu millet baskıya teslim alınmaz. Bu millet korkutularak susturulmaz. Bu millet tehditle yönetilmez. Milyarlarca yolsuzluk dosyalarının üzerini örtenler, kamunun mallarını har vurup harman savuranlar milletin kaynaklarını kendi çevrelerine aktaranlar bugün belediye başkanlarımıza suç icat etmeye çalışmaktadır. Tutmaz, tutmadı, tutmayacak. Buradan adaleti, siyasetin kupası haline getirenlere sesleniyorum. Bu millet yıllardır yaşadığı adaletsizlikleri unutmadı. Ankapark'ı unutmadı. Seçim 1 milyon dolarlık israfı unutmadı. ‘Parsel parsel Ankara’ iddialarını unutmadı. O dosyalar suçlanmadan o gerçekler ortaya çıkmadan milletimizin vicdanında adalet duygusunu yeniden tesis edemezsiniz. Eski Adalet Bakanı'nın kendi şirketinden kendi yönettiği bakanlığa satış yaptığı iddialarının neden yargı önünde bir sorgulama yapmıyorsunuz. Neden o süreçlerde aynı hassasiyeti göstermiyorsunuz? Depremde insanlar enkaz altında can mücadelesi verirken Kızılay'ın çadırlarını satan ve ortaya çıkan kişileri neden kimse hesap sormadı? Neden sabahın köründe o kapılar çalınmadı, kişiler adliye koridorlarında görülmedi? Biz ayrıcalık istemiyoruz. Biz hukuk istiyoruz. Biz adalet istiyoruz. Biz eşitlik istiyoruz. Kim suç işlemişse yargılansın. Ama hukuk herkes için eşit uygulasın. Işte bizim talebimiz budur. Ama bugün yapılan şey hukuk değildir. Bugün yapılan şey siyasi operasyondur.
Kitle örgütlerinin temsilcileriyle bir araya geldik. Bugün sabahtan aldığımız karar doğrultusunda Buca Belediyesi'nin önünde bir basın açıklaması yapalım diye konuştuk ve o kararla beraber bugün akşam saat 17’de buraya toplandık. Güzelbahçe Belediyemizde de benzer bir operasyon gerçekleşti ve biz tutuklanmasını hiç beklemediğimiz Güzelbahçe Belediye Başkanımız ve bürokratımız bugün de meclis üyesimiz, meclis üyemiz tutuklanmış durumda. Dosyanın içeriğinin olmadığı, hukukçuların doğru bulmadığı, tutuklu yargılamayı bırakın, yargılamanın değil, belediyenin standart süreçlerinin, Sayıştay denetiminden geçmesi gereken süreçlerinin direkt bir suçluymuş gibiyiz sabahın köründe alınmasıyla beraber süreci yürütülen Güzelbahçe'de yaşanan sürecin bir hafta sonrasında gene İzmir'in en büyük ilçelerinden biri olan Buca Belediyemizde neredeyse üst bürokrasinin ve memur arkadaşların tamamını sabahın köründe ailelerinin gözü önünde sanki adil suç işlemiş gibi gözaltına alarak iki günden beri herhangi bir süreci başlatmadan süreci yürüterek ve aileleri Yeşilyurt'un orada perişan ederek bir süreç yürütülüyor. Biz İzmir'deki Cumhuriyet Halk Partili temsilcileri olarak kitle temsilcilerinin temsilcilerimizin değerli başkanlarıyla beraber bugün burada buluştuk.ORTAYA KOYDUKLARI BİR SUÇ VAR MI?
Değerli Buca Belediyesi'nin bürokratları, işçileri ve memurlarıyla beraber bir arada olmak onların her zaman yanlarında olduğumuzu belirtmek için buradayız. Her zaman onların onların yanlarında olacağız. Dün Güzelbahçe’mizi bugün ise Buca Belediyemize yönelik gerçekleştirilen operasyonlar Türkiye'de hukukun, siyasetin emrini emrine verilmesine, adaletin bir baskı aracına dönüştürülmesine karşı sesimizi yükseltmek için bir araya geldik. Bugün Buca için Güzelbahçe için değil, İzmir için değil, demokrasi için, ülkemiz için, milletimizin iradesi için toplandık. 26 Mayıs'ta Güzelbahçe Belediye Başkanımız Mustafa Günay ve çalışma arkadaşları gözaltına alındı. Tutuklandılar biraz önce sabahında Buca Belediye Başkanımız Görkem Duman başta olmak üzere belediye çalışanlarımız, bürokratlarımız, meclis üyelerimiz, Buca'da yaşayan vatandaşlarımız şafak operasyonuyla gözaltına alındı. Devlet mekanizması işletilmesi gereken yerde örgüt kurma algısı yaratılarak bu operasyonu yaptılar. Bu operasyonların tamamen siyasi bir tercih, siyasi hasımsızlığın sonucu olduğu herkes tarafından görülmektedir. Bugün Türkiye'yi yönetenler koskoca devleti kendi siyasi hesaplarının bir parçası haline getirmeye çalışmaktadır. Türk milleti adına karar verilmesi gereken adalet mekanizmasını kendi siyasi geleceklerini koruyacak bir araç gibi kullanmaktadırlar. Ama unutuyorlar. Adalet sarayları hiçbir siyasi partinin değildir. Mahkemeler hiçbir iktidarın değildir. Yargı hiçbir kişinin oyuncağı değildir. Yargı milletimiz adına karar vermelidir. Bizim mücadele tam olarak bunun içindir. Bugün Türkiye'nin gerçek gündemi mutfaktaki yangındır. Geçim sıkıntısıdır. Emeklinin feryadıdır. Asgari ücretlinin çaresizliğidir. Gençlerin umutsuzluğudur. Ama bütün bunları konuşmamak için yine hedef Cumhuriyet Halk Partili belediyedeki arkadaşlarımız, bürokratlarımız ve ilçede emek veren vatandaşlarımızdır. Yine operasyon yapmaktadırlar. Yine algı oluşturmaktadırlar. Yine kayyum sopasını sallamaktadırlar. Ortaya koydukları bir suç var mı? Bir delil var mı? Bir yolsuzluk bulabilen var mı? Yok. Bulamıyorlar. Eğer o sabah akşam ekranlarda anlatırlardı. Eğer olsaydı günlerdir manşetlerden düşürmezlerdi. Çünkü ortada bir suç yok. Bir delil yok. Ortada bir gerçek bir algı yönetimi var. Sadece mahalle dedikodusu var. Tek amaçları Cumhuriyet Halk Partisi'nin Iktidar yürüyüşünü engellemek, milletin değişim umudunu kırmak, halkın yükseleni susturmak bu millet baskıya teslim alınmaz. Bu millet korkutularak susturulmaz. Bu millet tehditle yönetilmez. Milyarlarca yolsuzluk dosyalarının üzerini örtenler, kamunun mallarını har vurup harman savuranlar milletin kaynaklarını kendi çevrelerine aktaranlar bugün belediye başkanlarımıza suç icat etmeye çalışmaktadır. Tutmaz, tutmadı, tutmayacak. Buradan adaleti, siyasetin kupası haline getirenlere sesleniyorum. Bu millet yıllardır yaşadığı adaletsizlikleri unutmadı. Ankapark'ı unutmadı. Seçim 1 milyon dolarlık israfı unutmadı. ‘Parsel parsel Ankara’ iddialarını unutmadı. O dosyalar suçlanmadan o gerçekler ortaya çıkmadan milletimizin vicdanında adalet duygusunu yeniden tesis edemezsiniz. Eski Adalet Bakanı'nın kendi şirketinden kendi yönettiği bakanlığa satış yaptığı iddialarının neden yargı önünde bir sorgulama yapmıyorsunuz. Neden o süreçlerde aynı hassasiyeti göstermiyorsunuz? Depremde insanlar enkaz altında can mücadelesi verirken Kızılay'ın çadırlarını satan ve ortaya çıkan kişileri neden kimse hesap sormadı? Neden sabahın köründe o kapılar çalınmadı, kişiler adliye koridorlarında görülmedi? Biz ayrıcalık istemiyoruz. Biz hukuk istiyoruz. Biz adalet istiyoruz. Biz eşitlik istiyoruz. Kim suç işlemişse yargılansın. Ama hukuk herkes için eşit uygulasın. Işte bizim talebimiz budur. Ama bugün yapılan şey hukuk değildir. Bugün yapılan şey siyasi operasyondur.







