Sındır, “Sözleşmeyi gizleyerek kamu zararını mı
örtüyorsunuz? Bugün sözleşme bedellerini niye azaltma ihtiyacı duyuyorsunuz?
Çok fahiş değerler üzerinden mi bu sözleşmeler yapıldı da şimdi kamu yararını
düşünüyoruz?” dedi.
“KAMU YARARI MI
SAĞLAYACAĞIZ, ZARAR MI ÇIKACAK ORTAYA
BELLİ DEĞİL”
Şehir hastanelerinin KÖİ (Kamu Özel İşbirliği) proje
sözleşme metinlerini göremediklerini ifade ederek sözlerine başlayan Sındır,
“Görmediğimiz sözleşmede, içeriğinin hangi değerler üzerinden yapılmış olduğunu
da bilmiyoruz. Döviz cinsinden mi, Türk lirası cinsinden mi, hangi öngörülerle,
hangi faiz, enflasyon, döviz kuru öngörüleriyle yapılmış bir sözleşme olduğunu
bilmiyoruz. Bilemediğimiz bir karanlık kuyunun içerisinde de ışığı görmeye
çalışıyoruz. Ve bir karar vereceğiz. Peki, vereceğimiz karar kamu yararına mı
olacak zararına mı? Bilemiyoruz çünkü sözleşmeyi göremiyoruz. Yani, buradan biz
kamu adına bir yarar mı sağlayacağız, yoksa ortaya zarar mı çıkacak, bunu
kestirebilmemiz mümkün değil. İktidara sesleniyorum sözleşmeyi gizleyerek kamu
zararını mı örtüyorsunuz?” dedi.
“BU SÖZLEŞMELER ÇOK FAHİŞ DEĞERLER ÜZERİNDEN Mİ YAPILDI”
Bugüne kadar imzalanan şehir hastaneleri sözleşmelerinde
hatalarını fark eden iktidarın değişiklik yapmak istediğini belirten Sındır,
“Gelecek nesillerin ekonomik refahını rehin altına alan Kamu Özel İşbirliği
projelerindeki ölçüsüzlüklere, hatalara, yanlışlara dur demek için adım
atılmaya çalışılıyor. Burada dikkatle ve ısrarla ve altını çizerek durmamız
gereken mesele, bu duruma nasıl gelindi? Sözleşme bedellerini niye azaltma
ihtiyacı duyuyorsunuz? Çok fahiş değerler üzerinden mi bu sözleşmeler yapıldı da
şimdi kamu yararını düşünüyoruz? Önümüzdeki süreç adına çok fahiş bedeller
ödeyeceğimizi mi gördük de kur değişimleri, artan faiz ve enflasyon oranları
karşısında çok yüksek bedeller üzerinden şirketlerin hastane işletmesiyle mi
karşı karşıyayız? Açıkçası bu konuda bir şey söyleyebilmek, karar verebilmek
için yeterli bilgiye sahip değiliz. Çünkü sözleşmeleri göremiyoruz. Milletin
vekilleri olarak bizler, milletimize karşı sorumluluğumuzun gereği olarak tüyü
bitmemiş yetimin hakkını korumak, kollamak, sormak görevimizi “ticari” sır
olarak milletimizden kaçırılan bu sözleşmeler nedeniyle üzülerek yerine
getiremiyoruz. Bu sözleşmeleri yapanların, yaptıranların, katkısı olanların,
yüce milletimize kanun önünde er veya geç hesap vermelerini mutlaka sağlayacağız.”
dedi.
“BU İKTİDAR DÖNEMİNDE
SAĞLIK SİSTEMİ CAN ÇEKİŞİR DURUMA GELMİŞTİR”
Şehir hastanelerinde hasta garantisi verilip verilmediğinin net bilgisine ulaşamadıklarını söyleyen Sındır, sözlerini şöyle tamamladı: “Bu projelerin yapım işi, esnek ihale yöntemlerinden birisi olan pazarlık usulü ihale ile özel şirketlere ve “ticari sır” adı altında bir sözleşmeyle veriliyor. Bu ihalelerin neredeyse tamamı pazarlık usulü. Kanun maddesinde de pazarlık usulü ihalenin nasıl yapılması gerektiğini düzenlediği halde sözleşmeler buna uygun mudur, değil midir bilmiyoruz. Bu şirketlere finansman gerekmesi konusunda kredi için hazine garantisi verildiği, ödeme güçlüğü çekerlerse borçlarını hazinenin üstleneceği, ayrıca şirketlere devlet tarafından vergi indirimleri, muafiyetler, SGK primlerinde indirimler ve benzeri çeşitli teşviklerin verileceği biliniyor. Bunlar da yetmez gibi, inşa edilen bu hastanelerin yirmi dört, yirmi beş yıl süreyle kiralanması ve hastaneyle birlikte otoparkın, kafeterya, restoran, otel ve benzeri ticari alanların işletmesinin de şirketler tarafından yapılacağı da ortada. Bugüne kadar yapılan iş ve işlemlerde kamu yararı olmadığını düşünüyoruz. Bu iktidar döneminde sağlık sistemi can çekişir duruma gelmiştir.”









