Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanmasının (FETÖ/PDY) kanlı ve alçak darbe girişimini araştırmak için kurulan komisyonun Ak Partili Başkan Vekili Manisa Milletvekili Prof. Dr. Selçuk Özdağ, İzmir Medya Platformunun konuğu olduğu toplantıda, FETÖ’nün bilinmeyenlerini anlattı.Prof. Dr. Özdağ, hain terör örgütünün kuruluşundan bugüne kadar adım adım gelişimini, gizemli noktalarını, terör elebaşı Fetullah Gülen’in Papa ile görüşmesini, o1971 yılında MİT Müsteşarı ve Vehbi Koç ile yaptığı gizli toplantıyı ve birçok bilinmeyen ayrıntıyı gazetecilerle paylaştı.Bu yapıyı çok iyi tanıdığını, Darbe Araştırma Komisyonunda da adeta bir araştırma görevlisi gibi bilgi ve belge toplayan biri olarak en çok çalışan üyelerden birisi olduğunu ifade eden Özdağ’ın o tarihi konuşmasının satırbaşları şöyle:Bu Fetullah Gülen hareketinin 3 tane önemli anı var. Bir tanesi 1971 yılında; Vehbi Koç’un evinde, MİT müsteşarı Fuat Doğu Paşa ile Yaşar Tunagöl ve Fetullah Gülen’in sohbetleri var. Kendisi 29 yaşında o zamanlar Vehbi Koç ile MİT müsteşarıyla dost… Bunu sordum, ‘Bu yapıyı izlemediniz mi?’ dedim. ‘İzledik’ dedi. ‘İzlediyseniz bu darbe niye?’ dedim. Sonra ‘Fetullah Gülen’i izlediyseniz, MİT müsteşarınız bununla görüştüyse neden bu yapıyı kontrol edemediniz? Siyasete haber veremediniz?’ dedim. Dedi ki ‘Kontrol edemediğimiz yapıları zaman zaman yakınlaşarak, dokunarak kontrol ederiz biz’.Eski Mit Müsteşarı, ilk sivil müsteşar Emre Taner beyin sözleri tutanaklarda var. Zaman zaman MİT’in böyle bir taktiği olurmuş. İkincisi Fetullah Gülen’in 1980’de benim de cezaevinde olduğum 12 Eylül fırtınasına yakalandığımız dönemde, Isparta’da yakalanması fakat arka bahçeden bırakılmasıdır. Özal bıraktı diye bir dedikodunun yayılmıştı. Ki o zaman Özal müsteşar ve müsteşarın askerlerinin darbe yaptığı bir dönemde gücü yetmez böyle şeylere. Sonra aranıyormuş gibi yapılması ve aranmaması Türkiye’de gezmesi, 1999’da da yurtdışına gitmesi… ECEVİT AFFINDA FETÖ DEVREYE GİRMİŞFetullah Gülen, 1974 yılında Ecevit affına maruz kalıyor, yargılanıyor ve o noktada ceza alıyor. Fakat affa uğradığı için içeriye girmiyor. Daha sonra 1999 affı geliyor, bu aftan önce adli suçlar faydalanıyor. Fakat o zaman da bu örgütün devreye girdiğini görüyoruz. Affın alanını genişletiyorlar başkaları da devreye giriyor ve 17 Mart’ta af çıkıyor. Fetullah Gülen aklanıyor 21 Mart’ta da yurt dışına gidiyor. Abdullah Öcalan teslim ediliyor, Fetullah Gülen ABD’ye götürülüyor. Giderken Fetullah Gülen sahte pasaport alıyor. Daha önce 1997’de zaten bir kez Amerika’ya gitmiş vaziyette… Ondan sonra 1998’de Papa ile görüşmek istiyor, aracılar var henüz o önemli ismi açıklamadım. Vatikan’dan yazı gelsin ondan sonra inşallah açıklayacağız. Ancak daha önce ABD’ye gitmiş olmasına rağmen 1999 yılında giderken sahte pasaportla gidiyor. DİYANET’TEN İSTEDİĞİ BELGELER VERİLİYORGiderken pasaportu sahte… Diyanet İşleri Başkanlığından 1987 yılında istifa ediyor. 9 sene özel bir şirkette işçi olarak çalışıyor ancak yurt dışına giderken Diyanet İşleri Başkanlığından bir yazı geliyor. ‘Emekli vaizimizdir’ diye; oysaki değil. Fakat işçi olduğu için maaşı yüksek, bunun fark edilmesi üzerine de Diyanet bir yazı daha yazıyor. Bu maaşı alanlar yeşil pasaportu alıyor, Diyanet de ‘bu kişi yeşil pasaport almalıdır’ diye yazı yazıyor.1996’nın sonu ve Gülen yeşil pasaport alıyor. Pasaporttan sonraki hikaye şöyle; giderken Amerika’ya Hacettepe Üniversitesinden rapor alıyor. ‘Türkiye’de tedavisi mümkün değildir Amerika’da tedavisi mümkündür’ diye. Burada örgüt tabanına bir mesaj veriyor. ‘Amerika’ya değil tedaviye gidiyorum’ diye… Halbuki daha önce Amerika’ya zaten gitmiş yine gidebilir. Ama müritlerine ‘Sizi satmıyorum ben emperyalistlerin kucağına gitmiyorum, tedaviye gidiyorum’ mesajı veriyor. 25 KİŞİLİK BUSSİNES CLASS’IN 3 ÖZEL YOLCUSUAmerikaya giderken Businnes Class’ta gidiyor. 3 kişi gidiyorlar. 25 kişilik bussines class kapatılmış sadece 3 kişi burada yolculuk yapıyor. Uçağa da geç geliyorlar ve pilottan özür diliyor. Pilot hala hayata yaşlı şimdi. ‘Şaşırdım’ diyor. Uçak dolu ama bussines class’ı kapatmışlar. Pilot yanına çağırıyor gelmiyor, sonra havadayken uçağı yedek pilota verip, yanına gidiyor. Hocam Amerika’ya gidiyorsunuz, orada kalacak mısınız, diyor. Kalacağız, düşünüyoruz deyince, ‘Hocam kalırsanız Amerika çok tehlikeli bir yer limon gibi sıkar atar, kalmayın orada’ diyor. Fetullah Gülen de ‘bilmiyor musun sen Amerika dünyanın patronudur’ diyor. Bu sözlerinden anlıyoruz ki daha giderken, kalmak niyetiyle oraya gidiyor. Giderken çok ilginç bir şey söyleyeyim. Kendisine koruma veriliyor. Başbakan Ecevit Saadetin Tantan imzalı Yahya Gür imzalı bir koruma veriliyor. Yurt dışına giderken de bir koruma polisi veriliyor kendisine. Ben milletvekiliyim, milletvekili koruma polisi ile dışarı çıkamaz. Başbakan ve cumhurbaşkanı ancak yurt dışına silahlı korumasını götürebilir o da mutlaka karşılıklı o ülkeyle anlaşma yapılarak mümkün olabiliyor.Ama Fetullah Gülen’e koruma veriliyor. Gittikten sonra da 4 ay kadar maaşını Türkiye Cumhuriyeti devleti veriyor. Sonra tespit ediliyor bu sefer ABD, Fetullah Gülen’in kanun gereği masraflarını biz karşılıyoruz, diyor. Daha geçenlerde işçi emeklisi olarak kabul edildi. Yani 17/25 Aralık’tan sonra dahi uyumuş bir Türkiye… Daha önemli bir şey söyleyeyim; vaizlikten emekliye ayrılmıyor. İşçi olarak emekliye ayrılıyor. Fakat 2003 yılında bir şikayet oluyor, abisine ait bir matbaanın olduğu, fakat Fetullah Gülen’in orada çalışmadığı, redaktörlük yapamayacağı, öyle bir şeyin olmadığı, matbaanın da aktif olmadığı tespit edildiği Fetullah Gülen’in buradan emekli olamayacağı tespit ediliyor. 2003 yılında ben dilekçe yazılıncaya kadar bu böyle gidiyor. O şikayet dilekçelerinin tamamını da ben yazdım arkadaşlar. Ecevit’le, Papa’yla gizli görüşmeler, pasaport olayı, koruma olayı bir de maaş olayı, bütün bunların dilekçelerini ben yazdım. Bunların hepsini bir gazeteci gibi araştırdım. Komisyonun da en çalışkan, en aktif üyelerinden birisi olmanın bahtiyarlığını yaşıyorum. Tarihe not düştüm, görevimi layıkıyla yapmaya çalıştım. İşte bu çalışmaların sonucu şimdi geriye dönük 10 yıl boyuncu haksız olarak aldığı emekli maaşlarını geri isteyebiliyorsunuz. 2006-2016 yılları arasında ödenen maaşlar geriye alınacak. ‘150 bin lirayı iade et’ dediler kendisine... DEVLET USÜLSUZLUĞU TESPİT EDİYOR AMA İŞLEM YAPMIYORBu arada da nedense devletin yetkilileri usulsüzlüğü tespit etmiş olmalarına rağmen işlem yapılmamış. Fetullah Gülen hemen hemen elemanlarıyla beraber yargıdaki, askeriyedeki, medyadaki ve sermayadeki elemanlarıyla Türkiye’nin her yerini bir ağ gibi örmüş. TÜRK SOLU’NU YÖNETEN FETÖ’CÜBu Türk Solü Genel Yayın Yönetmeni onu da ben tespit ettim; adı Fırat Gökçe… Şimdi abi olarak yakalandı, onların abisiymiş. Nasıl tespit ettim; Büyük Birlik Partisinin Genel Başkan Yardımcısıydım. Muhsin Başkan öldükten sonra bir davetle Ak Partiye katıldım. Ben Sayın Arınç’ın ve Sayın Erdoğan’ın teveccühüyle Ak Parti’ye geldim.Sözünü ettiğim Türk Solu dergisi bir ara bir sayı çıkardı: Ey Türk, Kürt’le evlenme, evlendiysen boşan! Kürt’ten alışveriş yapma! Böyle bir çağrı yapıyor. Ya dedim adı Türk bu dergini, adı Türk olan bir dergi böyle yapmaz. Sol desen, o da biraz sınıfsız toplum ister. Irkçılığı kabul etmez. Bu dergide bir gariplik var bir araştıralım bakalım dedim. Sonra dergiye de bir yazı yazdım; Türk nedir, Kürt nedir, ırkçılık suçtur vs. vs… Mektup geri geldi bana. Bu olay 2007 yılının başlarında oluyor. Mektup bana geri dönünce emniyetle görüşmeler yaptım, böyle bir adres olmadığını bu derginin illegal olarak basıldığı ortaya çıktı. Emniyettekiler, derginin yazarlarını da bilmediklerini söylediler. MUHAMMET ÇETİN’İN ODASINDA SIR GÖRÜŞMEAnladım ki bu bir provakasyon… Milletvekili olduktan sonra bu Fetullah Gülen’in iki milletvekili vardır. Fetullah Gülen’in kırılma noktalarından biride 2011 yılıdır. 50 milletvekili isteği var Ak Partiden, ancak onlardan sadece 2 kişi vekil oldu. Biri İzmir milletvekili İlhan İşbilen birisi de Muhammet Çetin, İstanbul milletvekili… Fetullah Gülen’in önemli adamlarından...Bir gün mecliste bu 17/25 Aralık olmuş yavaş yavaş bu FETÖ vekilleri istifa edecek. Hatta Muhammet Çetin ‘biz mezara kadar değil pazara kadar’ falan gibi konuşunca bir gün, ben ‘sen hemen istifa et, Ak Parti içinde bulunma’ dedim.Çünkü ben İzmir’de sert bir konuşma yapmıştım ve onlar bana tepki göstermişlerdi. İşte bütün bu olaylardan sonra birgün Türk Solu Genel Yayın Yönetmeni Fırat Gökçe’nin konuşma yaptığım meclise girdiğini gördüm. ‘Ne geziyor acaba, kime gidiyor’ diye merak ederek, peşine düştüm. Baktım Muhammet Çetin’in odasına girdi. Allah Allah… ne işleri olur ki diye düşündüm. Ben de hemen Muhammet Çetin’in odasına daldım. Çetin’e ‘vekilim nasılsın iyi misin dedim ve Fırat Gökçe’ye dönerek ‘sizi bir yerden tanıyorum’ Fırat Gökçe değil misiniz?” dedim. Bozuldu, ‘yok benzetiyorsunuzdur’ falan dedi. Durumu anladım, ‘siz sohbet ediyorsunuz, tamam’ diyerek odadan çıktım. HAK YEMEKTEN ZERRE ÇEKİNMEYEN MOLLA!Anlayacağınız bunlar her yeri ele geçirmişler. Muhsin Yazıcıoğlu ölüyor, Türk Solu ‘iyi bilmezdik’ diyor. Recep Tayyip Erdoğan sayısı çıkarıyorlar, boynunda bir kement ‘tam asılacak adamsın’ diyor. Türkiye’de Cumhuriyet mitingleri yapılıyor, ‘ordu göreve’ diye pankartlar açıyor, olayları provoke ediyorlar. Konu Fetullah Gülen’e gelince ise ‘örümcek ağını örüyor’ diye yazıyorlar. Dünyadaki tüm istihbaratlar bir yandan kapalı yaparken bir yandan açık istihbarat yaparlar. Aslında darbe geliyorum demiş ama bizim emniyet, bizim jandarma, bizim MİT uyumuş. Bunların sosyal medyaları, dergileri, gazeteleri açık ve net olarak darbeyi mesaj vermiş ama bizimkiler görmüyor, bu da çok ilginç… Fetullah Gülen, burada da sahte bir maaş alarak emekliye ayrılıyor. Emekliliği de sahte… ‘Mollayım’ diyor. Geçen yıl birini dinledim, yurt dışında imamlık falan yapmış, adam diyor ki Gülen molla… Hem de büyük molladır diyor. Ben de diyorum ki nasıl bir molladır; soru çaldırıp kul hakkı yediriyor. Askeriyenin sorularını çaldırıyor, polis akademilerinin üniversite sınavlarının sorularını çaldırıyor; kendi elemanlarını üste çıkarıyor, diğer zeki çocuklar bile aşağıda kalıyor. Aynı zamanda böyle bir molla sahte bir pasaport alıyor, böyle bir molla Amerika’ya gidiyor. ‘Hasbinallahi ve nimel vekil’ ayeti kerimesine inanmıyor, ‘Amerika dünyanın patronudur bilmiyor musun’ diye konuşuyor.Bunlar açık söyleyeyim hepsi yüz kızartıcı suçlar. Bu kendisine ve cemaatine zarar verdiği gibi zaten darbeyle meşrutiyetini yitirdi hem Türkiye’de hem dünyada yitirdi ama aynı zamanda da İslam’a zarar verdi. Türkiye’deki cemaat algısına zarar verdi. ‘Bütün cemaatler böyle’ algısını oluşturdu. İHANET HEDEFLERİ İLK GÜNDEN BERİ VARBu yapı 50 yıllık bir yapı... Biz şunu araştırdık; acaba baştan mı bu yapı dışarıdan bağlantılı yoksa Amerika’ya gittiği 1999’dan sonra mı birileri kendisine çengel atılmış. “Gel işte bak Türkiye’de rahat edemiyorsun, Türkiye’de sizi sürekli yargılıyorlar, Türkiye’de demokrasiyi oluşturmak zor, gel Amerika’yla beraber ol’ mu dediler diye baktık. Yok; bu Fetullah Gülen başlangıçtan beri görevli bir şahıs. GÜLEN’İN ÜZEYİR GARİH VE İSAK ALATON DOSTLUĞUÜzeyir Garih’le çok samimi. Üzeyir Garih’le ve İshak Alaton, bu yapıya çok destek veriyorlar. İkisi de Yahudi vatandaşlarımız. Üzeyir Garih bu yapıya çok daha fazla yardım ediyor. Kasım Gülek’le 1980’li yıllarda tanışıyorlar sonra yurt dışına giderken de Kasım Gülek buna referans oluyor. Referans olunca da Amerika’da olmasını sağlıyor. Kasım Gülek’in bir vasiyeti var, ‘cenazemi Fetullah Gülen kıldırsın’ diyor. Geçenlerde bir tv programında bunları söylediğimde kızı Nilüfer Gülek, programa bağlanmak istedi, bağlanamadı. Sonra not yazdı ‘Babamın böyle bir vasiyeti yok, Gülen ısrar ederek kıldırdı’ diye… Ben de o vasiyeti bize gönderin, biz inceleyelim. Eğer böyle bir şey yoksa sizden ve ailenizden özür dileyeyim, dedim. Ama gerçek şu ki Gülen bu cenaze namazını kıldırmıştır, yayınları vardır, kayıtlar devlettedir. Fetullah Gülen baştan itibaren bir projedir, zekidir. GÜLEN; ERMENİ DEĞİL!Aile hayatı ile ilgili bir şey görmedik. Nüfusunda iddia edildiği gibi Ermeni kardeşlerimizi, Rum kardeşlerimizi izam etmek adına demiyorum, onların hepsi bizim vatandaşlarımız. Irk ayrımı yaparak siyaset yapmak evrensel suçtur. Ama birileri ‘kendisinin annesi şudur, babası şudur’ diye bir şey ortaya atıyor. Biz nüfus kütüklerine sahip olduk, inceledik; öyle bir şey yok. Bir Türkmen ailesinden geliyor. İlkokul mezunu, okumuyor, İzmir’e gelişi de bir proje… Buradan daha sonra Manisa’ya sürgün gidiyor. Ben 1976 yılında kendisiyle aynı mahallede olma münasebetiyle tanışmıştım. Sonra 1976-77 yılları arasında 1 yıl akıl hastanesinde yattı. Bu evrakları temin etmek istedik, bu evraklar yakılmış bunlar yok. İlginç bir şekilde pasaport evrakları duruyor, emeklilik evrakları duruyor, yeşil pasaport evrakları duruyor, koruma polisi evrakları duruyor, ama akıl hastanesinde kaldığına dair evraklar yok ediliş.Şimdi burada son söz olarak şunu söyleyelim; CHP’li arkadaşlarımız daha çok 2004 yılına atıfta bulunuyor, Ak Partili yıllarda bunlar palazlandı bu yapı diyorlar. DARBE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AK PARTİ MİLLETVEKİLİ SELÇUK ÖZDAĞ’IN FETÖ’NÜN BİLİNMEYENLERİ İLE İLGİLİ AÇIKLAMALARI DEVAM EDECEK….
Genel
Yayınlanma: 28 Aralık 2016 - 12:35
FETÖ'NÜN BİLİNMEYENLERİ!
Gülen, 1971’de Vehbi Koç ve MİT Müsteşarı ile ne görüştü
Genel
28 Aralık 2016 - 12:35









