İsmail Küçükkaya: Ben İstanbul'da yaşayan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım. 31 Mart'ta oyumu kullandım, bir hata yapmadım. Herhangi bir ihmal ve kusurum yok. İstanbul seçiminin iptali gibi bir durumla karşı karşıya kaldım. Tabi ki 23 Haziran'da oyumu kullanmaya gideceğim. Biz bu seçime neden gidiyoruz?
Binali Yıldırım: Doğru siz 8.5 milyon İstanbullu gibi oy verdiniz. Dolayısıyla sizin bir kabahatiniz yok. Sizin oylarınız sayılırken bir takım garip işler oldu, acayip işler oldu, şaibe karıştı. Nitekim YSK da bütün bu durumu değerlendirerek, bu seçimin sahibi olması sıfatıyla yenilenmesine karar verdi. Bizim tercihimiz seçimin yenilenmemesiydi. Bunun için de çok çabaladık ancak CHP bu konuda bize yardımcı olmadı ve yenilenme yönündeki talebimizi kabul etmediler, reddi yönünde karar aldırdılar. Dolayısıyla seçime gitmek mecburiyetinde kaldık. Keşke oyların tamamı sayılabilseydi, o zaman hiç kimsenin kafasında bir tereddüt bir şüphe kalmayacaktı. Ve bu şekilde de bir daha İstanbulluları 23 Haziran için yormayacaktık. Onların planlarını, yapacaklarını, hedeflerini değiştirmek zorunda kalmayacaktık. Aynen iddialıyım çünkü bu seçimde oylar çalındı. Ne demek istiyorum? Oylar sayıldı, sayılmaya başlandı, yüzde 10'u sayıldı. 29 binlerden13 bin 729'a düştü, artısı eksisi çıkarıldıktan sonra. Bu da gösteriyor ki geriye kalan yüzde 90 sayılsa bu seçimin sonucunun değişeceği aşikar. Onun için İsmail bey biz oyların tekrar sayılmasını çok istedik ve bu konuda da maalesef dirençle karşılaştığımız için saydıramadık. Onu bulacak olan YSK'dır, seçimi yapan yetkililerdir. Şöyle bir örnekle çalmanın ne anlama geldiğini söyleyeyim. Siz yolda yürüyorsunuz, birisi cüzdanınızı çekti. Polise gidiyorsunuz, ne dersiniz, cüzdanım çalındı dersiniz değil mi? Şunu demezsiniz, benim cüzdanım yer değiştirdi demezsiniz. Oyların yer değiştirmesi de çalınmasıyla aynı anlamı taşır. Benim oyum, Binali Yıldırım'ın oyu CHP adayına yazılıyorsa veya bir başka adaya yazılıyorsa bu çalınmadır. Bunun başka bir izahı yok. Ve nitekim sayımlarda da bu ortaya çıktı, YSK da bütün bu delilleri dikkate alarak bu seçimlerin yenilenmesine karar verdi.
Ekrem İmamoğlu: Öncelikle şuradan başlayalım. YSK’nın verdiği bir kararı, oyların tekrar sayılmasını istedik ama CHP istemedi tamamen yanlış bir yorum. 31 Mart gecesinde öncelikle ne oldu? Yaklaşık 1 saat olmadı ki. Televizyon kanalların bir kısmı yüzde ve yasakları çiğneyerek bir süreç başlattı. Anadolu Ajansı veri almayarak yayın yaptı. Bu 12 saat sürdü. Oyların kafa kafaya geldiği anda nasıl olduysa sayın yıldırım kazandım diye açıklama yaptı. Tam saat 23.25de açıklama yapıldı. Ne tesadüf AA veri kesti. 29 bin değil 24 bin 057 ilk tutanak sayısı. Oy sayımının birkaç aşaması var. 24 bin ile başlayan süreç gün içinde 19 bin küsüre indi.
İsmail Küçükkaya: YSK'nın kararı verildi biz semen olarak bir zarfın içine 4 pusula attık, Siz de hep aynı şeyi söylediniz Nasıl olurdu aynı zarfın içindeki 3 pusula geçerli sayılır, bir opusula geçerli sayılmaz dediniz.
Ekrem İmamoğlu: Anadolu Ajansı’nın yetkileriyle görüştüm. Sayı 13 888’e indi. Bu 13029 indi. YSK bir karar verdi. İlçe belediyesi başkanlığı seçimi bu? Nedir bu. İstanbul Büyükşehir Başkanlığı? Bundan bir örnek vereceğim. Şu 20 liranın 5 lirası sahte,b buna kimse inanmaz. 31 Mart seçimin sonuçları sabittir. Anamızın ak sütü gibi helaldir. Bu çaldılar lafı olmaz. Bunu kime söylüyorsunuz? CHP üyelerine sandık kurulu başkanlarına mı? YSK’nın raporunda çaldılar ibaresi yok. Kime söylüyorsunuz?
Şu zarf, 4 oy var burada. Oyları çıkarıyoruz. Muhtarlık seçimi aynı zarfta, ilçe belediyesi meclis üyesi seçimi, pırıl pırıl, ilçe belediye başkanlığı seçimi, 25'i AK Parti kazandı. Bu da pırıl pırıl. Şaibesi Büyükşehir Belediye Başkanlığına dokunuyor. Yani şu 20 TL. Diyorsun ki, 'Senin 20 TL'nin 5 TL'si sahte' Buna hiç kimse inanmaz. Bu süreçte çaldılar, kime? Ben de bilmiyorum olmaz. Bu çaldılar lafı olmaz. Kime söylüyorsunuz? AK Partili sandıkta görev alan kardeşlerime mi söylüyorsunuz? İYİ Parti CHP'lilere mi söylüyorsunuz? Mektupta çaldılar diye bir tarif yok. Meydanlarda, caminin önünde çaldılar sözü var.
Binali Yıldırım: Olayları çarpıtmanın gereği yok.Çok açık konuşalım. 29 bin 13 bin 729'a indi mi Ekrem Bey? Aradaki fark nihai fark. Nihai fark 13 bin 729. Başlangıçta ne kadardı? Ekrem Bey'in açıkladığı 29 bin küsür... Kaldı ki Ekrem Bey ilk açıklamasını akşam dokuzda yaptı. Biz yüzde 54'üz rakibimiz yüzde 44, dokuz puan öndeyiz diye ilk açıklamayı kendi yaptı.
İlk açıklamam 11.25'tir. 11.25'te de eldeki bilgilere göre biz seçimi kazandık dedik. Sayı da vermedik. Hayır hata değildi. O gün eldeki bilgilere göre, bizim hesaplarımıza, kalan miktarlar da hesap edildi ve kazandığımız ortaya çıktı. Orada bir hata yok. Anadolu Ajansı niye yayını kesti kesmedi, o benim işim değil.
İsmail Küçükkaya: 31 Mart'ta seçim bitti YSK bir karar verdi. Yeni bir seçime gidiyoruz. Bu seçim neyin seçimi? Biz İstanbul seçimine mi gidiyoruz? Yoksa bu seçimin manası ne sizin açınızdan. İki kampanya yapmış oldunuz, 6 aylık bir kampanya yapmış oldunuz. Kampanyanızda bazı değişiklikler var. Sayın Cumhurbaşkanı, Sayın AK Parti Genel Başkanı Erdoğan geri planda kalmış gözüküyor.
Binali Yıldırım: Biz elimizdeki verilere göre konuşuyoruz. Bizim orada müşahitlerimiz var. Elimizde mazbatalar var. Mazbatalar işleniyor. Ve ona göre genel merkezimizden biz teyit de ediyoruz. Gelelim şu dört pusula meselesine. Bu da tamamen bir aldatmacadır. Ben şunu soruyorum. Dört ayrı pusula var ama itiraz edilen büyükşehir belediye başkanlığı oyu. İlçeler için de itiraz var mı? Var. Maltepe için MHP, Büyükçekmece için AK Parti, Sancaktepe için de CHP. CHP niye Sancaktepe'ye itiraz etti, tamamını saydırdı?
Demek ki orada bir şüphesi var. Yani itiraz olan oy pusulası sayılır. Bu bu kadar basit iştir. Yani bunu dört pusulanın üçü temiz biri niye çalındı gibi işi çarpıtmanın bir anlamı yok kardeşim. Sayım ayrı yapılıyor. Zarf aynı ama ayrı ayrı sayılıyor. Zarf bir oylar ayrı sayılıyor, tutanaklara da ayrı geçiyor. Bir tek pusulada bütün oylar yok. Biz buna itiraz ediyor.
İsmail Küçükkaya: Sayın Ekrem İmamoğlu yeni seçimi anlatmanızı isteyeceğim. Sayın Yıldırım oylar yeniden sayılsaydı sonuç değişir diye, bundan da başlayabilirisiniz.
Binali Yıldırım: Bir kere Ekrem bey şunu
söyledi. Biz oyların yeniden sayımına itiraz etmedik dedi. Bu kocaman bir
yalan. Elimizde il seçim kuruluna CHP'nin müracaatı var gece saat 10'da. Beş
dakika içinde aldığı ret kararı var. Aynı zamanda biz YSK'ya da bunu götürdük.
Dolayısıyla YSK da il bizden daha iyi bilir diyerek ret kararına uydu. Sadece
şunu söyledi, başlayan sayımlar varsa ilçelerde onlar devam etsin. Yoksa
tamamının sayımını asla kabul etmedi CHP. Bunun altını çizerek söylüyorum.
Tamamı sayılsaydı ne olacaktı? Sonuç değişecekti. Çünkü biz bunu Maltepe'de
gördük. Maltepe'de tamamı sayıldı. Ekrem beyin kazandığı oylar, bizim
kazandığımız oylar, aradaki fark 808 oy 1080 sandıkta. Bunu 39 ilçeye yayın,
sonuç ortaya çıkıyor. Açık ara seçim bizim lehimize olacaktı.
Velev ki Ekrem beyin lehine olsun. Bizim istediğimiz, ortadaki şüpheler, şaibeler, yolsuzluklar, özensizlikler kalksın ve bir daha bu seçim tekrarlanmasın. Biz bunu istedik. İstanbul halkını düşünerek bunu istedik. Maalesef bu konuda beklediğimiz anlayışı görmedik.
Şimdi 23 Haziran'a gidiyoruz. Bir hafta süremiz var. Söylemlerimde benim hiçbir değişiklik yok. Baştan beri ben İstanbul'u konuşuyorum. İstanbul'u anlatıyorum.
İsmail Küçükkaya: Ben 31 Mart'ta oyumu kullandım.
Diyelim ben oyumu Binali Yıldırım'a verdim veya sandığa gitmedim. Soru şu, ben
neden Ekrem İmamoğlu'na oy vereyim?
Ekrem İmmaoğlu: Bakın 31 Mart akşamını geçelim dedi sayın Yıldırım,
geçemeyiz. Çok mühimdir, çarpıcıdır. AA'nın veri girişimi, sayın Yıldırım'ın
kazandık demesi, daha sonra il başkanının sayı vermesi. Tam o saatlerde bütün
İstanbul gönül belediyesi kazandı diye afişler astı. Biz tutanaklarımızı alıp
merkezimize getirmeseydik, onlarca insan o mücadeleyi vermeseydi bu iş
biterdi. Gönülden söylüyorum o işte yüz binlerce görev yapan insanın hakkı
vardır. Maddi hatalar olur, düzeltilir, karar verilirse, geçersiz oylar
sayılır. Yeniden oyların sayılması diye bir şey yok. YSK'nin böyle bir refleksi
yok, içtihatı yok. Bu süreç bir kurgudur. AA Genel Müdürüyle görüşmedim demek,
ben inanmıyorum. AA yanlış yapmıştır, insanları yanıltmıştır demek verilmesi
gereken hesaptır. Gönül belediyeciliği afişleri İstanbul'da niye yaygınlaştı.
23 Haziran'da biz AK Parti'ye diğer partilere oy vermiş olsun, herkes için biz
kul hakkı yiyenlere mücadele veriyoruz. Aynı zamanda İstanbul, normalleşme,
güle ryüzle kucaklaşma, temiz bir yönetim mücadelesi, kibirden arınmış, ben
bilirim anlayışı değil. Biz 23 Haziran'da herkesin oyuna talibiz. Biz AK
Partili kardeşlerimizden oy istiyoruz.
İsmail Küçükkaya: Ben diyelim İmamoğlu'na oy verdim.
Ben neden Binali Yıldırım'a oy vereyim efendim buyrun.
Binali Yıldırım: İthamlar var. Kul hakkı yemek, kibir abidesi
olmak. Bunlar kimi adresliyor. Bu seçime beraber girdik. Biz açıkça bir seçim
sonrası yaşanan olayları bir hukuk mücadelesini vererek hakkımızı aradık. Bu
başka yerlerde de oldu. Biz çok istemedik tekrarlanmasını. Bu CHP'nin tamamımın
sayılmasına direnmeseydi bu seçim tekrarlanmayacak. Biz bunu yüzde 10'unun
sayımından aradaki farkı görünce rahatlıkla söylüyorum. Biz birbirimize yakın
oy aldık. Aradaki fark 13 bin 729'dur. Rakamları birbirine karıştırmaya lüzum
yok. Hal böyleyken birbirimize yakın oy almışız, niye benim lehime oylar
kazanılıyor da Ekrem Bey'in ki kazanmıyor. Ben 10 kazanıyorum Ekrem Bey 2 kazanıyor.
Bu dürüst bir seçim mi? Ben AA'yla görüşmedim. Görüşseydim görüştüm derim.
Benim en tahammül edemeyeceğim şey yalan konuşmak.
İsmail Küçükkaya: Niye kesilmiş olabilir efendim yayın akışı
Binali Yıldırım: Ben ne bileyim. Biz elimizdeki sayıları işleyerek
açıklamasını yaptık. Onun sebebi araştırılır bulunur ayrı konu. Benim
bakanlarla görüşmem, bir algı oluşturulmaya çalışıyor. Ben Bakanlarla her zaman
görüşürüm.
İsmail küçükkaya: Sizin vaatleriniz var doğalgaz
indirimi, dar gelirli ailelere indirim, İSPARK indirimi. Rakibinizin de 18
günlük başkanlığı var. O tarihte başlattığı su indirimi gibi. Hem
vaatlerinizden bahsederken şöyle eleştiri geliyor. AK Parti 25 yıldır, çeyrek
asırdır İstanbul'un belediyesini yönetiyor. Neden bugüne kadar yapılamadı
deniyor. Nasıl yanıtlarsınız?
Binali Yıldırım: 25 yıldır AK Parti belediyeciliği İstanbul'a çok şey
kazandırdı. 94'te kişi başına 14 litre su veriliyordu şimdi 101 litre su
veriliyor. Istranca'dan sayın Cumhurbaşkanımızın belediye başkanımızın
döneminde İstanbul'a su getirildi. Melen'den, Sakarya'dan su getirildi. Öyle
olduğu için gelecek 40 yılın suyu var. Arıtma şu anda yüzde 99,5. Yeşil alan
İstanbul'da 10 milyon metrekareden 60 milyon metrekare şu anda. 1500 otobüsü
vardı şu anda 6 bin 500 otobüsü var. Şu anda 376 kilometre metro var. Bu sene
sonu açılacaklarla birlikte.
İsmail Küçükkaya: Mesela Ekrem İmamoğlu'nun söz verdiği indirimler vardı ya.
Önce karşı çıkıldı.
Binali Yıldırım: Su indirimi bizim vaadimizde de var. Nitekim AK Parti
grubunun önerisiyle ortaya çıktı. Ekrem Bey'in indirim tarzıyla değil bizim
tarzımızla kabul edildi.
İsmail Küçükkaya: Siz 18 gün boyunca İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı
yaptınız. Birtakım uygulamalarınız oldu, şeffaf yönetim, su indirim gibi. Bu 18
gün ne oldu?
Ekrem İmamoğlu: Binali Yıldırım'ın yalan konuşmasına programa saygım
gereği müdahale etmedim. Ben yalan konuşmam. 23 Haziran sürecine dair verdiğim
sayılar tamamen belge üzerindendir. Birleştirme tutanağından veriyorum. 6
ilçede yapılan, kiminin sandık bölgeleri belli. Oluşan fark 469. Yani artısı,
eksisiyle. Sayın Yıldırım'ın anına pozitif fark budur. Esas fark geçersiz
oylardandır. Yanlış kampanya yönettiniz. Kampanyada ampüle bas dediniz. Biz 18
günde vaadettiklerimizi tek tek yerine getirdik. Bizim birçok projemiz
kopyalanıyor. Biz açıkladığımızda ulaşım indirimini parayı nereden
bulacaksınız dediler. 25 yıldır yaptıkları, elbette yapacaksınız. 25 yıl.
Sayın Cumhurbaşkanı belediye başkan oldu. İyi de bir dönem geçirdiler o
zaman. Bunları inkar etmenin anlamı yok. Su indirimi, ulaşım indirimi bizim
önerimiz. Biz taahhüt ettik, yerine getirdik. Bence alkışlasalardı, daha
makbuldü. Ama kopyada çekseler, zaten öyle olmalıdır.
Ekrem İmamoğlu: (Binali Yıldırım'a sorulan soru) Anadolu Ajansı o akşam yaptıkları sizin için ne ifade ediyordu? 12 saat veri verilmesi. Bunun cevabı benim için çok önemli. İptal edilen ve yenilenen seçim üzerinden soru soruyorum. Bakanlarla yaptığınız görüşmeleri çok normal ve doğal karşılarken AA ile hiç görüşmediğinizi ifade ediyorsunuz. Sokakların gece 2-3 civarında “Gönül Belediyeciliği” kazandı bilbordlarını nasıl karşılıyorusunuz. Son olarak YSK’nın karıyla oylar çalındı diyerek kimi ithaf ediyorsunuz?
Binali Yıldırım: Bunu AA açıklamalı. Normal bir
şey değil, kabul ediliyorum ama bunu ben değil AA açıklanmalı. 25 tane AK Parti
kazanmış İstanbul'da. Büyükşehir Belediye Başkanı meclis üyelerinin 180
tanesini kazanmış. Millet İttifakı 130 tane kazanmış. Seçimi kaybettik mi
diyecektik? Ayrıca büyükşehir belediyesinde 50 fazla meclis üyesi kazanmışız.
Anlamakta zorlanıyorum.
Herhalde anlatamadık arkadaşa, Ekrem Bey'e. 39 belediyenin 25'ini AK Parti,
nüfusun yüzde 65'ini teşkil ediyor, kazanmışız. 310 üyeliğin 180'ini kazanmış.
Çoğunluk Cumhur İttiakı'nın. Sonuç buyken kaybettik mi diyecektik. O afişler
partimiz tarafından asıldı. Nitekim bir iki gün sonra onlar da astılar. Daha
YSK kararı verilmemişti.
Binali Yıldırım: (Ekrem İmamoğlu'na sorulan
soru) Ekrem Bey, siz gelir gelmez Büyükşehir'in bütün veri tabanını kopyalama
talimatını neden verdiniz. Neden böyle bir şeye ihtiyaç duydunuz? bunu kişisel
bilgileri koruma kanununa aykırı olduğunu bilmiyor muydunuz, hukukçularınız
sizi yanılttı mı?
Ekrem İmamoğlu: Öncelikle ben tabi özellikle sayın Yıldırım’a şunu
hatırlatmak isterim. Kendi cümleleriyle hatırlıyorum. Kendisi şöyle demişti:
Bir belediye başkanı belediyesiyle ilgli her türlü incelemeyi yapar. Bu cevabı
verdi kendilerini. Tekrar izah ediyorum. Bu bir veri yedekleme işlemedir.
Yedekleme için veri kopyalanır. Bunları 31 Aralık akşamı yılbaşı gecesi ve
mazbatayı aldığımız gün yok yaptık. Veri yedekleme, bu kadar basit. Bunu başka
yere taşımak... Hiçbir güvenlik riski yok. Biz onu istediğimiz zaman teknoloji
daire başkanı bize brifingler verdi. Sanki ajanlar bastı, yazık günah.
Böyle kavramlar üretmek, Sayın Yıldırım'a süreci daha iyi analiz etmesini
dilerim, talep ederim. Bunu da uyarı olarak söyleyeyim, 'Bir belediye başkanı
belediyesiyle ilgili her türlü işlemi, incelemi yapabilir'. Bu basit kavramla
kendisine ifade etmek isterim.
İsmail Küçükkaya: Dün Sayın Cumhurbaşkanı seçimim bir açıklama yaptı. Seçimden sonra kazanan görevin başına gelecek dedi. Sorum şu olsun, Pazar günü yapılacak seçimden sonra itiraz olacak mı seçimi kabul edecek misiniz?
Binali Yıldırım: Bir kere İsmail Bey, İstanbullular, vatandaşlarımız bilsin. Biraz teknolojiyle aram iyidir. İnternet altyapısını da biz yaptık. Veri yedekleme ayrı iştir, kopyalama ayrı iştir. İstanbul'un verileri yedekleniyor. Hem de bir yerde değil iki yerde yapılıyor. Veri yedeklemesi yapılmadan zaten hiçbir veri saklanamaz. Bir güvenlik meselesidir bu. Her an bir şey olur, veriler kaybolabilir. Yedeği mutlaka vardır, usul odur. Bilgisayarınızda bile veri yedekleme sistemi var. O bakımdan bunu düzeltme ihtiyacı duydum.
İkincisi de benim söylediğim bir cümleni sadece ön kısmını Ekrem Bey ifade etti. Efendim belediye başkanının her şeyi inceleme yetkisi vardır. Ancak devamı var. Niye kopyalama ihtiyacı duyuyor? İstediği zaman, istediği bilgiyi maiyetindeki insanlar alır getirir. Belediye başkanından bilgi saklayacak halleri yok. Bunu ifade etmek istedim. Benim söylediğimle burada ifade edilen aynı şey değil. Kaldı ki mahkeme kararı da, onu da tanımıyor gibi. O mahkeme kararı da yanlış dedi, ilgisiz biri dedi. İlgisiz dediği Eyüp'ten İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi üyesi bir avukat.
Bu veri kopyalama işi bir FETÖ taktiğidir. FETÖ bunu yaptı geçmişte. Bir şey daha söylemekte yarar var. Üç tane dışarıdan uzman da görevlendirme yaptı. Bir kere bu başlı başına fecaat bir şeydir. Devletin memurları dururken en hassas yerlere, kozmik odalara dışarıdan adam tayin edip görev veremezsiniz.
(Seçim sonucunu kabul edecek misiniz?) Ne demek. Her seçim sonucu kabul edilir ama nasıl seçim hukuki, demokratik bir işlemse, seçim sonucu sayımda da itiraz süreci icap ederse yine olur. Ama bu sefer belki biz etmeyeceğiz, Sayın Ekrem Bey edecek. Ben iki taraf için de bunun normal bir şey olduğunu düşünüyorum. Umarım itiraz olmaz. Böyle bir lüksümüz mü var kabul etmemek gibi.
Ekrem İmamoğlu: Elbette ki seçimlere itiraz haktır. Bu hakkı kimsenin yok sayma hakkı yok. Uydurma gerekçelerle itiraz haksız. Dolayısıyla bizim sürece dair hep eleştirdiğimiz bunlardır. İtiraz sürecinde algı oluşturmak karşı tarafından yaptığı bir uygulama. Bakınız “çaldılar”. Kim çaldı?* Sordum hala yanıtlamadı. Bilmiyorum dedi. Hala devam ediyorlar. Sayın Yıldırım bir ara vazgeçti yine devam etti. FETÖ uygulamalarının nasıl olduğunu ben bilmem. Veri kopyalama işlemi tam da o gerekçeler yazılırken bakanlıklardan dışarı çıkarılmaması gerekirken, cezaevlerindeki verilerin, çeşitli başka verilerin AK Parti’ye verilmesidir. Bizim yaptığımız işlem çok masum bir işlemdir. Az önce söylediklerimi söylemiştir. Diğer cümlesi de Belediye başkanı halkın önceliklerine önemsemelidir” diğer cümlesi budu. Başka cümlesi yoktur.
İsmail Küçükkaya: Sayın İmamoğlu, Karadeniz'de çok
kalabalık mitingler düzenlediniz. Ordu'da yaşananlar çok konuşuldu. Ne oldu neden
oldu, neden sinirlendiniz. Bir valiye hakaret ettiniz mi?
Ekrem İmamoğlu: Benim doğduğum şehir Trabzon. Sonra sırasıyla
Giresun, Ordu, Samsun’a gittik. Muazzamdı. Bize tuzak kuruldu. Benim nasıl
sakin olduğum sükut sahibi olduğum belli. Benim VIP sıkıntım yok. Annemin
durumu ortada tabi. Beni şuradan geçin buradan geçirin diye bir derdim yok.
Trabzon’da VIP'den geçtim, Ordu’dan niye geçmedim bilmiyorum. Bu konu
İstanbul’un konusu değildir. İstanbullunun konusu 31 Mart seçimleridir. Valiye
hakaret etmedim. Basitlik kelimesi hareketse...
İsmail Küçükkaya: AK Parti en güçlü ismi olarak
İzmir'i neden kaybettiniz ve İstanbul'da mesela favori olarak gözüküyordunuz,
bu seçim sonucu sizi şaşırttı mı?
Binali Yıldırım: İzmir seçimi çok geride kaldı. 17-25 Aralık'ın
gölgesinde biz bir seçim yaptık ve İzmir tarihinde alınabilecek en yüksek oyu
aldık. Onu söyleyeyim. Buradaki seçim sonuçlanmadı. Buradaki seçimin kazananı
kaybedeni yok. Her ne kadar Ekrem Bey ben seçilmiş belediye başkanıyım, daha
mazbata filan yokken Anıtkabir'e gidip belediye başkanı diye yazdıysa da burada
kazanan bir belediye başkanı yok. Olsaydı zaten bu seçimler yenilenmezdi.
Hayretle izliyorum. Ekrem Bey alışkanlık haline getirdi, çarpıtmayı, doğru söylememeyi. Bakın en son sizinle yaşadık. Ne dedi? Soruları İsmail Bey'den aldı dedi. Ben almadım dedim. Daha sonra siz de almadığım yönünde açıklama yaptınız değil mi?
İstanbul Büyükşehir Belediyesi israfın içinde dedi, web sitesine sadece 80 milyon harcamış dedi, Sayıştay raporlarıyla yalanlandı. En yakın arkadaşı Fatih Portakal bile yayınında dedi ki "Bu Ordu işi olmamıştır, yanlış olmuştur. Bizde görüntüler var, RTÜK'e takılacağız diye yayınlamıyoruz".
Yani bence Ekrem Bey kabul etseydi, özür dileseydi iş bitmişti. Ama iki gün sonra düşündü, taşındı, basitlik diye bir icatta bulundu. O da şuyu vukuundan beter bir şey. Aslında şimdi vali özür dilemesi gerekir demiştim. Şimdi başka bir şey diyorum. İstanbullulardan ve milletten özür dilemesi gerekir. Çünkü millete yalan söylemiştir. İstanbul seçimlerine de gideceğiz ve İstanbullular kararını verecek.
Ben İstanbul'a güveniyorum. İstanbul için çok güzel hizmetler yaptık bugüne kadar. Daha fazlasını da inşallah 23 Haziran'dan sonra bu yetkiyi İstanbullu bize verince yapacağız. İstanbul Türkiye'nin özeti. Ne var İstanbul'da 81 vilayet var. Demografik yapıya baktığımız zaman İstanbul'da bütün nüfus grupları var. Türkiye'nin ebrusu demek daha doğru.
Ekrem İmamoğlu: Sayın Yıldırım yanlış bilgilendirilmiştir. 31 Mart gecesindeki kazandım ifadesi gibi yanlış bilgi verilmiştir. Benim oradaki ifademde İsmail Küçükkaya ismi yok. Sayın Yıldırım Küçükkaya dedi. Bana veren bilgi karşı tarafın soruların moderatöre verilerek hazırlanması. Partilerden 10’ar soru alınsın moderatör sorsun gibi. Bana yalan söylemiştir dediniz.(Binali Yıldırım’a) Öyle bir sabırla dinledim ki. Buradan gelir şuradan gider, umurunda değil. Son olarak yalan söz sahibine aittir diyerek konuyu kapatalım.
İsmail Küçükkaya: Bir Sayıştay raporu var. Son 5 yılda 753 milyon bir zarardan bahsediliyor. Son zamanlarda çok tartışma konusu vakıflara ayrılan son 1 yılda 308 milyon lira. Belediye başkanı olunca siz nasıl yapacaksınız?
Binali Yıldırım: Bir kere Sayıştay raporunu siz gördünüz mü İsmail Bey? Sayıştay raporunda öyle bir rakam yok. 108 bin lira mı ne, o kadar. Yani bu yalan. Yalan olduğu İBB tarafından açıklandı defalarca.
Böyle bir şey yok, Kısacası yalan. Doğru değil diyelim, Ekrem Bey alınmasın. Çünkü nitekim o televizyon programında biz düzeltmeyi yapınca doğru değilmiş ne güzel dedi. Kendisi öyle bir geçiş yaptı. Değerli arkadaşımızın maalesef bu konularda daha ilkeli davranmasını beklerim. Bugüne kadar ortaya atıp kafa bulandırmaya çalıştığı bütün meselelerin doğru olmadığı ortaya çıktı. Bunları tek tek isterseniz sayalım ama ben bunları konuşmaktan zul duyuyorum. Ben İstanbul'u konuşmak istiyorum. Hala biz İstanbul'u konuşamadık İsmail Bey.
Vakıflarla ilgili de açıklamalar yapıldı. Vakıflara falan öyle aktarılan, zaten belediyeler vakıflara nakdi kaynak aktaramaz. Ne yapıyor peki bu vakıflar? Ne yapmış? Bu vakıflar öğrenci yurtları yapıyor, eğitime destek veriyor ve sosyal faaliyetler yapıyor. Sosyal sorumluluk projeleri yapıyor. Yaptıkları iş tamamen kamu yararı.
FETÖ'nun nasıl beyin yıkamak için gençleri devişirip sonunda da 15 Temmuz gibi bir belayı başımıza sardıysa, bu vakıflar da o tehlikeleri bir daha yaşamamak için bu işleri yapıyor.
İsmail Küçükkaya: Belediye başkanı seçilirseniz, işsizlik ve kent yoksulluğunu azaltmak için neler yapacaksınız?
Binali Yıldırım: Tabii ki ekonomik sıkıntı çekiyoruz. Bu da insanların hayatına öyle ya da böyle yansıyor. Bu yükü hafifletmek için birçok vaadimiz var. İstanbul Avrupa'nın 13. büyük ekonomisi. İstanbul ihracatı 72 milyar dolar. Milli gelirin 236 milyar dolarını karşılıyor. 5 yıl içerisinde yapacağımız projelerle 500 bin istihdam sağlayacağız. Tuzla'da mesela bioteknoloji vadisi kuracağız, 50 bin kişiye istihdam sağlayacağız. 160 bioteknoloji fabrikası yapacağız. Buradan 27 milyar ekonomiye katkı sağlayacağız. Ayrıca bir teknoloji üssü kuruyoruz. Burada bi data dediğimiz büyük verinin işlenmesi. Burada gençler istihdam edilecek. Altyapısını hazırlayacağız, fikir getirecekler. Onların akıl terini üretime dönüştüreceğiz. Pendik'te teknoloji geliştirme bölgesi. Burada firmaların AR-GE'leri olacak. Bunun örneği Rotterdam, Singapur'da var. Bu modeli İstanbul'a getireceğiz. Burada 50 bin istihdam öngörüyoruz. Atatürk Havalimanı hem millet bahçesi hem de fuar ve kongre merkezi olacak. Avrupa'daki 50 milyonluk fuar kongre turizminin yüzde 10'undan istifade edelim ve şehrimize katma değer sağlayalım. Bu da 40 milyarlık bir katkı.
Türkiye'nin her köşesine hizmet götürdük. Bundan sonra da her köşesine, İstanbul'da yaşayan 81 vilayetten gelen bütün kardeşlerimize, Karadenizli'ye de Trabzonlu'ya da Diyarbakırlı'ya da Hakkarili'ye de Ağrılı'yı da İzmirli'yi de, Hataylı'ya Sinoplu'ya, Yozgatlı'ya, Edirneli'ye yani 780 bin kilometrekare vatan toprağının her köşesinden İstanbul'a gelmiş, burayı mekan tutmuş, evi yapmış, iş yeri yapmış, çoluk çocuk yetiştirmiş ve çocuklarının geleceğini düşünen 15 milyon İstanbullu'ya biz hizmet için varız. İstanbul'a yapılan hizmet asla israf değildir.
Ekrem İmamoğlu: Şu anlayışı düzeltelim. Öncelikle ben temiz vakıflara vereceğim değim, temiz vakıflarla iş birliği yapacağım dedim. Vakıftan bahsederken vs, ben her şeyi konuşmayı hazırım. Telefondan sorabilirler. Bu şehrin 3 gencinden biri işsiz. Bu şehirde 350 bin geç var. Okutamamışız iş sahibi yapamamışız. Yüzde on beş işsizlik oranı. Belediyenin parasını tasarruf ederek artı değere dönüştürerek şehrin yoksulluğunu çözecek. Suya indirim ve ulaşım indirimi. Destek paketleriyle geliri 5 kata çıkaracağız. Eğitim destek paketinin içinde 55 bin öğrencimiz var. Çocuğuna yemek getiremeyen ailelerin çocuklarına kumanya vereceğiz. 200 bin insanımıza iş bulacağız. Biz onlara ulaşım desteği vereceğiz. 12 yaş altına ve 4 yaş altı çocuğa olan anneye ücretsiz ulaşım sağlayacağız. 25 yaş altındaki öğrenci olmayanlara yüzde kırk indirim yapacağız.
Benim vatandaşım 16 milyon İstanbullu diyorum. Ben İstanbul İttifakı’nın adayı olmak istiyorum. Partizanları İstanbul Büyükşehir Belediye’sinde söküp atacağım. Partiler araç değil bir amaç. Bazıları için amaç olmuş olabilir. Partizanlık bu ülkenin en büyük sorunlarından biridir. Birincisi terör, ikincisi partizandır. Bağılardaki çocukla Kadıköy’deki çocuğu eşitlemeye geliyoruz. Barış özgürlük eşitlik aileden değil mahalleden başlar. Bunu şehre sahladığımız takdirde hiçbir sorun kalmaz.
Bilboardları kim astı diye sordum Sayın Yıldırım'a bana 25 ilçede kazandıkları anlattı. Hala cevap vermedi. Partizanlık Sayın Yıldırım’ın da sorunudur 16 milyon insandan gücünü alan bir belediye başkanı adayım.
İsmail Küçükkaya: Mesela İstanbul'da yaşayan Kürt
kökenli Türkiye Cumhuriyete aşık bir kardeşinizim. Kime oy vereyim? Beni ikna
edin. İstanbul'da yaşayan bir Kürt kardeşiniz olarak hangisine oy vereyim?
Ekrem İmamoğlu: Ben Kürt kökenli vatandaşımın çocuğu mu, Türk
kökenli mi diyorum. 16 milyon İstanbul'dan bahsediyorum. Sayın genel başkanıma
'Efendim ben İstanbul ittifakının adayı olmak istiyorum' dedim. Partizanlığı bu
belediyeden söküp, atacağız. Bunun içinde AK Partili, Saadet Partili, MHP'li
elbette HDP'li hemşehrilerim var. Partizanlık bu ülkenin en büyük
düşmanlarından biridir. Terör ön büyük sorundur peşinden partizanlık geliyor.
Biz bu milleti barıştırmaya geliyoruz, eşitlemeye geliyoruz. Bağcılar'daki
çocukla Kadıköy'deki çocuğu eşitlemeye geliyoruz. Ben bu çocuklardan
bahsederken kökenini mi söylüyorum. Hepsi benim çocuğum. Biz mahallede demokrasiyi,
semtte, ilçede, büyük şehirde sağladığımızda hiçbir sorun kalmaz. Gönül
belediyeciliği ile afişler niye asıldı dedim. Bana 25 tane belediyenin
kazanıldığını söylüyor. Partizanlıkla sadece ben değil sayın Yıldırım da
mücadele etmeli. Ben özgürüm, 16 milyon insandan oy alıp belediye başkanı
olacağım.
Binali Yıldırım: Biz hizmet yaparken İstanbul'da ve Türkiye'de, 16
yıldır ben hizmet yapıyorum, insanların etnik kökenine bakmayız. İnançlarına
bakmayız ve insanlarımızın hizmet götürürüken herkese aynı hizmeti götürürüz.
Prensibimiz budur. Particilik, seçimlerde, kampanyada parti vardır. Kampanyada
partinizin kampanyasını, söylemlerini dillendirirsiniz. Seçim biter, rozetini
çıkarır hizmet yaparsınız. Şimdi eğer biz partizanlık filan yapıyorsak, eğer
adres bizeyse ben bunu şiddetle reddederim. Böyle bir şey yok. İzmir'e gitsin
Ekrem Bey, orada benim neler yaptığımı görsün. İzmir'in toplu taşıması İZBAN'ı
biz belediyeyle beraber yaptık. Orada CHP belediyesi var. İzmir'in çevreyolunu
yaptık. Konak Tüneli'ni yaptık, Adnan Menderes Havalimanı'nı yaptık.
İzmir İstanbul otoyolunu yapıyoruz. Bu sene sonu açılacak ve İzmir İstanbul 2
saat 10 dakikaya düşecek. Partizanlık bize asla ve asla bizimle beraber
telaffuz edilmez. Bunu şiddetle reddederim.
İstanbul'a ben 1994'ten beri hizmet ediyorum. İDO Genel Müdürlüğü yaptım, cumhurbaşkanımızın belediye başkanlığı sırasında. 4.5 yılda İDO'yu dünyada kendi sınıfında bir numara yaptım.
İsmail Küçükkaya: Bu akşam olağanüstü bir iyilik
yaptınız. Medeni cesaretinizi gösterdiniz. Sosyal medyada çok konuşulmuş. Her
ikisinden mal varlığınızı açıklamanızı istiyorlar. Siyasete girmeden önce ne
kadar paranız vardı, şimdi ne kadar. Belediye başkanı seçilirseniz mal varlığı
beyanında bulunur musunuz?
Binali Yıldırım: Malvarlığı beyanında bulunmak bizim yani keyfi
ihtiyarımız da değil. Mecbursunuz bulunmaya. Yani siz kamu adına hizmet
görüyorsanız, bir memur dahi olsanız malvarlığı beyanınız olacak. Ben 16 yıldır
malvarlığı beyanı veriyorum İsmail Bey. Her sene de değişiklik olursa
yeniliyoruz. Kamuoyuna açıklama diye bir adet yok. Olabilir, hiç problem yok.
Benim açımdan hiç fark etmez ama herhangi bir dava konusu oldu mu zaten
malvarlığı mahkeme tarafından talep edilir ve dosyaya konur. Benim açımdan
hiçbir sakıncası yok. Çocuklarımın malvarlığının zaten bir koruması falan da
yok. Ticaretle uğraşıyorlar, işleri güçleri var. Onlarınki kamuya da açık.
Herkes her an bakar. Bu konuda davalar da oldu. Birçok dava kazanıldı, birçok
tazminatlar da yapıldı. Seçim üzeri hababam eski iddialar tekrar ortaya kondu.
Yeni bir tazminat süreci tekrar başlayacak. İsmail Bey biz hiçbir şekilde
malvarlığımız geçmişimizle, yaptıklarımızla her zaman hesap verdik, bundan
sonra da vermeye hazırız. Hem burada hem öbür tarafta hesap vermeye hazırız.
Ekrem İmamoğlu: Sayın Yıldırım'ın açıkladığı gibi kamu görevlisi
olmamızdan dolayı mal beyanımızı veriyor. Ben de 5,5 yıldır her yıl yenileyerek
veriyoruz. Hatta büyükşehir belediye başkanı seçildikten sonra beyan etmiştim.
Yeni bir süreç, yeni bir ahlak anlayışı. Belediye başkanı, milletvekili olmak,
bakan olmak bir meslek değil. Hepimiz bir görev yerine getiriyoruz. Başka
görevler de nasip olabilir. Erdemli, ahlaklı süreci iyi yönetebilmek, hesap
vermek adına dürüstlüğümüzü ortaya koymak adına, bu önerinizi aynen Sayın
Yıldırım gibi zevkle kabul ediyorum. Tabii ki ailece olmalı. Ben var, eşim var,
babam, çocuklarım var.
İsmail Küçükkaya: İstanbul'da 500 binden fazla
Suriyeli var. Türkiye bu konuda büyük fedakârlık yapıyor. İnsaniyetini
gösteriyor. Bu Suriyeli meselesinde ne yapacağınızı merak ediyorum.
Ekrem İmamoğlu: Mülteci konusunu biz iyi yönetemedik. Sadece
vicdanla, toplumsal tavırla, davranışla açıklamak doğru değil. Aynı zamanda
evrensel hükümler taşır. Güneyimizde yaşanan bu insanlık dışı olaylarda
Türkiyemiz yalnız bırakılmıştır. 547 bin kayıtlı Suriyeli göçmen var
İstanbul'da. Kayıt dışı rakamlarla 1 milyona ulaştığı yönde yoğun gözlemler
var. Üç aşamaya bölüyoruz bunu. Mutlaka bir masa kuracağız. İBB'nin bir
politikası yok. Siz politika üretmelisiniz. Biz mevcut mülteci insanları,
özellikle çocuklarını, kadınlarını envanter çıkaracağız. Sokak sokak geziyorum,
çocuk evlilikleri görüyoruz. Çocuğu ve kadını koruyacağız. Bu konuyla özel
ilgileneceğiz. Ben insanlık dışı uygulamalara netim. Bizim geçmişten bugüne
kapsayıcı duygularımızla hareket edeceğiz. Ülkemiz adına, ulusal politika
geliştirme konusunda aktif davranacağız. Bir anda 3,5 milyon mülteci
dağılmamalıydı. Üçüncü husus uluslararası alanda da 16 milyonluk kenti
yönetiyoruz. Güneyimizde yaşanan olaylarda toprağın altındaki petrolü düşünerek
bizi mülteci sorunuyla baş başa bırakamazsın. İstanbul'un sokakları tehdit
altında. Doğudan, Kuzeyden, Batıdan gelen vatandaşlarımız ekmeğinin elinden
alındığını düşünüyor.
Binali Yıldırım: Ekrem Bey ne yapacaklarını anlatmayı unuttu. Ben anlatayım. Bu insanlar ölümden kaçtı, canlarını kurtarmak için bize sığındılar. Biz geleneklerimize, inançlarımıza uygun olarak misafir ettik. Biz ev sahibiyiz, onlar muhacir. Bunlar geçici koruma statüsündeler. Böyle bir kimlikleri var. Bunların hepsinin kaydı, kuydu var. Eğitim, sağlık hizmetleri de veriliyor. Bunlar en temel insanlık hizmetleri. Uluslararası camia bunlara gerekli desteği vermedi. Sadece Türkiye'ye ne kadar güzel yaptığını söylediler ama ellerini taşın altına koymadılar. Onları yoksulluğa terk ettiler, hatta denizde boğuldular. Afrin Harekatı'nı yaptık. Şimdi bir kısmını oraya gönderdik. 500 bine yakın Suriyeli gitti. Şimdi Fırat'ın doğusundaki o bölgeyi temizleyip diğerlerini de oraya göndereceğiz. Bu süre içerisinde İstanbul'da yaşayan, özellikle belli ilçelerde Fatih, Beyoğlu gibi burada bir asayiş sorunları, İstanbulluların huzurunu, rahatını kaçıran olaylara karışırlarsa, kanunsuz işler yaparsa bunların normal seyirde gitmesini beklemeden hiç kusura bakmasınlar tutar göndeririz. Belediyenin bu işi tek başına yapması mümkün değil. Bu iş merkezi hükumetle yapılacak. İçişleri Bakanlığı, Göç İdaresi'yle yapılacak. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde mültecilerle ilgilenen bir birim var. Belki bu birim daha da güçlendirilebilir.
Ekrem İmamoğlu: Siyaseti kalitemiz konusunda
yine bir yorumda bulundu. Kalite yorumu yapınca incitici oluyor. Bu hoş bir
yorum değil. Beylikdüzü halkı bizim neler başardığımız hususta net bir refleks
ortaya koymuştur. Bugün vaad verme konusu bize aittir, Sayın Yıldırım'a ait
değildir.
Binali Yıldırım: Bu ne biçim laf, ben de belediye başkanı adayıyım.
Ekrem İmamoğlu: Siz yönetimdesiniz zaten. O anlamda vaad bize
yakışır. Siz bir şey yapmamışsanız, kadınla ilgili eylemleriniz yeterli değilse
bunları vaad haline getirirseniz sevindirici. Sayın Yıldırım'ın bizim
vaadlerimizi takip etmesi sevindirici. Şu anda bizim söylemlerimiz üzerine
oturmuştur. Biz insana, kadına, çocuğa gençlerine oturduk zemini. Hızlıca 150
kreş açacağız. Kadınların söz hakkı olma meselesi. Kadın istihdamı. Kadın emek
ofisleri. Satın alma garantisiyle kadınların çalışabilmesine fırsat tanımak.
Annelere 0-4 yaş arası bebekleriyle ücretsiz dolaşma hakkı sağlayacağız. Bütün
sosyal tesislerimizden yüzde 40 indirimli yararlanma hakkı sağlayacağız.
Şiddeti önleme kriz merkezi açacağız. Çocuğu ile beraber kadını özellikle ihmal
ve istismar meselesi üzerinden destekleyeceğiz. Mahalle evlerimizde bu aynı
zamanda mahalle meclisi kavramı içeriyor, iki sosyolog istihdamı sağlayacağız.
Tüm bu söylediklerim özellikle ev kadınlarına olağanüstü bir hizmet yapacağız.









