İzmir Büyükşehir meclisinde ’Adıgüzel Vakfı’ restleşmesi

İzmir Büyükşehir meclisinde 'Adıgüzel Vakfı' restleşmesi

İzmir Büyükşehir Belediyesine ait Meslek Fabrikası’nın İstanbul’da kurulu Adıgüzel Vakfı’na tahsisini sağlayacak önerge AK Parti, MHP ve İYİ Partili meclis üyelerinin ret oylarına karşılık CHP’li meclis üyelerinin kabul oyları ile meclisten geçti. Bu tahsis dolayısıyla meclis üyelerine zimmet çıkacağını ve bu kararın yargıdan döneceğini savunan AK Parti Grubu, önergeye karşı sert muhalefet ortaya koydu.

25 Kasım 2021 - 17:54 - Güncelleme: 25 Kasım 2021 - 18:08

Çiğdem CANPOLAT / ÖNCÜŞEHİR - İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi’nin Kasım ayı olağan meclis toplantısının yedinci oturumu, Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer yönetiminde, Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde gerçekleşti.

İBB Meclisi’nin ekim ayı olağan toplantısında İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile Adıgüzel Eğitim, Kültür, Araştırma, Yardımlaşma ve Sağlık Vakfı arasında imzalanması planlanan protokol üzerine yapılan tartışmalar damgasını vurmuş; tarihi binada hizmet veren Meslek Fabrikası’nın vakfa tahsisi Cumhur İttifakı tarafından sert bir dille eleştirilirken ilgili önergeye ilişkin geri adıma atılmıştı.

Komisyonlara giden önerge, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile Adıgüzel Eğitim, Kültür, Araştırma, Yardımlaşma ve Sağlık Vakfı arasında imzalanmak üzere hazırlanan ve önerge ekinde yer alan “Protokol”ün “Önerge ekinde yer alan Protokol, Komisyon Başkanı ve Başkan Vekili tarafından her bir sayfası ayrı ayrı imzalanmak suretiyle yapılan” değişiklikle oyçokluğu ile uygun bulunduğuna dair Komisyon raporu Meclis’te tekrar görüşüldü.

YÖRÜK: İZMİR’İMİZE FAYDA GETİRECEĞİ DÜŞÜNÜYORUZ

Hukuk Komisyonu Başkanı Ufuk Yörük yapılan protokolün bir ön protokol olduğunu belirterek, “Ön protokolün amacı belli, bir iyi niyet için yola çıkma iradesidir. İrade ile başlayan süreçte İstanbul'daki bir vakfın İzmir’e gelmesi ve İzmir'de YÖK'ün kabul edeceği parasal sınırları içerisinde ki asgari miktar 100 milyon. Bu üniversiteyi kurarken ne yapacak, bizden ne istiyor? Sadece tahsis değil, bir kullanım. Mülkümüzü, İstanbul'daki vakfa tahsis etmek gibi bir şey söz konusu değil. Üniversite kurulması bu mülke adım atmaları mümkün olmayacak. Birlikte kullanım şekli mevcut şu an. Bir üniversite kurulması için Bakanlıktan kabulü gerekir. Bu şart sıralanmış zaten. YÖK böyle bir üniversite kurulmasına izin verirse konu karşılıklı müzakereye gidecek ve tekrar meclise gelecek. Biz burada bir yola çıkıyoruz. İzmir’in ve İBB'nin tarıma bakış açısını birebir karşılayan bir üniversite kurulacak. Sağlam adımlarla bu üniversite kurulması için ön protokolü meclisimizde oylayacağız. Bu protokolün İzmir’imize fayda getireceği düşünüyoruz” diye konuştu.

ÇALIŞKAN: PROTOKOL O KADAR ACEMİCE VE O KADAR ÇALAKALEM HAZIRLANMIŞTI Kİ…

AK Partili Meclis Üyesi Erhan Çalışkan ise, “Sizin bulunmadığınız yerdeki konuşmaların eksik kalan kısımlarını tamamlamak istiyorum. Birincisi, geçmiş şekliyle gelen önergede bir üniversitenin mütevelli heyetinde olacağımızı da bu üniversite ile ilgili bu protokolde yazanların çoğu bize söylenmemişti. Burada Mustafa Bey’in ağzından ilk defa duyduk. Bunların hiç biri bize komisyonda anlatılmadı. Biz bunu şöyle algıladık; siz perde arkasında veya kapı arkasında deyim olarak diyorum, böyle bir şey niyet ediyorsunuz ama getirdiğiniz önerge bir üniversiteye ön tahsis gibi. İkincisi, gelen protokol o kadar acemice ve o kadar çalakalem hazırlanmıştı ki bir hukukçunun görmediği ve ya bir hukukçunun hazırlamadığını gören herkesin anlayacağı şekildeydi. Ufuk Bey’in söylediği şekilde evet bu bir ön protokoldür ama bir ön şarttır. Bir üniversite için müracaat ettiğimizde üniversiteyi kuracağınız taşınmaz belli değil ise müracaat yapamazsınız. Siz şu anda bu vakfa bu ön protokolle üniversiteyi müracaat hakkı tanımış oluyorsunuz. Bu vakfın müracaatın il şartını yerine getirmiş oluyorsunuz. Biz bununla ilgili sorduk; neden bu vakıf? Çünkü bu vakfı araştırdığımız da bu vakfın Silivri’de benzer tahsise aldığı ancak herhangi bir şeyi bugüne inşa edilmediğini gördük. Bu vakfın sadece meslek yüksekokulun olduğu; yani bizim düşündüğümüz kadar konusunda uzman olmadığı fakülteleri, başka şeyleri olmadığını, daha bu işe yeni başlayan emekleme ya da başlangıç düzeyinde bir birikimi olduğunu ifade edildi. Diğer itirazımız da; bu vakfa evet diyor isek, neden Tınaztepe’ye değil? Bizden önce yapılan tahsisi neden iptal ettik? Bizim İzmir’in STK’lar, vakıfları ile bir problemimiz mi var diye sorduk. Onu da Mustafa Bey yok böyle bir şey olabilir mi diye cevap verdi. En son da kemal sevinç Bey, daha önce bizim bir üniversitemizin, bu üniversite yapılmış bir tahsis var. Bunun sonucunda da çıkan hukuksal sonuçlarla ilgili birkaç konuyu dile getirmişti. Bu konuların protokole baktığımızda Ufuk Bey doğru söylüyor. Evet, protokol içeriği bir hukukçunun gördüğü hale getirilmiş. Sakıncaların pek çoğu giderecek şekilde düzenlenmiş. Hala bana göre bu haliyle eksik” ifadelerini kullandı.

HIZAL: BUNUN TALİMATI NEREDEN GELDİ?

AK Parti Grup Başkanvekili Özgür Hızal, konunun özel ve önemli olduğunu ifade ederek, “İBB bir üniversite kurmak istiyor. Bir tarım vizyonu var kendilerince. Sizce doğru olan bir vizyon. Dönem dönem bizim eleştirdiğimiz, sadece söylemede kalan biz vizyon diyorduk. Bu b-vizyona kadar bir üniversite kurma fikrindesiniz. Ortada bir vakıf var, Adıgüzel Vakfı. Adından anlaşılabileceği gibi bir aile vakfı. Bir aile gelmiş, ben bir vakıf kuracağım, İstanbul’da.” Gitmiş kurmuş. Mütevelli heyete aile mensuplarına oluşuyor. Sakın yanlış anlaşılmasın. Vakfı aile tanımam etmem. Sonrasında bu vakıf demiş ki; “biz bir eğitim faaliyeti üretelim” gitmiş İstanbul’da bir yüksekokul kurmuş, üniversite kuramamış. Elbette ki bir vakıf yüksekokul ve üniversite kurarken amacı bilime, eğitime hizmet etmektir. Bir maçı daha ticaridir, gelir elde etmesi gerekir. Aksi takdirde kurduğu üniversiteni ayakta durması mümkün değildir. Bu vakfın İstanbul’da kurduğu yüksekokul ticari anlamda en kötü son sıralarda yer alan başarısız bir eğitim kuruluşu anlamına gelmiş. Öğrenciler tarafından tercih edilmeyen bir yüksekokul. Bir başarısı yok. Sonra bu vakfın ileri gelenleri oturmuşlar, sıkıntıyı ortadan kaldırmak için kendilerine bir alan aramışlar. İstanbul’da bu işi beceremeyeceğiz demişler, İzmir’e gelelim demişler. Gelmişler İBB’yi bulmuşlar. Sizlere demişler ki bizim yüz milyon paramız var. Bunu İzmir’e getiriyoruz. Bir üniversite kuracağız. Bir kere ortada 100 milyon falan yok. Sadece lisans dediğimiz mesele var, onun bir değeri var. O da 50-60 milyondur. Biz İBB olarak, İstanbu.2da finansal açıdan ciddi problemler yaşayan bir kuruluşu kuyunun içinden çekip almaya çalışıyoruz. İBB’ye ait en kıymetli binasını tahsis etmekle yapıyoruz. Ön protokol falan eğil. O zaman gelsin, üniversitesini kursun. Kuruluş işlemlerini YÖK’ten halletsin. Ben kurdum, bana lojistik destek verin desin. Daha ortada kurulmuş bir şey yok. Ön şartı bu. Biz ise meslek fabrikasını veriyoruz. Maddi bedeli hiçbirimizle ölçülemeyecek bir binayı tahsis etmeyi taahhüt ediyoruz… Siz bu vakfı kurtarmak için çabalıyorsunuz. İşin başka bir boyutu var. O da, İBB nerede meclis toplantılarını yapıyoruz. Bir kültür merkezinde. Bu salon aslında konserler düzenlenmesi için yapılmış. İyi ki de yapılmış. 30 Ekimden meclis toplantısı yapacak alanımız yok. Bir binamız vardı, depremde hasar gördü. Binanın yapımı ile alakalı bir çabanız yok. Belediye, fuarın içerisindeki çatısı akan hollerde hizmet veriyor. Başkanlık binası başka bir tarihi binada. Burayı meclis yapalım, başkanlık makamı orada olsun ya da başka bir soru soracağım? Sizden önceki belediye başkanı Kocaoğlu İzmir’de kurulmuş bir üniversitenin rektörlük binası içinde Kültürpark’ın içinde 3 yıllı tahsisi yaptıktan sonra sayın başkanın adaylık döneminde bende rahatsızlıklar uyandırıyor ifadesini nasıl değerlendiriyorsunuz. Oy birliği ile o tahsis ortadan kaldırdık. O yanlıştı değil mi sizce? O yanlış ise bunun neresi doğru? Kamuya ait bir alan, İBB tarafından bir aile vakfına tahsis ediliyor. Ne ile? İhale yok. Neye göre, kime veriyorsunuz? Bu tüm tahammüllere aykırı. Bunun sonunda zimmet çıkacak, yargıdan dönecek. Bu inat nedir, inanılır gibi değil… Bunun talimatı nereden geldi? Ben bu soruyu soruyorum. Herhalde Sayın başkan her soruya cevap verecek olana meclis üyemiz gelir anlatır. Bunun talimatı İzmir’den ve belediyeden gelmedi. İstanbul2fda bilmediğimiz, batmış, akademik camiada bir noktaya gelememiş bir aile vakfının yüksekokulunu kurtarmaktan başak bir şey değil” dedi.

YILDIZ: İZMİR’DE ORTAK AKIL BULMAK YERİNE İSTANBUL’DA ARADINIZ

Söz konusu önerge hakkında konuşan AK Parti Grup Sözcüsü Hakan Yıldız, “Geçen bu tartışmayı yaptığımızda İYİ Parti’nin oylarıyla komisyonlara geri gitmişti. Bizim eleştiriler dikkate alınarak değerlendirilecek sandık ama umudumuzun karşılığı olmadı. Biz İzmir’in kendi değerlerle ortak aklın İzmir’de olduğunu söyledik. İzmir’deki üniversitelerle daha rahat yapılabileceği kanaatindeyiz. Demokrasi balığınızın ilkin biz İzmir’in vizyon ortaklığı kuracağız dediniz. Meslek odaları, STK, dernekleriyle dediniz. Bu vizyonu terk mi ettiniz. Sanayi Odası size Meslek Fabrikasını kalkındıralım diyor siz reddediyorsunuz. Bu arkadaşlar 10 yılda İstanbul’da aldıkları yeri yapamamışlar, İzmir’e gelmişler. Zimmet meselesi söz konusu. Burası belediye hizmet alanı. Nasıl bir vakfa tahsis ediyoruz burayı? İşte zimmet burada başlıyor, siz CHP’li meclis üyelerin omzuna neden yıkıyorsunuz? Halkapınar’da bulunan bir alanda tapusu Türkerllerde olduğu İBB’nin sürekli dava açtığı bir yeri alıp bu üniversiteye m veriyoruz? Ne oldu biz o davaları niye açtık? Bu yeri alıp İstanbul’dan getirdiğiniz bir vakfa veriyoruz. Bu vakıf nereden çıkıp ner3eden geldi diye baktık. İBB’nin sizin Seferihisar’da başlayan yavaş şehir uygulamanızın İstanbul’da kurduğunuz ilişki ile gelen bir kurum mudur? İzmir’de ortak akıl bulmak yerine İstanbul’da aradınız” dedi.

KÖKKILINÇ: EĞİTİMSİZ HİÇBİR İŞTE BAŞARI SAĞLAMAMIZ MÜMKÜN DEĞİL

İBB’nin bazı vaatleri olduğunu belirten CHP Grup Sözcüsü Nilay Kökkılınç, “Belediye kanunu göre de hizmetlerini sürdürüyor. Burada da esas aldığı kanun, 5393 belediye kanunu. Bu kanunda belediyenin görev ve yetkileri sayılırken eğitim kurumlarına ücretsiz yer tahsis edebileceği gerekirse düşük bir bedelle yer tahsis edebileceği. Evre ve şehircilik Bakanlığı izniyle bunun mümkün olduğu belirtiliyor. Bu konuda İBB açık bir yetkisi var. Bu konuda açık bir şekilde görevlendirilmiş. Biz bunla birlikte bir tahsis yapmıyoruz bu şu anda. Sadece bir ön protokol yapıyoruz. Bir vakıfla işbirliği protokolü yapıyoruz. Vakfın fa buradaki hedefi bir tarım üniversitesi kurulması. İzmir’in yüzde 28’i tarım alanı. Bu alanda önemli bir grev, misyon üstlendik. 3 yıldır da bu görevlerimizi yerin getiriyoruz. Tarım da bir başarıya ulaşabilmek için eğitim baş şart. Türkiye’nin çok büyük bir cennet olmasına rağmen bu konuda çok gerilerde. Bu sebeple bizim İzmir’de tarım zaten önceliğimiz. Her hizmetin de en başında eğitim geliyor. Eğitimsiz hiçbir işte başarı sağlamamız mümkün değil” dedi. 

SOYER: BİZ TALİMATLA İŞ YAPMAYIZ

Hızal’ın, “Talimat nereden geldi” sözlerini cevaplayan Soyer, “Bizi kimle karıştırıyor bilmiyorum ama biz talimatla iş yapmayız. Hiç bir meclis üyemiz de yapmaz. Biz vicdanımızın ve aklımızın sesini dinleriz. Biz tarım teknoloji üniversite kurulmasını istiyoruz. Neden istiyoruz tarım fakülteleri var ama tarımda dünya başka bir yerde. Yapay zekayı kullanarak tarım başka bir yol almaya başladı. Bizim müfredatımız bu değişimi okuyabilmiş değil. Saygısızlık etmek istemem ama biliyorum ki; tarımda Hollanda da bir çok yerde bambaşka bir tarım teknolojisi gelişiyor. Bunu görmemiz bir vizyon meselesi. Böyle bir boşluk görüyoruz. Dünyayım Türkiye’nin de yakalaması lazım. Tarım fakültelerimiz ne yazık ki bu akışla ilgili bir donanmamız yok. Bir vizyon ve bakışa açısı meselesi. Daha iyisini yapan imi vardır. Biz bilmiyoruzdur. Biz eksikliğini hiise3diyoruz.  Yer tahsisi talebi ile geldim. Dedik ki; bir yer tahsisi yapmak istemiyoruz. İzmir ile ilgili talebimiz yok. Birlikte üniversite kuralım dedik. Bir yıla yakın bunu müzakere ettik. Ortak bir kanaatin oluştu ve bir karar vardık. Bu itibar kırıcı söylemleri gerekçelendirilmesi lazım. Nesi batmış, bilmek isteriz. Bu böyle ağza gelince söylenecek bir şey olmasa gerek. Sağlam belgeleri dayanıyordur, görmek isteriz. Bu vakıf YÖK’e tabi, onay verirse üniversitesi açacak. Batak bir vakfı herhalde yeni bir üniversitesi kurması için YÖK izin vermeyecektir. Mademki üniversite kurmasına izin verecek, demek ki batık değil. Burayı uygun görüyorlar. Ortak bir kanaat oluştu. Birlikte yapma iradesi kuruyoruz. İzmir’deki vakfın hiç birine kapımız kapalı değil. Buradan açık bir çağrı yapayım. İzmir’deki vakıf üniversitesi ile her biri ile istedikleri yönde beraber çalışmaya hazırız. İzmir’de 180 bin civarında öğrenci var. Bunu bir tanesini daha kaldıracak kapasitemiz var. İzmir’in Türkiye’nin ihtiyacı bu çünkü. İZTO ile bir şirket kurduk. Girişimcilik üzerine bir şirket. Tüm dinamikler ile iş birliği kurmaya hazırız. Tınaztepe’ye tahsis eden de yine bu meclis. İhale mi tahsis ettik. Hayıt. Mecliste kabul edip tahsis ettik. Zimmet mi çıktı. Çıkmadı. Sonra tahsisi iptal ettik. Herhangi bir üniversite ile birlikte üniversite kurmak başka bir şey. Bir gayrimenkulü birine tahsis etmek başka bir şey. Biz burada ortak bir üniversite kurmaktan bahsediyoruz” şeklinde konuştu.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
İzmir'de korkutan yangın! Dumanlar gökyüzünü kapladı
İzmir'de korkutan yangın! Dumanlar gökyüzünü kapladı
Yücel’den Nasır’a gönderme: Bunlar reklam kokan hareketler!
Yücel’den Nasır’a gönderme: Bunlar reklam kokan hareketler!