İZMİR’DEN DÜNYAYA FİKİR İHRAÇ EDEN BİR STK: İSTÖP

İZMİR'DEN DÜNYAYA FİKİR İHRAÇ EDEN BİR STK: İSTÖP

İslam Kalkınma Bankası’nın tanıtılmaya değer bulduğu dünyadaki iki STK’dan biri olan İSTÖP; UNSCO ve NATO’ya fikir tedarikçiliği yapıyor, İngiltere Krallığı, Belçika, Hollanda gibi ülkelerden proje desteği alarak, ulusal ve uluslararası sivil toplum dayanışmalarına öncülük ediyor.

14 Kasım 2018 - 11:59 - Güncelleme: 15 Kasım 2018 - 11:00

İSTÖP, diğer adıyla İzmir Sivil Toplum Örgütleri Platformu; İzmir’in dünyaya ihraç ettiği çok başarılı bir sivil toplum örgütlenmesi modeli… Konyalılar Federasyonu Başkanı Mehmet Aydoğan’ın Kurucu Başkanlığını yürüttüğü STK, sessiz sedasız bir şekilde dünyaya çok başarılı bir sivil toplum örgütlenme modeli sunuyor. Bir anlamda dünyaya İzmir’den sivil toplum dayanışmasına öncülük edecek başarılı bir model ihraç ediyor.

Konyalılar Derneği, Konyalılar Vakfı, Konyalılar Federasyonu ve son olarak diğer STK’ları içine alarak çatı örgütü olarak ortaya çıkan İSTÖP’ün Mehmet Aydoğan öncülüğünde bugüne kadar hayata geçirdiği projeler ise saymakla bitmiyor.

Bugün İzmirlinin soluduğu oksijeni üreten onlarca büyük ormanın oluşmasından tutun da, genç liderlerin yetişmesine, niteliksiz işsizlere meslek edindiren istihdam projelerine kadar İSTÖP’ün bugüne kadar dokunmadığı alan neredeyse yok gibi… Bugün için bile İslam Kalkınma Bankasında onay sürecinde olan 3 büyük projesi bulunan İSTÖP, ülkemizin ana gündemini oluşturan Suriyeli mültecilere ilişkin de dünyadan ses getirecek bir projenin hazırlıklarını tamamlamış bulunuyor.

İSTÖP Başkanı Aydoğan, oncusehir.com Yayın Yönetmeni Mevlüt Dağdeviren'e çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. 

ADETA PROJE FABRİKASI

Bu yönüyle baktığınızda İSTÖP adeta proje fabrikası gibi çalışıyor. Bu yüzden de İslam Kalkınma Bankası’nın dünyada tanıtmaya değer bulduğu, Türkiye’deki değil dünyadaki iki sivil toplum örgütünden birisi… Bu nedenle UNESCO ve NATO’ya fikir danışmanlığı yapıyor; İngiltere Krallığından, Belçika’dan, Hollanda’dan, Birleşmiş Milletler’den aldığı fonlarla devasa sivil toplum örgütü dayanışmalarına, projelerine hayat veriyor.

MEHMET AYDOĞAN: ESAS İŞİMİZ STK

1985 yılında İzmir’de Konyalılar Derneği ile sivil toplum örgütlenme modeline ilk adımını atan ve bugün Türkiye’nin dünyaya ihraç ettiği en başarılı STK modellerinden biri olan İSTÖP’ün kurucusu ve Başkanı olarak çalışmalarını sürdüren Mehmet Aydoğan ile bu süreci konuştuk.

İzmir’de dernekleşme hareketiniz ne zaman başladı ve İSTÖP’e gelinene kadar hangi deneyimlerden geçtiniz?

İzmir’de sivil toplum çalışmamız 1985 yılında Konyalılar Derneğini kurarak başladı. Daha sonraki yıllarda Konyalılar Vakfı, Konyalılar Federasyonu ve son olarak İzmir Sivil Toplum Örgütleri Platforu’nu kurarak, sadece Konyalı dernek ve STK’ların değil, bu işi, hakkını vererek yapan tüm sivil toplum örgütlerine bir çatı oluşturduk.

İlk derneği kurduğumuz günden bugüne ‘Burada Konyalıdan başkası giremez diye bir şey hiç olmadı. Konyalılara hitap eden bir yer şeklinde düşünülmemesi gerekiyor. Dernek, Vakıf, Federasyon ve bugün için de İSTÖP’te hep Mevlana felsefesini hakim kıldık. “ Kim olursan, ne olursan gel” dedik. Konyalı olmayanları üye yaptık. Mesela; Erzurum’lular Federasyon Başkanımız Değerli Dostum Muzaffer Okumuş, İzmir’in en büyük federasyonlarından biri ama önce bizim Konyalılar Derneğinin üyeliğinden başlamış bir isimdir. Şunu gururla söyleyebilirim ki biz sivil toplum dayanışması modellerinde, örgütlenmelerinde duayen bir konuma sahibiz. O nedenle İzmir’deki bütün derneklerin hepsine destek oldum, kurmalarına vesile oldum. Ben kendim bu derneği kurarken, kendime örnek bulamadım. Deneme-yanılma usulü ile bugünlere geldim. Kendi yolumu yapıp yürüdüm ama bunlar yürümesin diye kıskanmadım hepsine yardımcı oldum.

HİÇ BİR ZAMAN BÖLGECİLİK YAPMADIK

Başkan Yardımcılarımdan birisi, İzmir Devlet Klasik Türk Müziği Koro Müdürü Güner Özkan, on sene Konya’da Kültür Müdürlüğü yapmış bir kişi, sanattan kültürden sorumlu başkan yardımcısı yaptım. Böyle bir değeri, liyakatlı insanı aldığın zaman, kültür sanat görevini verince altın çağlarımızı yaşadık.  İzmir’de  Konya Şeb-i Arus törenlerini biz yapmaya başladım. Mevlana’yı ilk defa tiyatro sahnesine biz koyduk. Bunlar bizim bölgecilik yapmadığımızı gösteriyor.

VAKIFI HEP SİYASET ÜSTÜ TUTTUK

Vakfın içine siyaset asla sokmayız. Burası siyaset üstü, burayı hiçbir siyasi partinin arka bahçesi yapmadım. Yıllarımı verdim, her dönemde de farklı partilerde görev aldık, aday oldum. Mesela örnek vereyim; Mesut Yılmaz beni İl Başkanı yapmak istedi, ben kabul etmedim. O zaman Belediye Başkanı yapacağım dedi. 1994 yılında beni Konak Belediye Başkan Adayı yaptı. O yıl 94 bin oy aldım. O zaman Karabağlar ayrılmamıştı.  Rakibim, Ahmet Sarışın’da 102 bin oyla kazandı. Işın Çelebi o dönem Devlet Bakanı Büyükşehir adayı oldu 81 bin oy aldı.  STK’cılığın sonucu olan rakamlardı bunlar. Hem partiden hem de Büyükşehir adayından 13 bin fazla oy almışım. Yoksa içi boş insanlar gibi hikayeden benim şu kadar gücüm var, bu kadar arkamdan insan gelir lafları hikaye… Denenmiş örnek 1994 yılından sonucum var benim. Tansu Çiller geldi, beni Milletvekili yapmak istedi. Biz siyasi partilerin arkasından giderek  ‘bizi aday yapın’ diye koşmadık. Partile hep bize geldi.

AK Partinin İzmir’deki kurucularından biri olarak uzun yıllar önemli görevler üstlendiniz, sonra Cumhuriyet Halk Partisine geçişiniz nasıl oldu?

Ak Parti’nin kurulmasından evvel şimdiki Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan İzmir’e geldiler. 2002 yılında İzmir’de ilk parti kurulacağı zaman , İlk defa o zman kendimizi STK olarak riziko ettik. Ama bir ileri görüş vardı, Türkiye’nin geleceğinde Ak Parti  geliyor dedik ve destek verdik. Bende kurucu İl Başkan Yardımcısı oldum. 

KİM AK PARTİLİ KİM AK PARTİDEN GEÇİNİYOR?

Derneğimizin 50 kişilik yönetim kurulu üyelerinin hepsi Ak Parti il ve ilçe yönetimlerine yazıldı.  Bugün kim Ak Partili, kim Ak Partiden geçiniyor, kimse hikaye yapmasın..  8 tanesini İl Yönetimine, geri kalan  42 kişi Konak, Karabağlar, Buca, Karşıyaka ve diğer ilçe yönetimlerine girdi. Yeni kurulmuş bir parti, para pul yok, her tarafta cüzamlı gibi herkesin korktuğu, kaçtığı bir dönemde, biz paramızla, pulumuzla emeğimizle çalıştık. Yeni ilçe kuruyorsun, cebimizden masrafları karşıladık, yani parti daha iktidar olmamış ama biz inanmışız ve hayatımızı her şeyimizi ortaya koymuşuz. Biz böyle bir kuruculuk yaptık.

O dönemde de biz arkalarından koşmadık. Bize gelip değer verip günlerce burada karargah kurdular. Yani bize bir görev verilirse, biz yaparız. Sonra zaman geçtikçe hasetlik-çekememezlikten bizi yavaş yavaş dışlamaya başladılar.  Ama şu var ki, biz kurduğumuz, emek verdiğimiz bir yerde rant beklentisi içinde hiç olmadık. Ama bize yan gözle bakıldığında da biz orada durmayız. Biz görevimiz dedik yaptık, çekildik. Bizim bir rantla ilgimiz olmadığı için, STK Başkanı olarak,  o günkü şartlarda  biz üzerimize düşeni yaptık. Küstürdüler bizi, çekildik. Biz STK’cılığa devam ediyoruz. Bizim işimiz bu zaten. Bizim işimiz siyasetten bir rant devşirmek değil, biz zaten yolumuzu çizmişiz, STK olarak hizmet etmeyi kendimize ilke bilmişiz.

BİZ SENİ BİLİYORUZ YANIMIZDA OLMANI İSTİYORUZ!

2014’te  CHP İl Başkanı Ali Engin geldi bizza teklif etti. Aziz Başkan da istiyor dedi. Her ikisi ile birçok görüşmemiz oldu. Yerel yönetimlerde birlikte çalışalım dediler. Biz ise bütün arkadaşlarımızla konuştuk, biz sağ kesimin insanıyız, yıllarca sağ partilerde siyaset yaptık. Bizi çağırıyorsunuz ama bu nasıl olacak, dedik.

Dediler ki! “Biz senin her şeyini biliyoruz, senin aile yapını da, senin hacı olduğunu da senin manevi ve milli değerlerini de ama aynı zamanda bir okadar da sosyal demokrat olduğunu biliyoruz. İzmir kentinde yaşamış bir insan olarak , senin, deneyim, tecrübelerin, duruşun bizim için ışık olur bizim insanlarımıza, sağ kesim sol kesim insanlarımıza, senin gibi insan örnek olur, dediler.

Görüşmelerin ardından Karabağlar’dan liste başı yaptılar. Karabağlar bir önceki seçimde Sıtkı Kürüm’ün Belediye Başkanlığı kazandığında 30 bin küsur oyla kazanmıştı.

CHP'YE KARABAĞLAR’DA SEÇİMİ KAZANDIRAN EN ÖNEMLİ FAKTÖRLERDEN BİRİ OLDUK 

Daha sonra genel seçim oldu, o seçimde Ak Parti 30 bin farkı kapattı. 13 bin oy öne geçmişti. Beni  taransfer edipte Karabağlar’ın liste başı koymalarının sebebi odur. Hayatında daha hiç sola oy vermemiş insanlar oy verdi. Bizim yıllarca insanlara verdiğimiz emek sonucu bizim insanlarımızın orda ki oyu bir eksilme, bir de karşıya geçme şeklinde düşünürsen, çift etki yaptı. 13 bin oyla Karabağlar kazanıldı.

AK PARTİ’NİN MÜFETTİŞ RAPORLARINDA VAR!

AK Parti'nin müfettiş raporlarında var, 13 bin oy öndeyken bizi seçimi nasıl kaybettik, diye... CHP’de biz kaybedeceğimiz seçimi 13 bin oyla nasıl aldık diye sorguladı. İkisininde neticesinde Mehmet Aydoğan Konya’lıların faktörü çok büyüktür. Yani 1994 seçimlerinden ele alacak olursak, Konak’tan şimdi güncel Karabağlar seçimlerinden bahsediyorum. Bizi değerlendirdikleri yerde, seçimlerin kaderini değiştirecek bir gücümüz var. İzmir’de ilk denemesini biz yaptık bunun aldığımız oyla 1994 seçimlerinde açık seçik ortaya koyduk. Güncel olarak da Karabağlar seçimi var. Bu STK’cılığı hakkını vererek yapmamızın bir sonucudur. Çünkü biz hiç kimseyi ayırmadan insan odaklı çalışıyoruz.

Niye hayatında hiç sola oy vermemiş insan Karabağlarda oy verdi?

İnsanlar diyor ki! Ben Mehmet Aydoğan’ın kapısını vurur açarım. Nerde olursa olsun gece bile işi düşse gelir. Biz beş bin çocuğun sünnetini yaptık, bunun kaç tanesi Konya’lı olabilir?  Sadece 360 tanesi… Ramazan’larda erzak yardımı yaparız. Muhtarlara sorarız. Yani  illaki, Konyalı olsun değil, bizim için ihtiyaç sahibi olması önemlidir. İnsanları ayırmayız, inanç ayırmayız, hangi mezhepten olursa olsun, yeter ki vatan haini ,bölücü olmasın. Onun dışında bütün partiler bizim memleketin partileri, hepsine eşit davranırız.  Onun için biz çok seviliyoruz, bizim Konyalılardan çok  İzmir’de bizim bu yaptıklarımızı tasvip eden bizim arkamızı takip eden, tarafsız, objektif, insan odaklı, sevgi odaklı, hoşgörülü tavrımızdan esinlenerek çokları,  bizi örnek alıyorlar. Özel bir örneğiz. Biz yaptıklarımızı söylemiyoruz, biz uyguluyoruz.

İZMİR’İN HER YERİNDE İZİMİZ VAR

Bugüne kadar hayata geçirdiğimiz projeler saymakla bitmez ama bazı örnekler vereyim. İzmir’in soluduğu oksijenin ormanlarını biz diktik. Görece göçmen konutlarının arkasındaki çam fıstığı denizini biz diktik.  Oradaki çalışmayı zamanın Orman Bakanı Vefa Tanır ile biz başlattık. 1992 yılında çocuklara diktirdik.  O ağaçlar şimdi 26 yaşında… Torbalı Hona boğazında, Ege Orman Vakfı ile birlikte diktik. İzmir’in en büyük çevrecisi biziz. Bülent Baratalı’nın döneminde Urla Tıngırtepe’deki ormanı biz diktik. Bunlar bir tarih, yerin önemli değil yaptığın hizmetle öne çıkmak önemlidir. Benim en büyük övgüm gururum, onurum, İzmir’e diktiğimiz bu ormanlardır.

Sağlık konusunda Tülay Aktaş Kanser Araştırma ve Kemik İliği Transplentasyon hastanesi, Kitvak’ın kurucu genel sekreteri, balkanların en büyük ihitisas hastanesinin kurucuyum. Yaptığımız Şeb-i Arus ve Mevlana etkinliklerinin gelirlerinin hepsini oraya bağışladık. Ege Üniversitesi ve Dokuz Eylül Üniversitesi bünyesinde iki tane 60 odalı misafirhaneler yaptık. Kamu bütçesi olmadan bir belediye kadar işler yaptık. Hiçbir bütçe olmadan gönüllü insanlarla hizmet yapabiliyorsan. İşte ozaman STK’sın, İzmir’lisin.

Bugün hangi noktaya geldiğimizi tam anlatamadık. Bizim bunu aşmamız lazım Konyalılar arasında bir dayanışma gibi görünmesin dedik. İzmir Sivil Toplum Örgütleri Platformu’nu kurduk. Türkiye’de ilk platform sözcüğünü yasaya koyduran biziz, İSTÖP Türkiye’deki ilk yasal platformdur.

140 BİLİM ADAMI İLE PROJE ÜRETİYORUZ

140 bilim adamımız var, Avrupa’da fikir kuruluşu, ulusal strateji ortaklarımız var. İSTÖP aynı zamanda bir proje deposudur. 13 tane uluslararası hibe projeyi bitirdik.  İzmir’de ilk defa Romanlara projeyi biz yaptık, onları topluma kazandırma, meslek edindirme için… İşveç, Hollanda, Almanya, İngiltere, İslam Kalkınma Bankası projeleri desteklerini kazandık. Şuan da İslam Kalkınma Bankası, dünyada tanıtılmaya değer iki STK’dan birisi olarak bizi ilan etti. İSTÖP tamamen bilimsel proje çalışması yapıyor. Amerika’dan akredite olmuş, NATO’nun fikir tedarikçiyiz. UNESCO’nun danışmanlıklarını yapıyoruz.

İslanm Kalkınma Bankasında şuanda üç tane projemiz onaylanmak üzere, Suriyeli mültecilerle ilgili ciddi projelerimiz var. Bu insanları başıboş olarak bırakmayacağız. Biz ülkemizdeki her sorunu STK olarak görüp, çözüm ortaya koymaya çalışırız.

İNOVATİF GENÇ LİDERLER YETİŞTİRDİK

İngiltere Krallığından aldığımız proje, “İnovatif  Genç Lider Yetiştirme Projesi”… İzmir’den bütün Üniversitelerden, Siyasi Parti Gençlik Kollarından, STK’ların gençlik kollarından müracat etmelerini söyledik. 1280 kişi müracaat etti. 100 kişi seçtik. Bu kurstan geçenlerin başında olan önemli bir isim de Hamza Dağ, ikincisi Cemal Bekle, bizim o dönemde yaptığımız kursta Türkiye’nin iki genci bizden sertifikalarını  alarak şuan üst noktalara gelmesi bizi gururlandırıyor.

“İSTÖP; BÜTÜN DÜNYADA PARLAYAN BİR YILDIZ”

Biz, 2007’de projeyi yaptık, Hilton otelinde seminer oldu, Avrupa Birliği Dönem Başkanı Alen Serrante’yi getirdik. Daha İnovasyon projesi ismini kimse bizlmezken , biz porjeyi yaptık. İslam Kalkınma Örgütüne yaptığımız projede , ‘İşsizlik çok ama niteliksiz işsizlik çok, nitelik kazandırmak üzere eğitime yönelik bu ülkenin sorunlara göre proje yaptık. “Balık  vermeyi değil, balık tutmayı öğrettik”.

Bütün bu STK çalışmalarımızdan dolayıdır ki dönemin Başbakanı bizi CHP’de siyaset yaptığımız halde Kalkınma Kuruluna atadılar.  STK anlamında bizden başka proje üreten yok. Amatör ruhla, gönüllü olarak, arkamızda bir resmi kurum olmadan, belediye olmadan dünya çapında bir STK olmak kolay değil.

YENİDEN AK PARTİ OLUR MU?

Peki bütün bu süreçlerden sonra Ak Parti sizi geri kazanmak için girişimde bulunmadı mı? Bulunursa yeniden Ak Parti’de siyaset yapmayı düşünüyor musunuz?

Biz parti olarak bakmıyoruz, STK olarak bize kim gelirse bizden destek isterse, bize sahip çıkarsa biz onun yanında oluruz, hizmet ederiz.

Büyükşehir'de STK'lardan sorumlu bir görev olsaydı. İzmir'de çok sey değişirdi. Aziz Başkanım çok mütevazi ve nezaketli, çoğu şeyleri söyleyemiyor. Biz STK'lar olarak İzmir'in fikir önderleri olarak bizler söyleyecektik. Ozaman daha çok ses gelirdi. Ankara-İstanbul metrolarının devamlarını hükümet Ulaştırma Bakanlığına devretti. İzmir'de Aziz Başkan Üyol-Buca hattını, Ege Üniversitesi-Garaj hattını, Üçkuyular-Narlıdere-Urla hattını Ulaştırma Bakanlığı yapsın dedi. Ancak almadılar. Bunu Aziz Başkan değil İzmir'in STK'ları ayağa kalksa idi olay daha farklı olurdu.

İşin özeti şu; sorunları biliyoruz. Bunca yıldır, artık pratik çözümlerle nasıl çözüme ulaşacağımızı da biliyoruz. Bu konuda hiç mütevazi olmaya gerek yok biz müthiş bir potansiyeliz ve müthiş bir gücüz ve hiç kimseye de kırgınlığımız yok. Gelin bizimle çalışın diyenle çalışırız. Hiç sıkıntı yok.

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Turkan sandikcioglu
    2 hafta önce
    İnşallah engeli çalışmak zorunda o*** gençler içinde bir proje bulur bir Konyalı olarak ve anne olarak rica ediyorum hayırlı cumalar
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
İzmir’de sahte rakı operasyonu
İzmir’de sahte rakı operasyonu
Soma Maden Ocağında Vahim Olay
Soma Maden Ocağında Vahim Olay