2001 krizi sonrası girilen spekülatif dış kaynağa bağımlı tüketim çekişli büyüme yolunun artık sonuna gelindiğini de hatırlatan Yorgancılar “Yapılması gereken şey; stratejik düşünerek gelinen noktayı avantaja dönüştürmek, bunun için de sanayi ve tarımsal üretimi artırarak daha çok ihracat ile büyümektir. Merkez Bankası net döviz-altın rezervlerinin 30 milyar doların altına düştüğü bir ortamda bu daha da zorunlu hale gelmiştir” diye konuştu.
Kur artışı ihracatı
destekledi
Açıklanan büyüme
rakamlarını değerlendiren Ege Bölgesi Sanayi Odası(EBSO) Yönetim Kurulu Başkanı
Ender Yorgancılar, Türkiye’nin yılın ikinci çeyreğinde Cumhurbaşkanlığı
seçimlerinin etkisiyle daha çok kamu ve özel tüketim çekişli büyüdüğünü ve
bunun sürdürülmesi güç bir kulvar olduğunu vurguladı. Yorgancılar “İkinci
çeyrek büyümenin alternatif maliyeti de yüksek olmuştur. Nitekim 2017 yılının
ikinci çeyreğine göre bu yılın ikinci çeyreğinde bütçe açığı yüzde 149 oranında
artarak 25 milyar TL’yi geçmiş, merkezi yönetim borç stokunda yüzde 18’lik
artış olmuş, çeyreklik toplam TÜFE enflasyonu yüzde 1,5’ten yüzde 6,1’e
yükselmiş, cari açık yüzde 29 oranında artmıştır. Dolayısıyla bu büyüme
Türkiye’ye pahalıya mal olmuş gibi görünmektedir. Böylesi bir büyümenin
sürdürülebilirlik sorunu olduğu da açıktır. Ayrıca, kur artışlarının mal ve
hizmet dış ticareti üzerindeki etkileri belirginleşmiştir. Nitekim yarım Euro
ve yarım dolardan oluşan döviz sepetinin yüzde 27 oranında arttığı ikinci
çeyrekte mal hizmet ihracatı yüzde 4,5, buna karşılık mal ve hizmet ithalatı binde
3 oranında artmıştır. Kur artışlarının ihracatı desteklediği görülmektedir.”
diye konuştu.
Büyüme oldukça sevindirici
İkinci çeyrekte hizmet
ve sanayinin çekişli ancak dengesiz bir sektörel büyüme yaşandığını da
vurgulayan EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar “Nitekim ikinci
çeyrekte hizmetler sektörünün yüzde 8, sanayi sektörünün yüzde 4,3, inşaat
sektörünün binde 8 oranında büyüdüğü anlaşılmaktadır. Tarım sektörünün yüzde
1,9 oranında küçülmesi ise sektördeki kan kaybının devamına işaret etmektedir.
Bu durum sektörün bütünüyle yeniden ele alınmasının zorunluluğuna işaret
etmektedir. Tarım zorlu bir dönemden geçmektedir. Yılın ikinci çeyreğinde ülkemizin
kilit sektörü olan sanayinin yüzde 4,3 oranında büyümesi oldukça sevindiricidir.
Yine sanayi sektörünün en önemli alt boyutunu oluşturan, ihracatın neredeyse
yüzde 90’ını gerçekleştiren imalat sanayinin yüzde 4,7 oranında büyüdüğü
görülmektedir. Bu büyüme, yılın ikinci çeyreğinde sanayi sektörü ihracatının yüzde
3,3, ithalatın yüzde 4,8, istihdamının yüzde 5,3 arttığı bir ortamda
gerçekleşmiştir. Büyüme oranına yakın istihdam artışı, kur artışlarının üretim
ve istihdam üzerindeki olumlu etkisini ortaya koymaktadır.” dedi.
İnşaat sektörüne
dikkat
Başkan Yorgancılar
öte yandan yılın ilk çeyreğinde harcamalar yönünden büyüme verileri
incelendiğinde özel tüketimin yüzde 6,3, kamu tüketiminin yüzde 7,2,
yatırımların yüzde 3,9 oranında büyüdüğünün görüldüğünü de sözlerine ekleyerek “Yatırımların
artmasına rağmen ciddi bir nitelik sorunu olduğu görülmektedir. Zira inşaat
yatırımları yüzde 6,6 oranında artarken makine teçhizat yatırımları adeta
yerinde saymış, ancak binde 6 oranında artmıştır. Bu durum kur artışlarından ve
geleceğe ilişkin beklentilerin olumsuza dönmesinden makine teçhizat
yatırımlarını oldukça olumsuz etkilendiği anlamına gelmektedir” dedi.
Yeni bir büyüme patikasına girmek zorundayız
Başkan Yorgancılar “Ya
yeni bir yol bulacağımız ya da yeni bir yol açacağımız bir döneme girdik.
Devletimiz, üreticilerimiz ve halkımız ile birlikte bu dönemi atlatıp,
sağlıklı, yüksek oranlı ve sürdürülebilir yeni bir büyüme patikasına girmek zorundayız.
Orta Vadeli Program ve Merkez Bankası’nın faiz kararının önemi daha da
artmıştır.” ifadelerinin kullandı.









