Biri CHP İzmir İl, diğeri de Bayraklı İlçe Başkanlığına olmak üzere kırgınlığını 2 istifa dilekçesi ile ortaya koyduğunda herkes çok şaşırdı. Cumhuriyet Halk Partisi kadar, onunla siyaset yapan herkesin yakından tanıdığı ve hatta kendisinden yaşça büyüklerin dahi ‘Hatice Abla’ dediği Cumhuriyet Halk Partisi İzmir İl Yönetim Kurulu Üyesi ve Bayraklı Belediyesi Meclis Üyesi Hatice Tatlı’dan söz ediyoruz. Tabi bundan 10 gün kadar önce o aynı zamanda CHP İl Eğitim Sekreteri ve Bayraklı Belediye Meclisi CHP Grup Başkanvekili olarak da anılıyordu. Bu saydığım son iki görevinden aynı anda istifa etmesi de tüm dikkatlerin ona çevrilmesine neden oldu. Siyasetin naif ablası, o iki istifanın perde arkasını anlattı biz de yazdık.İki istifa ani bir kararla mı alındı, yoksa belli birikmişlerin üzerine miydi? İşte kendi ifadeleri ile yaşananlar ve iki istifanın gerekçeleri:Ani tepkilerle bu tür kararlar alacak yaşı geçtim. Siyasi deneyim bakımından da öyle… Belli bir birikim soncunda oldu. Özellikle Alaattin Beyin il başkanlığından istifasından sonra yaşanan gelişmeler belirleyici oldu.Bildiğiniz gibi ben Nevzat Kavalar’ın listesindeydim ve listeyi delerek mevcut il yönetimine girdim. Alaattin Bey istifa ettiğinde ise Ankara’daydım, ilçe başkanımız arayıp bana haber verdi. Bu haberi alınca da uçaktan iner inmez durum değerlendirmesi yapmak üzere ‘il’e gittim. Ama gittiğimde daha önce birçok kişiyle mutabakat sağlanmış olduğunu gördüm. 5 kişi toplanılmış, konuşulmuş, karar verilmiş ama biz bunları bilmiyoruz. Bu süreçte figüran olmuşuz. İşte başladılar ‘başkan seçelim, başkan seçelim’ demeye… Ben etik olmayacağını ısrarla söyledim. Ben 49 yıldır siyasetle uğraşıyorum, Dev-Genç geleneğinden gelen, bu partide parti meclisi üyeliği, il başkanlığı yapmış, 25 yıl parti öğretmenliği yapmış, kadın kolu başkanlığı yapmış bir insanım. 1992 yılında Cumhuriyet Halk Partisi yeniden açılırken; tüzük ve programını hazırlayanlardanım.“İSTİFA DİLEKÇESİNİN MÜREKKEBİ KURUMADAN”Tamam tüzükte ‘yönetim kendi içinden seçer’ diye yazıyor ama ben bunun etik olmayacağını söyledim. Daha Alaattin Yüksel yeni istifa etmiş, daha istifa mürekkebi kurumadan siz ‘gelin başkan seçelim’ diyorsunuz. Yönetimden 4 arkadaşımız da Çanakale’deydi, onların da onayını telefonla aldılar. 30 yönetim kurulu üyesinden bir tek ben hala seçim yapmayalım diye diretiyorum. Onu da etik bulmadığım için söylüyorum yoksa il başkanına karşı olduğum için değil.Bir şeye kızdığında bile karar vermeden önce içinden 10 a kadar say derler ya bana o kadarcık zaman bile tanınmadı. Belki bir gün sonra seçim yapılsa yine aynı kişi seçilecekti ama daha etik olacaktı. Orada büyük çoğunluğun ve telefonla onayı alınan arkadaşlarımın tümünün evet demesi, yönetim listesini delerek birlikte girdiğimiz Utku arkadaşımızı da ben aradım. O da dedi ki, ‘Asuman Ağabey beni bozmaz’. Orada tek başıma kaldım ve o güne kadar başkanla da hiç sorun yaşamamıştım. Hep saygılı davrandı, deneyimlerimden yararlanmaya çalıştı. Bir de bir tek benim ‘hayır’ demem sonucu değiştirmeyecekti. Ben de herkes istiyorsa ‘tamam olsun’ dedim.HASAN BAŞKANLA TERS DÜŞTÜKHasan Başkan (Hasan Karabağ) seçim yapılmasın istedi. Ancak dediğim şartlarda ben de evet dediğim için Hasan Başkan destek vermişim gibi algılayarak tepki gösterdi. Ben 49 yıldır siyaset yapıyorum, bir tek Atatürk benim genel başkanım olmadı. İsmet İnönü dahil, bu zamana kadar ben bütün genel başkanlarla çalıştım. Şimdi siyaseti koklarsınız, deneyimleriniz sonucu bazı şeyleri önceden bilirsiniz. Zaten seçilecekti ben de tamam olsun dedim. Tabi başkanımız hoşlanmadı bu kararımdan ve süreç içerisinde işte küçük kırgınlıklardan sonra aramızda gerginlik arttı. Ben siyasetin ablasıyım, yaş olarak ablasıyım ama siyaseten de herkes bana abla der. Hiç Hatice Hanım demezler, benden büyükler de hep Hatice abla der. Gençler, il yönetiminde, ilçe yönetiminde, kadın kollarında ve benim geçmişteki öğrencilerim, 22 yıl liselerde öğretmenlik yaptım, hep ‘bizim idolümüzsünüz’ derler. Siyasette de öyle, benim bir duruşum var ve o duruşumdan da taviz vermem hiçbir şekilde...Başkanımla aramızda bir mesafe oluşunca da ben de Grup Başkanvekilliğinden istifa ettim. Bunu biraz da başkanın elini rahatlatmak için yaptım. Hem de daha rahat hareket etmek istiyorum. Bu süreçte artık bu yaştan sonra kimsenin beni üzmesine izin vermeyeceğim.“BAŞKANIM İÇİN İKİ KEZ ADAYLIĞI RET ETTİM”Ben başkanı çok severim, 2009 yılından buyana biz yol arkadaşlığı yaptık. Bana ısrarla 2014’te belediye başkan adayı ol demelerine rağmen ben, ‘benim başkanımın aday olduğu yere asla aday olmam’ dedim. 2015’te de milletvekilliği için önseçime katılacaktım, Hasan Başkan istemedi. ‘Beraber geldik, beraber gideceğiz’ dediği için vazgeçtim.Ben bunca yıldır kin ve öfkeye dayalı, adamcılık politikası ile hiç siyaset yapmadım. Siyaset o kadar değişken bir süreç ki, şimdi son 15 Temmuz olaylarından da gördüğümüz gibi hızla gündem değişiyor, hızla siyasetten alacağınız kararlar da değişiyor. Genel başkan ne yaptı, gitmem dediği saraya, ülke söz konusu olunca gitmek durumunda kaldı.“KIRILDIM VE İSTİFA ETTİM”Bizim ölçeğimize geldiğimizde ise küçük çaplı da olsa şunu herkes bilir ki; ben yurtseverim, ülkemi, partimi çok severim ve başkanlarımı da çok severim. Ne genel başkanıma, ne il başkanıma, ne ilçe belediye başkanlarıma, Hasan Başkan dahil; ne büyük şehir belediye başkanıma, ne ilçe başkanlarıma, hiç kimseye laf ettirmem. Bu benim partililik bilinciyle gelen prensibimdir. Biz bunca yıl Hasan Başkanla beraber çalıştık, her zaman bana saygı duydu, abla dedi. Ben de her zaman yanında oldum ve hep çalıştım. Gece gündüz demeden çalıştım. Ama son süreçte kırıldım, daha doğrusu, nedenle de istifa ettim. Peki bir de ikinci istifa dilekçesi var, yani il eğitim sekreterliğinden neden affını istedi? İşte ikinci dilekçenin gerekçeleri:“BU ÇİFT BAŞLILIKLA 20 BİN KİŞİ EĞİTMEK ZOR”İl Eğitim Sekreterliğinde de tüzükte olmayan bazı gelişmeler oldu. Dediğim gibi 1992’de partinin tüzük ve programının yazımında bulunmuş bir kişi olarak, tüzükte olmayan bir statü oluşturulmasına sessiz kalmak istemedim. Koordinatörlük gibi tüzükte olmayan bir statü getirdiler ve seçilmişler bir de atanmışlar gibi bir durum ortaya çıktı. Eğitimde iki başlılık oluşmaya başladı. Böyle bir şey olmaz. Ben ilke gereği buna tepki gösterdim, yoksa benim o arkadaşlarla hiçbir sorunum yok. Genel Başkana, Genel Sekretere, Örgütten Sorumlu Genel Başkan Yardımcısına teker teker itiraz gerekçelerimi yazdım. Benim bildiğim kadarıyla 7 ilden daha aynı türden raporlar yazdı, bunun yanlış olduğu anlatıldı.Atanan koordinatörlerle birlikte çift başlılık oluştuğunu, eğitimi aksattığını, amaca ulaşamadığımızı dile getirdik. Umuyorum Genel Merkez bu hatayı düzeltme yoluna gider. Düzeltmezse orada sıkıntı var demektir. Ben İzmir’de sandık eğitimlerini planlıyordum. Sadece İzmir’de 9 bin 700 küsur sandık var, her sandık için minimum iki kişi eğitmeniz gerekiyor. Bu yaklaşık 20 bin kişinin eğitimi demek. Öyle basite alınabilecek bir durum değil. Ben 25 yıllık parti öğretmeniyim, canla-başla, gece-gündüz bu işle uğraşacağım ama başkası gelip başka şeyler söyleyecek, ilçelerin kafası karışacak. Böyle bir şeyin olmaması gerektiğini dile getirmiş oldum.
Gündem
Yayınlanma: 17 Eylül 2016 - 14:19
SİYASETİN HATİCE ABLASI ÇOK KIRGIN!
Aslında o siyasetin duayen isimlerinden… Atatürk hariç Cumhuriyet Halk Partisi’nin bütün genel başkanlarıyla çalışmış bir isim… Çifte istifasıyla herkesi şaşırtan siyasetin ‘Hatice ablası’, kırgınlıklarını oncusehir.com’a anlattı.
Gündem
17 Eylül 2016 - 14:19










