Çiğdem CANPOLAT GÜÇTEKİN / ÖNCÜŞEHİR – İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, İzmir’in uzun yıllardır kangren haline gelmiş Basmane Çukuru için TMSF ile yapılan niyet protokolüne gelen eleştirilere yanıt verdi.
HENÜZ PROTOKOLÜ İMZALAMADIKHenüz bir protokolü imzalamadıklarını belirten Başkan Tugay, “Henüz protokolü imzalamadık ama imzalamak üzere meclisten yetki aldım. Bu bir niyet protokolü olacak. Aslında tüm detayların yazdığı bir protokol olmayacak. Orada şunu kabul etmiş olacağız; İzmir Büyükşehir Belediyesi yüzde 30’luk bir hakka sahip, o yüzde 30’luk hakkı şu şekilde kullanacak diye bizim bir talebimiz var. Onu karşılamış olacağız. Burayla ilgili yapılan anlaşmada mülkiyet üzerinden hak, yüzde 12 civarında, yüzde 11 küsür olarak belirlenmiş aslında. İlk başta yapılan anlaşma eğer uygulansaymış öyle bir pay olacakmış belediyenin. Burada bir de Kahramanlar Otoparkı işi var biliyorsunuz. O da bu anlaşmanın bir parçası olarak yapılmış. Karamanlar Otoparkında bir sorun yok ama Basmane’deki alanda öngörülen proje iptaller nedeniyle yapılamamış. Plan değişiklikleri öngörülmüş ama bunlar maalesef gerçekleşmemiş. Benim göreve başladığımda durum şuydu; Aziz Kocaoğlu zamanında bu yüzde 11 küsürlük mülkiyet hakkını yüzde 30’a çıkardıklarına dair, EGS ve güç birliğiyle bir protokol imzalamışlar. Şimdi bizim yaptığımız şey aslında bunu daha ileri taşımak. Çünkü TMSF o zaman bunu imzalamamış. TMSF sadece gözlemci olarak bulunmuş. Şimdi artık TMSF'nin kendisinin yönetim kuruluyla aldığı kararla bu yüzde 30 olarak TMSF tarafınca kabul edilmiş oluyor. Bu aslında bir kazanım. Çünkü ilk başta yapılan protokolde yüzde on 12’lik pay öngörülmüş” ifadelerini kullandı.
BELEDİYEYİ MALİ YÜKÜMLÜLÜKLER ALTINA SOKAN ANLAŞMALAR YAPILMIŞ
Geçmiş dönemde yapılan anlaşmalarla belediyenin mali yükümlülükler altına girdiğini ifade eden Başkan Tugay, “Şunu kimsenin ihmal etmemesi lazım. TMSF'ye fayda sağlamaktan, rant sağlamaktan falan bahsediyorlar. TMSF sadece bir temsilci. Aslında oradaki hak sahibi olan kişiler İzmir'den EGS'de iki yüz civarında pay sahibi, Güç Birliğinde de bine yaklaşan kişinin olduğu bir hak sahipliği. Neticede biz şimdi bu anlaşmayı de temsilci olarak TMSF'yle yapıyoruz ama aslında gerçekten birilerinin sorunu çözülmüş olacaksa bu tamamen buraya yatırımcı olarak girmiş insanların çözümü olacak. Önceki dönem belediye başkanı diyor ki ‘buranın tapusunu üzerimize alabiliriz’ diyor. Bakın tapusunu üzerinize almanız mali yükümlülüklerinizi ortadan kaldırmıyor. Neticede o parayı bulup bu insanların zararını karşılamamız gerekiyor. Bu konuda bağlayıcı olan sözleşmeler var. Bu sözleşmeleri ben yapmadım. Bizden önceki dönemlerde yapılmış işler bunlar. Ve çok ciddi bir bütçe var orada. Kaynak gerekiyor. Burası yeşil alan olsun demek kolay. Ama bu nereden bulacağız diye sorduğum zaman kimseden ses çıkmıyor. Birilerinin Buca Cezaevi arazisi içinde burası içinde bunu cevaplaması lazım. Kültürpark'a mı dahil edeceğiz, edelim. Başka bir tür yeşil alan mı yapacağız, yapalım. Başka bir şey mi yapacağız, yapalım. Ama parasını vermeniz lazım. Burada mali yükümlülükler altına girmiş belediye. Belediyeyi mali yükümlülükler altına sokan anlaşmalar yapılmış. Bunlar geçmiş dönemlerde yapılmış” dedi.
GEÇEN DÖNEMKİ BELEDİYE BAŞKANIYLA TMSF ARASINDA YAPILMIŞ HİÇBİR ANLAŞMA YOK
Tunç Soyer döneminde yapılan hiçbir anlaşmanın olmadığını ifade eden Başkan Tugay, “Geçen dönem benden önceki belediye başkanı, TMSF’yle görüşmeler yapmış. TMSF bunu bana anlattı. Demiş ki, ‘biz size buranın karşılığında arsa verelim’. TMSF'de ‘eğer buranın değerini karşılayacak bir arsa verebilirseniz olabilir’ demiş. Böyle bir arsa bulamamışlar. Çünkü İzmir Büyükşehir'in böyle bir arsası yok. Böyle bir arsa bulunamamış. Dolayısıyla bir anlaşmaya varılamamış. Biz bir anlaşmaya vardık gibi bir cümle kesinlikle doğru değil. TMSF bunu doğrulayabilir. Belki onların açıklama yapmış lazım bu konuda. Geçen dönemki belediye başkanıyla TMSF arasında yapılmış hiçbir anlaşma yok. Geçen dönem bu sorunun çözümüne dair sağlanmış en ufacık bir katkı ve ilerleme yok. Sorun kucağımıza geldi. Başladığımda 30 yıla yakın zamandır artık çirkin bir isim olan Basmane Çukuru adı verilmiş. Şehrin göbeğinde tamamen atıl, hiç kimsenin kullanamadığı ve öyle bir alan olarak duruyor orada. İzmir halkı bana sorunları çözeyim diye bu görevi verdi. Sadece birilerinin kişisel şeylerini karşılayayım diye değil. Sorunları ortada bıraktığımız zaman şu olacak; ben bu 5 seneyi de bu sorunu çözmeden geçirdim diyelim. Ondan sonraki 5 senede çözülmeden geçildi diyelim. Daha ne kadar gidecek bu konu, daha ne kadar süre olacak burası? Konu çok açık bir şekilde ortada. Elimizde belediyenin mali yükümlülük altına girdiği bir arazi var. Borçlu olduğu bir durum var. Oraya para harcamış, parasını alması gereken insanlar var. Kamuya ödenmesi gereken paralar var. Bu kaynağı bulmadan bu sorunun çözülmesi mümkün değil. Biz diyoruz ki ‘burada İzmir'in en güzel en böyle merkezi konumda kültür merkezlerinden birisini yapacağız. Tüm İzmirlilere hizmet edecek orası Orada tiyatro olacak, konser olacak, toplantı olacak, etkinlik olacak’. Bu bölgede bizim şu anda bir kültür merkezimiz de yok. Bunu karşılayan bir sosyal hizmet binası olmuş olacak. Tüm İzmir'e hizmet edecek” diye konuştu.
YÖNETİCİ SORUMLULUĞUNUZ YOK, DIŞARIDAN AHKAM KESİYORSUNUZ
Anlaşmayı savunma nedenini de anlatan Başkan Tugay, “Burada biz hiç bir plan değişikliği yapmadık. Bize nasıl geldiyse olduğu şekliyle bunu TMSF’ye sunduk. Herhangi bir emsal artışı yapmadık. Bu şartlar altında eğer kabul ediyorsanız biz yüzde 30’luk hissemizi de bu şekilde isteriz dedik, o şekilde konuştuk. TMSF bunu kabul etti ve bu şekilde sonuçlanırsa bence İzmir için kronikleşmiş, çözümsüz hale gelmiş, önemli bir sorunun çözülmesi anlamına gelecek. Biz bundan elimizden geldiğince zararsız çıkmış olacağız. Çünkü eğer ilk gün belediye başkanı ben olsaydım böyle bir anlaşma yapmazdım. Başka türlü yaklaşırdım. Ama bu anlaşmalar yapılmış. Şu anda belediyeyi bağlıyor. Bunu ben görmem, anlamam falan diyerek bitmiyor bu iş. İşte onu eleştiriyorum ya. Yönetici sorumluluğunuz yok, dışarıdan ahkam kesiyorsunuz. Yönetici sorumluluğu olan benim. İzmir halkının bunu açıklaması gereken de benim. Ve şu kararı vermek zorundayım; 5 sene daha burayı çözümsüzlüğe iteyim. Ondan sonra ‘çözemedim’ diyeyim. Benden sonra 5 sene daha çözülemesin. Daha kaç sene gidecek bu iş? Biz 1,5 yıl bunun her türlü değerlendirmesini yaptık ve şunu anladık. Mahkeme sonucu ne olursa olsun tapu size geçse de, geçmese de, öyle de olsa, öyle de olsa oradaki yükümlülükleriniz aynı duracak. Dolayısıyla o parayı bulmanız ve ödemeniz gerekecek. Belediyeyi ne Buca Cezaevi arazisinde, ne burada, ne başka bir yerde, mali açıdan kitlemeyi doğru bulmuyorum. Ben bunun İzmir halkına zarar verecek bir şey olduğunu düşünüyorum. O nedenle bu anlaşmayı savunuyorum” dedi.
HENÜZ PROTOKOLÜ İMZALAMADIKHenüz bir protokolü imzalamadıklarını belirten Başkan Tugay, “Henüz protokolü imzalamadık ama imzalamak üzere meclisten yetki aldım. Bu bir niyet protokolü olacak. Aslında tüm detayların yazdığı bir protokol olmayacak. Orada şunu kabul etmiş olacağız; İzmir Büyükşehir Belediyesi yüzde 30’luk bir hakka sahip, o yüzde 30’luk hakkı şu şekilde kullanacak diye bizim bir talebimiz var. Onu karşılamış olacağız. Burayla ilgili yapılan anlaşmada mülkiyet üzerinden hak, yüzde 12 civarında, yüzde 11 küsür olarak belirlenmiş aslında. İlk başta yapılan anlaşma eğer uygulansaymış öyle bir pay olacakmış belediyenin. Burada bir de Kahramanlar Otoparkı işi var biliyorsunuz. O da bu anlaşmanın bir parçası olarak yapılmış. Karamanlar Otoparkında bir sorun yok ama Basmane’deki alanda öngörülen proje iptaller nedeniyle yapılamamış. Plan değişiklikleri öngörülmüş ama bunlar maalesef gerçekleşmemiş. Benim göreve başladığımda durum şuydu; Aziz Kocaoğlu zamanında bu yüzde 11 küsürlük mülkiyet hakkını yüzde 30’a çıkardıklarına dair, EGS ve güç birliğiyle bir protokol imzalamışlar. Şimdi bizim yaptığımız şey aslında bunu daha ileri taşımak. Çünkü TMSF o zaman bunu imzalamamış. TMSF sadece gözlemci olarak bulunmuş. Şimdi artık TMSF'nin kendisinin yönetim kuruluyla aldığı kararla bu yüzde 30 olarak TMSF tarafınca kabul edilmiş oluyor. Bu aslında bir kazanım. Çünkü ilk başta yapılan protokolde yüzde on 12’lik pay öngörülmüş” ifadelerini kullandı.
BELEDİYEYİ MALİ YÜKÜMLÜLÜKLER ALTINA SOKAN ANLAŞMALAR YAPILMIŞ
Geçmiş dönemde yapılan anlaşmalarla belediyenin mali yükümlülükler altına girdiğini ifade eden Başkan Tugay, “Şunu kimsenin ihmal etmemesi lazım. TMSF'ye fayda sağlamaktan, rant sağlamaktan falan bahsediyorlar. TMSF sadece bir temsilci. Aslında oradaki hak sahibi olan kişiler İzmir'den EGS'de iki yüz civarında pay sahibi, Güç Birliğinde de bine yaklaşan kişinin olduğu bir hak sahipliği. Neticede biz şimdi bu anlaşmayı de temsilci olarak TMSF'yle yapıyoruz ama aslında gerçekten birilerinin sorunu çözülmüş olacaksa bu tamamen buraya yatırımcı olarak girmiş insanların çözümü olacak. Önceki dönem belediye başkanı diyor ki ‘buranın tapusunu üzerimize alabiliriz’ diyor. Bakın tapusunu üzerinize almanız mali yükümlülüklerinizi ortadan kaldırmıyor. Neticede o parayı bulup bu insanların zararını karşılamamız gerekiyor. Bu konuda bağlayıcı olan sözleşmeler var. Bu sözleşmeleri ben yapmadım. Bizden önceki dönemlerde yapılmış işler bunlar. Ve çok ciddi bir bütçe var orada. Kaynak gerekiyor. Burası yeşil alan olsun demek kolay. Ama bu nereden bulacağız diye sorduğum zaman kimseden ses çıkmıyor. Birilerinin Buca Cezaevi arazisi içinde burası içinde bunu cevaplaması lazım. Kültürpark'a mı dahil edeceğiz, edelim. Başka bir tür yeşil alan mı yapacağız, yapalım. Başka bir şey mi yapacağız, yapalım. Ama parasını vermeniz lazım. Burada mali yükümlülükler altına girmiş belediye. Belediyeyi mali yükümlülükler altına sokan anlaşmalar yapılmış. Bunlar geçmiş dönemlerde yapılmış” dedi.
GEÇEN DÖNEMKİ BELEDİYE BAŞKANIYLA TMSF ARASINDA YAPILMIŞ HİÇBİR ANLAŞMA YOK
Tunç Soyer döneminde yapılan hiçbir anlaşmanın olmadığını ifade eden Başkan Tugay, “Geçen dönem benden önceki belediye başkanı, TMSF’yle görüşmeler yapmış. TMSF bunu bana anlattı. Demiş ki, ‘biz size buranın karşılığında arsa verelim’. TMSF'de ‘eğer buranın değerini karşılayacak bir arsa verebilirseniz olabilir’ demiş. Böyle bir arsa bulamamışlar. Çünkü İzmir Büyükşehir'in böyle bir arsası yok. Böyle bir arsa bulunamamış. Dolayısıyla bir anlaşmaya varılamamış. Biz bir anlaşmaya vardık gibi bir cümle kesinlikle doğru değil. TMSF bunu doğrulayabilir. Belki onların açıklama yapmış lazım bu konuda. Geçen dönemki belediye başkanıyla TMSF arasında yapılmış hiçbir anlaşma yok. Geçen dönem bu sorunun çözümüne dair sağlanmış en ufacık bir katkı ve ilerleme yok. Sorun kucağımıza geldi. Başladığımda 30 yıla yakın zamandır artık çirkin bir isim olan Basmane Çukuru adı verilmiş. Şehrin göbeğinde tamamen atıl, hiç kimsenin kullanamadığı ve öyle bir alan olarak duruyor orada. İzmir halkı bana sorunları çözeyim diye bu görevi verdi. Sadece birilerinin kişisel şeylerini karşılayayım diye değil. Sorunları ortada bıraktığımız zaman şu olacak; ben bu 5 seneyi de bu sorunu çözmeden geçirdim diyelim. Ondan sonraki 5 senede çözülmeden geçildi diyelim. Daha ne kadar gidecek bu konu, daha ne kadar süre olacak burası? Konu çok açık bir şekilde ortada. Elimizde belediyenin mali yükümlülük altına girdiği bir arazi var. Borçlu olduğu bir durum var. Oraya para harcamış, parasını alması gereken insanlar var. Kamuya ödenmesi gereken paralar var. Bu kaynağı bulmadan bu sorunun çözülmesi mümkün değil. Biz diyoruz ki ‘burada İzmir'in en güzel en böyle merkezi konumda kültür merkezlerinden birisini yapacağız. Tüm İzmirlilere hizmet edecek orası Orada tiyatro olacak, konser olacak, toplantı olacak, etkinlik olacak’. Bu bölgede bizim şu anda bir kültür merkezimiz de yok. Bunu karşılayan bir sosyal hizmet binası olmuş olacak. Tüm İzmir'e hizmet edecek” diye konuştu.
YÖNETİCİ SORUMLULUĞUNUZ YOK, DIŞARIDAN AHKAM KESİYORSUNUZ
Anlaşmayı savunma nedenini de anlatan Başkan Tugay, “Burada biz hiç bir plan değişikliği yapmadık. Bize nasıl geldiyse olduğu şekliyle bunu TMSF’ye sunduk. Herhangi bir emsal artışı yapmadık. Bu şartlar altında eğer kabul ediyorsanız biz yüzde 30’luk hissemizi de bu şekilde isteriz dedik, o şekilde konuştuk. TMSF bunu kabul etti ve bu şekilde sonuçlanırsa bence İzmir için kronikleşmiş, çözümsüz hale gelmiş, önemli bir sorunun çözülmesi anlamına gelecek. Biz bundan elimizden geldiğince zararsız çıkmış olacağız. Çünkü eğer ilk gün belediye başkanı ben olsaydım böyle bir anlaşma yapmazdım. Başka türlü yaklaşırdım. Ama bu anlaşmalar yapılmış. Şu anda belediyeyi bağlıyor. Bunu ben görmem, anlamam falan diyerek bitmiyor bu iş. İşte onu eleştiriyorum ya. Yönetici sorumluluğunuz yok, dışarıdan ahkam kesiyorsunuz. Yönetici sorumluluğu olan benim. İzmir halkının bunu açıklaması gereken de benim. Ve şu kararı vermek zorundayım; 5 sene daha burayı çözümsüzlüğe iteyim. Ondan sonra ‘çözemedim’ diyeyim. Benden sonra 5 sene daha çözülemesin. Daha kaç sene gidecek bu iş? Biz 1,5 yıl bunun her türlü değerlendirmesini yaptık ve şunu anladık. Mahkeme sonucu ne olursa olsun tapu size geçse de, geçmese de, öyle de olsa, öyle de olsa oradaki yükümlülükleriniz aynı duracak. Dolayısıyla o parayı bulmanız ve ödemeniz gerekecek. Belediyeyi ne Buca Cezaevi arazisinde, ne burada, ne başka bir yerde, mali açıdan kitlemeyi doğru bulmuyorum. Ben bunun İzmir halkına zarar verecek bir şey olduğunu düşünüyorum. O nedenle bu anlaşmayı savunuyorum” dedi.








