Çiğdem CANPOLAT GÜÇTEKİN / ÖNCÜŞEHİR - İzmir’de tartışmaların odağında olan Meslek Fabrikası binasında bugün hareketli dakikalar yaşanıyor. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, beraberindeki heyetle birlikte binanın önüne geldi.
Binaya girememesi üzerine açıklamalarda bulunan Başkan Tugay şu açıklamalarda bulundu;TUGAY: UTANÇ GÜNÜİzmir adına utanç günü diyebileceğimiz bir gün yaşıyoruz. Bir belediye binasını normalde hukuki ve idari süreçlerle götürülmesi gereken süreci, sabahın 5’inde gün aydınlanmadan yüzlerce polis arkadaşlarımızı buraya yığarak bir tür tecrite tabi tuttular. Ben yurt dışındaydım. Bir toplantı için gitmiştim. Hukukçu arkadaşlara dedim ki ‘böyle bir olay olabilir mi?’ Bana olmaz dediler. Bir yerde bir tahliye gerçekleşse önce ona tebligat yapılır sonra o süre sonunda tahliye edilir diye. Başından beri kamu idaresinin bütün etik kurallarını yerle bir edecek şekilde gayri hukuki ahlak dışı yöntemlerle elimizden bu yeri alınmaya çalışılıyor. Sosyal medyada bunları defalarca açıkladım. Bir kanun var. O kanun diyor ki herhangi bir bina Vakıflar tarafınca yapılmışsa ve tapuda bundan dolayı binayla ilgili şerh varsa o binayı vakıflar alabilir. Buna dayanarak Meslek Fabrikamızı almaya çalışıyorlar. Ama yanlış olan çok şey var. Kanun diyor ki eğer bina vakıflar tarafınca yapıldıysa… Bu binanın yapımı tamamen İzmirli iki tane vatandaşın un fabrikası olarak yaptığı binadır. Hiçbir vakıf buranın yapımında ne emek ne para ne de en ufak bir hakkı vardır. Buradan zaten o kanun maddesinin dışına çıkıyoruz. 1926 yılında Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün cumhurbaşkanı olduğu ve o dönemin bakanlar kurulundaki heyet bu binayı da Türkiye’deki pek çok binayı da kamulaştırıyor. Parasını vererek yapıyor.,BÜYÜK BİR HUKUKSUZLUKTURŞunu da insanlarımıza hatırlatayım; bizim Egemenlik Binasına da el koydular. Yarın öbür gün onunla ilgili de bir şeyler yapılır. Egemenlik Binasını İzmir halkı yapmış. İzmir halkı kendi arsında para toplayıp kendi belediye binasını yapmış. Bu binanın o çok eski tarihlerde kamulaştırıldıktan sonra o gün yine bakanlar kurulunun ve Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün imzasıyla İzmir yerel yönetimine verilmiş. O tarihten beri değişik amaçlarla orası kullanılıyor. 1937 yılına burada halk ekmek fabrikası yapılmış. Aradan yıllar geçince bunlar unutuluyor ama işte tarih belgeler unutmaz bu söylediklerimizim hepsinin belgesi ve ispatı var. Ekim 2025’te bu binanın bize sorulmadan vakıflar genel müdürlüğüne mülkiyetine geçirdiğini söyleyince arkadaşlarımız bu belgeleri ortaya çıkardılar. 2007 yılında o gün başkan olan Aziz Kocaoğlu zamanında buranın tapusunda şerh görüyorlar. Bu şerh mülkiyetle alakalı olmayan şerhtir. Buradan gelir elde edilecek olursa vakıflara pay verilsin diye koyulan şerhtir. O zaman başkanımız demiş ki parasını ödeyeyim şerhi de kaldırın demiş. 1 milyon 600 bin lira civar parayla tapudan o şerh kaldırılmış. İmalatında tapusunda vakıfların şerhi olmayan bir binadır burası. 2207 yılında burası dökük bir bina halindeyken İzsu ve Büyükşehir çalışanı arkadaşlarımız büyük emekler harcayarak 40 milyon TL harcayarak 10 yılda burayı restore ediyorlar. DGM kullandı diyorlar. Burada DGM varken biz bu mahkemeden hep utandık. Ama DGM’yi oraya getiren belediye değil, İzmir halkı da değil. İzmir halkı masum, her zaman iyi niyetli. Kim yapış? 12 Eylül 1980’de askeri darbeyi kuranlar DGM’yi kurmak zorunda hissettiler. O gün seçilmiş olan belediye başkanını görevden aldıktan sonra onun marifetiyle vermişler DGM’ye. O darbeciler bile bu binanın mülkiyetini birilerini üzerine geçirelim diye bir şey düşünmemişler. Onlar bile yapmamışlar. Sonra orası kapatıldı ve terk edilmiş bir binaya dönüştü. İzmir Büyükşehir Belediyesi para, emek ve zaman harcayarak kendi imkanlarıyla kullanılabilir binaya dönüştürdükten sonra Aziz Kocaoğlu 2017’de meslek fabrikası olarak kullanıma açtı. O günden bugüne İzmir halkına hizmet ediyor. Meslek eğitimi veriliyor, başka bir şey yapılmıyor. Böyle hikayesi olan yapının ahlaki temeli olmadan Büyükşehir Belediyesi’ne bilgi vermeden gidip de tapu dairesinden Vakıflar Bölge Müdürlüğüne geçirilmesi kabul edilemez. Büyük bir hukuksuzluktur. İzmir halkının ve İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin malına çökmedir. UTANMADINIZ OY ALDIĞINIZ İZMİR HALKININ OYUNU BU ŞEKİLDE HARCAMAYABirileri diyor ki, vakıflara ait. Ne kadar yalancısınız siz. Ne kadar sahte insanlarsanız. Halkı kandırmayı ne çok seviyorsunuz. Mahkeme kararına uymuyorsunuz. Yalan söylüyorsunuz. O mahkemeler devam ediyor. Davalar açıldı. Dava açıldıktan sonra yürütmeyi durdurma kararını mahkeme hemen verdi. Ama bugünün Türkiye’si ve yaşadıklarımız herkesin malumu. Nasıl olduysa jet hızıyla o yürütme durdurma kararlarını kaldırmayı becerdiler. Yürütme durdurma kararları kaldırılmış olabilir ama mahkemeler sonuçlanmış değil. Bize bunu mu anlatıyorsunuz? Bu binayı Vakıflar yapmadı, un fabrikası. Utanmadan çıkardığınız o tapu senedinin üzerinde yazan Beyazıd Vakfı, dönemin padişahı tarafınca kapatılmış ve bütün mülkleri devletin üzerine alınmış vakıf. Böyle bir vakıf yok. Uydurmuşlar bir vakıf diye bunun hukuksuz olduğu o mahkemeler adaletli davrandığı zaman Büyükşehir Belediyesi’nin lehine karar vereceği çok açık. Bu zaman istiyor. Biz de mahkeme sonucu belli olana kadar bekleyin. Bizi buradan alelacele çıkarmayın. Bir güç gösterisi yapma meraklısı olanlar var. Güya İzmir’in milletvekilleri ama daha çok Vakıflar Genel Müdürlüğünün milletvekilleri. Kardeşim siz vakıflar bölge müdürlüğünde çalışacaktınız. İzmir’in milletvekili aday olmak yerine Vakıflar Bölge Müdürlüğünde çalışsaydınız. Utanmadınız oy aldığınız İzmir halkının oyunu bu şekilde harcamaya. İtiraz ediyoruz. Bir büyükşehir belediye başkanı, ilçe belediye başkanları, STK’lar meclis üyeleri halkımız, herkes burada. Bu aslında gerçekten başlangıç. Ben buradayım, bundan sonra buradayım. Bu polis arkadaşlarımız memur, görevli. Onları buraya getirenlere görüşmek istediğim halde buraya gelmeyenlere yukarıdan emir verenlere, telefona çıkmayan valiye kaymakama, hatırlatmak isterim; Cemil Tugay ve diğer belediye başkanı arkadaşlarımız meclis üyelerimiz İzmir halkının temsilciyiz. Biz kimsenin emir kulu değiliz. Sizden korkmamızı falan da beklemeyin. Bu kadar belediye başkanı hapse tıktınız. Bana da yapabilirsiniz ama önce CHP’miz var. Aslanlar gibi kardeşlerimiz var. İzmir yıkılmaz bir cumhuriyet şehridir. Hak adalet mücadelesinde hiçbir zaman baskıya boyun eğmemiş bir şehirdir. Bu şehrin sabrını zorlarsanız eğer hiç tahmin etmediğiniz bir cevabı alabilirsiniz insanlardan. HANİ SİZİN NAS?Göreve başladığımızdan beri elimizi tutmak için kaynaklarımızı kısmak için yapmadıkları kalmadı. Bakanlığa randevu alıyorsunuz, birine de aracılık ettiler. Teşekkür ederim sağ olsun, oradan bir sonuç çımamdı ki neyine teşekkür edelim size. Bakanlarla konuşuyoruz, makul cevaplar veriyorlar dönüyoruz arkadaşlarımızla onların gösterdikleri yolu izleyerek çalışıyoruz. bekleyen kararlarımız onaylansın istiyoruz. Kendi yarattıkları enflasyon ve faiz üzerinden yapılandırarak ödensin istiyoruz bu borç benim kişisel borcum değil, tüm belediyelerin borcu. Biz habere faiz ödüyoruz. Hani sizin nas? Neredeydi nas? Bir tek belediyenin borcu mu var? Neden SGK’ya olan borçları açıklamıyorsunuz. Açıklamıyorsunuz. Sabah akşam diyorsunuz ki CHP’li belediyelerin borcu var deyip duruyorsunuz. Ha diyorsunuz bir kanunu takmıyoruz; artık bu ülkede kanun geçmiyor mu diyorsunuz? Niye kendi yarattığınız enflasyonun yükünü halka hizmet eden belediyelere yıkıyorsunuz?
Binaya girememesi üzerine açıklamalarda bulunan Başkan Tugay şu açıklamalarda bulundu;TUGAY: UTANÇ GÜNÜİzmir adına utanç günü diyebileceğimiz bir gün yaşıyoruz. Bir belediye binasını normalde hukuki ve idari süreçlerle götürülmesi gereken süreci, sabahın 5’inde gün aydınlanmadan yüzlerce polis arkadaşlarımızı buraya yığarak bir tür tecrite tabi tuttular. Ben yurt dışındaydım. Bir toplantı için gitmiştim. Hukukçu arkadaşlara dedim ki ‘böyle bir olay olabilir mi?’ Bana olmaz dediler. Bir yerde bir tahliye gerçekleşse önce ona tebligat yapılır sonra o süre sonunda tahliye edilir diye. Başından beri kamu idaresinin bütün etik kurallarını yerle bir edecek şekilde gayri hukuki ahlak dışı yöntemlerle elimizden bu yeri alınmaya çalışılıyor. Sosyal medyada bunları defalarca açıkladım. Bir kanun var. O kanun diyor ki herhangi bir bina Vakıflar tarafınca yapılmışsa ve tapuda bundan dolayı binayla ilgili şerh varsa o binayı vakıflar alabilir. Buna dayanarak Meslek Fabrikamızı almaya çalışıyorlar. Ama yanlış olan çok şey var. Kanun diyor ki eğer bina vakıflar tarafınca yapıldıysa… Bu binanın yapımı tamamen İzmirli iki tane vatandaşın un fabrikası olarak yaptığı binadır. Hiçbir vakıf buranın yapımında ne emek ne para ne de en ufak bir hakkı vardır. Buradan zaten o kanun maddesinin dışına çıkıyoruz. 1926 yılında Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün cumhurbaşkanı olduğu ve o dönemin bakanlar kurulundaki heyet bu binayı da Türkiye’deki pek çok binayı da kamulaştırıyor. Parasını vererek yapıyor.,BÜYÜK BİR HUKUKSUZLUKTURŞunu da insanlarımıza hatırlatayım; bizim Egemenlik Binasına da el koydular. Yarın öbür gün onunla ilgili de bir şeyler yapılır. Egemenlik Binasını İzmir halkı yapmış. İzmir halkı kendi arsında para toplayıp kendi belediye binasını yapmış. Bu binanın o çok eski tarihlerde kamulaştırıldıktan sonra o gün yine bakanlar kurulunun ve Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün imzasıyla İzmir yerel yönetimine verilmiş. O tarihten beri değişik amaçlarla orası kullanılıyor. 1937 yılına burada halk ekmek fabrikası yapılmış. Aradan yıllar geçince bunlar unutuluyor ama işte tarih belgeler unutmaz bu söylediklerimizim hepsinin belgesi ve ispatı var. Ekim 2025’te bu binanın bize sorulmadan vakıflar genel müdürlüğüne mülkiyetine geçirdiğini söyleyince arkadaşlarımız bu belgeleri ortaya çıkardılar. 2007 yılında o gün başkan olan Aziz Kocaoğlu zamanında buranın tapusunda şerh görüyorlar. Bu şerh mülkiyetle alakalı olmayan şerhtir. Buradan gelir elde edilecek olursa vakıflara pay verilsin diye koyulan şerhtir. O zaman başkanımız demiş ki parasını ödeyeyim şerhi de kaldırın demiş. 1 milyon 600 bin lira civar parayla tapudan o şerh kaldırılmış. İmalatında tapusunda vakıfların şerhi olmayan bir binadır burası. 2207 yılında burası dökük bir bina halindeyken İzsu ve Büyükşehir çalışanı arkadaşlarımız büyük emekler harcayarak 40 milyon TL harcayarak 10 yılda burayı restore ediyorlar. DGM kullandı diyorlar. Burada DGM varken biz bu mahkemeden hep utandık. Ama DGM’yi oraya getiren belediye değil, İzmir halkı da değil. İzmir halkı masum, her zaman iyi niyetli. Kim yapış? 12 Eylül 1980’de askeri darbeyi kuranlar DGM’yi kurmak zorunda hissettiler. O gün seçilmiş olan belediye başkanını görevden aldıktan sonra onun marifetiyle vermişler DGM’ye. O darbeciler bile bu binanın mülkiyetini birilerini üzerine geçirelim diye bir şey düşünmemişler. Onlar bile yapmamışlar. Sonra orası kapatıldı ve terk edilmiş bir binaya dönüştü. İzmir Büyükşehir Belediyesi para, emek ve zaman harcayarak kendi imkanlarıyla kullanılabilir binaya dönüştürdükten sonra Aziz Kocaoğlu 2017’de meslek fabrikası olarak kullanıma açtı. O günden bugüne İzmir halkına hizmet ediyor. Meslek eğitimi veriliyor, başka bir şey yapılmıyor. Böyle hikayesi olan yapının ahlaki temeli olmadan Büyükşehir Belediyesi’ne bilgi vermeden gidip de tapu dairesinden Vakıflar Bölge Müdürlüğüne geçirilmesi kabul edilemez. Büyük bir hukuksuzluktur. İzmir halkının ve İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin malına çökmedir. UTANMADINIZ OY ALDIĞINIZ İZMİR HALKININ OYUNU BU ŞEKİLDE HARCAMAYABirileri diyor ki, vakıflara ait. Ne kadar yalancısınız siz. Ne kadar sahte insanlarsanız. Halkı kandırmayı ne çok seviyorsunuz. Mahkeme kararına uymuyorsunuz. Yalan söylüyorsunuz. O mahkemeler devam ediyor. Davalar açıldı. Dava açıldıktan sonra yürütmeyi durdurma kararını mahkeme hemen verdi. Ama bugünün Türkiye’si ve yaşadıklarımız herkesin malumu. Nasıl olduysa jet hızıyla o yürütme durdurma kararlarını kaldırmayı becerdiler. Yürütme durdurma kararları kaldırılmış olabilir ama mahkemeler sonuçlanmış değil. Bize bunu mu anlatıyorsunuz? Bu binayı Vakıflar yapmadı, un fabrikası. Utanmadan çıkardığınız o tapu senedinin üzerinde yazan Beyazıd Vakfı, dönemin padişahı tarafınca kapatılmış ve bütün mülkleri devletin üzerine alınmış vakıf. Böyle bir vakıf yok. Uydurmuşlar bir vakıf diye bunun hukuksuz olduğu o mahkemeler adaletli davrandığı zaman Büyükşehir Belediyesi’nin lehine karar vereceği çok açık. Bu zaman istiyor. Biz de mahkeme sonucu belli olana kadar bekleyin. Bizi buradan alelacele çıkarmayın. Bir güç gösterisi yapma meraklısı olanlar var. Güya İzmir’in milletvekilleri ama daha çok Vakıflar Genel Müdürlüğünün milletvekilleri. Kardeşim siz vakıflar bölge müdürlüğünde çalışacaktınız. İzmir’in milletvekili aday olmak yerine Vakıflar Bölge Müdürlüğünde çalışsaydınız. Utanmadınız oy aldığınız İzmir halkının oyunu bu şekilde harcamaya. İtiraz ediyoruz. Bir büyükşehir belediye başkanı, ilçe belediye başkanları, STK’lar meclis üyeleri halkımız, herkes burada. Bu aslında gerçekten başlangıç. Ben buradayım, bundan sonra buradayım. Bu polis arkadaşlarımız memur, görevli. Onları buraya getirenlere görüşmek istediğim halde buraya gelmeyenlere yukarıdan emir verenlere, telefona çıkmayan valiye kaymakama, hatırlatmak isterim; Cemil Tugay ve diğer belediye başkanı arkadaşlarımız meclis üyelerimiz İzmir halkının temsilciyiz. Biz kimsenin emir kulu değiliz. Sizden korkmamızı falan da beklemeyin. Bu kadar belediye başkanı hapse tıktınız. Bana da yapabilirsiniz ama önce CHP’miz var. Aslanlar gibi kardeşlerimiz var. İzmir yıkılmaz bir cumhuriyet şehridir. Hak adalet mücadelesinde hiçbir zaman baskıya boyun eğmemiş bir şehirdir. Bu şehrin sabrını zorlarsanız eğer hiç tahmin etmediğiniz bir cevabı alabilirsiniz insanlardan. HANİ SİZİN NAS?Göreve başladığımızdan beri elimizi tutmak için kaynaklarımızı kısmak için yapmadıkları kalmadı. Bakanlığa randevu alıyorsunuz, birine de aracılık ettiler. Teşekkür ederim sağ olsun, oradan bir sonuç çımamdı ki neyine teşekkür edelim size. Bakanlarla konuşuyoruz, makul cevaplar veriyorlar dönüyoruz arkadaşlarımızla onların gösterdikleri yolu izleyerek çalışıyoruz. bekleyen kararlarımız onaylansın istiyoruz. Kendi yarattıkları enflasyon ve faiz üzerinden yapılandırarak ödensin istiyoruz bu borç benim kişisel borcum değil, tüm belediyelerin borcu. Biz habere faiz ödüyoruz. Hani sizin nas? Neredeydi nas? Bir tek belediyenin borcu mu var? Neden SGK’ya olan borçları açıklamıyorsunuz. Açıklamıyorsunuz. Sabah akşam diyorsunuz ki CHP’li belediyelerin borcu var deyip duruyorsunuz. Ha diyorsunuz bir kanunu takmıyoruz; artık bu ülkede kanun geçmiyor mu diyorsunuz? Niye kendi yarattığınız enflasyonun yükünü halka hizmet eden belediyelere yıkıyorsunuz?









