Emsal artışı Konak Meclisi’ne geliyor! Batur ‘Davalarla...

Emsal artışı Konak Meclisi’ne geliyor! Batur ‘Davalarla uğraşıyoruz ancak…”

Katılım gösterdiği İzmir Ticaret Odası’nın Ekim ayı Olağan Meclis Toplantısı’nda konuşan Konak Belediye Başkanı Abdül Batur, “Parsel bazında yüz de 20, ada bazında yüzde 30 emsal artışını gündeme getireceğiz. Davalar ile uğraşacağız ancak bunu yapmak zorundayız. Kentsel dönüşüm için bu gerekli” dedi.

27 Ekim 2021 - 18:58

Çiğdem CANPOLAT / ÖNCÜŞEHİR - İzmir Ticaret Odası’nın(İZTO) Ekim ayı Olağan Meclis Toplantısı bugün Meclis salonunda gerçekleşti. Oturuma Meclis Başkanı Selami Özpoyraz başkanlık yaptı.

Konak Belediye Başkanı Abdül Batur’un katılım gösterdiği oturumda, İzmir Ticaret Odası ile Konak Belediyesi arasında “Eğitim Kart” protokolü imzalandı. İmzalanan protokolle ihtiyaç sahibi öğrencilere ‘Eğitim Kartları’ ulaştırılacak.

BATUR: KENTSEL DÖNÜŞÜMÜN K’Sİ BİLE ORTA YOKKEN BİZ NARLIDERE'DE PLANLAMALARI YAPTIK

Toplantıda konuşan Konak Belediye Başkanı Abdül Batur 22,5 yıl sonra Oda’ya hitap etme şansı bulduğunu ifade ederek, "22,5 yılın 20 yılını Narlıdere'de geçirdik başkana olarak. Narlıdere doğup büyüdüğüm yer. İnsanın doğup büyüdüğü yerde hizmet etmesi çok önemli bir deneyimdi. Belediyecilik tecrübesini İZBETON müdürüyken zaten çok iyi yaşadık. İZBETON'un 19 kişilik personelden 750 kişilik personele ulaşmasında emeğimizin geçtiğine inanıyorum. Bu deneyimle Narlıdere'de 20 yıllık görev sürecimiz oldu. Narlıdere'de böyle bir çalışmaya başlarken, Narlıdere'deki İzmir' her çeperinde gördüğümüz önemli bir sıkıntı kentsel dönüşüm ile ilgili çalışmaları yürüttük. Sene 2000… Kentsel dönüşümün k’si bile orta yokken biz Narlıdere'de planlamaları yaptık.  Bugünkü kentsel dönüşümde yapılan uygulamaların temelidir. Kenti yeniledik. Bunu yaparken en önemli husus yerinde dönüşümdü. Rezerv alanlarımız olmasına rağmen yerinde dönüşüm ile dönüşümü yürüttük. Bugün Konak'ta mahallelere gittiğimizde referans olarak gösterdiğimiz alana orası. Gidin sorun 1 kişi şikayet ederse planlamayı yapmayalım diyoruz. Narlıdere sosyal-kültürel yaşamı ile 2019'da bizim için kapandı ama ben Narlıdere de yaşamaya devam ediyorum. Genel Merkezimizde özellikle kentsel dönüşümde yaptığımız çalışmalar ile Konak Belediye Başkana adayı olarak atandık" dedi.


“YAPI ENVANTERİNİN EN ESKİ OLDUĞU İLÇE KONAK”

Konak’ta hiç yabancılık çekmediğini dile getiren Başkan Batur, "Konak'ta da hiç yabancılık çekmeden kentsel dönüşüm yapılacak bölgelerdeki alanları dolaşırken, vatandaşın bizden tek isteği vardı, bu bölgeyi de Narlıdere gibi yapacak mısın, Narlıdere gibi burası değer kazanacak mıydı. Yapılan çalışmalarda önümüze çıkan kadınlar Gültepe bölgesinde aksamları çıkıp bir çay içeceğimiz bir yer bile yok diyordu. Konak'ta 30 sendir kimse bu işe elini sürmemiş. Bizde bu İşi nasıl yaparız anlayışı ile arkadaşlarımız ile oturup çalıştık. Bu kentin en önemli sıkıntılarından bir tanesi dönüşümün sağlanmadı. Bu sadece Konak içinde değil kentin tüm bölgelerinde yapı envanterinin en eski olduğu ilçe Konak. 30 Ekim'de deprem gerçeğini hepimizi yaşadık. Hep deprem gelecek dedik, bilim insanları uyarıyor ancak bizim yerel yönetimler olarak elimizi çabuk tutmamız lazım. Bizim bekleyecek zamanımız yok. insanların bizden istediği şu, güvenli ve elimizdeki binaları revize etmek.  Bunun önünü açmamız lazım. Biraz radikal oluyor ama yapılacak şey bu. Karşıyaka'dan Güzelyalı'ya kadar bir Çin Seddi var. Bunu ada bazlı da çözmek mümkün yeni planlar da mümkün. Ancak uygulama ile ilgili çok sıkıntılarımız var. Gültepe planlarımızı 1 senede bitirdik. Bütün parti gruplarını desteği  ile geçirdik.  Biz bu kadar iyi niyetliyiz. 1 yılda 300 hektarlık ve 1,5 yılda da 200 hektarlık alanın planlamasını bitirdik. Bütün kamu kuruluşları ile görüşüyoruz. Ancak şuna üzülüyoruz, artık bu bölgelerde değişim olacak, olması lazım. Yüzde 85 oranında vatandaş diyor ki bu bölgeler değişsin" dedi.

“PLANLARI NASIL DÜZELTİRİZ ÖNERİSİ GETİRECEĞİNE MAHKEMEYE GİDİYORLAR”

Şehir Plancıları Odası'na 'planlama' çağrısında bulunan Batur, "Bende bir oda mensubuyum, Şehir Plancıları Odası'na 3 defa Gültepe planlarını sunduk. Birinde ben sunum yaptım. 59'ncü gün planlara dava açıldı. Odaların planlama sürecinde olması gerektiğini düşünüyoruz. Şehir Plancıları Odası'ndaki yönetici arkadaşlarımız bu planları nasıl düzeltiriz önerisi getireceğine mahkemeye gidiyorlar. Mahkeme en son gidecekleri nokta olmalı. Nüfus artışı olmadan, emsal artışı olmadan, bizim yarattığımız sosyal alanları sağlamak şartı ile 300 hektarlık alanı kimseyi üzmeden daire sahibi yapacağı bir plan yapsınlar getirsinler ben onayların. Böyle bir şeyin olması imkansız. Biz hem yapım ile ilgili uğraşı yapıyoruz, hem de mahkeme kararları ile mücadele ediyoruz. Ancak biz kararlıyız. Narlıdere'de bu zorlukları yaşadık ancak odalardan bu tepkileri değil yardım görmüştük. Sonucunda da Narlıdere bu hale geldi" dedi.

KASIM AYI MECLİSİNDE EMSAL ARTIŞI GÖRÜŞÜLECEK

K sınırlarının belirlenmesinin ardından emsal artışı konusunda da Kasım ayı Meclis oturumunda adım atacaklarını belirten Batur, "K sınırlarını yetmez bunun yanında 1 Kasım'dan itibaren K sınırları içerisindeki alanlarda parsel bazında yüz de 20, ada bazında yüzde 30 emsal artışını gündeme getireceğiz. Davalar ile uğraşacağız ancak bunu yapmak zorundayız. Kentsel dönüşüm için bu gerekli" diye konuştu.


ÖZGENER: BİRÇOK MERKEZ BANKASI FAİZLERİ YÜKSELTMEYE BAŞLADI

Ekim ayı büyüme oranlarını değerlendiren İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, “Uluslararası kurumlar Ekim ayında global büyümeye ilişkin risklerin arttığını, büyümede ülkeler arası tehlikeli ayrışmanın ciddi bir endişe kaynağı olduğunu paylaştı. Bizim pandemi başından bu yana belirttiğimiz gibi salgın sürecinin ülke, yöre, sektör ve faaliyet alanları baz alındığında çok farklı etkileri oldu. Dünyada ortak problemler ise gayrimenkul, emtia ve enerji fiyatlarındaki artış ve bu artışlara bağlı olarak enflasyonun tüm dünyada yükselmeye başlamış olması. Bu durum birçok Merkez Bankası’nın politika değişikliğine gitmesine neden oluyor. Bazı gelişmiş ülkelerin Merkez Bankaları şu anda sadece sözlü müdahalede bulunuyorlar ve para politikası sıkılaştırmasını öne alma ihtimallerinden bahsediyorlar; ama gelişmekte olan ülkelerin merkez bankalarının enflasyon beklentilerinin artmasını sözlü müdahale ile indirebilme lüksü daha sınırlı; o yüzden birçok merkez bankası faizleri yükseltmeye başladı bile. Birkaç örnek verecek olursam Çek Cumhuriyeti, Romanya, Meksika, Kolombiya, Brezilya ve Polonya’dan faiz artışları geldi. Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası ise Eylül ayında başlayan faiz indirimleri ile dünya geneline göre farklı bir strateji izliyor. En son geçen hafta, politika faiz oranları piyasaların beklentisinin üzerinde 200 baz puan daha indirildi. Merkez Bankamız faiz indirirken, diğer merkez bankalarının faiz artırması, Türk Lirası’nı göreceli olarak zayıflatan en önemli unsurlardan bir tanesi.  Merkez Bankası faiz kararında ticari mevduatlarda tahmin edilenden daha fazla bir sıkılaşma yaşandığını belirtti. Geçtiğimiz Pazartesi günü kamu bankalarının açıkladığı faiz indirimlerini özel bankaların da izlemesi bekleniyor. Ancak bu kredi maliyetlerinin ağırlıklı olarak Türkiye’nin risk primindeki yükselişten dolayı da yüksek olduğunu unutmamak gerekiyor. Şu anda 470 seviyelerinde olan Ülke Risk Primi(CDS) oranlarının tekrardan 300’lerin, hatta 4 sene önce olduğu gibi 200’lerin altına inmesi, Türkiye’deki kredi faizlerini gerçek anlamdan rahatlatacak en önemli unsur. Kısaca; kredi maliyetlerini politika faizleri ile baskılamanın sürdürülebilir olmadığına inanıyoruz. Türkiye’nin risk primindeki yükselme ve TL’nin artan değer kaybı ile birçok kalemde doğrudan ve dolaylı olarak maliyet artışı yaşanıyor” dedi.

“GİRDİ VE ARA MALI SIKINTISI HAD SAFHAYA ULAŞMIŞ DURUMDA”

Küresel tedarik zincirlerindeki bozulmaya dikkat çeken Özgener, “İçinde bulunduğumuz süreçte, enerjinin büyük bir kısmı para politikasının yarattığı finansal dalgalanmaları takibe ve bertaraf etmeye gidiyor.  Fakat bu süreçte, enerjimizi kendi kendine yetebilen ve ihtiyaçların en yakından tedarik edilmesine olanak sağlayan ülkelerden birisi olmaya ve pandemi sonrası süreci lehimize çevirmeye harcamamız gerekli. Pandeminin başından beri yaptığım bütün konuşmalarda küresel tedarik zincirlerindeki bozulmaya dikkat çekmiştim. Bugün geldiğimiz noktada talep ve arz dengesizliklerinin yarattığı girdi ve ara malı sıkıntısı had safhaya ulaşmış durumda. Emtia fiyatlarında son bir buçuk yıldaki artış %60 ile %357 arasında. Dahası, bu fiyatlarla mal almak isteseniz de konteyner krizinin etkisiyle zamanında mal tedariki de mümkün olamıyor. En pahalı mal bulunamayan maldır. Dünya bir süre daha piyasalar dengeye gelinceye kadar bu sıkıntıları yaşayacak. Bu nedenle, daha iyi planlama ve daha akılcı tedarik politikaları ile yolumuza devam etmeliyiz. “Just in Time” veya “Sıfır Stok” gibi envanter, üretim ve finansman yönlü politikaları uzunca bir süre kullanamayacağız. AB ile Gümrük Birliği üyeliği açısından tedarik zinciri dinamikleri düşünüldüğünde Türkiye iyi bir destinasyon. Bu durum uluslararası şirketlere, özellikle de ülkemizi üs olarak kullanmak isteyen firmalara avantajlar sağlıyor. Taşımacılık maliyetlerinin katlanarak artması pek çok uluslararası firma için ülkemizi cazip bir yatırım ve üretim merkezi olarak düşünülmesine sebep oluyor. Bu ay içerisinde farklı sektörlerde ülkemize yeni yatırım veya başka ülkelerden yatırımların yönlendirilebileceğine dair haberler alıyoruz. Fakat burada hem iç, hem de dış yatırımların artabilmesi için en gerekli unsurun öngörülebilirlik olduğunun altını çizmek istiyorum. Her türlü girişimcinin yatırımlarını yönlendirirken, en çok ihtiyacı olan şeyler güçlü bir pazar, yatırım maliyetlerini kontrol edebilmek ve işleyen bir iş ortamı” dedi.

“TL VARLIKLARDAKİ DÜŞÜŞ, YATIRIM MALİYETLERİNİ KONTROL EDEBİLMEK AÇISINDAN PROBLEM YARATIYOR”

“Finansal piyasalardaki dalgalanma ve TL varlıklardaki düşüş, yatırım maliyetlerini kontrol edebilmek açısından problem yaratıyor” diyen Özgener, “TL’nin değeri ve faizlerdeki oynaklıklar, TL’nin reel seviyesinden daha fazla problem yaratıyor; çünkü yukarıda da bahsettiğim gibi makroekonomik dengeleri bozma ihtimali her geçen gün artıyor. Öncelikli olarak ülke riskimizi azaltmak zorunda olduğumuzu düşünüyoruz. Çünkü yüksek faizlerin yanısıra yüksek risk primi ve düşük kredi notları da ülkemize yatırım yapmayı düşünen firmaların kararlarına etki ediyor. Pandemi nedeniyle miktarı artan dev sermaye akımlarından faydalanmak için politika üretmemiz ve sadece kısa vadeli portföy yatırımlarını değil, uzun vadeli, sıfırdan, kalıcı yatırımları da çekecek politikalara odaklanmamız gerektiğine inanıyorum. Bu anlamda; işsizlik, enflasyon, cari açık gibi makro değişkenlerin yanı sıra işletmelerimizin mikro ölçekteki sorunlarının da üzerine kararlılıkla gidilmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.

“KAYITDIŞI İSTİHDAMLA MÜCADELENİN ÖNEMLİ BİR AYAĞINI ASGARİ ÜCRET OLUŞTURUYOR”

Nitelikli çalışan bulma zorluğunun en büyük problemler arasında yer aldığını ifade eden Özgener, “Pandemi; uzaktan çalışmayı gündemimize taşıdı. Dolayısıyla bu yeni durumun tüm koşullarıyla ele alınması gerekiyor. Kayıt dışı istihdamla mutlaka mücadele etmeliyiz. Kayıtdışı istihdamla mücadelenin önemli bir ayağını asgari ücret oluşturuyor. Çalışanlarımızın önemli bir kısmı asgari ücret alıyor. Asgari ücretin vergiden muaf olması ile ilgili geçen hafta İzmir’deki il ve ilçe Oda ve Borsaların katılımıyla düzenlenen Yönetim Kurulları Ortak Toplantısı’nda EBSO Başkanımız Sayın Ender Yorgancılar’ın önerisi ile bir karar aldık. Asgari ücretin üzerinde olan çalışanların da asgari ücrete kadar muaf, üstünün vergilendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu konuyu hemen Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımıza ve TOBB Başkanımıza ilettik, olumlu sonuç almayı umuyoruz. Ayrıca Sayın Bakan, önümüzdeki günlerde sendikal örgütlenmesi olan, sigorta ve vergi borcu olmayan işletmelerimize Beyaz Bayrak Ödülü verileceğini söyledi. Bu ödüllendirmenin hem kayıt dışı istihdamla mücadeleye destek olacağını hem de işletmelerimizi teşvik edeceği düşüncesindeyiz. Ancak bu ödüllendirmenin aynı zamanda firmalara bir teşvik modeli ile desteklenmesi de önemli” şeklinde konuştu.

“EN BÜYÜK DEZAVANTAJLARIMIZDAN BİRİ ESKİYEN YAPI ENVANTERİMİZ”

30 Ekim 2020 tarihinde İzmir’de yaşanan depremin 3 gün sonra birinci yılını dolduracağını belirten Özgener, “Kentimiz için en önemli gündem maddelerinden birinin, kentsel dönüşüm olduğuna inanıyoruz. Kentimiz içinde sıkışmış, üretim kapasitesini geliştirme olanağı bulamayan sektörlerimiz için modern olanaklara sahip yerleri bulmak adına devamlı araştırma halindeyiz, ancak kentimizde alan üretme konusunda çok zorlandığımızı da ilgili her platformda dile getiriyoruz. En büyük dezavantajlarımızdan biri eskiyen yapı envanterimiz. Sadece Konak değil kentimizin büyük ilçeleri olan başta Karabağlar ve Buca olmak üzere Bornova, Karşıyaka, Bayraklı’da da bu ihtiyaç fazlasıyla var. Kentsel dönüşüm konusunda devletimizin kredi olanaklarını geliştirmesi gerektiğini düşünüyoruz. Geniş bir geri ödemesiz dönem, uzun vadeler ve kira öder gibi ev sahibi olma fırsatı, mevcut evlerde oturan vatandaşlarımızın da ikna olmasına ve harekete geçmesine sebep olacaktır” dedi.

“EĞİTİM KART” PROTOKOLÜ İÇİN BAŞKAN BATUR’A TEŞEKKÜR

İzmir Büyükşehir Belediyesi ile imzalanan “Eğitim Kart” protokolünden bahseden Özgener, “Bildiğiniz üzere, 2020 yılında İzmir Büyükşehir Belediyemiz ile “Eğitim Kart” Protokolü imzalamıştık. Bu proje, pek çok sektörümüzde olduğu gibi pandemi sürecinde ciddi anlamda ekonomik ve finansal sıkıntı yaşayan kırtasiye sektörümüz için de can suyu olmuştu. Bugün de Konak Belediye Başkanımız, Çok Değerli Dostum Sayın Abdül Batur ile “Eğitim Kart” Protokolümüzü imzalayacağız. Hem İzmir Büyükşehir hem de Konak Belediyemizin ihtiyaç sahibi öğrencilere ulaştırdığı Eğitim Kartları, öğrencilerimizin ve ailelerinin yanı sıra esnafımıza ve tüccarımıza da destek oluyor. Sosyal belediyecilik anlayışı ile yaptıkları bu katkı nedeniyle huzurlarınızda kendilerine bir kez daha teşekkür etmek istiyorum. Tüm faaliyetlerinin merkezine üye iletişimini koyan Odamız için üyelerimizin diğer kurumlarla olan irtibatı ve bilgi akışı da bizler için büyük önem taşıyor. Konuşmamın başında da belirttiğim gibi üyelerimizin en yoğun olduğu ilçemiz Konak’ta faaliyet gösteren üyelerimizin 7/24 Konak Belediyesi’ne ulaşarak, sorun ve çözüm önerilerini iletebilecekleri “Konak-İZTO İletişim Hattı” kurulmasını Sayın Başkanımızdan rica ediyoruz” dedi.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Millet İttifakı, İzmir’den EYT’liler için seslendi!
Millet İttifakı, İzmir’den EYT’liler için seslendi!
CHP Bayraklı'da belirsizlik sonlanıyor! Hangi isim öne çıktı?
CHP Bayraklı'da belirsizlik sonlanıyor! Hangi isim öne çıktı?