Eskiyörük, kooperatif temelli tarımsal kalkınmayı anlattı

Eskiyörük, kooperatif temelli tarımsal kalkınmayı anlattı

Türkiye’nin en başarılı kooperatifçilik modelini ortaya koyan Tire Süt Kooperatifi Başkanı Mahmut Eskiyörük, “Türk Silahlı Kuvvetleri gibi biz de milli mücadele veriyoruz” diyor. Özellikle pandemi döneminde gıdanın uluslararası rekabette nasıl bir silaha dönüştüğünü görünce, Eskiyörük’ün bu benzetmesine hak vermemek elde değil.

16 Şubat 2021 - 12:02

Türkiye, tarımsal üretimin ve gıdanın stratejik önemini anladı. Ancak her nedense bir türlü doğru tarım ve gıda politikasını kurgulayıp, uygulayamıyor. Böyle olunca da hayatın temel gerekeni olan gıdada ciddi sorunlar yaşanıyor. Çiftçi, para kazanamadığı ve gelecek göremediği için mutsuz, tüketici ise bir çok gıda ürününü dokunulmayacak kadar pahalı buluyor. Tüm dünyada taşları yerinden oynatan Koronavirüs pandemisi ise tarımsal üretimde yaşadığımız sorunların tuzu biberi oldu. Bu noktada Amerika kıtasını yeniden keşfe çıkmak yerine, Türkiye’nin en başarılı kooperatifçilik modelini ortaya koyan ve Birleşmiş Milletler tarafından da ‘dünyanın en iyi kırsal kalkınma modeli’ ilan edilen Tire Süt Kooperatifinin kapısını çaldık. 30 yıllık kooperatifçilik deneyimi ile bu alandaki duayen isim Mahmut Eskiyörük ile Türk tarımının kurtuluşunu konuştuk. Daha doğrusu bizim sormamıza dahi gerek kalmadan, Mahmut Başkan madde madde sorunları ve çözüm yöntemlerini anlattı. Neler demedi ki? Kooperatifçilik Bakanlığı kurulmalı dedi. Tarımı, üretimi dahi bir kenara bırakıp önce suyu kurtaralım dedi. TSK kısıtlamasından ironi yaparak Tire Süt Kooperatifi de Türk Silahlı Kuvvetleri gibi milli mücadele veriyor, dedi. Üreticiye fayda sağlamadığı gibi sırtında yük olan kooperatif çöplüğünün temizlenmeli, dedi. Özetle Mahmut Başkan çok şey söyledi, biz de araya girip bölmeden, Türkiye tarımının yol haritasını ile sizi baş başa bırakıyoruz…

Mahmut Eskiyörük anlatıyor:

Dünyanın bundan sonraki süreçte en önemli sektörü gıdadır. Çünkü nüfus ve tüketim artıyor ama üretim düşüyor, koşullar değişiyor. Belediye başkanlarının çoğu günah işliyor, verimli arazileri imara açıyorlar, binalar yapılıyor. Yer altı suları günden güne azalıyor, sulu tarım alanları daralıyor. Toprakların, bilinçli gübreleme olmadığından verimliliği düşüyor.

Türkiye için aslında bu büyük bir fırsat; çünkü Türkiye gıda üretimi alanında dünya coğrafyasında en şanlı ülkelerden biridir. Anadolu topraklarında müthiş bir zenginlik var. İki tane Türkiye’yi besleyecek bir Anadolu var elimizde ama biz gıda yetmezliğinden dolayı ithalat yapıyoruz. Bu da Türkiye’nin bir tarım politikasının olmadığını gösteriyor. Şu an en önemli sorun plansız üretimdir.

Bugün milli savunma diyoruz ama güçlü olursanız kendinizi savunabilirsiniz, zayıfsanız savunamazsınız. Türkiye’yi güçlü kılacak sektör tarımdır. Eğer Türkiye’de, Türkiye’nin yapısına uygun bir tarım politikası oluşturulup tarıma gerekli önem verilirse Türkiye bir bu kadar daha ihracat yapar, güçlenir. Güçlü olursa da kendini koruyabilir. Onun için bütün Bakanlıklardan, bütün sektörlerden en önemlisi tarımdır. Türkiye’de tarımın durumu iyi değil, hasta bir yapı var. Günü birlik politikalarla onarmaya çalışıyorlar. Ama hiçbir sonuç alınamıyor ve günden güne kötüye gidiyor.

TİRE SÜT KOOPERATİFİ İHTİYAÇ DUYULAN MODELDİR

İşte biz Tire Süt Kooperatifi olarak, Türk tarımının bu hasta yapısından kurtaracak, olması gereken gelecek bir model oluşturduk. Bu modeli biz Türkiye’deki karar alıcılarına bunu devletin bir politikası olması gerektiğini söylüyoruz. Bunu aldığımız sonuçlarla söylüyoruz, o kadar iddialıyız. Aldığımız sonuçlar nedir, anlatayım: Tire Süt Kooperatifi modeliyle, Tire üretimi Türkiye’de en fazla artan yeri oldu. Türkiye’de üretim son 10 yılda yüzde 80 artarken Tire’de bu yüzde 450 arttı. Verimlilik yükseldi, kalite sağlandı, köylünün ve çiftçinin kazancı arttı, en önemlisi ise göç durdu. Köylü gençler ‘ben de babam gibi hayvancılık ve çiftçilik yapacağım’ demeye başladı.

TİRE’NİN ÇİFTÇİSİ KENDİNİ GÜVENDE HİSSEDİYOR

Çünkü arkasında bir Tire Süt Kooperatifi var. Kendini güvende hissediyor. Türkiye’de tarım ve çiftçilik güvenceli meslek olamadı, hep kumar gibi oldu. Çiftçilerimiz kendi aklına göre ekim yapıyor ve hiçbir çiftçi ürününü ekerken satılıp-satılmayacağını, kaça satılacağını bilmiyor. Eğer o ürün eksik üretildiyse para kazanıyor. Fazla üretildiyse zarar ediyor. Bunun nedeni de plansız üretim. Bütün bu sorunların çözümüne biz anlatarak değil, somut olarak gösteriyoruz.

ÇÖZÜM; TEKELLEŞME DEĞİL, KOOPERATİFLEŞME

Türkiye’nin yol haritası tekelleşme değil, kooperatifleşme olmalıdır. Biz dünyanın en pahalı enerjisiyle, yakıtıyla, gübresiyle üretim yapıyoruz. Bu maliyetlerle çiftçinin para kazanması mümkün değil. Kooperatif olmakla, toplu alımla bunların maliyetlerini düşürebiliriz ve düşürüyoruz. Teknolojiyi yakalamamız gerekiyor. Ama küçük ve orta ölçekli işletmelerin o teknolojiyi yakalaması mümkün değil. Çünkü çok pahalı makineler. Biz ne yapıyoruz? Şu anda 50’nin üzerinden bir makine parkı oluşturduk. Bu makineler ile en küçük üreticinin de tarlasına giriyor. Biz devletin yapamadığını yapıyor 50 kuruş ucuza mazot veriyoruz.

BM, ‘DÜNYANIN EN İYİ KIRSAL KALKINMA MODELİ’ İLAN ETTİ

Tire Süt Kooperatifi Modelinde biz parayı ortadan kaldırdık. Ortaklarımızın tarlasını, çiftliğinin, evinin tüm ihtiyacını para vermeden temin ediyorlar. Sütün üretimini kooperatife veriyorlar. Diğer ayın sonunda mahsuplaşıyoruz. Biz bu uygulama ile çok verimli sonuçlar elde ettik, kendimizi kabul ettirdik. Dünyaya da kabul ettirdik ki, Birleşmiş Milletler’den iki defa ödül aldık. Birleşmiş Milletler bizi dünyada ‘en iyi kırsal kalkınma modeli’ seçti. Bunun dünyaya önerdi, onun için iddialı bir şekilde Türkiye’nin politikası bu olmalı diyoruz.

TİRE SÜT ÜRÜNLERİ, TÜRKİYE’NİN DİĞER UCUNA ULAŞIYOR

Bugün Türkiye’nin en ucundaki marketler dahil Tire Süt markalı ürünler bulunuyor. Üretici ile tüketici ile çiftlikten sofraya kadar olan süreci yönetiyoruz. Bu gerçek bir kooperatifçiliktir. Çiftçi memnun, tüketici memnun; güvenli gıda sunuyoruz. Tire Süt Kooperatifi Türkiye’nin en güvenilir markalarından biri oldu.

12 YILDIR OKUL SÜTÜ DAĞITIYORUZ BİR SÜTÜMÜZ BOZUK ÇIKMADI

2008 yılından beridir İzmir Büyükşehir Belediyesi, Aziz (Kocaoğlu) Başkan ile başlattığımız süt projesi bir ilk oldu. Hiçbir çocuğumuz bu güne kadar bir sağlık sorunu yaşamadı. Hiçbir problemli süt evlere gitmedi. Bu sütleri biz çiftliklerde tek tek kontrol ederek alıyoruz. Laboratuarlarımızda analizlerini yapıyoruz. En güvenilir sanayicilere paketletiyoruz. Aldığımız sütü toplam dört kontrolden geçirerek dağıtıyoruz. Hiçbir sorun yaşamamamız, marka değerimizi yükseltti. Süt gibi en hassas üründe bile bu başarıyı sağladık.

HER İLÇENİN BİR ‘TİRE SÜT’Ü OLMALI

Tire Süt Kooperatifi modeli her ilçede farklı farklı ürünlerde hayata geçirilmesi gerekiyor. Bunun oluşturulması da ancak karar alıcıların destekleme politikaları ile mümkün olabilir. Yani devletin destekleme politikaları ile her ilçede bir Tire Süt modeli yaratılabilir.

TARIMDA SERMAYE TEKELLEŞMESİ ÇOK TEHLİKELİ!

Bütün dünyada ölçek ekonomisi adı altında bir rüzgar esti. Tarımı şirketler yapsın diye... Ben bunun çok tehlikeli olduğunu düşünüyorum. Kapitalizmin her geçen gün daha vahşileştiği bu süreçte biz kooperatifçiliği oluşturamazsak, üretimi şirketler yaparsa hem dünya açlıkla karşılaşır hem de dünyada barışı sağlayamaz, savaşı önleyemeyiz. Çünkü sermaye, bu işi para kazanmak için yapar, para kazanamazsa üretimi durdurur. Ama benim köylüm başka alternatifi olmadığından dolayı iyi de olsa kötü de olsa üretimi sürdürür. Tarım köylümüzün elinden alınırsa bu Türkiye’nin altına dinamit koymak kadar tehlikelidir.

KÜÇÜKLERİ BİRLEŞTİR BÜYÜKLER YARAT

Bende şunu haykırıyorum. Biz küçükleri yok ederek yeni büyükler yaratmayalım. Küçükleri birleştirerek büyük ölçek haline getirelim. Yani onları kooperatif yapalım. Anadolu’yu dolaşıyorum, köylümüz gerçekten perişan durumda, gençler köyleri terk etmiş, kalanlar da karamsarlık içinde… Onlara diyorum ki, ‘Bir kurtarıcı beklemeyin, kurtarıcı sizsiniz. Ne zaman ki birlikte çalışır, birlikte üretir, birlikte pazarlarsınız kendinizi kurtarırsınız, yoksa hepiniz birer birer yok olacaksınız.’ Tarımın önemli olduğunu dünya anladı. Pandemi dönemi bunu daha da iyi anlattı.

‘DAHA UCUZSA DIŞIRDAN AL’ MANTIĞI TUZAKTIR

Bazı işbirlikçi ekonomistlerin ‘dünyada daha ucuz, ne gerek var üretmeye’ dedikleri 1980’li yıllarda Türkiye’yi yanlış yola sokmasının sonuçlarını, acısını, kaybını anlamaya başladık. Dünya bize ürün veremiyoruz dese ne yapacağız? O zaman da şu anlaşıldı; yerli üretim. Çünkü bizim elimizde hiç dışarıdan ürün almadan yeterli gıdayı üretebilecek topraklarımız var. Biz kendi çiftçimizi üretemez hale getirirsek, ithalatla yabancı çiftçiyi desteklemiş oluruz. Bugüne kadar her yıl milyarlarca dolar verip gıda ürünleri alıyoruz. Biz o parayı doğru bir destekleme politikasıyla köylümüze versek, bir tane daha Türkiye’yi doyuracak gıda üretimi yaparız.

KARAR ALICILAR BİZİ DUYMUYOR!

Burada tabi Türkiye’yi yönetenlerin aldıkları karar çok önemlidir.  Biz bunu anlatmaya çalışıyoruz ama etkili ve etkin değiliz. Çünkü Türkiye’de çiftçinin örgütü yok. Kağıt üzerinde çok örgüt var ama hiçbiri etkin değil. Şu an Türkiye’de tarım ile ilgili yapılan uygulamalarda çiftçinin kağıt üzerindeki örgütlerinden maalesef görüş alınmıyor. Bu örgütler de görüş sunamıyorlar. Çünkü etkin değiller. Onun için de deneme yanılma yöntemi ile iyi niyetli de olsa bir şeyler yapılmak isteniyor ama sonuç alınamıyor ve günden güne kötüye doğru gidiyoruz. Tarımı yaşamadan analiz edemezsiniz, yaşamak gerekiyor. Ankara’da masa başında oturarak Türk tarımının sorunlarını göremezsiniz. Sorunlarını iyi tespit edemez, ne yapacağınızı bilemezsiniz.

YAKLAŞAN BÜYÜK TEHLİKE: SU KITLIĞI!

Şu an bizde çok büyük bir tehlike var. Ben aylardır da gündeme getiriyorum. Tarım ve hayvancılığın sorunları bir kenarda dursun, suyu kurtaralım dedim. Şu an yer altı suları günden güne kesiliyor, su olmadan ot olmaz. Ot olmadan, et olmaz, süt olmaz. Su sorunu sadece bizim çiftçimizin değil,  milyonların sorunudur. Yer altı sularının günden güne azalmasıyla tarım alanları, bizim Küçük Menderes Havzası çok etkilendi. Üretimde büyük bir düşüş var. Öyle görünüyor ki tedbir alınmazsa 5-10 yıl içerisinde bırakın bitkisel üretimi, hayvanlarımızın içeceği suyu dahi zor bulacağız. O kadar da ciddi bir konu... Sorunları herkes konuşuyor ben çözüm odaklı biriyim. Çünkü biz, Türkiye’de sorunların hepsini tarım, hayvancılık gibi ne sorun varsa hepsinin önüne çözümü koyduk. Büyük bir kısmını uyguladık, sonuç aldık. Bir kısmını da söylüyoruz.

BİR DAMLA DAHİ YAĞMUR SUYU DENİZE AKMAMALI!

Sorun sorununu çözmek için birincisi bir kere yağan yağmur sularının bir damlasını dahi denize göndermemeliyiz.  Bu dağlardaki, vadilerdeki yağmur sularını, yer altı barajlarıyla toplayıp, yazın çiftçimizin kullandığı su depolarına aktarmalıyız. İkincisi ise suyu vahşi sulamadan vazgeçip damla sulama gibi daha tasarruflu kullanmalıyız. Üçüncüsü çok su kullanılan sanayilerin sularını derelere salıp çevre kirliliği yaratmasını, oradan da akıp denize gitmesini; çevre kirliliğini önlemek için o suları arıtma tesisleri kurup yeniden kazanmalıyız. Bu suları tarımsal suya dönüştürmek gerekir. Bütün bunları yapamazsak, geleceğimiz büyük tehlike altındadır. Çiftçi üretemez hale gelirse sanayiler de çalışamaz hale gelir. Geçen yıl Tire Organize Sanayi Bölgesindeki birçok sanayi, bizim fabrikamız dahil, tankerlerle su taşıyarak üretimi sürdürdük. Yani taşıma su ile değirmen döndürdük. Biz bunları yaşadık, önümüzdeki yıllarda daha kötüsü yaşanacak. O yüzden önce suyu kurtarmalıyız.

KOOPERATİF ÖCÜ DEĞİL, KORKMAYIN!

Tarımda korkacak bir şey yok. Türkiye’nin genelinde müthiş bir zenginlik var. Doğru bir tarım politikası ile çok kısa zamanda Türkiye, endişe etmemize gerek olmayacak bir hale gelecek. Bugün dünyada üretemez halde olan ülkeler var, Kuzey Afrika gibi... Onlarda imkan yok. Ancak bizde çok güzel topraklar var. Kooperatifçiliğin öcü olmadığını, doğru model olduğuna inanırsak her şey olur.

NASIL BİR KOOPERATİFÇİLİK?

Evet biz kooperatifçilik diyoruz ama nasıl bir kooperatifçilik olmalı? Biz Tire’de ilçe bazlı bir kooperatifiz. Nasıl yöneticileri toptan bir araya getirip kooperatif olun diyorsak, ilçelerdeki köy kooperatifleri de bir araya gelip ilçe bazlı kooperatife dönüşmeli. Bizim 62 tane köy alım merkezimiz var. Bu 62 tane köy birer ayrı kooperatif olsaydı, Tire Süt Kooperatifi diye bir marka doğmazdı. Biz Türkiye tarım politikalarını oluşturacak bir İzmir Modeli için önceki Belediye Başkanı Aziz Başkan ile oturduk, bir model çizdik. Hayal kurduk, yola çıktık. Dedik ki, İzmir’in tüm ilçelerini birer üründe marka yapalım. İşte Bayındır çiçeği ile marka olsun. Bayındır’a gittiğinizde bütün oradaki kırsaldaki insanların yüzde 90’ının geçim kaynağı çiçek. Tire, sütle marka oldu. Ödemiş- Bademli fidanı ile marka oldu. Selçuk meyvesiyle marka oldu, belediye oraya altyapısını kurdu. Soğuk hava tesisi yaptı ve oradaki üreticiler kurtuldu. Ürününü bu soğuk hava tesisi sayesinde iki kat fiyata satabiliyorlar. Pazarlama sorunları ortadan kalktı.

TÜRKİYE’NİN HER YERİNE ÜRETİCİ MARKETLERİ AÇILMALI

Bizim Türkiye’de çok ses getirecek bir projemiz var. Mesela şu an Türkiye’de devlet ağlıyor yakınıyor, üretici yakınıyor, tüketici yakınıyor. Biz bunun çözümünü 7 sene önce ortaya koyduk. ‘Çiftçim Market’ yaptık, burada sadece kooperatif ürünleri satılıyor. Dedik ki, Türkiye’deki her il ve ilçe belediye başkanları tanzim satış yerleri açsın ama buraya sadece üretici örgütlerinin ürünlerini kabul etsin. Üretici ile tüketiciyi buluşturalım. Aracıyı aradan kaldıralım. Aracının aldığı bu payın bir kısmını üreticiye yansıtalım bir kısmını tüketiciye yansıtalım, daha uygun fiyata daha güvenilir gıda sunalım. Birçok belediye başkanımız bunu uygulamaya başladı. Ben iki yıldır bunu devamlı dile getiriyorum ama biz bunu 7 yıl önce yaptık. Birçok projeyi biz Tire Süt Kooperatifi olarak gerçekleştirdik.

TSK GİBİ MİLLİ MÜCADELE VERİYORUZ!

Biz çocuklarımıza çok kötü bir Türkiye bırakacağız. Şu an Türkiye kendi öz değerlerini her geçen gün kaybetti, kaybediyor. Hatta ben Tire Süt Kooperatifi bir milli mücadeledir diyorum. Eğer biz bu kooperatifçiliği geliştiremezsek Türk tarımı yabancı şirketlerin, çok uluslu milletlerin eline geçer. Tire Süt Kooperatifi nasıl Türk Silahlı Kuvvetleri Türkiye’yi savunuyorsa bizde bir milli mücadele veriyoruz. Topraklarımızı milletimizi koruma mücadelesi veriyoruz. Siyasete girmem nedenim herkesi kucaklamak için. Bir imaj yarattım. Türkiye’nin Anadolu’sunda hangi görüşten olursa olsun kabul edilecek. Bir saygınlığımız var bizim. Bu saygınlığı zedelememek için siyasete girmiyorum. Kendimizi kabul ettirdik. İnanıyorum, kısa bir zamanda bunlar doğru anlaşılacak.

KOOPERATİFÇİLİK BAKANLIĞI KURULMALI

Tarım Bakanlığına, Ticaret Bakanlığına, Sanayi Bakanlığına bağlı kooperatifler var. Bence bir Kooperatifçilik Bakanlığı kurulmalı. Madem ki, Türkiye tarımsız yapamayacak, o zaman tarımı da kooperatifleşmeyle kurtaracaksak bunun bir bakanlığı olmalı. Çünkü ülkemizin ve dünyanın geleceği tarım ve gıdadır. Ki, Türkiye için daha önemli olmalı. Bu kooperatif çöplüğü de temizlenmelidir. Tarımsal örgütlerin çoğu yöneticisi üreticiye hiçbir katkısı olmamasına rağmen asalak gibi çiftçinin sırtında yüktür. Bunlar kapatılmalı. Şu an kooperatifler var, birlikler var, damızlık birliği var, Köy-Koop var, Hay-Koop, Tar-Koop var. Yani o kadar bir karmaşa var ki. Bunlar düzenlenmeli, hepsinin görev tanımları yapılmalıdır. Devlet, ürünlerini kooperatif ile pazarlayanları daha çok desteklemeli,  teşvik etmelidir. Kooperatifler, sağlanan avantajlardan dolayı üreticiye katkı yapmaya başlarsa, üreticiler de oralara doğru insanları seçmeye başlarlar. Ama üretici kooperatiften bir fayda görmüyorsa, kongresine de gitmiyor o zaman da olur olmaz insanları göreve geliyor ve kooperatifler batıyor.

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
İzmir'de feci kaza! 1 kişi hayatını kaybetti!
İzmir'de feci kaza! 1 kişi hayatını kaybetti!
İzmir'de cinayet şüphelisi 20 yıl sonra yakalandı
İzmir'de cinayet şüphelisi 20 yıl sonra yakalandı