Hızal’dan ’Engelleniyoruz’ tepkisi: Büyük bir safsata

Hızal'dan 'Engelleniyoruz' tepkisi: Büyük bir safsata

Öncüşehir TV’de ‘Öncü Siyaset’ programının konuğu olan İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi AK Parti Grup Başkanvekili Av. Özgür Hızal, muhalefet tarafından yapılan “engelleniyoruz” söylemlerine tepki gösterdi. Hızal, “Engelleniyoruz sözü büyük bir safsata. Engelleniyoruz siyaseti aslında mazeret belediyeciliğinin bir parçası. Çünkü beceriksizliklerini bir şeyle örtmek zorundalar” dedi.

01 Nisan 2022 - 14:01 - Güncelleme: 01 Nisan 2022 - 14:07

ÖNCÜŞEHİR - İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi AK Parti Grup Başkanvekili Av. Özgür Hızal, “Öncüşehir TV’de ‘Öncü Siyaset’ programının konuğu oldu. Öncüşehir Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mevlüt Dağdeviren’in sorularını yanıtlayan Hızal, kentin gündemini değerlendirerek çarpıcı açıklamalarda bulundu.


“BİZDE BU İŞLER BİR TARTIŞMA KONUSU OLMAZ”

Önümüzdeki günlerde İzmir Büyükşehir Belediye Meclisinde gerçekleşecek grup başkanvekilliği seçimlerinde görevine devam edeceğinin sinyallerini veren Hızal, “Bizim üçüncü dönemimiz. Meclis üyesi seçildikten sonra Sayın İl Başkanımız, ilgili organlarla ve grubumuzla yaptığımız istişarelerde hem dönem grup yönetimimizle hem grup başkanvekili olarak hem de grup yönetimindeki diğer arkadaşlarımızın belirlenme süreci; aynı şekilde komisyon üyesi arkadaşlarımızın göre devamı ya da değişikliği noktasında Sayın İl Başkanımız Kerem Ali Sürekli ile yaptığımız istişarelerle, gruptaki arkadaşlarımızla yapacağımız değerlendirmelerle karar alıyoruz. Bugüne kadar hem komisyonda görev alan arkadaşlarım hem de grup yönetiminde görev alan arkadaşlarım, kısacası tüm meclis üyesi arkadaşlarımız kendilerine verilmiş olan görevleri en iyi şekilde yaptılar, bundan sonra da yapacaklarını düşünüyorum. Biz diğer partilerde özelikle CHP’den farklı olarak bizde bu işler bir tartışma konusu olmaz. Bu tarz belirlemeleri bir istişare mekanizması içinde değerlendirerek kararımızı veririz. Yapılacak olan bir görev değişimi bugüne kadar hep bir bayrak yarışı olarak değerlendirilmiş, bundan sonra da bir bayrak yarışı olarak değerlendirilir. Biz de bu süreçler hiçbir zaman sancılı geçmemiştir” ifadelerini kullandı.

“BİZ LAF OLSUN DİYE MUHALEFET YAPAN BİR SİYASİ PARTİ DEĞİLİZ”

AK Parti Grubunun son 3 yıllık performansını değerlendiren Hızal, “İzmir’de biz maalesef ki yerel seçimlerde istediğimiz sonuçları alamadık ve muhalefet görevini üstlendik. Bunu son 3 yılda da gördük. Benim meclis üyesi olarak görev yaptığım dönemi değerlendirmem gerekir. İlk gün biz şunu söylemiştik; biz muhalefetiz, bir milyonun üzerinde oy almış siyasi iradenin temsilcileriyiz ve bu dakika itibarıyla bize oy vermiş ya da vermemiş tüm İzmirlilerin sözcüsü sıfatıyla bu meclise görev yapacağız. Muhalefet görevimizi İzmir’in lehine ve İzmirlilerin lehine olan her tülü durumda yerel iktidarın yanında olacağımızı; İzmir’in aleyhine ve İzmirlilerin aleyhine olacak her türlü durumda ise karşılarında duracağımızı dile getirmiştik. Biz CHP’nin genelde yapmış olduğu genelde yapmış olduğu muhalefet tarzının çok dışında bir muhalefet anlayışıyla hareket ettik. Bugüne kadar İBB’de alınan kararların yüzde 97’sine yakını oy birliği ile alınmıştır. Biz laf olsun diye muhalefet yapan bir siyasi parti değiliz, hiçbir zamanda olmadık. Ayakları yere basan bir muhalefet anlayışıyla hareket ettik ve bazı yanlışların bizim yapmış olduğumuzun muhalefet gerekçesinde de bu yanlışlardan geri döndüklerini ya da yanlış adımları atmaktan geri durduklarını gördük. Öyle ki mecliste bazı önergelerin geri çekildiğini, bazılarının gelmediğini gördük. Ama bunlara rağmen yanlışlar da yapıldı, hem de tonca. Hala da devam ediyor, biz bunları eleştirmeye devam ediyoruz” ifadelerini kullandı.

“İZMİR’İN BELEDİYE BAŞKANI OLARAK KEMAL KILIÇDAROĞLU SEÇİLMEDİ”

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin deprem performansını da değerlendiren Özgür Hızal, “İzmir ciddi bir deprem kuşağında ve deprem öyle yakın ki… Saniyeler içinde bu şehir de ciddi bir deprem yaşanabilir. Böyle bir deprem kuşağı içerisinde bulunan, altından onlarca fay hattının geçtiği biline bir şehirde yerel yönetimlerin olası bir depreme hazırlıklı olması lazım. Öncelikle yağı stoğunun hazırlıklı olması lazım. Maalesef ki 25 yıldır bu şehri yöneten anlayışın bu noktada aksiyon almadığını biliyoruz. Bu şehrin daha yakın zamana kadar bir deprem master planı yoktu. Biz AK Parti olarak deprem master planının hazırlanması ve depremi de içine alacak bir komisyonun kurulmasını, bu komisyon öncülüğünde bir takım hazırlıklar yapılmasını dile getirmiştik. Bu komisyon kurulmasında yönündeki taleplerimiz dile getirildi. Afet komisyonu kuruldu, bir takım çalışmalar yapıldı ama maalesef ki 30 Ekim’de bir deprem yaşandı. Bayraklı’da 117 canımızı kaybettik. Onlarca yüzlerce bina hasar gördü. Depremin hemen sonrasında devletin bütün kurumları, yerel yönetimlerde dahil olmak üzere, devletin gücünü vatandaşa göstermek noktasında olay mahalindeydi. Vatandaşımızın acılarını azaltmak adına büyük bir çaba gösterildi. Enkazların kaldırılması, çadır kentlerin kaldırılması… Bu noktada hiçbir eleştirimiz yok. Ama sonrasında yapılanların, yapılmak zorunda olup yapılmayanların eleştirisini ortaya koyuyoruz. K sınırları dediğimiz bir planlama yapıldı. Tüm meclis gurubun ortak iradesi ile yapılmış bir çalışmasıydı. Bu çalışma hayata geçirildi ama bu planlama neticesinde insanları bundan faydalanması noktasında ilçe belediyeleri çok geç kaldı. Sonrasında bir emsal artışı tartışması ortaya çıktı. Bu tartışmanın hiç yapılmaması gerekiyordu, bu planlamalar esnasında en başta değerlendirilmesi ve düşünülmesi gerekiyordu. Kemal Kılıçdaroğlu’nun gelip Sayın Soyer’e talimat vermemesi gerekiyordu, bu şehrin yöneticisi Tunç Soyer. Burasın belediye başkanı olarak Kemal Kılıçdaroğlu seçilmedi. Orada da bir popülizm neticesinde bir şov yapılarak Sayın Kılıçdaroğlu’nun bir programda, “Tunç Bey size talimat veriyorum, emsal artışını yapacaksınız” diyip bu emsal artışı çalışmalarına başlanması doğru bir yaklaşım değildi. Bu çalışmayı yaptıklarında da eksik yaptılar. Sadece Bayraklı üzerinde çalıştılar. Diğer ilçelerde yeteri miktarda bu çalışmalar yapıldı” dedi.

“CHP GRUBU ÖNERGEYİ TAMAMEN SİYASİ SAİKLERLE REDDETTİ”

İBB Meclisi’nde verdikleri emsal artışı önergesi hakkında konuşan Hızal, “Bizim verdiğimiz önerge çok detaylı bir önergeydi. Plan çalışması üzerine kurulmuş bir önergeydi. Bütün şehre bütüncül yaklaşılması gereken çalışmayı anlatan bir çalışmaydı. Önergeyi CHP grubu tamamen siyasi Saiklerle reddetti. Önergenin doğru bir önerge olduğunu kendileri de çok iyi biliyorlardı. Gerçekten İzmir’e ve İzmirlilere yazık ettiler. Bizim önergelerimiz kabul edilse ve bunun üzerinden bir çalışma yapılsaydı çok daha detaylı, planlı bir çalışma yapılacaktı. Büyükşehir Belediyesi’ni ve ilçe belediyelerini tembelliği bir kenara bırakıp çalışma refleksiyle bir sonuç ortaya çıkarmaları durumda bugün yargı sürecine gitmiş olsa bile olumsuz bir karar çıkmayacağını düşünüyoruz. Emsal artışı meselesinde biliyoruz ki, gerek Bayraklı belediyesi, gerek ilçe belediyeleri, gerekse de Büyükşehir Belediyesi’nin bir emsal artışı çalışması yoktu, bunu yapma iradeleri de yoktu. Tamamen popülizm neticesinde bu durum oldu. Emsal artışına ilişkin dava açan odalarla kapalı kapılar ardında bir pazarlık yaparak bu davanın açılmasının önünü açtılar” şeklinde konuştu.

“ACILARIN ÜZERİNDEN SİYASİ RANTLAR ELDE EDERİZ MANTIĞIYLA HAREKET EDİYORLAR”

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin çatısı akan bir barakada hizmet verdiğini öne süren Hızal, “İBB bir buçuk yıl geçmesine rağmen, hizmet binasının kaderini belirleyecek kararı veremedi. Yıkacak mı, yeniden mi yapacak ya da binayı başka bir yerde mi yapacak? Bu iradeyi ortaya koyamamış bir iradenin İzmir’in dönüşümünün önünü açması, İzmir’de bir dönüşüm yapması, İzmir’de depreme hazırlıklı olduğu bir şehir vizyonu ortaya koymasını bir beklemiyoruz. Bunu İzmirlilerinde beklemediğini düşünüyorum. Bir yılda sadece bir anıt yaptılar Bayraklı’da. Bunu da şaşalı bir törenle açtılar. Böyle bir anlayışla bir şehrin depreme hazırlanması mümkün değil. O zaman eleştirmeyecek, yapılmak istenilenlerin önüne geçmeyeceksiniz. Bu konuda bakanlık gerekeni yapıyor. Depremzede hemşerilerimizin bir takım sorunları devam ediyor, özellikle kredi konusunda. 160 bin TL’lik krediyi önce 200 bin TL’ye çıkartıldı. Daha sonra 400 bin TL’ye çıkartıldı, bunun da yeterli olmadığı yönünde bir takım eleştiriler ortaya konuluyor. Bununla ilgili çalışmalarda devam ediyor. Bu hemşerilerimizle sık sık bir araya geliyoruz. CHP yetkilileri başta Sayın İl Başkanı Deniz Yücel ve milletvekilleri olmak üzere bu acıların üzerinden bir takım siyasi rantları nasıl elde ederiz mantığıyla hareket ederek, hiçbir sorunu çözme adına olumlu bir adım atmaksızın sadece eleştiri üzerinden bir siyaset kurguladılar. Bu doğru bir yaklaşım değil” şeklinde konuştu.

“ŞİMDİ İSE ŞAPKADAN TAVŞAN ÇIKARDILAR ADETA”

İBB’nin kentsel dönüşüm çalışmalarını eleştiren Özgür Hızal, “Eleştirileceklerse kendi belediyelerinin yapmış olduğu kentsel dönüşüm faaliyetlerini yetersizliğini eleştirsinler. 33bin konutun dönüşmesi gerekirken 10 yıllık süreç içerisinde şu ana kadar 800 konutu anca dönüştürebildiler. Tunç Soyer dönemiyle 3 yıllık süre geçti. Tunç Soyer bu 3 yıllık süre içerisinde yaklaşık 30 milyar TL bütçe kullandı. Birçok bakanlığın bütçesinden çok daha büyük bir bütçe. Borç miktarı 2,5 milyardan 12 milyara çıktı. Neredeyse 6 kat borcumuzu arttırdınız. Buna rağmen 300 milyon 500 milyon veya bir milyar gibi bütçe ayırmaksızın kentsel dönüşüm faaliyetlerini yapamadılar. Kemal Kılıçdaroğlu Uzundere’ye geldi, vatandaştan fırça yedi. Haklı bir sitemdi. Çünkü 10 yıldır orada bir kentsel dönüşüm yapamadılar. Örnekköy’de, Ege Mahallesinde, Gaziemir’de kentsel dönüşüm yapamadınız. Mazereti ise son dönemlerde artan inşaat maliyetleri. 10 yıl önce sizin elinizi kim tuttu? Yapsaydınız. Uzlaşmayı da yaptınız.  7 yıl önce uzlaşmaların bazıları yapıldı. İnsanlar senetler imzaladı, maliyetleri verdiniz. Bugün gelinen noktada maliyetler arttı diyorsunuz. Şimdi ise şapkadan tavşan çıkardılar adeta. Yeni bir yöntem buldular; İZBETON. İZBETON’a bu yetki verilirken biz olumlu baktık. Firmaların ihalelere girmesini sağlayın, bunu yapamıyorsanız vermenizi biz onaylıyoruz ama İZBETON’un bu konudaki yeterliliğinden de şüphe diyoruz da dedik. Çünkü İZBETON yol, asfalt, kaldırım yapan bir şirket. Kaldı ki 3 yıl boyunca bunu da yapamadı. Yıllık 1 milyar bütçesi olan İZBETON, şu an zarar ediyor ve yapması gereken asli görevleri yerine getiremiyor. İZBETON’un başsındaki genel müdür, Tunç Soyer’in reklam müdürü gibi elinde telefonla orda burada fotoğraf ve video çekiyor dedik. Bu konuda İZBETON Genel Müdürü bir suç duyurunda bulundu, savcılıkta takipsizlik kararı verdi” dedi.

DÖNÜŞÜM MESELESİNDEKİ TEMEL SORUN YEREL YÖNETİMLERİN İSTEMZÜKÇÜ TAVRI

TOKİ’nin çalışmalarının engellendiğini ifade eden Hızal, “TOKİ, Karabağlar’da bir dönüşüm yapmak istiyor, Karabağlar Belediyesi be Büyükşehir Belediyesi saçma sapan bir rant iddiasıyla bu dönüşümün önüne geçiyor. TOKİ, Karaburun’da bir dönüşüm yapmak istiyor, Karaburun Belediye Başkanı rant iddiası ortaya koyarak bunun önüne geçiyor. TOKİ’nin Kiraz’da yapmak istediği bir hastane projesi var, çıkıyorlar rant iddiasıyla karşı duruş ortaya koyuyorlar. Böyle yapıp ondan sonra da bu şehirde dönüşümde Bakanlığın ya da merkezi hükümetin bir takım adımlar atmıyor iddiasında bulunmak çok gerçekçi iddialar değil. İzmirlilerin karnı tok, bunlara inanmıyor. Dönüşümlerin komplike yapılarak doğru bir iş birliği ortam ve düzeyinde yapılması gerekiyor. Ama iş birliğinin sadece Bakanlıktan beklemeyeceksiniz, siz de bazı adımlar atacaksınız. Sadece eleştirerek hayır direk bu projenin karşısında durarak siz dönüşümü yapamazsınız. Birebir yapılan toplantılarda getirilen önerilere mükemmel diyen birileri, sonrasında o toplantıdan çıkıp bir basın kuruluşuna demeç verdiğinde TOKİ faaliyetlerini çok sert bir şekilde eleştirebiliyorlar. Bu anlaşılır bir durum değil. Ben 3 yıl boyunca bir meclis üyesi olarak anlayamadım, İzmirliler hiç anlayamadı. Dönüşüm meselesindeki temel sorun yerel yönetimlerin istemezükçü tavrı, plansız planlama anlayışı ve bütçesi ile kamu kaynaklarını kentsel dönüşüm noktasında rantabl kullanamayışıdır” diye konuştu.

“ENGELLENİYORUZ SÖZÜ BÜYÜK BİR SAFSATA”

Yapılan “Engelleniyoruz” ifadelerini de sert bir dille eleştiren Hızal, “Engelleniyoruz sözü büyük bir safsata. Engelleniyoruz siyaseti aslında mazeret belediyeciliğinin bir parçası. Çünkü beceriksizliklerini bir şeyle örtmek zorundalar. 3 yıl boyunca ortaya koymuş oldukları vaatlerin hiç birini yerine getiremeyen bir anlayış, vatandaşın karşısında çıktığında ister istemez şu sorulara maruz kalıyor; “sen buraya yol yapacaktın, neden yapmadın?” onlarda biz engelleniyoruz diyor. Hangi projesi engellemişiz? Bugün İBB’nin hangi projesi Ankara’da bakanlık ya da Cumhurbaşkanlığı nezdinde imzada bekliyor? Böyle bir proje yok, böyle bir imza da yok. Buca Metrosu’ndaki olay çok kısa sürede ortaya çıktı. Çiğli Tramvayıyla ilgili olay çok kısa sürede çıktı. Kredi talepleri çok kısa süre içerisinde onaylandı. Bazı kredi talepleri İBB Meclisinde oy birliğiyle geçti. Kimse kimseye yanlış ve hatalı bilgi vermesin. Biz AK Parti grubu olarak oy birliği verip destekledik” dedi.

“SEN 529 MİLYONUN HESABINI İZMİRLİLERE NASIL VERECEKSİN?”

Buca Metrosu projesine karşı olmadıklarını belirten Hızal, “Biz asla Buca Metrosu projesine karşı değiliz, olmadı da. Buca Metrosu İzmir’in elzem ve yapılması gereken projelerinden bir tanesi. Hatta geç kalınmış projelerinden bir tanesi. Buca metrosunun yapılması notansa destek ve onay veriyor hatta alkışlıyoruz. Keşke yapabilseler de binsek, bugün Buca Metrosuna binsek ve ben İBB AK Parti grubu başkanvekili olarak kendilerini alkışlasam. Bu konuda hiçbir tereddütümüz yok ama siz uluslar arası bir ihale yapıyorsunuz, bu ihalede en düşük teklifi veren firmadan bu işi alıyorsunuz,529 milyon fazla teklif vermiş başka bir firmaya bu işi ihale ediyorsunuz. Bunun izahını da diğer firmaların bu işte yetersiz olabileceğini iddia ederek yapıyorsunuz. Bu doğru bir yaklaşım mı? Çok yakın bir zamanda birinci olan firmanın yetkilisi açıklama yaptı; “o zaman ihale yapmayın, bizi uğraştırmayın.” Madem birilerine vereceksiniz bir ihale yapmanın mantığı ne? Bizim temel itirazımız buydu. Dolayısıyla bu firma yetkilileri de yargıya başvurdu, yargı da işi birinci firmadan alıp 529 milyon fazla veren firmaya verme kararın doğru değil dedi. Bu kararını tekrar gözden geçir, incelemeni doğru yap, ben bu kararını iptal ediyorum dedi. Şimdi burada verilmiş hukuki bir karar var, yargı süreci Danıştay’da devam ediyor. Temel sorun şu; sen 529 milyonun hesabını İzmirlilere nasıl vereceksin? 529 milyon ile bugün İzmir’de onlarca yol, konut yaparsın” ifadelerini kullandı.

“NARLIDERE METRO İNŞAATI DURDU, ÇÜNKÜ KAYNAK YOK”

Ben 529 milyonun neden altın tepsiyle verildiğini açıklayayım. Narlıdere metrosu Tunç Soyer’in vaadi doğrultusunda 2023 yılında bitmesi gerekiyor. Ama inşaat şu anda durdu. Çünkü kaynak yok. Firmaya hak edişleri ödenemiyor. Geçmişten gelen hak edişlerde ödeyemiyor. Firmada inşaatı durdurup kendi bütçemle yapamıyorum dedi. Bakmayın siz Tunç Soyer’in oraya gidip baretler takarak fotoğraflar çekerek yayınlamasına, inşaat durdu. Narlıdere metro inşaatını yapan firmaya biz bu işi verelim, orada gelecek avansı alalım Narlıdere inşaatını bitirelim, Buca her nasıl bir şekilde biter. Böyle bir anlayışla bu şehirde büyük projeler yürütülmez” açıklamalarında bulundu.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
AK Parti'den İYİ Parti'ye katılım! Kırkpınar: Az kaldı, geliyoruz
AK Parti'den İYİ Parti'ye katılım! Kırkpınar: Az kaldı,...
MSB acı haberi duyurdu: 4 asker şehit oldu
MSB acı haberi duyurdu: 4 asker şehit oldu