İstifa eden Çelebi’den 10 sayfalık açıklama

İstifa eden Çelebi’den 10 sayfalık açıklama

Cumhuriyet Halk Partisi İzmir Milletvekili Mehmet Ali Çelebi, partisinden istifa etmesinin ardından kamuoyuna yönelik 10 sayfalık bir açıklama yaparak, istifanın gerekçelerini ve süreci yaşadı. ‘Yüce Türk Milleti’ diyerek söze başlayan Çelebi, CHP içinde yaşanan bir çok krize de kendi penceresinden ışık tutuyor.

30 Ocak 2021 - 18:01

İzmir Milletvekili Mehmet Ali Çelebi, Karabük Milletvekili Hüseyin Avni Aksoy ve Yalova Milletvekili Özcan Özel, CHP'den istifa etmişlerdi. Muharrem İnce’nin partisine mi geçecekler, bağımsız mı hareket edecekler? Ya da onları istifanın eşiğine getiren ne oldu? İşte bütün bu soruların cevabını İzmir Milletvekili Mehmet Ali Çelebi bizzat kendisi verdi. Türk Milletine hitaben yazılı bir açıklama yapan Çelebi, bir çok soruya cevap verdi, partisinde yaşananlara da kendi penceresinden ışık tuttu. İşte Vekil Çelebi’nin o uzun açıklaması:

 

Yüce Türk Milleti,

- Aslında siyasi yaşamım, Cumhuriyetimize kurulmuş siyasi bir kumpas davası olan Ergenekon’da 2008’de başladı. FETÖ kumpaslarına karşı Silivri’de bir subay ve Atatürk genci olarak büyük Türk Milleti adına amansız mücadele verdim. 41 ay tutuklu kaldım, Fetöcü hainlerden bir kez dahi tahliye talep etmedim. Asıl milletimizin vekilliğini o zor şartlarda, Fetöcülerin yüzlerine “Beni Cumhuriyet devrimlerinin neferi olma suçundan ıslah edemezsiniz!” diyerek o zaman yaptığıma inanıyorum. 

- Partimizin 2016 kurultayında, liste delerek 374 oyla 24. sıradan Parti Meclisi üyesi oldum. 

- 2018 kurultayında, Sn. Genel Başkanımızın listesine alarak onurlandırmasıyla 576 oyla tekrar 9. sıradan Parti Meclisi üyesi oldum.  

- 24 Haziran 2018 seçimlerinde İzmir’den milletvekili seçildim. Şu an görev süremin yarısını tamamladım.

- CHP’nin topluma hızlı veri aktarmak için kurmuş olduğu ve 24 Haziran 2018 seçim gecesi çöken Adil Seçim Platformu sisteminden sorumlu olanların istifasını istedim. Çünkü daha evvel sistemde doğabilecek aksaklıkların çözümüne dair yaptığım öneriler hiçbir şekilde dikkate alınmadı. Gereği yapılmamış, ilgililer ne istifa etmiş ne de görevden alınmıştır, üstüne üstlük bu kişiler el üstünde tutularak üst yönetimde görev almaya devam etmiş ve birçok noktada ödüllendirilmişlerdir. Bu benim için ilk ciddi kırılma anı olmuştur. Halka verilmesi gereken bir hesap vardı, verilmedi. Bedel ödenmeliydi, ödenmedi. CHP yönetimindeki bu keyfiyet kan kusup kızılcık şerbeti içmemize neden olmuştur.

- 2018 Temmuz’unda milletvekili olmamdan henüz 1 ay sonra partide gördüğüm sorunlara dair bir bildiriyi şahsi twitter hesabımdan yayınlayarak 20 Temmuz 2018 tarihinde partide ilkesel değişim için imza verdim. Kurultaya gidilerek partinin dinamik bir dönüşümden geçmesi adına tartışma yapılmasını doğru buldum. Yayınladığım ilkeleri hayata geçirecek genel başkan adayına oy vereceğimi ifade ettim. Verdiğim imza şahıslarla ilgili değil ilkelere dairdi ancak kasıtlı olarak şahıslara indirgenip ötekileştirme aracı olarak kullanıldı. Yetmedi, imza sürecinde kraldan çok kralcı mevcut bir milletvekili tarafından İzmir’e sokulmamakla tehdit edildim. Yine kan kusup kızılcık şerbeti içtim.

 

2

 

- Parti içi demokrasi istediğim ve partimizin ilerlemesi adına düşündüğüm ilkeleri talep ettiğim için Eylül 2018 Abant milletvekili kampı dâhil sonrasındaki 1,5 senelik süreçte mobinge varan ötekileştirme (imzacılar, darbeciler söylemleriyle taciz, selam vermeme, uzak durma, aba altından sopa gösterme, beraber itiraz ettiğimiz vekillerden koparmaya çalışma vb.) artan bir şiddetle devam etti. Yel kayadan ne koparırsa sonuç o olmuştur. Silivri’de yıllarca cezaevinde çürütülme tehdidine meydan okumuş Çelebi’ye bunlar işlememiştir. İktidara yürümek için çözülmesi elzem olan yapısal sorunları sürekli gündemde tutmaya devam ettim.

- 2020 kurultayında türlü oyunlar, çirkin pazarlıklar, dalavereler ve siyasi ötekileştirmeye rağmen 507 oyla 51. sırada yer alarak liste deldim, kotalar nedeniyle görevimi devrettim. Görevi bıraktığımda parti meclisi üyesi olarak toplam 41 il 101 ilçede çalışma yapmıştım.

- 2 sene boyunca onlarca itiraz ve birçok görüşmeden sonra SON ÇAĞRIMIZI 10 Aralık 2020’de CHP yönetimine ve milletvekillerine gönderdiğimiz mektupla yaptık. Partide birlik olsun, ötekileştirmeyin. Partide demokrasi olsun derinleştirin, çünkü partide olmayan ülkeye vadedilemez dedik. Kurucu değerlerden taviz vermeyin. İttifaklara baştan sarılmayın, partiyi 1. parti yapmak için çabalayalım dedik. Hiçbir adım atılmadı. 26-27 Ocak 2021 tarihlerinde Sn. Genel Başkanımız ve Grup Başkanvekilimiz Özgür Özel ile yaptığımız görüşmelerde PARTİDE BİRLİK İÇİN ADIM ATILMALI! diye ısrar ederek 3 vekil imzalı görüşlerimizi sunduk. Çabalarımız maalesef sonuçsuz kaldı.

- Bütün ötekileştirmelere rağmen, işime yani milletin vekilliğine odaklandım, partimize ve değerlerine Meclis kürsüsünde milyonlarca sayıda izlenmeye ulaşan konuşmalarla siper oldum. 2,5 sene sonunda yasama ve denetim faaliyetlerinde 95 kanun, 1536 soru önergesi, 79 araştırma önergesiyle, onlarca Meclis ve komisyon konuşmasıyla ortalamanın çok üzerinde, vekiller arasında en yüksek performansı gösterenlerden oldum. Hatta meclise bu dönem katılan vekiller arasında en iyi performansı sergiledim. Milli Savunma Komisyon çalışmalarında alanıma, iktidar partisi dâhil, tüm partiler içinde en hâkim kişi oldum. 

- Bu çalışmalarla beni Türk siyasetine sokan Sn. Genel Başkanım Kemal Kılıçdaroğlu’nu yanıltmadığımı düşünüyorum. Siyaset biter kendisine saygım asla bitmez. 

- Şunu tekrar hatırlatmayı ise bir vazife biliyorum: vefanın küçüğü insana, vefanın büyüğü vatana, millete, Cumhuriyet’e, Atatürk’edir.

 

3

 

 

- Görevlerini onurlarıyla ve layıkıyla yapan tüm kademelerdeki gerçek partililerimize, vekillerimize ve belediye başkanlarımıza da saygılarımı sunuyor, başarılar diliyorum. Onlar Cumhuriyet’in ve altı okun neferleri, başımızın tacıdır. Onlar karşısında her daim boynumuz kıldan incedir.

- CHP 3. Olağan Kurultayı’nda Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk, “Partide bir yanlışı, bir eksikliği gördüğünüz zaman kayıtsız şartsız eleştireceksiniz. Yapılan herhangi bir yanlışa müsamaha göstermek son derece yanlıştır; mahsuru faydasından büyük olur.” demiştir. Bu direktife uygun olarak bugüne kadar siyasi yaşamımı şekillendirdim. Siyaseti teslim almış rant ve çıkar ağlarına asla geçit vermedim. Çünkü bizi yalnızca dürüstlük, eleştirellik ve halka adanmışlık ileriye götürebilir. Her aşamada birçok uyarıda bulundum, kayıtları ve kanıtları mevcuttur. Ama CHP yöneticileri yanlışları düzeltmektense bende bozguncu bir ruh görmeyi tercih ettiler. Hep övündüğümüz, itiraz eden bir Deniz Gezmiş, İnönü’ye dahi itiraz eden bir Bülent Ecevit görmek istemediler. Susturmak, bastırmak, yok saymak istediler.

Ben yaşadım ve gördüm ki: BU CHP O CHP DEĞİL! Ben gördüm ki CHP, CHP’den sürgün edilmiş. BAKIN NEREDEN NEREYE GELDİK!

- Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyetlerinden doğmuş özgüveni yüksek CHP’den, AKP’nin ve saray rejiminin miadı dolmuşken, kendi değerleri ve mücadelesiyle 1. parti olmaya çabalamayan, başka partileri parlatan ve siyasi sebil gibi besleyen, iktidar çöplüğünde yeni dostlar ararken partinin başarılı evlatlarını dışlayan CHP’ye geldik.

- Emperyalizme diz çöktürmüş CHP’den, S400, Mavi Vatan, Kıbrıs, Libya, Azerbaycan, Suriye gibi milli konularda kekeleyen yöneticilere,

- “Hangi istiklal vardır ki yabancıların planlarıyla yabancıların nasihatlarıyla yükselebilsin. Tarih böyle bir olay kaydetmemiştir.” diyen Mustafa Kemal Atatürk’ten, yabancılardan demokrasi dilenen yöneticilere,

- Atatürk demekten imtina edenleri sahiplenen ve el üstünde tutan CHP’ye geldik.

- Kuldan yurttaş yaratan CHP’den; ülkeye hem demokrasi vadedip hem parti içinde AKP tipi demokrasiyi yani “itaat et rahat et” anlayışını hâkim kılanlara,

4

 

- Parti Meclisi üyelerine, milletvekillerine, il-ilçe başkanlarına tuzluk muamelesi yapan anlayışa,

- “Işığımız Öcalan” diyen kumpas tetikçilerini CHP için şans görebilen yöneticilere,

- Atatürk’ü alenen soykırımcı olarak niteleyen HDP yönetimine ses çıkaramayan yöneticilere,

- Kadınlara seçme seçilme hakkı veren CHP’den, grup başkanvekili seçimlerinde milletvekillerinin dahi seçme seçilme hakkını yok sayan, grup başkanvekillerini dahi atayan CHP’ye geldik.

- Yapılan yanlışlar kendi çıkarlarına uygunsa susmayı tercih eden yöneticilere,

- Parti içinde muhalefet etmeyi dahi pazarlık artırmanın parçası gören makama kadar muhalefet eden, vatanla değil makamla susan omurgasızlara, 

- Kumpas üreticileri Ahmet Altanları, Nazlı Ilıcakları alkışlatan, Arınçları vicdan ile yan yana getiren, kumpas müdahili Şebnem Korur Fincancı’ları baş tacı eden anlayışa,

- Atatürk’le, orduyla, milli değerlerimizle ilgili hadsizce konuşan etnik/mezhepsel siyaset yapan bir kısım milletvekili danışman bozuntularına ses çıkaramayan, onları kollayan, yüce Meclis’te tutan kimi vekillere,

- Cumhuriyet kuran, devlet kuran liyakatli kadrolardan yandaş kayırmacılığının, itaat kültürünün, rantsal ekipçiliğin, mezhepsel grupçuluğun şekillendirdiği kadrolara ve bu liyakatsiz düzenin yol açtığı partimizi yıpratan skandallar zincirlerine,

- Aday çokluğunu demokrasi şenliği gören anlayıştan il/ilçe kongrelerinde tek aday dayatması yapan kafalara,

- Örgütünün kararlarına değer veren anlayıştan, belediye başkanlıklarını, belediye meclis üyeliklerini parselleyen anlayışa,

- Örgütünün emrinde olan belediye başkanlarından, parti meclisi şekillendirip “Ben seni seçeyim, sen beni seç!” kirli organizasyonuna dahil olanlara,

- Partinin ve ülkenin rotasını dizayn eden kurultaylardan, gizli liste dolaştırarak türlü oyunlar çevrilen, kumpaslarla dizayn edilmiş kurultaylara,

5

 

- Uzmanlık alanı olmasa dahi koltuğa oturabilen, başaramayınca dahi koltuğa yapışan aklına istifa gelmeyen makam sevicilere, 

- Fikir özgürlüğünün kalesi partiden, parti yönetiminden farklı düşününce ötekileştiren, kurucu felsefeye ve parti programına aykırı bölücü söylemleri düşünce özgürlüğü kapsamına alan CHP’ye geldik.

- Devletin kurucu felsefesini her şeye rağmen korumayı miras bilen CHP’den, iktidara gelebilmek uğruna Cumhuriyet düşmanlarına göz kırpan, FETÖ işgaline nezaret eden Abdullah Gül ve türevlerine, “Hayatım CHP zihniyetiyle mücadele etmekle geçti.” diyenlere bel bağlayan, ama partinin evlatlarını farklı düşündüğü için acımasızca ötekileştiren, kendi öz gücünü yükseltmekte çekingen davranan bir CHP’ye geldik.

- “Anadilde eğitim” tartışmalarına net tavır koyamayan, “yerel yönetimlere özerklik” adı altında bölgesel yönetimleri 2018 Anayasa ilkeleri görüşmelerinde tartışabilen, “eşit yurttaşlık” adı altında farklı etnisitelerin veya grupların eşitliğini ikame etmeye çalışan anlayışa prim veren CHP’ye geldik.

- Ulusçu ve çağdaşlaşmacı CHP’den, ayrıştıran ve bölen siyasete tepki koyamayan, etnisite/mezhep üzerinden sorun tarifi yapan; HDP’nin gölgesinde, dostların dizinin dibinde, AKP’nin hurdalığında iktidarın güneşini arayan CHP’ye geldik.

- AKP çökmüş, kayırmacılık tüm kamu kurumlarını esir almış, ekonomik sefalet halkı perişan etmiş, yoksulluk ve yolsuzluk almış başını gitmişken, saray rejimi memleketi talan etmişken, böylesine karanlık bir uçurumun kenarındayken halen umut olamayan bir CHP’ye geldik.

CHP yönetimi,

Burada ben bir tercih yapmıyorum. Biraz önce saydığım tercihler sizin iradenizdir. Hem kurucu felsefeye aykırı tercihler hem Çelebi olmaz. Hem Ahmet Altan hem Çelebi olmaz. Hem Abdullah Gül ve türevleri hem Çelebi olmaz. Hem PKK terör örgütüdür demeyenlerle iş tutma hem Çelebi olmaz.  Hem Cumhuriyet yıkıcılarla ve kumpasçılarla dostluk hem Çelebi olmaz. Hem özgüvensizlik, hem ürkeklik, hem liyakatsizlik hem Çelebi olmaz.

Silivri’de teslim olmamıştım, şimdi de teslim olmuyorum. Müebbet hapisler karşısında tehditlere boyun eğmemiştim, şimdi de eğmiyorum. Atatürk, Cumhuriyet ve Halk için boynumu kaldırıyorum.

6

 

 

 

Vefakâr CHP seçmeni,

Sizlere, yakama Gazi Meclisimizin rozetini takarak beni milletin vekilliği ile onurlandırdığınız için teşekkür ediyorum. Beni sevdiğiniz ve sahiplendiğiniz için teşekkür ediyorum. Ben de sizleri çok sevdim. 

Şunu bilmenizi istiyorum: Yanlışları görüp susabilirdim, itaat edip rahat edebilirdim, “gelene ağam gidene paşam” anlayışına teslim olabilirdim; bunu size yapamam, kendime yakıştıramam. Onurlu olmanın en büyük değer olduğu halkçı ve devrimci bir gelenekten geliyorum.

Bizi Amasya’nın bir köyünden alıp asker yapan, pilot yapan ve onun kurduğu Meclis’in milletvekili yapan Cumhuriyet’e ve milletimize bunu yapamazdım. Bize halkın kalbine kazınmak yeter, Halkın Çelebi’si olmak yeter, makam ve mevkiler varsın onlar için her şeyi yapmayı göze almışlara kalsın. 

CHP içerisinde çok güzel insanlar tanıdım, çok şey öğrendim. CHP’nin altı okunu, Cumhuriyet’in ateşini Anadolu’nun ücra köşelerinde imkânsızlıklar içerisinde taşımaya çalışan nice onurlu insanlara dokundum. Bunca kirlenmişlik içerisinde o duru ve namuslu yüzleri görmek beni her şeye rağmen evimde, yuvamda hissettirdi. Sonsuza dek saklayacağım hatıralar için teşekkür ediyorum. 

Ancak, ısrarla vurgulamak istiyorum, sizler beni onca yanlışa, onca çarpıklığa susmam için vekil tayin etmediniz. Ben halkın çocuğuyum. Buraya millete vekillik yapmaya geldim, sindirilmeye ya da susturulmaya değil. 

Tarafım sizler gibi kurucu 29 Ekim ruhudur, 10 Aralık ve kuyrukçularının zihniyeti değil. 

Tarafım sizler gibi Atatürk Cumhuriyetidir. Bölücü, ayrılıkçı, rantçı, kumpasçı 2. Cumhuriyet değil. 

Sizin Silivri’de tanıdığınız Atatürk Cumhuriyetinin evladı “Teğmen Çelebi” ateş parçasıdır, şahsi çıkarı ve ikbali için sönmüş mum olamaz! Sönerek yok olmayacağım. Yanıyorum o halde varım! 

“Sen yanmasan, ben yanmasam, biz yanmasak nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa?” Hakkınızı helal edin! 

Mesele Cumhuriyeti, Atatürk devrimlerini, altı oku, demokrasiyi, birlik beraberliğimizi, ülkemizin bütünlüğünü yaşatmaksa bu bir veda değildir. Bu anlamda ayrılık yoktur. Doğrular ve doğrunun yolcuları mutlaka ilerde buluşacaklardır! 

7

 

 

İzlenen politikalarla Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş değerlerinin zarar göreceğine dair derin kaygılarım, bu yönetimle yan yana yürümemi engelleyecek çok ciddi politik görüş ayrılıkları, eksik parti içi demokrasi uygulamaları, ötekileştirme, birlik beraberliği bozan saygısızlık, sevgisizlik ve çıkarcılık ortamı nedeniyle partimden istifa ediyorum. 

“Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir.” demişti Yüce Atatürk. Özgürlüklerin en büyüğü doğru olanı yapabilmektir. 

BAZEN GÖREVİN KENDİSİ FEDA OLUR.

KENDİMİ, CUMHURİYET HALK PARTİSİNİN VE MİLLETİMİZİN SELAMETİ ADINA, ARZI FEDA EDERİM!

 

 

MEHMET ALİ ÇELEBİ İZMİR MİLLETVEKİLİ                                                                                                           29 OCAK 2021

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

8

 

SÜREÇ

- 2016 kurultayında liste delerek 374 oyla 24.sıradan Parti Meclisi üyesi oldum. 

- 2018 kurultayında Sn. Genel Başkanımızın listesine alarak onurlandırmasıyla tekrar 576 oyla 9.sıradan PM üyesi oldum. 

- 2018 Mart Tüzük Kurultayı’nda milletvekili olmadan evvel ön seçim için gururla el kaldırdım. Parti video arşiv kayıtlarında mevcuttur. Hiçbir hizbin, grubun parçası olmadan partim için iyi olan neyse onu düşünüp kararımı özgürce verdim. Çünkü önemli olan bir gruba ait olmak değildir, bir duruşa sahip olmaktır.

- 24 Haziran 2018 seçimlerinde Türkiye’nin birçok bölgesine seçim güvenliği için 30bine yakın gönüllü takviyesi yaptım, normal şartlarda 2 sene sonra yapılacak seçim için daha o günden baskın seçim ilan edilmesine rağmen 150bin satır kod içeren Sandık Gücü uzaktan eğitim portalını hazır ettim, sorunsuz çalıştırdım. Şanlıurfa’da bizzat bulunarak canla başla sandık güvenliğini sağlamaya çalıştım. Korunan sandıklarla yıllar sonra Urfa’dan vekil çıkmasına ciddi katkı koydum.

- 24 Haziran 2018 seçimlerinde İzmir’den milletvekili seçildim.

- 24 Haziran 2018 seçim gecesi çöken CHP’nin Anadolu Ajansına alternatif olmak ve topluma hızlı veri paylaşmak için kurduğu Adil Seçim Platformu sistemiyle ilgili sorumluların istifasını istedim. Çünkü daha evvel sistemde doğabilecek aksaklıkların çözümüne dair yaptığım öneriler dikkate alınmadı. Gereği yapılmamış ilgililer ne istifa etmiş ne de görevden alınmıştır. (EK-1)

- 2018 Temmuz’unda milletvekili olmamdan henüz 1 ay sonra partide gördüğüm sorunlara dair bir bildiriyi şahsi twitter hesabımdan yayınlayarak 20 Temmuz 2018 tarihinde partide ilkesel değişim için imza verdim. Kurultaya gidilip tartışma yapılmasını doğru buldum. Yayınladığım ilkeleri hayata geçirecek genel başkan adayına oy vereceğimi ifade ettim. Verdiğim imza şahıslarla ilgili değil ilkelere dairdi ancak kasıtlı olarak şahıslara indirgenip ötekileştirme aracı olarak kullanıldı.  (EK-2)

- Parti içi demokrasi istediğim ve partimizin ilerlemesi adına düşündüğüm ilkeleri talep ettiğim için Eylül 2018 vekil kampı dâhil sonrasında 1,5 senelik süreçte mobbinge varan ötekileştirme (imzacı, darbeci söylemleriyle taciz, selam vermeme, uzak durma, tehdit vb.) devam etti.

- Eylül 2018 milletvekilleri kampında yerel yönetim adaylarının belirlenmesi için tüm milletvekillerine kriterler içeren bir karar matrisi önerdim. (EK-3) Aday belirleme süreçlerinde keyfe keder kararlar alındı, yapıcı öneriler dikkate alınmadı.

- Belediye başkanı adaylarının belirlendiği süreçte objektif kriterlerle adil aday belirleme irademi yazılı olarak parti meclisinde aktardım.  İzmir örgütümün görüşlerini ilçe başkanlarımdan alıp İzmir’i en iyi şekilde parti meclisinde temsil ettim. Asansörde aday değiştirme, yandaş adaylaştırma, maddi çıkar elde etme çabasında hiç olmadım, adalet ve hakkaniyete uygun davrandım. 

Yapılan yanlışlara dair bazı PM üyelerimizle birlikte yazılı şerh düştüm. Sonraki dönemde görevden alınan Urla ve Menemen ilçeleri dâhil itirazlarım oldu, gizli oylamaya gidilmesinde öncü çabam oldu. (EK-4 Şerhler ve Gizli Oylama Dilekçeler)

- 2020 Temmuz kurultayında türlü oyun ve kumpaslara rağmen yine liste delerek 507 oyla 51. oldum, kotalar nedeniyle görevimi genç ve kadın arkadaşlarıma devrettim. 

Bu kurultayda genel başkanın listesi haricinde 41 kişilik gizli liste dolaştırılarak türlü oyunlarla ve çirkin pazarlıklarla parti meclisi şekillendirilmiştir. Parti içi adil yarış engellenmiş, parti içi demokrasi ciddi

9

 

zarar görmüştür. İstanbul il başkanı MYK dizayn ettiğini ima etmiş ceza almamıştır. Kadın kurultayına müdahale etmiş ceza almamıştır. Tüm bu olanlar sonrası CHP yönetimlerinde sevgi, saygı, samimiyet, takım ruhu kırıntısı kalmamıştır. 

- Görevimi devrettiğimde parti meclisi üyesi olarak 41 il 101 ilçede parti meclisi üyesi sıfatıyla çalışma yapmıştım. Çalışılan bölgeler haritası ektedir. (EK-5)

- Partideki 10 Aralık 2. Cumhuriyetçi anlayışa karşı 10 Ağustos 2020’de Sevr anlaşmasının imzalanışının 100.yılında Anıtkabir’e Karabük Mv. Hüseyin Avni Aksoy ve Yalova Mv. Özcan Özel ile çıktım. Anıtkabir’de Sevr hayalleri görenlerin hüsrana uğrayacaklarını kararlılıkla haykırdık. (EK-6)

- Milletvekili olmadan önce 24 Mart 2018 tarihinde FETÖ işgaline nezaret eden Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanı adaylığına karşı çıktım. Bu şahsın 24 Haziran 2018 seçimlerinde aday olarak düşünüldüğü Sn. Akşener ve Sn. Karamollaoğlu tarafından doğrulandı. 17 Ağustos 2020 tarihinde başlayan yeni tartışmalar üzerine tekrar karşı çıktım. 

Kumpas davaların yaratıcılarından Nazlı Ilıcak ve Ahmet Altan’ın 2016 Adana Mitinginde alkışlatılmasına tepki gösterdim. Salı günleri yapılan birkaç grup konuşmasında bu şahısların ısrarla adlarının geçmesi ve damarımıza basılması nedeniyle farklı zamanlarda da tepkimi ortaya koydum.  

Çankaya Belediyesi’nin 12 Kasım 2020 sabahı kumpas şehidi Ali Tatar’ın adının verildiği parkı açıp aynı gün FETÖ’nün yanında yer alarak Ergenekon davasına müdahil olan, “Soruşturmalar derinleştirilsin!” diye imza veren Şebnem Korur Fincancı ile Sağlıkçılar Parkını açması, yapılan anlamlı işe gölge düşürmüş, daha evvel sayılan hususlarla birlikte beni kumpas mağdurları nezdinde mahcup duruma düşürmüştür. 

Kumpasları canhıraş savunan Bülent Arınç’ın AKP’nin vicdanı olarak partimizde en yetkili ağızlardan dile getirilmesi benim için kabul edilebilir olamazdı, şahsi twitter hesabımdan Bülent Arınç’ın ne kadar vicdanlı olduğunu! yargılandığım Ergenekon davasında müebbet cezalar verilmesi sonrasındaki konuşmalarını ortaya koyarak gösterdim. (EK-7)

- Bir il başkanının Atatürk demeyeceğine dair açıklaması sonrası görevden alınması gerekirken tam tersine sahiplenilmiştir. Buna dair twitter hesabımdan 13.09.2020 tarihinde “Bu partide 10 Aralık’tan önce 29 Ekim gelir.” diyerek kınama açıklaması yaptım. (EK-8)

- Milletvekili danışmanlarının whatsapp gruplarında yapılan Atatürk, ordumuz ve milli değerlerle ilgili hadsiz yazışmalara dair Sn. Genel Başkan’ımıza bilgi verdim. Kendisi samimi şekilde ilgilendi ve grup başkanvekillerine iletme talimatı verdi. 9 Temmuz 2020 tarihinde Sn. Özgür Özel’e kurultay öncesi bilgi verdim.  2 ay süresince gerekli işlemler yapılmadı. Hüseyin Avni Aksoy vekilimle 17.09.2020 tarihinde CHP Grup Başkanlığına resmî dilekçe yolladık. (EK-9)

- Atatürk’ü soykırımcı ilan eden HDP yönetimine CHP yönetiminden tek ses çıkmamıştır, HDP yönetimine 18.09.2020 tarihinde tepki gösterdim. (EK-10)

- 2020 Ekim kapalı milletvekili grup toplantısında HDP ile ilişkilerdeki hataları ifade ettim. “Ermeni soykırımı utancıyla yüzleşiyoruz!” diyerek milletimizi aşağılayan, yönetimi Atatürk’ü soykırımcı ilan eden, Gençlik Meclisi Sevr Uygulansın bildirisine imza atan, terör örgütü PKK ile ilişkisini kesmeyen, bebek katili Öcalan’a sayın diyen, TBMM’de partilerin milli duruş gösterdiği ortak hiçbir bildiriye (Libya, Barış Pınarı, ABD Senato Sözde Soykırım Kararı, Azerbaycan, S400 yaptırım tehdidi vb.) imza atmayan bir parti ile ilişkilerin kesilmesi ve doğrudan toprak reformu gibi devrimci uygulamalarla aracısız Kürt seçmene yönelinmesi gerektiğini, HDP’li siyasal elitlerin aradan çıkarılmasını önerdim. 

10

 

“Işığımız Öcalan diyenlerin ışığımız Mustafa Kemal Atatürk diyenlerle irtibatı ne olmalıysa o kadar alakamız ilişkimiz olmalı” dedim. 

Bazı eski ve yeni milletvekili danışmanlarının uygunsuz whatsapp grup yazışmalarını tekrar hatırlattım ve çekidüzen verilmesini istedim. 

- 2 sene sonunda yapılan grup içi idare amiri, kâtip üye seçimlerinde gözlerimizin önünde bölgesel/mezhepsel grupçuluk, ekipçilik yapıldı. Birçok vekil arkadaşımızın heyecanı çalındı. Seçimlere son gün müdahale edildi. Grup başkanvekillerimiz teamüllere aykırı atama ile seçilerek milletvekillerinin seçme seçilme hakkı yok sayıldı.

- Ekim 2020’de bazı vekillerimize veda ziyaretlerine başlamamız sonrasında Grup Başkanvekilimiz Özgür Özel 14.10.2020 tarihinde arayarak konuşma talebinde bulundu. 15.10.2020 tarihinde Meclis bahçe lokantasında Genel Başkan Yardımcımız Veli Ağbaba ve Grup Başkanvekilimiz Özgür Özel ile görüşüldü, partide sorunlu gördüğümüz durumları Karabük Milletvekilimiz Hüseyin Avni Aksoy ile tekrar ifade ettik.

- 27.10.2020 tarihinde Sn. Genel Başkanımız ile 1 saatlik görüşme yaparak rahatsızlıklarımızı tekrar Karabük Vekilimiz Hüseyin Avni Aksoy ile ifade ettik. 

- Daha evvel yapılan onlarca itiraz ve birçok görüşmeden sonuç alamayınca, 10 Aralık 2020 tarihinde Karabük Milletvekilimiz Hüseyin Avni Aksoy ile yazdığımız, partimizin iktidara gelmesi için takip etmesi gerektiğini düşündüğümüz politik hat ve parti içi demokrasi uygulamalarına dair görüş ve önerilerimizi son çağrı olarak parti yöneticilerine ve isteyen milletvekillerimize mektup şeklinde ilettik. Özetle partide birliği sağlayın, partide demokrasiyi derinleştirin, kurucu değerlerden taviz vermeyin, ittifaklara bu kadar sarılmayın önce 1.parti olmaya çabalayalım dedik. (EK-11)

- 14 Aralık 2020 tarihinde İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı ile kendi talebi üzerine Karabük Milletvekilimiz Hüseyin Avni Aksoy ile görüştük ve partinin bütün evlatlarının Sn. Muharrem İnce dâhil ötekileştirilmeden AKP’ye ve saray rejimine karşı mücadeleye ortak edilmesi gerektiğini ifade ettik.

- 10 Aralık 2020 tarihli mektuba 1 aydan fazla süre cevap dahi verilmemesi, hiçbir adım atılmaması üzerine 15 Ocak 2021 tarihinde şahsi twitter hesabımdan kamuoyunun takdirine sundum.

- 26 Ocak 2021 tarihinde Sn.Genel Başkanımızla 3 milletvekili görüşme gerçekleştirerek 6 başlıkta sorunları yineledik, ekteki notu kendisine ve Grupbaşkanvekilimize 3 vekil imzalı ilettik. (EK-12)

- 27 Ocak 2021 Grupbaşkanvekilimiz Sn. Özgür Özel ile 3 milletvekili görüşme gerçekleştirip PARTİDE BİRLİK sağlanmasının önemli olduğunun altını çizerek ötekileştirilen bütün parti önderleriyle görüşülmesi gerektiğini yineledik. 

- 2,5 sene sonunda bütün ötekileştirmeye rağmen işime odaklandım, yasama ve denetim faaliyetlerinde 95 kanun, 1536 soru önergesi, 79 araştırma önergesiyle, onlarca Meclis ve komisyon konuşmasıyla ortalamanın çok üzerinde, vekiller arasında en yüksek performansı gösterenlerden oldum. Hatta meclise bu dönem katılan bütün partilerin vekilleri arasında en iyi performansı sergiledim. Milli Savunma Komisyon çalışmalarımla alanıma tüm partiler içinde en hâkim kişi oldum.

- İzlenen politikalarla Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş değerlerinin zarar göreceğine dair derin kaygılarım, bu yönetimle yan yana olmayı artık engelleyecek ciddi politik görüş ayrılıkları, eksik parti içi demokrasi uygulamaları, ciddi ötekileştirme, birlik beraberliği bozan saygısızlık, sevgisizlik ve çıkarcılık ortamı nedeniyle partimden 29 Ocak 2021 tarihinde istifa ettim. 

ARZI VEDA EDERİM.

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Naime Poyraz
    1 ay önce
    Tebrik ediyorum sizi.Zaten aklı basında bir vatan evladı.Chp nin bu yaptıklarina razı gelmezdi gelmemeliydi.Onurlu davranışınizdan dolayi sizi kutluyorum.Chp yolunu şasırdı.Insallah guzel bir yol cizesiniz kendinize o zaman yaninizda oluruz.Dik durun.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Foça'da düşen askeri uçaktaki pilotları kurtaran balıkçı o anları anlattı
Foça'da düşen askeri uçaktaki pilotları kurtaran balıkçı o...
Deva İl Başkanı Ösen'den İzmir raporu:
Deva İl Başkanı Ösen'den İzmir raporu: "İzmir üvey evlat"