İYİ Parti İzmir’den Cumhur İttifakı’na ’saha’ salvosu!

İYİ Parti İzmir'den Cumhur İttifakı'na 'saha' salvosu!

İYİ Parti İzmir İl Yönetimi, 5 Temmuz 2009’da Çin işgali altındaki Doğu Türkistan’da, Uygur Türklerinin hayatını kaybettiği Urumçi katliamının yıl dönümünü hazırladıkları basın toplantısı ile kınadı.

05 Temmuz 2021 - 15:41

Cumhur İttifakı üyeleri olan AK Parti ve Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanları'nın İzmir'e uzun zamandır ziyaret gerçekleştirmemesini eleştiren İYİ Parti İzmir İl Başkanı Hüsmen Kırkpınar, "Oy almak ülkeyi yönetmek başka bir şey ancak halkın refahı ile gelecek umutları ile ilgili söyleyecek sözleri kalmadığında Karadeniz'de çıkan petrol 1 yıl oldu, aya uydu göndereceğimiz, uzay çalışmalarımız ile ilgili konular gündeme geliyor... Özellikle kendi yarattıkları medyalar dışında, sadece halkın mutsuzluğunu insanlarımız izleyip takip ediyor. Dolayısıyla biraz yürek ister" diye konuştu.

İYİ Parti İzmir İl Başkanlığı'nda düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulunan İYİ Parti İzmir İl Başkanı Hüsmen Kırkpınar basın metninin ardından ise basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

YÜREK İSTER

Muhalefet partilerinin sık sık sahada olmasına rağmen Cumhur İttifakı üyelerinin sahaya inmemesini nasıl değerlendirdiğinin sorulması üzerine de konuşan Kırkpınar, "Oy almak ülkeyi yönetmek başka bir şey ancak halkın refahı ile gelecek umutları ile ilgili söyleyecek sözleri kalmadığında Karadeniz'de çıkan petrol 1 yıl oldu, aya uydu göndereceğimiz, uzay çalışmalarımız ile ilgili konular gündeme geliyor... Özellikle kendi yarattıkları medyalar dışında, sadece halkın mutsuzluğunu insanlarımız izleyip takip ediyor. Dolayısıyla biraz yürek ister" ifadelerini kullandı.

DEZAVANTAJLI GRUP SANDIKTA HESAPLASACAKTIR

Türkiye Büyük Millet Meclisi'nden Millet İttifakı üyelerinin verdiği önergelerin reddedilmesini nasıl değerlendirdiğinin sorulması üzerine de konuşan Kırkpınar, "Bu değerlendirmelerin tamamı kamuoyuna açık kaynaklardan üretiyor. Milletimiz Millet ittifakının diğer paydaşlarının, millet menfaatlerine yarar olsa dahil okunmadan reddediliyor. Bu günler geçecek. Bu millet kendi oyları ile demokrasinin mabedi dediğimiz TBMM'de elbette ki talepleri olacaktır. Sadece Cumhur İttifakının sözünün geçtiği bir güç zehirlenmesi dediğimiz demokrasi adına ayıplar işleniyor. Bunun zulümler bahsediyoruz ancak aynı konular çevre konusunda da dert sahibi kitleler var. Bunlara dezavantajlı gruplar diyoruz. İşçiler, emekliler gibi bütün toplumun katmanları ile ilgili mahallinde kendilerini ziyaret ederken, dertlerini dinleyen genel başkanımız tarafından İYİ Parti grup toplantısında hükümete çağrı olarak bu arkadaşlarımız kendi grupları ile ilgili sesleniyorlar. Biz bugün bu aracılığı yapıyoruz. Kurulacak ilk sandıkta da bu dezavantajlı gruplar dediğimiz, toplumun yüzde 55-60'a dayanan kitle bu sandıkta hesaplaşmayı yapacaklardır diye ümit ediyorum ve inanıyorum" dedi.

ÇÖZÜM İÇİN SEÇİM İHTİYACI OLUŞMUŞTUR

Son seçimler sonrası en çok oy oranı artışının İYİ Parti'de olduğunu belirten Kırkpınar, "Türkiye'de Türk halkının Türk seçmeninin günlük hayatındaki zorluklarının ekonomik anlamda değerlendirseniz, pandemi nedeniyle eğitime verilen para ve uygulamalar yetersiz kaldı. Biz daha yeni yeni bu salgına karşı mücadelede aşı temininde mesafe kat ettik. Biz Cumhur ittifakını her önergeye ret vermeleri toplum karşısında değerlendirme yapılacaktır. Biz toplum faydasına olanlara iyi diyoruz, topluma iyi gelmeyecek konularda da şerhimizi koyuyoruz. Bunu yaparken de doğru bir dil ve davranış ortaya koyuyoruz. Şu anda sessiz bir kitle var. Anketlerde kararsızlar diye bir grup var. Hükümeti temsil edenin partilerin aldığı oy oranları ortada. Kararsız diye belirttiğimiz grup başlık rejiminden vazgeçemedikleri için, kararsızım diyorlar. Aslında baktığımızda her gün her ankette, her ayda sonuçlar kamuoyu ile paylaşılıyor. Cumhur ittifakının oyları aşağı doğru inmekte, millet ittifakının oylarından CHP kısmen oy artışı sağlamış ancak en fazla oy artışı olan parti İYİ Parti.   Bizim millet ittifakı olarak çözümümüz var diyoruz ancak çözüme ulaşmak için bir seçim ihtiyacı oluşmuştu. Seçme götürmek için Cumhur ittifakının her ikisinin oyları yeterli değil. Sadece cumhurbaşkanı seçime götürebilir. Millet ittifakının da böyle bir çoğunluğu yok. Toplumun bütün katmanlarındaki insanlar seçim istiyor. Millet seçim isterse bunun karşısında hiçbir güç duramaz. Türkiye Başkanlık sistemine geçtiğinden beri devlet kadroları büyük bir zafiyet içine girmiştir. Ekonomi ortada, dış politika ortada, ekonomiye bağlı olarak ezilen halk kitleleri ortada. Muhalefet ve iktidarın seçime götürme yeteneği olmadığına göre bu millet istediği zaman seçime götürebilir. Bu erken, baskın ya da gününde olur… Bugün 2 yıldan az kaldı. Yani 2023 Haziran ayında olması gereken seçimden o sandık çok daha önce gelecek ve o sandık geldiğinde de yeni bir dönem başlayacak. Bu dönemin adı cumhurbaşkanlığı seçimi olacak ve buna bağlı olarak parlamentonun yenilenmesi olacak. Ama bizim ve millet İttifakının diğer bileşenleri tarafından dile getirilen iyileştirilmiş ve güçlendirilmiş parlamenter sisteme 1,5 yıl içinde geçmiş olacağız. Ve bir önceki sistemdeki aksaklıklar giderilerek dinamizmi daha fazla olan bir hükümet modeliyle karşı karşıya göreceksiniz bizi. O gün inşallah bu kadim devletin layık olduğu şekilde yönetileceği bir hükümetle karşı karşıya olacağız"  diye konuştu.

TİRE VE BEYDAĞ'IN DAĞ KÖYLERİNE KADAR GİDECEĞİZ

Üye kayıt çalışmaları için yakın zamanda sahillerden iç kesimlere gireceklerini belirten Kırkpınar, "Biz anketlere bakarak rehavete kapılan parti değiliz. Şu an partiler içinde en fazla oyu artan  hatta 2019 da aldığı oyun 2 katına ulaşmış partiyiz. Biz genel başkanımız çatı adayı olarak görmek istiyoruz, iyi parti olarak parlamentoda çok güçlü bir gruba sahip olmak istiyoruz. Bu kapsamda genel başkanımızın açtığı yolda yürüyoruz.  Biz üstümüze düşen görev milletle bulup onlarla kucaklaşmak, aynı zamanda bu partiye oy veriyorum diyerek kayıt altına almak istiyoruz. Benim hedefim 30 bin. Büyün kademelerimiz emeklerini ortaya koyarak çalışmaya devam ediyor. Dikili , Seferihisar, Güzelbahçe, Aliağa, Çeşme'de insanları rahatsız etmeden üye kaydı talebimizi dile getiriyor ve karşılığını buluyoruz. Bundan sonra da Tire ,Beydağ'ın dağ köylerine giderek üye yapacağız.B izde hiçbir zaman unutmadığımız bir şey var, genel başkanımızın açtığı yolda yürüyoruz ve onun açtığı yolda yürümek için elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz" dedi.

URUMÇİ’NİN DÜNYA İLE BAĞI KESİLDİ

Hazırlanan basın metnini okuyan Başkan Kırkpınar," 2009 yılının 5 Temmuz günü Komünist Çin Yönetimi Doğu Türkistan’daki Uygur kardeşlerimizi bir  katliama daha maruz bıraktı. İlk olay, Uygurların 26 Haziran'da Guangdong eyaletindeki bir oyuncak fabrikasında meydana geldi. Bu olayda 2 Uygur Türk’ü katledilmişti. Olay üzerine 5 Temmuz günü Uygurlu Müslümanlara yönelik baskıya, ayrımcılığa, fabrikalarda zorla çalıştırılmalara; faili meçhullere, katliama sessiz kalmayan üniversite öğrencilerince Urumçi’de barışçıl protesto gösterisi düzenlendi. Ancak barışçıl eylemleri ‘otoriteye başkaldırı’ ve ‘isyan’ olarak değerlendiren Çin Komünist Partisi ve hükümet güçleri, gösterilere çok sert müdahalede bulundu ve üç gün boyunca katliam yaptı. Katliam öncesinde uluslararası medya temsilcileri kentten çıkarıldı, internet ağının da kesilmesiyle Urumçi’nin dünya ile bağı kesildi" dedi.

EMNİYET GÜÇLERİ TARAFINDAN TEHDİT EDİLDİLER

Bölgede hak ve hukuk anlamında ihlallerin devam ettiğine de vurgu yapan Kırkpınar, sözlerini şu ifadeler ile sürdürdü;

"‘Urumçi Katliamı’ olarak tarihe geçen bu kanlı olayda binlerce Doğu Türkistanlı Müslüman şehit edildi. Tutuklanan gençlerimiz, kendilerine savunma hakkı dahi tanınmadan Çin mahkemeleri tarafından sözde yargılanarak gruplar hâlinde seri bir şekilde idam edildiler. Urumçi katliamında kaybolanları aileleri sormak için gittiklerinde, emniyet güçleri tarafından tehdit edildiler. Yakınlarının akıbetini bilmek isteyen insanların eşlerinin, oğullarının ve kızlarının durumunu sormalarına izin dahi vermediler. Urumçi Katliamının 12. yıldönümünde bugün hala Doğu Türkistan’daki hak ve hukuk ihlalleri artarak devam etmektedir. Doğu Türkistan’da başta yaşam hakkına yönelik ihlaller olmak üzere; mahkûmlar üzerinden organ ticareti, gösteri ve toplanma hakkına dair ihlaller, basın ve ifade özgürlüğü alanındaki sınırlamalar, zorunlu iş göçü ile sosyal ve kültürel alanda yaşanan baskıların yanında sözde eğitim kamplarında “terbiye” etmek, kızları Çinlilerle evlenmeye zorlamak, kadınları kısırlaştırmak, sanatçı ve bilim adamlarını hapislere doldurmak gibi insanlık dışı muamelelerle sindirmeye çalışmaktadırlar"

SESSİZ KALMAK DEMOKRASİ ADINA SUÇTUR

"Doğu Türkistan’da 1950’li yıllarda  %4 olan Çinli oranının günümüzde  %50 seviyesine ulaştığını biliyoruz. Kızıl Çin şu an hâlâ Doğu Türkistan’da her gün yeni operasyonlar ve katliamlar gerçekleştirmekte, uygulamalarına karşı çıkanları idam cezasına çarptırmaktadır. Her yıl 6.000’den fazla idam cezası verilmektedir. Çin’deki idamların %80’i ise Doğu Türkistan’da gerçekleşmektedir. Başta genel başkanımız Sayın Meral Akşener olmak üzere başkanlık divanımız ve İyi Parti Teşkilatları olarak bizler; Doğu Türkistan Türklüğünün korunması ve varlığının devamı, topraklarının bekası için bu konuyu gündemde tutmaya devam edeceğiz. Türkiye Cumhuriyeti başta olmak üzere bütün Türk devletlerini, İslam âlemini ve dünyayı bu yaşanan insanlık dramına karşı gerekli adımları atmaya, Çin’e karşı gerekli diplomatik girişimleri uygulamaya davet ediyoruz. İYİ Parti Türk Dünyası ve Dış Türkler başkanlığı olarak Urumçi Katliamının 12. yıldönümünde şehitlerimizi rahmetle anıyoruz. Bir kez daha Uluslararası kamuoyunu  duyarlı olmaya çağırıyor, Birleşmiş Milletleri  bu şiddete son vermek için zaman geçirmeden gerekeni yapmaya davet ediyoruz. Katliamın 12 yılında yaptığımız bu basın toplantısında başta kendi ülkemizde olmak üzere baskıcı rejimler dünyanın pek çok ülkesi, kendi parlamentolarında Çin’i kınamışlardır. Ama maalesef uğun 19 yıldır bu ülkeyi yöneten Cumhur İttifakı’nın bileşenleri parlamentoya getiren kınamayla ilgili İYİ Parti ve CHP’nin verdiği önergeyi reddetmişlerdir. Bu zulüm sadece Urumçi’de yaşanmıyor, Türk coğrafyasının olduğu her bölgede yaşanıyor. Sessiz kalmak bir insanlık suçuyken buna sessiz kalmak demokrasi adına ayıptır, utanç vericidir"

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
İzmir'de korkutan yangın! Dumanlar gökyüzünü kapladı
İzmir'de korkutan yangın! Dumanlar gökyüzünü kapladı
Yücel’den Nasır’a gönderme: Bunlar reklam kokan hareketler!
Yücel’den Nasır’a gönderme: Bunlar reklam kokan hareketler!