İzmir’in doğası, gastronomisi ve kültürel zenginliğiyle öne çıkan ilçesi Urla, baharın gelişini müjdeleyen Mart Dokuzu Urla Ot Bayramı ile 28–29 Mart tarihlerinde ziyaretçilerini ağırlamaya hazırlanıyor. Festival öncesi basın mensupları ile bir araya gelen Urla Belediye Başkanı Selçuk Balkan şu açıklamalarda bulundu;Ramazan Bayramı’nın huzurunu geride bırakırken, şimdi doğanın uyanışını karşılayan başka bir bayramın heyecanını yaşıyoruz.
Toprağın yeniden nefes aldığı, doğanın canlandığı, baharın kendini hissettirdiği o özel zamanlardayız.Urla’nın doğayla kurduğu bağı, hafızasını ve ruhunu birlikte hissedeceğimiz bir festival hazırladık.
Çünkü bazı şehirler vardır; anlatılmaz, hissedilir.
Urla da tam olarak böyle bir yer.
Toprağıyla, rüzgârıyla, sofraya gelen her lezzetle bir hikâye anlatır.Bizim bu festivalle yapmak istediğimiz de, tam olarak bu hikâyeyi görünür kılmak.28-29 Mart tarihlerinde gerçekleştireceğimiz Mart Dokuzu Urla Ot Bayramı programımızda yürüyüş de var, müzik de var, söyleşiler de…
Ama en önemlisi; geçmişten bugüne taşınan bir yaşam kültürü var.Cumartesi günü kortej yürüyüşüyle başlayacak festivalimiz, gün boyunca atölyeler, söyleşiler ve kültür gezileriyle devam edecek.
Geleneksel bilgiyi modern bakışla buluşturan içerikler, mutfakla bilimi aynı sahnede bir araya getirecek.Pazar günü ise doğaya biraz daha yaklaşacağız.
Ot tanıma gezileriyle başlayıp, tarımın geleceğini konuştuğumuz panellerle devam edeceğiz.
Çocuklarımız için oyunlar, gençler için ilham, üreticilerimiz için yeni ufuklar olacak.Ama açık söylemek gerekirse, bizim için en kıymetli olan şey programın kendisi değil…
Bu festival; birlikte üretmenin, paylaşmanın ve doğayla yeniden bağ kurmanın bir davetidir.Bugün dünyada en çok konuşulan kavramlardan biri “SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK” tir. Oysa biz, bu kavramı yıllardır bu topraklarda yaşayan bir kültürün parçası olarak biliyoruz. Çünkü Urla’da yaşam, doğayla uyum içinde sürer; onu tüketmeden, onunla birlikte var olmayı esas alır.Tam da bu nedenle son dönemde yaşanan bazı gelişmeler hepimizi endişelendiriyor. Demircili’de hurda bir geminin sahilimizde parçalanmak istenmesi kabul edilebilir değildir. Bu tür işlemler, ciddi çevresel riskler barındırır; deniz ekosistemine, kıyı yapısına ve doğal yaşama zarar verme ihtimali taşır. Bu sürecin yakından takipçisi olduğumuzu özellikle ifade etmek isterim. Urla’nın kıyıları sahipsiz değildir.Öte yandan, Kuşçular’daki yaklaşık 152 dönümlük tarım arazisi ve doğal sit alanının merkezi bir kararla imara açılması da bizleri kaygılandırmaktadır. Bu topraklar yalnızca birer parsel değil; üretimin, kültürün ve yaşam bilgisinin taşıyıcısıdır. Bu nedenle alınan kararların, yerelin gerçekliği ve doğanın dengesi gözetilerek değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz.Biz doğamızı korumaya, üretim kültürümüzü yaşatmaya ve bu kadim bilgiyi geleceğe taşımaya kararlıyız.Bu festival aynı zamanda Urla’nın yalnızca yaz aylarında değil, yılın her döneminde yaşayan bir kültür ve üretim merkezi olduğunu ortaya koyan bir buluşmadır. Aynı zamanda bir hatırlatmadır: Doğru hikâyeler paylaşıldıkça çoğalır, büyür ve yol gösterir.Bu akşam bizlerle bir araya gelerek, Urla’nın köklü ot kültürünü yaşatan Mart Dokuzu Urla Ot Festivali’nin tanıtımına katkı sunduğunuz için içtenlikle teşekkür ederiz. İlginiz ve desteğinizle bu kültürün daha geniş kitlelere ulaşacağına inanıyor, katılımınızdan büyük memnuniyet duyuyoruz.Ve bu organizasyonda emeği geçen başta İzmir Büyükşehir Belediyesi olmak üzere; Urla Kaymakamlığına, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü’ne, İzmir Ekonomi Üniversitesi’ne, Urla Ziraat Odası’na, Urla Doğal Sofra Derneği’ne, Urla Folklor ve Turizm Derneği’ne, Urla Kültür Sanat Turizm Eğitim Araştırma ve Yardımlaşma Derneği’ne ve katkı sunan herkese teşekkür ediyorum.28 ve 29 Mart tarihlerinde Urla’da buluşmak dileğiyle, hepinize sevgi ve saygılarımı sunuyorum.
Toprağın yeniden nefes aldığı, doğanın canlandığı, baharın kendini hissettirdiği o özel zamanlardayız.Urla’nın doğayla kurduğu bağı, hafızasını ve ruhunu birlikte hissedeceğimiz bir festival hazırladık.
Çünkü bazı şehirler vardır; anlatılmaz, hissedilir.
Urla da tam olarak böyle bir yer.
Toprağıyla, rüzgârıyla, sofraya gelen her lezzetle bir hikâye anlatır.Bizim bu festivalle yapmak istediğimiz de, tam olarak bu hikâyeyi görünür kılmak.28-29 Mart tarihlerinde gerçekleştireceğimiz Mart Dokuzu Urla Ot Bayramı programımızda yürüyüş de var, müzik de var, söyleşiler de…
Ama en önemlisi; geçmişten bugüne taşınan bir yaşam kültürü var.Cumartesi günü kortej yürüyüşüyle başlayacak festivalimiz, gün boyunca atölyeler, söyleşiler ve kültür gezileriyle devam edecek.
Geleneksel bilgiyi modern bakışla buluşturan içerikler, mutfakla bilimi aynı sahnede bir araya getirecek.Pazar günü ise doğaya biraz daha yaklaşacağız.
Ot tanıma gezileriyle başlayıp, tarımın geleceğini konuştuğumuz panellerle devam edeceğiz.
Çocuklarımız için oyunlar, gençler için ilham, üreticilerimiz için yeni ufuklar olacak.Ama açık söylemek gerekirse, bizim için en kıymetli olan şey programın kendisi değil…
Bu festival; birlikte üretmenin, paylaşmanın ve doğayla yeniden bağ kurmanın bir davetidir.Bugün dünyada en çok konuşulan kavramlardan biri “SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK” tir. Oysa biz, bu kavramı yıllardır bu topraklarda yaşayan bir kültürün parçası olarak biliyoruz. Çünkü Urla’da yaşam, doğayla uyum içinde sürer; onu tüketmeden, onunla birlikte var olmayı esas alır.Tam da bu nedenle son dönemde yaşanan bazı gelişmeler hepimizi endişelendiriyor. Demircili’de hurda bir geminin sahilimizde parçalanmak istenmesi kabul edilebilir değildir. Bu tür işlemler, ciddi çevresel riskler barındırır; deniz ekosistemine, kıyı yapısına ve doğal yaşama zarar verme ihtimali taşır. Bu sürecin yakından takipçisi olduğumuzu özellikle ifade etmek isterim. Urla’nın kıyıları sahipsiz değildir.Öte yandan, Kuşçular’daki yaklaşık 152 dönümlük tarım arazisi ve doğal sit alanının merkezi bir kararla imara açılması da bizleri kaygılandırmaktadır. Bu topraklar yalnızca birer parsel değil; üretimin, kültürün ve yaşam bilgisinin taşıyıcısıdır. Bu nedenle alınan kararların, yerelin gerçekliği ve doğanın dengesi gözetilerek değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz.Biz doğamızı korumaya, üretim kültürümüzü yaşatmaya ve bu kadim bilgiyi geleceğe taşımaya kararlıyız.Bu festival aynı zamanda Urla’nın yalnızca yaz aylarında değil, yılın her döneminde yaşayan bir kültür ve üretim merkezi olduğunu ortaya koyan bir buluşmadır. Aynı zamanda bir hatırlatmadır: Doğru hikâyeler paylaşıldıkça çoğalır, büyür ve yol gösterir.Bu akşam bizlerle bir araya gelerek, Urla’nın köklü ot kültürünü yaşatan Mart Dokuzu Urla Ot Festivali’nin tanıtımına katkı sunduğunuz için içtenlikle teşekkür ederiz. İlginiz ve desteğinizle bu kültürün daha geniş kitlelere ulaşacağına inanıyor, katılımınızdan büyük memnuniyet duyuyoruz.Ve bu organizasyonda emeği geçen başta İzmir Büyükşehir Belediyesi olmak üzere; Urla Kaymakamlığına, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü’ne, İzmir Ekonomi Üniversitesi’ne, Urla Ziraat Odası’na, Urla Doğal Sofra Derneği’ne, Urla Folklor ve Turizm Derneği’ne, Urla Kültür Sanat Turizm Eğitim Araştırma ve Yardımlaşma Derneği’ne ve katkı sunan herkese teşekkür ediyorum.28 ve 29 Mart tarihlerinde Urla’da buluşmak dileğiyle, hepinize sevgi ve saygılarımı sunuyorum.








