Çiğdem CANPOLAT GÜÇTEKİN / ÖNCÜŞEHİR - İzmir Büyükşehir Belediyesi mülkiyetinde olan Meslek Fabrikası’nın Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne devredilmesi sonrası pazartesi günü sabahın erken saatlerinde polis eşliğinde tahliye işlemlerinin başlatılması tepkilere neden olmuştu.
Bu kapsamda Başkan Cemil Tugay’ın başlattığı nöbet 3’üncü günüyle devam ederken bugün Meslek Fabrikası önünde büyük bir miting düzenlendi.
Mitinge CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç, CHP İzmir Milletvekilleri, ilçe belediye başkanları, sivil toplum kuruluşları, meclis üyeleri, partililer, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin bürokratları, çalışanları, Meslek Fabrikası kursiyerleri ve çok sayıda vatandaş katılım sağladı.
Miting öncesi CHP Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu ve CHP İzmir Milletvekilleri Ednan Arslan, Deniz Yücel, Rahmi Aşkın Türeli, Ümit Özlale, Mehmet Salih Uzun, Yüksel Taşkın, Sevda Erdan Kılıç ve Seda Kaya Ösen, CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç, belediye başkanları, ilçe başkanları sahneye çıkarak selam verdi. Ardından Meslek Fabrikası’nın bazı kursiyerleri sahneye çıkarak Meslek Fabrikası’nın İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne geri verilmesi için çağrı yaptı.
BAŞKAN TUGAY: KÖTÜLÜĞÜN NORMALLEŞMEMESİ İÇİN BİR ARADAYIZKötülüğün normalleştirilmemesi gerektiğini ifade eden Başkan Tugay, “Siyaset işinde ben kalıplara tam adapte olamadım. Kendi bildiğim yoldan gidiyorum. Bizler kahraman değiliz. Tamamen sizlerin takdiri le oylarıyla belli konumlara geldik ama esas sihrimiz buranın vatandaşı olmaktır. Onun dışında sizin bize verdiğiniz görevler geçici sorumluklardır. Hakkını verebildiğimiz sürece. Allah bizi mahcup etmesin. Sevgili İzmir, öyle bir İzmir ki her zaman doğrunun ve iyinin yanında olmuş, değerlerini bilmiş ve ona sahip çıkmış İzmir. İnadına İzmir! Bir tane almak siyaset bilimcisi var. Onun bir kitabı var. Kötülüğün sıradanlaşması diye bir kitabı var. Bu kişi bu kitapta; ikinci dünya savaşında milyonlarca insanı katlettiler. Bunları o gün ki alman devletinin hükümetinin adamları, onların adamları üzerinden yaptı. Bunlardan bir tanesi savaştan kaçıyor. Yakalayıp yargılamaya getiriyorlar tertemiz yüzlü bir adam, bir ailesi babası. Baktığında kötü bir adam demezsin. Adam da ben insanları öldürdüğüm ama görevimi yaptım diyor. İnsan öldürmeyi kötülük olarak görmediğini ifade ediyor. Bu kitapta olduğu gibi bazen insanlara öyle şeyler yaptırıyorlar ki yaptıklarının kötü olduğunu fark etmez hale getiriyorlar. Bu insanlar devletin görevlileri de siyasetçisi de kamu görevlisi de oluyor. Biz görevimizi yapıyoruz diye yanlışları yapıp yanlışlara hizmet ediyorlar. İşte bunun adı kötülüğün sıradanlaşması. Meslek Fabrikası için yapılan hatanın normal görülmemesi için, yarın öbür gün tekrarlanmaması için bir araya geldik. Bazı anlar vardır, o anlarda susarsanız her şey normalleşir. Biz kötülüğün normalleşmemesi için bir aradayız. Çünkü kötülük normalleştiğinden hepimiz yaşam adım adım cehenneme dönmeye başlanış demektir” dedi.
1926 YILINDAN BERİDİR İZMİR BELEDİYESİNİN MALIMeslek Fabrikası’nın geçmişinde de bahseden Başkan Tugay, “Meslek fabrikasının geçmişi ile ilgili çok konuştuk. Un fabrikasıyken kamulaştırılıyor. 1926 yılından beridir İzmir belediyesinin malı. Kamulaştıran kişiler dönemin bakanlar kurulu ve cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk. O bina o günden sonra pek çok şey yaşıyor. Kitap olacak tarihi var. 12 Eylül’de asgari darbeyle İzmir belediyesinin başın asker kökenli bir atanıyor. Onun yönetimiyle DGM olarak kullanıyorlar. Tapusu belediyede devam ediyor, kullanıma tahsis ediliyor. İzmir’in hafızasında kötü bir yer edinen bu binayı harap halinden alıp restore ediyor İzmir Büyükşehir Belediyesi. O restorasyon için dünya kadar para harcıyor. O paralar İzmir halkının parası. Aziz Kocaoğlu Başkanım yapıyor” dedi. 
KOCAOĞLU: BU MALLAR ONLARIN DEĞİLDİR, MİLLETİNDİRMikrofonu alan İzmir Büyükşehir eski Başkanı Aziz Kocaoğlu, “Yine bir zor günde, İzmir’in hakkını hukukunu korumak için hep birlikte mücadele ediyoruz. İyilik er ve geç kötülüğü yenecektir. Kötüler ilelebet başarılı olmamıştır ama iyiler hep başarılı olmuştur. Ben başkanın söz hakkını alıp konuşacak değilim. Meslek fabrikası gibi daha birçok örnek var elimizden alınan. Sadece birisinin sağlığı ilgilendirdiği için sizlerle paylaşmak istiyorum. Eşrefpaşa Hastanemiz 81 ilde belediyeye ait olan tek hastanedir. Dediler ki sen bunu yapamazsın, izin vermiyoruz. Şube açalım dedik, sen şube de açamazsın dediler. O hizmeti biz yapacağız dediler hala yapıyorlar. Arkadaşlar, birlik olmak durumundayız. Her sabah gazeteyi açıp sosyal medyaya bakıp en fazla ne görüyorsunuz? Satılan malları görüyorsunuz. Giderayak devletin en kadar para edecek malı varsa satıp gidecekler. Ona da karşı olmak zorundayız. Bu bir örnek. İstanbul kanal Projesi, Çeşme Projesi tamamen arazi satmak içindir. Milletin olan, devletin uhdesinden bulunan ama gerçek sahibinin 86 milyon vatandaşın olduğu malları giderayak satmak için yapıyorlar. Biz burada Meslek Fabrikasını verip direnmezsek yarın hepsi gidecek. Mücadele benim yaşımdakiler için kendi mücadelemiz değildir, bize emanet edilen Türkiye Cumhuriyetinin ilelebet payidar kılmak için mücadele edeceğiz. Gelecek kuşaklar için torunlarımız, evlatlarımız için mücadele edeceğiz. Bu mallar onların değildir, milletindir. Millet ya malına sahip çıkacak ya da başka bir millet olacak. Biz başka bir millet olur muyuz? Olmayız. O zaman direneceğiz ve doğru şeyler yapacağız” diye konuştu.BİR VAKIFA PEŞKEŞ ÇEKECEKTEYSENİZ DÜZGÜN BİR VAKIFA VERSEYDİNİZSözlerine devam eden Başkan Tugay, başlattıkları hukuk mücadelesi devam ederken tahliye sürecinin başlatılmasına tepki göstererek, “Aziz başkanım 2017’de burayı Meslek Fabrikası olarak hizmete aldıktan sonra 145 bin kursiyere hizmet verdi. Meslek eğitimi verildi, zanaat üretildi. Pek çoğu da iş sahibi oldu. 145 bin deyince inşalara az gelebilir ama Türkiye’de pek çok şehir nüfusundan daha fazla. Devlet güvenlik mahkemesinin bu şehirde yarattığı o lekeyi aziz başkanım değerli bir binaya dönüştürerek bu şehri temizledi. Bu binayla ilgili durup dururken birden bire burayı biz alacağız dediler tapudan bize sormadan adı sanı uydurulmuş, gerçekte var olamayan Beyazıd baba vakfı mülkiyetine geçirdiler. Bir vakıfa peşkeş çekecekteyseniz düzgün bir vakıfa verseydiniz. Bu vakıf Osmanlı zamanında kapatılmış ev tüm mülkleri devlet hazinesine geçirilmiş. Ne adı en sanı var. tamamen hayali bir vakıf. Tapudan sonra da biz bilgilenince hukuk mücadelesi başlattık. Biz ne yaptıysak maalesef durmadılar biz binayı boşaltın dediler. Sorduk; biz dava açtık. Bu davaların sonuçlanması lazım. Bu binaların yapımında vakıf emeği yok. emniyet görevlileriyle buraya sabahın 5’inde 700 civarı polis gelmiş. Onlarla birlikte girişi kapattıktan sonra personelin içeriye girişini yasakladıktan sonra orada bir tedbir kararı vardı. O karar kaldırılmamış ve yayınlamamıştı. O kararın kaldırılmasıyla ilgili gerekçeli kararı gösterin dedik. Gösteremediler çünkü yoktu. Görev emrinizi gösterin dediler. Onu da sunamadılar. Şimdi bu ne demek? İşlem var ama gerekçe yok. müdahale var ama açıklama yok. Karar var ama dayanak yok. dedik ki bu doğru değil. Bu savunulamaz bu kabule dilemez. Belgeleriyle tek tek sabırla anlattık. Davar sonuçlanana kadar bekleyin dedik. Milyonlarca liralık kamu zararına neden olmayın dedik” dedi.ÖZEL GÜVENLİK GÖREVLİLERİ HUKUKSUZCA İÇERİYE GİRDİÖzel güvenlik görevlilerin Meslek Fabrikası’na girerek asılı pankartları indirdiklerini açıklayan Tugay, “Daha vahim bir şey oldu. Meslek fabrikasında görevli olamayan dışarıdan getirilmiş özel güvenlik görevlileri… Bunlar hukuksuzca idariyi çiğneyerek içeri girdiler. Bu kişiler Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün imzası olan belgenin pankartını indirdiler. Halkın tepkisine rağmen bunu yaptılar. Ayıp ettiniz, insanlarımızı da üzüp kırdınız. Siz o pankartı indirdiniz diye o belge yok mu oldu? Siz pankartı indirdiniz diye bu yüce milletin Atatürk’ün kendisine ve kararlarına duyduğu saygıyı onların yüreğinden ve aklındaki Atatürk’e olan bağlılığı ve sevgiyi yok edebilir misiniz? Edemezsiniz” şeklinde konuştu. BENİM BUNU VİCDANIM ALMIYORMeslek Fabrikası’na Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün portresi ve imzasını yansıttıklarını ifade eden Tugay, “Şu anda pankartı indirdikleri yerde lazerle Atatürk’ün portesi ve imzası var. Siz ne yaparsanız yapın Atatürk ne bizim kalbimizde ne de bu şehrin hiçbir yerinde kaldıramayacaksınız. Bizim binalara taktılar. 3 tane daha binayı tapudan üzerine geçirdiler. Hepsi de hizmet binası bu binaları neden bu kadar çok istiyorsunuz? Ne yapacaksınız bu binaları? Önce dediler ki, üniversite yapacağız dediler. Ondan sonra baktılar tutmadı, Milet yetmedi. Ondan sonra çıktı biri ben burayı Yeşilay’a vereceğim dedi. Biz karşı çıkınca bu memleketinin uyuşturucu bağımlılığında CHP’li belediyeler suçlu dedi. En sonunda bugün duyduk, yine fikir değiştirmişler kütüphane yapacağız demişler. O çok bilen, bu işleri güzel yöneten vakıflar genel müdürlüğü var bu arkadaş İzmir’i de Türkiye’nin her yerinde de binlerce binayı yönetiyor. Salepçioğlu iş hanı onların, kapattılar milleti de çıkardılar ve bekliyor. Ellerindeki binaları kiralıyorlar kimlere, kaça kiralıyor, bilen yok doğru dürüst hesabını soran yok Sayıştay raporlarına baktılar ki kiraya verdiği kirasını toplayamadığı binlerce yeri varmış. Burayı ayda 5 milyon liraya kiralamak isteyenler var diye ağzından kaçırmış. Bak nasıl açık ettin kendisini. Kiminle konuştun da öğrendin, kim kardeşim burayı kiralayacağım sana diyen niye utanmıyorsunuz kardeşim? Belediyenin hizmetinden alacaksınız, alacaksınız geçici kütüphane yapacaksınız geçici, bir süre sonra belli ki birilerine vereceksiniz. Biz buna seyirci mi kalacağız? Benim bunu vicdanım almıyor. Benim iki kimliğim var. Birisi büyükşehir belediye başkanı, diğeri İzmirli hemşeri cemil tugay. O cemil tugay benim için çok kıymetli. O cemil tugay diyor ki yapmayacaksınız bunu, izin vermeyeceğim” ifadelerini kullandı.BİZ SUSMAYACAĞIZ, TESLİM OLMAYACAĞIZİki Cemil Tugay olduğunu söyleyen Başkan Tugay, “Bir kamu kurumu başka bir kamu kurumunun mülkiyetine çöküyor, burayı polis gücüyle işgal ediyor. Kamu kurumları arasında böyle bir ilişki olmaz belediye kamu kurumu, birimizin özel şirketi değil. Sabahın 5’inde 700 polisi devletin bir kamu kurumu olan belediyenin etrafına yıkıp orayı ablukayı alıp ondan sonra kimseyi içeriye sokmuyoruz demediler. O gün bugündür etrafı barikatlarla çevrili. Yüzlerce polis… Dedim ki ilk geldiğim dakikalarda ben içeri girmek istiyorum dedim. Bu şehrin büyükşehir belediye başkanıyım dedim. İçeri de yüz milyonlarca belediyenin malı mülkü var arkadaşlarımızın özel eşyaları var. Bir amir geldi, söyledim ama gitti gelmedi. Üst makamlar telefonlarla çıkmıyormuş, amirde bir şey yapmıyormuş. Ben devletine bağlı bir insanım. İki Cemil Tugay da devletine bağlı bir insan oldum. Asla devletime yanlış yapmam. Devlet önemli ama… bu devleti kim, niçin kurdu? Millet kurdu, halk kurdu. Millete ve halka hizmet etmek için kuruldu. Üstümüze bassınlar diye kurulmadı bu devlet. Bu millet sizin devletin gücünü kullanarak onları ezmenizi kabul etmez. Onların adına biri konuşacaksa da burada işte, konuşuyor. Biz susmayacağız, teslim olmayacağız, kabul etmeyeceğiz. Kötülüğü ve yanlışa alışmayacağız. Alıştıramayacaksınız!” diye konuştu.NE YAPARSANIZ YAPIN İZMİR’İ YENEMEYECEKSİNİZ!İzmir’in hakkını yedirmeyeceğini ifade eden Başkan Tugay, “Bu binayı yapan onlar değil restorasyonu halkın parasıyla belediye eliyle yapıldı. Ben size bu emeği yedirmem. Sizin o tapuda yaptığınız sahte iş benim aklımda ve gönlümde kesinlikle geçerli değil. o adı geçen vakıf ve bu karar yasadaki koşulları sağlamıyor. Osmanlı kayıtlarında bu vakıfın varlığı bitmiş ve niteliğini kaybetmiş bir vakıf. Binlerce İzmirliye eğitim veren bir kurum burası. Halen içeride milyonlarca liralık ekipman var. Kamu malıdır o. Devlete ve halka ait mallardır. Onlara böyle kafanıza gelip el koyamazsınız. Onları kullanıma kapatamazsınız bu suçtur. Suç işliyorsunuz. Birileri canlı yayından izliyordur. Suç işliyorsunuz, suç. Olmaz! Binlerce olmaz sayabilirim. Olur diyen tek kişi bulamazsınız. Bu şehir kolay kolay haksızlığı ve yanlışı kabullenmiyor. Ben korkmuyorum arkadaşım, korkmuyorum. Siz zalimlerden korkmuyorum. Bu şehrin geri çekilmeyeceğini, yapılan yanlışları unutmayacağını çok iyi biliyorum. Utanmadan karalamak için neler söylediler. Bizim alnımız ak, başımız dik. Burası İzmir. Biz ayaktayız. Sen ne yaparsan yap, siz ne yaparsanız yapın İzmir’i yenemeyeceksiniz! Sizden bir ricam var ben belediye başkanınız olduğum sürece ‘bu adamda kendi siyasi geleceği için bilmem ne yapıyor’ diye düşünmeyin. Birazcık hakkım varsa öyle düşünmeyin. Bir gazeteci tweet atmış, ben okumadım. ‘AK Partililer siz ne yapıyorsunuz, siz böyle yaparsanız Cemil Tugay büyür’ demiş. Ben büyümeye çalışmıyorum. Sorunumuz, derdimiz var. Bizim ülkeyi kötü yönetiyorlar” demiş.
O BİNAYA GİRECEĞİMBaşkan Tugay son olarak ise, “Siyaset yapmak için konuşan kim varsa bilin ki ben onun partisinden değilim” sözleriyle seslenen Başkan Tugay, “Kim ‘ben siyasetle ilgileniyorum, aslında niyetim kendimi yükseltmek, zengin olmak konfor yaşamak’ diyorsa sen bir çekil kenara! Ülkenin bu kadar kötü zamanında sana ihtiyaç yok! Vatandaş Cemil Tugay olarak konuşuyorum. Olur da yanlış partideysen senin gideceğin parti de belli! Atatürk’ün partisinde asla olmaz. İzmir gibi bir şehre asla böyle siyasetçiler yakışmaz. Sen İzmir’in oyuyla milletvekili olduktan sonra Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün avukatlığına savunamazsın. İzmir’in hakkını yiyemezsin. Kötülüğü normalleştirmeye, sıradanlaştırmaya çalışanlara karşı hep beraber mücadele edelim. Birbirinden değerli milyonlarca insanımız var. Onların hakkını kimsenin yemeğe hakkı yok. Kimsenin Meslek Fabrikası’na da İzmir’e ait olan başka yapılara da el koyma, polis marifetiyle işgal etme hakkı yok. Ben Cemil Tugay! O binaya gireceğim! Aslan gibi hukukçularımız var, biz o davaları kazacağız. Milletvekillerimiz, ilçe başkanlarımız, belediye başkanlarımız ve Genel Başkanımız Özgür Özel ile beraber bu ülkeyi düzlüğe çıkaracağız” diye konuştu.
GÜÇ: MESLEK FABRİKASI İZMİR HALKININDIRKonuşma yapan İl Başkanı Güç ise, “Meslek Fabrikası’nın halkın olduğunu ve halkın kalacağını ifade eden İl Başkanı Güç, “3 gündür buradayız. 3 gündür sadece bir müdahale değil bir hakkı, umudu, geleceği savunuyoruz. Burası sadece bir bina değil burası işsiz gencin umudu, eve ekmek götüren annenin yolu, hayatını yeniden kurmak isteyenlerin kapısı. Bugün buradayız, çünkü o umut kapısına çöktüler. Meslek Fabrikası İzmir halkınındır. Bu mesele sadece İzmir’in değil bu mesele Türkiye’nin meselesidir. Bugün burada yaşanan idari işlem değildir, adaletin askıya alınmasıdır. Mahkeme sonucu beklemeden, hukuki süreci tamamlamadan bir kamu kurumunun etrafı polisi eliyle çevrilerek el koyma girişimiyle karşı karşıyayız. Bu nasıl bir anlayıştır? Devlet dediğin hukuka uyar, sabreder, adaletle bekler. Burada halkın iradenin tanımayan bir davranış var. Bu ben yaptım oldu anlayışıdır. Bu güç bende istediğimi yaparım demektir. Buradan açıkça söylüyoruz; bu ülke keyfiyete teslim olmayacak. Mülkiyet hakkı anayasal bir haktır. Bu hakkı idari işlemler tartışılabilir hale getirmesi hepimizin geleceğini tehdit eder. Bugün meslek fabrikası yarın senin tapu, senin evin. İşte biz buna karşıyız, bu yüzden buradayız biliyoruz ki kamu gücü halka karşı değil halk için yapılır. Devlet vatandaşıyla kavga etmez. Halkın faydalandığı bir kuruma müdahale görüyoruz. Siz ne yaptığınız bilmeyen merkezi bir hükümetsiniz. Halkının yanında olmayan, ülkeyi yönetemeyen bir iktidarsınız. Toplumu mutsuzluğa çaresizliğe terk ettiniz. Bizim derdimiz umudunu kaybetmiş gençlerdir, her geçen gün daha da mutsuzlaşan kadınlardır, açlığa mahkum edilen emeklilerdir, bizim derdimiz halktır, halk. Bu memleketin insanlarıdır. Halk için iyi olan ne varsa tahammül edemediler. İzmir’in umuduna çöküyorlar bu millet sabreder, bekler, susar ama iradesine dokunulursa ayağa kalkar. O irade işte burada. İzmir korkunun bittiği, umutların yeniden doğduğu yerdir. Bu ülkenin geleceğini sattılar. Şimdi halkın umudu kurduğu yere el uzatıyorlar ama başaramazlar. Bizi ayrıştıramazlar, umudumuz yok edemezler. İnancımızı kıramazlar. Biz ayrıştıran değil birleştireniz. Sessizliğe karşı hakikatiz. İzmir halkıyla inatlaşmayın, İzmir halkını cezalandırmayın. Getirin sandığı, bu millet bıktı sizden. Biz halkın iktidarını kuracağız. Bu mücadele İzmir’den başlayacak. İzmir susmaz, İzmir halkı sahip çıkar eslek Fabrikası halkındır, halkın kalacak” dedi.Levent Kömür

Bu kapsamda Başkan Cemil Tugay’ın başlattığı nöbet 3’üncü günüyle devam ederken bugün Meslek Fabrikası önünde büyük bir miting düzenlendi.
Mitinge CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç, CHP İzmir Milletvekilleri, ilçe belediye başkanları, sivil toplum kuruluşları, meclis üyeleri, partililer, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin bürokratları, çalışanları, Meslek Fabrikası kursiyerleri ve çok sayıda vatandaş katılım sağladı.
Miting öncesi CHP Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu ve CHP İzmir Milletvekilleri Ednan Arslan, Deniz Yücel, Rahmi Aşkın Türeli, Ümit Özlale, Mehmet Salih Uzun, Yüksel Taşkın, Sevda Erdan Kılıç ve Seda Kaya Ösen, CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç, belediye başkanları, ilçe başkanları sahneye çıkarak selam verdi. Ardından Meslek Fabrikası’nın bazı kursiyerleri sahneye çıkarak Meslek Fabrikası’nın İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne geri verilmesi için çağrı yaptı.
BAŞKAN TUGAY: KÖTÜLÜĞÜN NORMALLEŞMEMESİ İÇİN BİR ARADAYIZKötülüğün normalleştirilmemesi gerektiğini ifade eden Başkan Tugay, “Siyaset işinde ben kalıplara tam adapte olamadım. Kendi bildiğim yoldan gidiyorum. Bizler kahraman değiliz. Tamamen sizlerin takdiri le oylarıyla belli konumlara geldik ama esas sihrimiz buranın vatandaşı olmaktır. Onun dışında sizin bize verdiğiniz görevler geçici sorumluklardır. Hakkını verebildiğimiz sürece. Allah bizi mahcup etmesin. Sevgili İzmir, öyle bir İzmir ki her zaman doğrunun ve iyinin yanında olmuş, değerlerini bilmiş ve ona sahip çıkmış İzmir. İnadına İzmir! Bir tane almak siyaset bilimcisi var. Onun bir kitabı var. Kötülüğün sıradanlaşması diye bir kitabı var. Bu kişi bu kitapta; ikinci dünya savaşında milyonlarca insanı katlettiler. Bunları o gün ki alman devletinin hükümetinin adamları, onların adamları üzerinden yaptı. Bunlardan bir tanesi savaştan kaçıyor. Yakalayıp yargılamaya getiriyorlar tertemiz yüzlü bir adam, bir ailesi babası. Baktığında kötü bir adam demezsin. Adam da ben insanları öldürdüğüm ama görevimi yaptım diyor. İnsan öldürmeyi kötülük olarak görmediğini ifade ediyor. Bu kitapta olduğu gibi bazen insanlara öyle şeyler yaptırıyorlar ki yaptıklarının kötü olduğunu fark etmez hale getiriyorlar. Bu insanlar devletin görevlileri de siyasetçisi de kamu görevlisi de oluyor. Biz görevimizi yapıyoruz diye yanlışları yapıp yanlışlara hizmet ediyorlar. İşte bunun adı kötülüğün sıradanlaşması. Meslek Fabrikası için yapılan hatanın normal görülmemesi için, yarın öbür gün tekrarlanmaması için bir araya geldik. Bazı anlar vardır, o anlarda susarsanız her şey normalleşir. Biz kötülüğün normalleşmemesi için bir aradayız. Çünkü kötülük normalleştiğinden hepimiz yaşam adım adım cehenneme dönmeye başlanış demektir” dedi.
1926 YILINDAN BERİDİR İZMİR BELEDİYESİNİN MALIMeslek Fabrikası’nın geçmişinde de bahseden Başkan Tugay, “Meslek fabrikasının geçmişi ile ilgili çok konuştuk. Un fabrikasıyken kamulaştırılıyor. 1926 yılından beridir İzmir belediyesinin malı. Kamulaştıran kişiler dönemin bakanlar kurulu ve cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk. O bina o günden sonra pek çok şey yaşıyor. Kitap olacak tarihi var. 12 Eylül’de asgari darbeyle İzmir belediyesinin başın asker kökenli bir atanıyor. Onun yönetimiyle DGM olarak kullanıyorlar. Tapusu belediyede devam ediyor, kullanıma tahsis ediliyor. İzmir’in hafızasında kötü bir yer edinen bu binayı harap halinden alıp restore ediyor İzmir Büyükşehir Belediyesi. O restorasyon için dünya kadar para harcıyor. O paralar İzmir halkının parası. Aziz Kocaoğlu Başkanım yapıyor” dedi. 
KOCAOĞLU: BU MALLAR ONLARIN DEĞİLDİR, MİLLETİNDİRMikrofonu alan İzmir Büyükşehir eski Başkanı Aziz Kocaoğlu, “Yine bir zor günde, İzmir’in hakkını hukukunu korumak için hep birlikte mücadele ediyoruz. İyilik er ve geç kötülüğü yenecektir. Kötüler ilelebet başarılı olmamıştır ama iyiler hep başarılı olmuştur. Ben başkanın söz hakkını alıp konuşacak değilim. Meslek fabrikası gibi daha birçok örnek var elimizden alınan. Sadece birisinin sağlığı ilgilendirdiği için sizlerle paylaşmak istiyorum. Eşrefpaşa Hastanemiz 81 ilde belediyeye ait olan tek hastanedir. Dediler ki sen bunu yapamazsın, izin vermiyoruz. Şube açalım dedik, sen şube de açamazsın dediler. O hizmeti biz yapacağız dediler hala yapıyorlar. Arkadaşlar, birlik olmak durumundayız. Her sabah gazeteyi açıp sosyal medyaya bakıp en fazla ne görüyorsunuz? Satılan malları görüyorsunuz. Giderayak devletin en kadar para edecek malı varsa satıp gidecekler. Ona da karşı olmak zorundayız. Bu bir örnek. İstanbul kanal Projesi, Çeşme Projesi tamamen arazi satmak içindir. Milletin olan, devletin uhdesinden bulunan ama gerçek sahibinin 86 milyon vatandaşın olduğu malları giderayak satmak için yapıyorlar. Biz burada Meslek Fabrikasını verip direnmezsek yarın hepsi gidecek. Mücadele benim yaşımdakiler için kendi mücadelemiz değildir, bize emanet edilen Türkiye Cumhuriyetinin ilelebet payidar kılmak için mücadele edeceğiz. Gelecek kuşaklar için torunlarımız, evlatlarımız için mücadele edeceğiz. Bu mallar onların değildir, milletindir. Millet ya malına sahip çıkacak ya da başka bir millet olacak. Biz başka bir millet olur muyuz? Olmayız. O zaman direneceğiz ve doğru şeyler yapacağız” diye konuştu.BİR VAKIFA PEŞKEŞ ÇEKECEKTEYSENİZ DÜZGÜN BİR VAKIFA VERSEYDİNİZSözlerine devam eden Başkan Tugay, başlattıkları hukuk mücadelesi devam ederken tahliye sürecinin başlatılmasına tepki göstererek, “Aziz başkanım 2017’de burayı Meslek Fabrikası olarak hizmete aldıktan sonra 145 bin kursiyere hizmet verdi. Meslek eğitimi verildi, zanaat üretildi. Pek çoğu da iş sahibi oldu. 145 bin deyince inşalara az gelebilir ama Türkiye’de pek çok şehir nüfusundan daha fazla. Devlet güvenlik mahkemesinin bu şehirde yarattığı o lekeyi aziz başkanım değerli bir binaya dönüştürerek bu şehri temizledi. Bu binayla ilgili durup dururken birden bire burayı biz alacağız dediler tapudan bize sormadan adı sanı uydurulmuş, gerçekte var olamayan Beyazıd baba vakfı mülkiyetine geçirdiler. Bir vakıfa peşkeş çekecekteyseniz düzgün bir vakıfa verseydiniz. Bu vakıf Osmanlı zamanında kapatılmış ev tüm mülkleri devlet hazinesine geçirilmiş. Ne adı en sanı var. tamamen hayali bir vakıf. Tapudan sonra da biz bilgilenince hukuk mücadelesi başlattık. Biz ne yaptıysak maalesef durmadılar biz binayı boşaltın dediler. Sorduk; biz dava açtık. Bu davaların sonuçlanması lazım. Bu binaların yapımında vakıf emeği yok. emniyet görevlileriyle buraya sabahın 5’inde 700 civarı polis gelmiş. Onlarla birlikte girişi kapattıktan sonra personelin içeriye girişini yasakladıktan sonra orada bir tedbir kararı vardı. O karar kaldırılmamış ve yayınlamamıştı. O kararın kaldırılmasıyla ilgili gerekçeli kararı gösterin dedik. Gösteremediler çünkü yoktu. Görev emrinizi gösterin dediler. Onu da sunamadılar. Şimdi bu ne demek? İşlem var ama gerekçe yok. müdahale var ama açıklama yok. Karar var ama dayanak yok. dedik ki bu doğru değil. Bu savunulamaz bu kabule dilemez. Belgeleriyle tek tek sabırla anlattık. Davar sonuçlanana kadar bekleyin dedik. Milyonlarca liralık kamu zararına neden olmayın dedik” dedi.ÖZEL GÜVENLİK GÖREVLİLERİ HUKUKSUZCA İÇERİYE GİRDİÖzel güvenlik görevlilerin Meslek Fabrikası’na girerek asılı pankartları indirdiklerini açıklayan Tugay, “Daha vahim bir şey oldu. Meslek fabrikasında görevli olamayan dışarıdan getirilmiş özel güvenlik görevlileri… Bunlar hukuksuzca idariyi çiğneyerek içeri girdiler. Bu kişiler Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün imzası olan belgenin pankartını indirdiler. Halkın tepkisine rağmen bunu yaptılar. Ayıp ettiniz, insanlarımızı da üzüp kırdınız. Siz o pankartı indirdiniz diye o belge yok mu oldu? Siz pankartı indirdiniz diye bu yüce milletin Atatürk’ün kendisine ve kararlarına duyduğu saygıyı onların yüreğinden ve aklındaki Atatürk’e olan bağlılığı ve sevgiyi yok edebilir misiniz? Edemezsiniz” şeklinde konuştu. BENİM BUNU VİCDANIM ALMIYORMeslek Fabrikası’na Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün portresi ve imzasını yansıttıklarını ifade eden Tugay, “Şu anda pankartı indirdikleri yerde lazerle Atatürk’ün portesi ve imzası var. Siz ne yaparsanız yapın Atatürk ne bizim kalbimizde ne de bu şehrin hiçbir yerinde kaldıramayacaksınız. Bizim binalara taktılar. 3 tane daha binayı tapudan üzerine geçirdiler. Hepsi de hizmet binası bu binaları neden bu kadar çok istiyorsunuz? Ne yapacaksınız bu binaları? Önce dediler ki, üniversite yapacağız dediler. Ondan sonra baktılar tutmadı, Milet yetmedi. Ondan sonra çıktı biri ben burayı Yeşilay’a vereceğim dedi. Biz karşı çıkınca bu memleketinin uyuşturucu bağımlılığında CHP’li belediyeler suçlu dedi. En sonunda bugün duyduk, yine fikir değiştirmişler kütüphane yapacağız demişler. O çok bilen, bu işleri güzel yöneten vakıflar genel müdürlüğü var bu arkadaş İzmir’i de Türkiye’nin her yerinde de binlerce binayı yönetiyor. Salepçioğlu iş hanı onların, kapattılar milleti de çıkardılar ve bekliyor. Ellerindeki binaları kiralıyorlar kimlere, kaça kiralıyor, bilen yok doğru dürüst hesabını soran yok Sayıştay raporlarına baktılar ki kiraya verdiği kirasını toplayamadığı binlerce yeri varmış. Burayı ayda 5 milyon liraya kiralamak isteyenler var diye ağzından kaçırmış. Bak nasıl açık ettin kendisini. Kiminle konuştun da öğrendin, kim kardeşim burayı kiralayacağım sana diyen niye utanmıyorsunuz kardeşim? Belediyenin hizmetinden alacaksınız, alacaksınız geçici kütüphane yapacaksınız geçici, bir süre sonra belli ki birilerine vereceksiniz. Biz buna seyirci mi kalacağız? Benim bunu vicdanım almıyor. Benim iki kimliğim var. Birisi büyükşehir belediye başkanı, diğeri İzmirli hemşeri cemil tugay. O cemil tugay benim için çok kıymetli. O cemil tugay diyor ki yapmayacaksınız bunu, izin vermeyeceğim” ifadelerini kullandı.BİZ SUSMAYACAĞIZ, TESLİM OLMAYACAĞIZİki Cemil Tugay olduğunu söyleyen Başkan Tugay, “Bir kamu kurumu başka bir kamu kurumunun mülkiyetine çöküyor, burayı polis gücüyle işgal ediyor. Kamu kurumları arasında böyle bir ilişki olmaz belediye kamu kurumu, birimizin özel şirketi değil. Sabahın 5’inde 700 polisi devletin bir kamu kurumu olan belediyenin etrafına yıkıp orayı ablukayı alıp ondan sonra kimseyi içeriye sokmuyoruz demediler. O gün bugündür etrafı barikatlarla çevrili. Yüzlerce polis… Dedim ki ilk geldiğim dakikalarda ben içeri girmek istiyorum dedim. Bu şehrin büyükşehir belediye başkanıyım dedim. İçeri de yüz milyonlarca belediyenin malı mülkü var arkadaşlarımızın özel eşyaları var. Bir amir geldi, söyledim ama gitti gelmedi. Üst makamlar telefonlarla çıkmıyormuş, amirde bir şey yapmıyormuş. Ben devletine bağlı bir insanım. İki Cemil Tugay da devletine bağlı bir insan oldum. Asla devletime yanlış yapmam. Devlet önemli ama… bu devleti kim, niçin kurdu? Millet kurdu, halk kurdu. Millete ve halka hizmet etmek için kuruldu. Üstümüze bassınlar diye kurulmadı bu devlet. Bu millet sizin devletin gücünü kullanarak onları ezmenizi kabul etmez. Onların adına biri konuşacaksa da burada işte, konuşuyor. Biz susmayacağız, teslim olmayacağız, kabul etmeyeceğiz. Kötülüğü ve yanlışa alışmayacağız. Alıştıramayacaksınız!” diye konuştu.NE YAPARSANIZ YAPIN İZMİR’İ YENEMEYECEKSİNİZ!İzmir’in hakkını yedirmeyeceğini ifade eden Başkan Tugay, “Bu binayı yapan onlar değil restorasyonu halkın parasıyla belediye eliyle yapıldı. Ben size bu emeği yedirmem. Sizin o tapuda yaptığınız sahte iş benim aklımda ve gönlümde kesinlikle geçerli değil. o adı geçen vakıf ve bu karar yasadaki koşulları sağlamıyor. Osmanlı kayıtlarında bu vakıfın varlığı bitmiş ve niteliğini kaybetmiş bir vakıf. Binlerce İzmirliye eğitim veren bir kurum burası. Halen içeride milyonlarca liralık ekipman var. Kamu malıdır o. Devlete ve halka ait mallardır. Onlara böyle kafanıza gelip el koyamazsınız. Onları kullanıma kapatamazsınız bu suçtur. Suç işliyorsunuz. Birileri canlı yayından izliyordur. Suç işliyorsunuz, suç. Olmaz! Binlerce olmaz sayabilirim. Olur diyen tek kişi bulamazsınız. Bu şehir kolay kolay haksızlığı ve yanlışı kabullenmiyor. Ben korkmuyorum arkadaşım, korkmuyorum. Siz zalimlerden korkmuyorum. Bu şehrin geri çekilmeyeceğini, yapılan yanlışları unutmayacağını çok iyi biliyorum. Utanmadan karalamak için neler söylediler. Bizim alnımız ak, başımız dik. Burası İzmir. Biz ayaktayız. Sen ne yaparsan yap, siz ne yaparsanız yapın İzmir’i yenemeyeceksiniz! Sizden bir ricam var ben belediye başkanınız olduğum sürece ‘bu adamda kendi siyasi geleceği için bilmem ne yapıyor’ diye düşünmeyin. Birazcık hakkım varsa öyle düşünmeyin. Bir gazeteci tweet atmış, ben okumadım. ‘AK Partililer siz ne yapıyorsunuz, siz böyle yaparsanız Cemil Tugay büyür’ demiş. Ben büyümeye çalışmıyorum. Sorunumuz, derdimiz var. Bizim ülkeyi kötü yönetiyorlar” demiş.

O BİNAYA GİRECEĞİMBaşkan Tugay son olarak ise, “Siyaset yapmak için konuşan kim varsa bilin ki ben onun partisinden değilim” sözleriyle seslenen Başkan Tugay, “Kim ‘ben siyasetle ilgileniyorum, aslında niyetim kendimi yükseltmek, zengin olmak konfor yaşamak’ diyorsa sen bir çekil kenara! Ülkenin bu kadar kötü zamanında sana ihtiyaç yok! Vatandaş Cemil Tugay olarak konuşuyorum. Olur da yanlış partideysen senin gideceğin parti de belli! Atatürk’ün partisinde asla olmaz. İzmir gibi bir şehre asla böyle siyasetçiler yakışmaz. Sen İzmir’in oyuyla milletvekili olduktan sonra Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün avukatlığına savunamazsın. İzmir’in hakkını yiyemezsin. Kötülüğü normalleştirmeye, sıradanlaştırmaya çalışanlara karşı hep beraber mücadele edelim. Birbirinden değerli milyonlarca insanımız var. Onların hakkını kimsenin yemeğe hakkı yok. Kimsenin Meslek Fabrikası’na da İzmir’e ait olan başka yapılara da el koyma, polis marifetiyle işgal etme hakkı yok. Ben Cemil Tugay! O binaya gireceğim! Aslan gibi hukukçularımız var, biz o davaları kazacağız. Milletvekillerimiz, ilçe başkanlarımız, belediye başkanlarımız ve Genel Başkanımız Özgür Özel ile beraber bu ülkeyi düzlüğe çıkaracağız” diye konuştu.

GÜÇ: MESLEK FABRİKASI İZMİR HALKININDIRKonuşma yapan İl Başkanı Güç ise, “Meslek Fabrikası’nın halkın olduğunu ve halkın kalacağını ifade eden İl Başkanı Güç, “3 gündür buradayız. 3 gündür sadece bir müdahale değil bir hakkı, umudu, geleceği savunuyoruz. Burası sadece bir bina değil burası işsiz gencin umudu, eve ekmek götüren annenin yolu, hayatını yeniden kurmak isteyenlerin kapısı. Bugün buradayız, çünkü o umut kapısına çöktüler. Meslek Fabrikası İzmir halkınındır. Bu mesele sadece İzmir’in değil bu mesele Türkiye’nin meselesidir. Bugün burada yaşanan idari işlem değildir, adaletin askıya alınmasıdır. Mahkeme sonucu beklemeden, hukuki süreci tamamlamadan bir kamu kurumunun etrafı polisi eliyle çevrilerek el koyma girişimiyle karşı karşıyayız. Bu nasıl bir anlayıştır? Devlet dediğin hukuka uyar, sabreder, adaletle bekler. Burada halkın iradenin tanımayan bir davranış var. Bu ben yaptım oldu anlayışıdır. Bu güç bende istediğimi yaparım demektir. Buradan açıkça söylüyoruz; bu ülke keyfiyete teslim olmayacak. Mülkiyet hakkı anayasal bir haktır. Bu hakkı idari işlemler tartışılabilir hale getirmesi hepimizin geleceğini tehdit eder. Bugün meslek fabrikası yarın senin tapu, senin evin. İşte biz buna karşıyız, bu yüzden buradayız biliyoruz ki kamu gücü halka karşı değil halk için yapılır. Devlet vatandaşıyla kavga etmez. Halkın faydalandığı bir kuruma müdahale görüyoruz. Siz ne yaptığınız bilmeyen merkezi bir hükümetsiniz. Halkının yanında olmayan, ülkeyi yönetemeyen bir iktidarsınız. Toplumu mutsuzluğa çaresizliğe terk ettiniz. Bizim derdimiz umudunu kaybetmiş gençlerdir, her geçen gün daha da mutsuzlaşan kadınlardır, açlığa mahkum edilen emeklilerdir, bizim derdimiz halktır, halk. Bu memleketin insanlarıdır. Halk için iyi olan ne varsa tahammül edemediler. İzmir’in umuduna çöküyorlar bu millet sabreder, bekler, susar ama iradesine dokunulursa ayağa kalkar. O irade işte burada. İzmir korkunun bittiği, umutların yeniden doğduğu yerdir. Bu ülkenin geleceğini sattılar. Şimdi halkın umudu kurduğu yere el uzatıyorlar ama başaramazlar. Bizi ayrıştıramazlar, umudumuz yok edemezler. İnancımızı kıramazlar. Biz ayrıştıran değil birleştireniz. Sessizliğe karşı hakikatiz. İzmir halkıyla inatlaşmayın, İzmir halkını cezalandırmayın. Getirin sandığı, bu millet bıktı sizden. Biz halkın iktidarını kuracağız. Bu mücadele İzmir’den başlayacak. İzmir susmaz, İzmir halkı sahip çıkar eslek Fabrikası halkındır, halkın kalacak” dedi.Levent Kömür









