Mesleğe başlayalı daha 1 yıl olmamıştı.
Olsun artık eli ekmek tutuyor, para kazanıyor, ailesine bile destek oluyordu.
Anadolu'nun yoksul bir köyünde zor koşullarda okuyup meslek sahibi olmuş, fakat mesleğine uygun iş bulamadığı için risklerini bile bile polis olmuştu.
Çalışmalı, para kazanmalı, yuva kurmalı, ana babasına hayırlı evlat olmalıydı.
İşine başladığı ilk günkü gibi heyecan ve onurla formasını giyip mesaisine gitti yine dün.
Bir gece önceki son konuşmasında " Annemmm, sen merak etme, sıkı giyiniyoruz, aç kalmıyoruz, dikkat ediyoruz, endişe etme artık, hem bak yakında benim gibi polis olan bir gelininde olacak" demişti.
Gönlünü kendisi gibi aynı meslekten olan kara kıza kaptırmıştı. Hayalleri vardı birlikte gerçekleştirecekleri. Borçlarını halleder etmez bir yuva kuracaklardı, birlikte olduktan sonra her şeyin üstesinden gelirlerdi.
İstanbul görevleri bitince , kendilerine uygun küçük bir yere tayin isteyeceklerdi. Hem kızın memleketinde, hem oğlanın köyünde düğün yapacaklardı...
Lanet olası bir bomba keskin bir bıçak gibi kesti attı dün akşam karanlığında tüm hayallerini. Güzel hayaller gitmiş, kor ateşler düşmüştü sevgi dolu yüreklere.
Her şey tarif edilebilirdi belki ama bu acının TARİFİ İMKANSIZDI. Her seferinde "bu son olsun", "bu son olsun" diyoruz ama SON OLMUYOR. Bu acının yarası kabuk bağlamadan yeni acılar giriyor yaşamımıza.
Acılarla sınanan bir millet olduk çıktık maalesef…
Üzgünüm şehit olan gencecik fidanlar. Üzgünüm siz bizleri korumaya çalışırken, biz sizleri korumak için hiç bir şey yapmadığımız, yapamadığımız için.
Affedin bizi yarım kalan hayatlar, affedin bizi yarım kalan hayaller.
Yorumlar
Kalan Karakter: