Günümüzün bilinmeyen tehdidi: ’Flört Şiddeti’

Günümüzün bilinmeyen tehdidi: 'Flört Şiddeti'

Oldukça önemli olduğu halde göz ardı ettiğimiz bir konu olan ‘flört şiddeti’ hakkında konuşan İzmir Kadın Kuruluşları Birliği ve Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği geçmiş dönem Başkanı, Genç Eşitlik Platformu Kurucu Başkanı Tülin Eraslan, “Kız arkadaşına hükmeden, eteğine, sosyal çevre ve yaşantısına karışan, cep telefonlarını kontrol eden, obsesif psikolojik sorunları olan genç, evlendiğinde de bu hareketlerini devam ettiriyor” dedi.

26 Kasım 2019 - 12:05 - Güncelleme: 17 Ocak 2020 - 14:56

Çiğdem CANPOLAT - Günümüzde kadına yönelik şiddet neredeyse her gün Türkiye gündeminde yer alıyor. Her türlü yaptırıma rağmen sonlanmayan şiddet ve şiddet türlerinin bilinmeyen bir türü daha var: Flört şiddeti.

Flört şiddeti, erkeğin sevgilisine karşı fiziksel, cinsel, psikolojik, sosyal ve dijital şiddet içeren davranışlarda bulunarak, üzerinde egemenlik kurmayı, kontrol etmeyi ve gücünü göstermeyi hedefleyen davranışlarda bulunması demektir. Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı konunun ciddiyetine dikkat çekmek için, flörtün yeni başladığı 13-23 yaş döneminde romantik ilişkilerde yaşanan şiddete dikkat çeken ve flört şiddetine dair ipuçları veren bir rehber yayınladı.

Flört şiddetinin önemle üzerinde durulması gerektiğini söyleyen İzmir Kadın Kuruluşları Birliği ve Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği geçmiş dönem Başkanı, Genç Eşitlik Platformu Kurucu Başkanı Tülin Eraslan, “Erkek kadının eteğine ve arkadaşlarına karışıp maço hareketler sergilediğinde kadın da bunu sevgi olarak değerlendiriyor. ‘Ne güzel beni seviyor, beni koruyor, bana aşık’ düşüncelerine kapılıyor. Oysa bu kadın cinayetine giden sürecin başlangıcı olabiliyor” dedi.


"BABA SEVGİSİ ÖNEMLİ"

Aile içi yaşantıda baba sevgisinin büyük önem arz ettiğini söyleyen Tülin Eraslan, “Kadın cinayetlerine giden yolda birçoğumuzun göz ardı ettiği ya da farkında olmadığı bir konu var: Flört şiddeti. Her zaman söylüyorum; babaların rolü, vereceği sevgi, göstereceği ilgi, kızlarının özgüvenli olmasını sağlar. Ama maalesef Türk toplumunda babanın rolü, ailenin içerisinde yarı yarıya değil. Baba figürü, hiçbir duruma karışmayan, öfkelenen, ondan gizlenilmesi gereken konuların olduğu, sadece para getiren bir meta olarak görünüyor. Siz aile içi iletişime girmezseniz, çocuklarınızla sağlıklı bir iletişim kurmazsanız sonuçları kötü olabiliyor. Günün birinde ergenlik çağına gelen kadına bir erkeğin aşırı obsesif ilgisi, evde bulamadığı sevgiden dolayı, sevgi kaynağı olarak düşünmesine sebep olabiliyor” ifadelerini kullandı.

"DURUM CİNAYETE KADAR GİDEBİLİYOR"

Genç kadınların, erkeklerin şiddet içeren birçok hareketini sevgiye bağladığını belirten Eraslan, “Arkadaşına hükmeden, eteğine, sosyal çevre ve yaşantısına karışan, cep telefonlarını kontrol eden, obsesif psikolojik sorunları olan erkek evlendiğinde de bu hareketlerini devam ettiriyor. Dışarı çıkmasına izin vermiyor, perdeleri kapatıyor ya da kadının en ufak bir hareketinde ‘Sen beni aldatıyor musun?’ şüphesine düşüyor. Durum böyle olunca da bu sefer baskılar daha da artıyor, günün birinde kadın nefes alamaz hale geliyor. Karşı taraf rahatsız olduğunu söylediğinde ise şiddete meyilli olan erkek, en ufak bir problemde öfke kontrolsüzlüğüne giden bir davranış zincirine giriyor. İşte orada üzerine biraz gidilirse cinayete kadar giden geri dönülmez bir durum ortaya çıkabiliyor. Medyada karşımıza erkek terörü olarak ortaya çıkan birçok örnek var. Boşandığı eşi tarafından öldürülen Ayşe Paşalı. Ayşe Paşalı boşandığı eşi tarafından defalarca şiddete maruz kaldı. Boşanma gerekçesiyle uzaklaştırma kararı ve koruma tedbiri alamamış, bıçaklanarak öldürüldü. Davasında ilk kez bir kadın katiline indirim uygulanmadı. Katiline ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi. Merve Kotan daha 19 yaşındaydı. Ayrıldığı erkek arkadaşı tarafından pompalı tüfekle öldürüldü. Katil aynı zamanda Merve’nin arkadaşı Ekim’i de öldürdü. Davası halen devam ediyor. Şule Çet, 22 yaşında üniversite öğrencisiydi. Patronu tarafından cinsel saldırıya uğradı. Plazanın 20.katından atıldı. Katili intihar ettiğini iddia etti ancak gerçekler açığa çıktı ve davası halen sonuçlanmadı” dedi.

"GÜLEDA FLÖRT ŞİDDETİNE DE MARUZ KALDI"

Geçtiğimiz günlerde erkek arkadaşı tarafından öldürülen Güleda Cankel cinayeti hakkında konuşan Tülin Eraslan, “Güleda 5 yıl boyunca flört şiddetine maruz kalmış ama sesini çıkaramamış. Zaman zaman ataklar yapmış ama psikolojik olarak içine kapanmış. Aşık, seviyor dediğimiz flört şiddetinin boyutu Güleda kızımızda cinayetle sonlandı. Güleda 17 saat boyunca katili tarafında işkenceye uğradı. Kızımız polise gittiklerinde şikayette bulunmamış. Çünkü biliyordu ki o genç karakola götürülecek, ifadesi alınacak ve salıverilecek. Sonra yeniden Güleda’nın kapısına dayanacak. Bunu bilen kadınlar bu nedenle çoğu zaman şikayette bulunmaya çekiniyorlar. Bilseler ki, polis şikayette bulundukları kişiyi asla bırakmayacak ve ya yanlarına yaklaştırmayacak, işte o zaman kadın şiddete uğradığında buna kayıtsız kalmayacak. Özellikle salıverildikten sonra erkek mutlaka tekrar kadının kapısına dayanıyor, bu sefer kadın tekrar karakola başvurmak durumunda kalıyor. Bu başvurular üzerine uzaklaştırma cezası veriliyor. Derken bunları yaptıkça erkek daha çok bileyleniyor, daha büyük öfke olarak kadına geri dönüyor” açıklamalarında bulundu.

"ERKEK REHABİLİTE EDİLMELİ"

Uzaklaştırma cezası verilen erkeğin rehabilitasyon merkezine yatırılması gerektiğini savunan Tülin Eraslan, “Eğer ki erkeğe uzaklaştırma cezası veriyorsanız, o erkeği sokakta bırakılmamalısınız. Devlet, kişiyi öfke kontrol tedavisi için merkeze almalı. Belirli bir süre rehabilitasyon edildikten sonra eğer ki her iki tarafta evliliği tekrar denemek isterse bir araya getirilmelidir. Ama bu yapılmadığında erkeğin öfkesi dinmiyor. Öfkesini daha da arttıran erkek süre biter bitmez hatta bazen süreyi de beklemeden kadının kapısına gidiyor. Ve daha da acısı bu durumlar cinayetle sonlanabiliyor. O yüzden şiddete eğilimli insanları mutlaka devlet rehabilitasyon merkezlerinde rehabilite dersleri vermeli. Erkek, o destek programından başarı ile geçer, öfke problemini yenerse ancak her iki tarafın isteğiyle kadın ve erkek bir araya gelmeli” diye konuştu.

Tülin Eraslan, sözlerini şöyle tamamladı:

“Bunları yapmak çok zor değil. Bunlar için kararlı ve samimi devlet politikalarına ihtiyacımız var. Biz Tülin, Fatma, Ayşe olarak bireysel çabalarla bunları yapamayız, biz devletten uygulamaya yönelik kararlılık istiyoruz. Bunu çözmek için adım atsınlar, biz hepimiz kucaklamaya açığız. Yeter ki bu adımlar atılsın. Yasalar çok ciddi kadın mücadeleleri sonucunda kazanıldı ama hayatlar maalesef uygulama yetersizliğine kurban gitmekte. En önemli konu flört şiddetinde eğitim, kızlarımızı bilinçlendirmek ve etkili aile içi iletişim.”

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Aşı olan 10 'ağır hasta' yaşamını yitirdi
Aşı olan 10 'ağır hasta' yaşamını yitirdi
İzmir Kültürpark’ta ceset bulundu
İzmir Kültürpark’ta ceset bulundu