Gün içinde hiç karnınız aç olmadığı halde mutfağa yöneldiğiniz oldu mu? Belki yoğun bir iş gününün ardından, belki canınız sıkıldığında ya da stresli bir haber aldığınızda kendinizi buzdolabının önünde buldunuz. Eğer bu durum size tanıdık geliyorsa yalnız değilsiniz. Çünkü çoğu zaman yemek yeme davranışımızı yöneten şey fiziksel açlık değil, duygularımız olabiliyor. Fiziksel açlık, vücudun enerji ihtiyacını karşılamak için verdiği doğal bir sinyaldir. Genellikle yavaş yavaş ortaya çıkar, mide kazınması, halsizlik veya konsantrasyon güçlüğü gibi belirtilerle kendini gösterir. Duygusal açlık ise çok daha farklıdır. Aniden gelir, genellikle belirli yiyeceklere karşı yoğun istek oluşturur ve çoğunlukla stres, üzüntü, yalnızlık, öfke veya can sıkıntısı gibi duygularla tetiklenir. Modern yaşamın getirdiği yoğun tempo, birçok kişinin duygularıyla baş etmek için yiyeceklere yönelmesine neden olabiliyor. Özellikle şekerli ve yağlı yiyecekler beyinde mutluluk hissi oluşturan bazı kimyasalların salgılanmasını artırdığı için kısa süreli bir rahatlama sağlayabiliyor. Ancak bu etki geçicidir. Kişi bir süre sonra tekrar aynı duygularla karşı karşıya kalır ve çoğu zaman suçluluk hissi de sürece eklenir. Duygusal açlığı fiziksel açlıktan ayırt edebilmek için kendinize şu soruyu sorabilirsiniz: "Şu an gerçekten aç mıyım, yoksa bir şeyler hissediyorum da o duyguyu bastırmaya mı çalışıyorum?" Eğer açlık aniden ortaya çıktıysa, özellikle çikolata, cips veya hamur işi gibi belirli yiyeceklere karşı yoğun bir istek duyuyorsanız ve yemek yedikten sonra pişmanlık hissediyorsanız, bunun altında duygusal açlık yatıyor olabilir. Duygusal yeme davranışını yönetmenin ilk adımı farkındalıktır. Yemek yemeden önce birkaç dakika durup o anda ne hissettiğinizi değerlendirmek faydalı olabilir. Bazen kısa bir yürüyüş yapmak, bir arkadaşınızla konuşmak, müzik dinlemek veya birkaç derin nefes almak bile yiyeceklere yönelme isteğini azaltabilir. Çünkü çoğu zaman ihtiyacımız olan şey bir tabak yemek değil, biraz dinlenmek, rahatlamak veya duygularımızı ifade etmektir. Beslenme yalnızca mideyi doyurmakla ilgili değildir. Yeme davranışlarımızın arkasında düşüncelerimiz, alışkanlıklarımız ve duygularımız da yer alır. Bu nedenle sağlıklı beslenmeyi konuşurken sadece ne yediğimize değil, neden yediğimize de dikkat etmemiz gerekir. Bir sonraki atıştırmalık isteğiniz geldiğinde kendinize şu soruyu sormayı unutmayın:
"Gerçekten aç mıyım, yoksa duygularım mı yemek istiyor?"
Diyetisyen Yıldız DAĞLI
















