BİR ARA TATİL HİKAYESİ
Selda Erbay

Selda Erbay

Selda Erbay

BİR ARA TATİL HİKAYESİ

21 Kasım 2019 - 12:54 - Güncelleme: 21 Kasım 2019 - 13:37

Hepimizin bildiği üzere bu yıl eğitim sistemimize “ara tatil” adı verilen ama aslında öğretmenler, veliler ve hatta öğrenciler için “ara işkence” de diyebileceğimiz yeni bir uygulama geldi.

Bildiğimiz ‘yarıyıl’  tatili dışında, senede bir kaç kez eğitime bir hafta ara verilmesini kapsayan bu uygulama ile çocuklara sosyal, kültürel, fiziksel aktiviteler yaptırmanın amaçlandığı söyleniyor.

İlk olarak 18 ile 22 Kasım günlerini kapsayan bu tatil için Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, Twitter’daki hesabında: “Sevgili velilerimiz; Ara tatillerde eğitime ara vermiyoruz. Çocuklarımızı hayattan öğrenmeye, gönderiyoruz, demiştik. Yarın akşam itibarıyla, 81 ilin ara tatil faaliyetlerini, anaokulu, ilk, orta ve lise düzeylerinde 'aratatil.meb.gov.tr' internet adresinden görebilirsiniz”, diyerek bir paylaşım yaptı.

Bu yazıyı yazmak için tatilin başlamasını ve bir kaç gün geçmesini bekledim. Devlet okullarında ve özel okullarda çalışan öğretmen ve çocukları okula giden veli arkadaşlarımdan MEB’in sitesindeki il il ara tatilde yapılacak etkinlikler ile ilgili listede yazılanların uygulanıp uygulanmadığı, okullarda tatil süresince neler yapıldığı, öğrencilerin ve velilerinin bu tatili nasıl geçirdiği ile ilgili bilgi aldım. Aldığım cevaplar hiç de şaşırtıcı olmadı.

  Ara tatil, işleyiş olarak her okulda farklılık gösteriyor. Bazı devlet okullarında öğretmenlere seminerler verilirken, bazılarında öğretmenler oturup zaman dolduruyor. Bazı okullarda fırsattan istifade okulun tadilat işleri halledilirken, bazılarında da ek dersler konularak eğitim kısmen devam ediyor.

Özel okullarda ise durum biraz farklı… Çoğu özel okul daha önce de yaptıkları gibi öğretmen ve öğrencilerine tatil yapmış durumda... Eğitime ara vermeden devam eden özel okullar da var.

Kısacası öğretmenler ve okul açısından ara tatilin;  her okulun kendi bünyesinde içeriğine karar verdiği, bazı okullarda öğretmenlerin çalıştığı bazılarında ise tatil yaptığı, etkinliklerin de MEB’in planladığı şekilde değil yine okulun kendi planlaması dahilinde gerçekleştiği şekilde yürütüldüğünü söyleyebiliriz.

Öğretmenlerin konuyla ilgili yorumu ise bu uygulamanın çok gereksiz olduğu ve çocukları okuldan soğutacağı yönünde... Konuştuğum onlarca öğretmen arkadaşımdan “Ne iyi etmişler de böyle bir uygulamayı düşünmüşler!” diyen çıkmadı.

Gelelim veli ve öğrenciler tarafından durum değerlendirmesine...

Yazının başında da söylediğim gibi “tatil değil, işkence” yargısını çalışan ebeveynlerin yaşadıkları tamamen destekler nitelikte...

Bu tatil sürecinde çocuklarını bir akrabasına rica minnet bırakmak zorunda kalanlar, bir yakınına bırakamayıp çocuğunu iş yerine götürmek zorunda olanlar, yıllık izninden kullanmak zorunda olup evde çocuğuyla kalanlar…

İşin ilginç yanı okuldaki faaliyetlere çocuğunun katılmasını isteyen bir ebeveyne de rastlamadım. Çoğu veli kendi planladığı şekilde bir tatil programı uygulamayı daha sağlıklı buluyor ve bu süreçte okula göndermenin çok da gerekli olduğunu düşünmüyor. Aynı şekilde öğretmen arkadaşlar da etkinliklere katılımın olmadığını ve öğrencilerin tatil süresince okula gelmediğini söylüyorlar.

Bir de ara tatilin veliler için ayrı öğrenciler için ayrı dert olan “ödev” kısmı var ki bu yazımın başlangıç noktası tam da bu konu aslında…

Geçen gün çocuklarımla gittiğim parkta 1. sınıf öğrencisi kız çocuğu arkadaşlarıyla oyun oynamaya çalışırken, anne de yanımda habire çocuğa seslenip “hadi gidelim, ödevlerin nasıl bitecek, oyun oynama zamanı değil” diyerek parkta çocuğa bir rahat vermedi.

Dayanamayıp “bırak da çocuk oynasın, yapmasın ödevini ne olacak?” diyecek oldum sınıfın Whatsapp grubundaki velilerin konuşmalarından bahsetti: “Falanca diyor ki benimki şu ödevi bitirdi, öbürü diyor bizimki şunu yarıladı. Biz hala tamamlayamadık sayfa sayfa ödev var, nasıl bitecek bu ödevler?!”

O anne, o güzel havada, parkta arkadaşlarıyla oyun oynayan çocuğu aldı ve ödev yapsın diye eve götürdü!

Başka bir arkadaşım “tatil nasıl gidiyor” diye sorduğum soruma, ilkokula giden kızının ödev listesini yolladı ki tüm okul hayatım boyunca ben  o kadar ödev yapmadım. Her güne, her dersten dolu dolu bir ödev listesi…

Hani bu çocuklara ara tatilde çeşit çeşit faaliyetler yapılacaktı?

Öğretmenler için de konser, opera, halk oyunları, resim ve heykel sergileri gibi etkinlikler; voleybol, basketbol, masa tenisi, futbol gibi spor müsabakaları düzenlenecekti?

Gördüğüm ve duyduğum en güzel aktivitelerin, öğretmenlerin zaman geçirmek adına yaptığı, okulların şehir bazında kültürünü yansıtan ‘Çiğ köfte, Adana dürüm’ gibi  partilerin olduğunu söylemeden edemeyeceğim.

Bu ara tatil çocuklar için ödev; öğretmenler için seminer ve ek ders  (şanslı olanları için tatil, gezi vs.) veliler içinse ne işe yaradığı bilinmeyen bir uygulama olarak zihinlerde yer etmiştir.

Bu yapılan şeyin adına “ara tatil”  demek ve her okulda farklı işleyişe neden olmasına izin vermek yerine eğitim programının içine dahil edilip uygulanamaz mıydı?

Bir hafta çocukların okula yine her zamanki gibi gittiği; öğretmenlerin okul içi ya da dışı sosyal, kültürel, fiziksel faaliyetleri de yıllık plan içine dahil ettiği ve uyguladığı bir yol izlense daha sağlıklı sonuçlar alınmaz mıydı?

Atatürk der ki “Cumhurbaşkanı olmasaydım, Milli Eğitim Bakanı olmak isterdim.” Milli Eğitim Bakanlığı bu kadar kıymetli ve önemli bir makam iken, bakanlarımızdan beklentimiz sağlıklı ve istikrarlı bir Eğitim Sistemi’dir.

Deneme tahtasına dönen, her gelenin kendine göre yeni bir uygulama getirdiği, çocukların geleceklerinden hep bir kaygı duyduğu Eğitim Sistemi ile ülkede sağlıklı bir toplum yapısı oluşmasını beklemek hayalden öteye gidemiyor.

Yazımı Ulu Önderimiz, Başöğretmen Atatürk’ün bir başka sözüyle bitirmek isterim: “Milli Eğitim’in gayesi yalnız hükümete memur yetiştirmek değil, daha çok memlekete ahlâklı, karakterli, cumhuriyetçi, inkılâpçı, olumlu, atılgan, başladığı işleri başarabilecek kabiliyette, dürüst, düşünceli, iradeli, hayatta rastlayacağı engelleri aşmaya kudretli, karakter sahibi gençler yetiştirmektir. Bunun için de öğretim programları ve sistemleri ona göre düzenlenmelidir.”

YORUMLAR

  • 3 Yorum
  • Gülay Şama
    1 hafta önce
    Neye göre genelleme yapıyorsunuz ben ve çevremde yüzlerce öğretmen ve binlerce öğrenci çok memnun olduk çok verimli geçti hem öğrendik hem dinlendik çalışan veliler çocukları ile vakit geçirmek için fırsat buldular anket mi yaptınız da biz öğretmenler adına yorum yapıyorsunuz
  • Ali Çamur
    2 hafta önce
    Analizler süper,okurken çevremdeki insanlarında aynı durumdan sıkıntılı olduğunu bende gözlemledim.
  • Şafak Kurnaz
    2 hafta önce
    Teşekkürler

Son Yazılar