Son zamanlarda kamuda yaşanan yasak aşk iddialarına tanık oluyoruz.
Resmen gözümüzün içine sokula sokula yaşanıyor bu hikâyeler.
Kamu kurumlarının koridorları aşk koridorlarına dönmüş durumda. Abartı gibi gelmesin, değil. İşini yapmak için o kapıdan giren vatandaşın karşılaştığı tabloyla, bir dizinin setine girseniz göreceğiniz tablo arasında fark kalmamış.
Kamuda resmen bir aşk rüzgarı yaşanıyor. Ama öyle romantik, şiirlik bir rüzgar değil bu. Daha çok etik değerleri silip süpüren bir fırtına misali.
İşini düzgün yapanın değil, ‘gönül ilişkisi’ olanın öne çıktığı bir düzen konuşuluyor artık.
Kim kiminle, kim kimi nereye getirdi diye düşünür durur olduk. Dedikodu değil bunlar, sokakta herkesin bildiği sırlar.
Öyle ki artık sokaklar kamudan daha güvenli hale geldi. Bakın bu cümle ağırdır ama gerçektir.
Çünkü kamu alanları kimine göre flört alanı, kimine göre çıkar ilişkilerinin döndüğü bir sahne haline geldi.
Mesele iki insanın ne yaşadığı değil, o ilişkinin kamu görevine, kararlara, atamalara, harcanan paraya nasıl yansıdığı oldu.
Senin yaşadığın şey senin özelindir, eyvallah. Ama o ilişki yüzünden bir başkası hak ettiği yere gelemiyorsa, işte orada büyük bir mesele vardır.
Görünen o ki; bu meseleler çok da dinmeyecek gibi!
















