İzmir Büyükşehir Belediyesi ile Genel İş arasında gerçekleştirilen ve yaklaşık 23 bin çalışanı ilgilendiren toplu iş sözleşmesi süreci ve süreç içinde yaşananlar hepinizin malumu...
Türkiye'de sanırım bir grev sürecinde halkın belediye başkanına bu kadar sahip çıktığı başka bir dönem yaşanmamıştır.
Tabii ki bu süreç Sayın Cemil Tugay'ın kara kaşına kara gözüne yaşanmadı.
Bir belediye başkanın kentine olan sahip çıkışı, dik duruşu, tabiri caizse kelle koltukta sadece halkı için her şeye göğüs germesi halkın da arkasında birleşmesine neden olmuştu...
Ve bu dik duruşun sonunda TİS sürecinde imzalar atılmış ve grev sona ermişti.
Ancak grevin bir diğer boyutu ise Sayın Tugay'ın mensubu olduğu Cumhuriyet Halk Partisi'ydi...
Peki neydi bu boyut?
Cumhuriyet Halk Partisi'nin İzmir'de 13 milletvekili mevcut
Mevcut mevcut olmasına da İzmir milletvekillerine hasret.
Öyle bir hasret ki iktidar partisi her şeyi ile birlikte İzmir'e karşı açıklamalarda bulunurken CHP'nin İzmir vekilleri görmedim, duymadım, konuşmadım demekle yetinir olmuş...
Öyle bir olmuş ki İzmir'de ulaşım durmuşken, çöpler toplanmazken, sarı sendika temsilcileri belediye üzerinde baskı kurmaya çalışırken İzmir tüm bunlara direnirken İzmir'in oy verdiği vekiller adeta İzmir'i unuttu.
Ancak Cemil Başkan öyle bir dik durdu ki vekillerin yokluğunu hissettirmedi
Adeta 'gölge etmeyin başka ihsan istemez' dedi Cemil Başkan
Ancak ne hikmetse grevin 7'inci gününde CHP'nin Genel Başkan Yardımcısı Murat Bakan, CHP'nin Parti Sözcüsü Deniz Yücel CHP Genel Başkan Yardımcısı Gamze Taşçıer ile birlikte İzmir'e geldi.
'Çözüm masası' olarak kente 7'inci günün sonunda gelen 'İzmirli' isimler çözüm için hiçbir katkı sunmadı.
Tüm bunlar kamuoyunda herkesin gözü önünde yaşanırken geçtiğimiz günlerde Sayın Cemil Tugay bir gazetecinin sorusu üzerine 'çözüm masası' ile ilgili "İl Başkanlığında yapılan basın toplantısında Gamze Hanım’ın yanında durmak dışında bir katkı görmedim. Genel merkez müdahalesi diye bir şey olmadı" ifadelerini kullandı...
Tamamen haklı olduğu bu serzeniş sonrası ise Cemil Tugay'ın muhalefete ihtiyacı kalmadı.
Sayın Deniz Yücel ve Sayın Murat Bakan öyle bir hale büründü ki, AK Parti bile Tugay'a bu kadar yüklenmedi.
İki isim de adeta yakasındaki 6 oklu rozeti çıkarıp başka bir siyasi partinin rozetini takmış gibi İzmir'in seçilmiş olan ve bu kente hizmet eden belediye başkanını yayım ateşine aldı.
Nereden geldiğini unutan isimler nedense geçmişte belediyeden çıkmazken şimdi İzmir'in yolunu unuttu...
Üstüne üstlük CHP’nin İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu’da bir sessizliğe büründü.
Tüm halk Başkan Tugay’a destek verirken Aslanoğlu sustu kaldı.
Cemil Başkan tabii ki sözlerinin devamında destek veren vekilleri de unutmadı...
CHP'nin İzmir Milletvekilleri Salih Uzun, Ümit Özlale ve Seda Kaya Ösen'e teşekkür eden Tugay aslında vefanın da ne demek olduğunu gösterdi.
Ezcümle; TİS süreci bize şunu gösterdi;
İzmir'in çok sağlam bir kaptanı var onun adı da Cemil Tugay
Sayın Tugay öyle iyi bir kaptan ki gemisinde ona yardım etmesi gereken isimler geminin güvertesinden kendisine kayık yapmaya çalışırken gemiyi limana sağlıklı şekilde ulaştırıyor.
Ve bu süreç bize gösterdi ki İzmir halkı yanında olan Cemli Tugay'ı bağrına basarken oyları ile seçtiği CHP'li isimlerin nasıl muhalefet ettiği de kamuoyuna kazındı.
Ve bu süreç bize gösterdi ki Sayın Tugay'ın kendi vekilleri olduğu sürece ne AK Parti'nin muhalefetine ne de düşmana ihtiyacı yok
















