Siyaset günümüzde küçükten büyüğe herkesin hayatında yer edinmiş bir kavram.
İki yönlüyle siyaset muhalefet ve iktidardır. İktidarı politikalarını överken, muhalefet ise o politikalarda yanlışı bulmak ve eleştirmekle görevlidir.
Bu iki kavram da iyisiyle kötüsüyle olur. Bizler de izler katılır veya katılmayız.
İngiliz siyaset teorisyeni Bernard Crick, siyaseti, “Siyaset, farklı çıkarlar arasında bölünmüş toplumların, şiddet içermeyen özgür tartışma yoluyla yönetilmesidir” olarak tanımlamıştır.
Ancak ve ancak siyaset tanımının içinde hiçbir zaman ticaret geçmez. Çünkü siyaset para kazanma sektörü değildir.
Para kazanmak ve siyaset hiçbir zaman da birbiriyle örtüşmemelidir. Ancak günümüzde bu işler artık tanımların dışına çıkmış durumdadır.
Siyaset sermaye ve iş gücü istemeyen bir ticari alana dönüşmeye başladı.
Şöyle ki üst kademeden birkaç siyasiye ‘yalakalık’ veya ‘amigoluk’ yaptınız mı sizden tatlısı yok.
Siyasete girer, para babası olur kendinizi zengin edersiniz. Hatta sadece kendinle de kalmaz çevreni de zengin edersiniz.
Ki bu anlattığım zenginliğe erişmiş etrafımızda çooo..k insan var.
Ki neredeyse herkesin etrafında artık bu insanlardan var.
Herkes siyasete girdikten sonra zenginleşen birilerine elbet tanık olmuştur. Keza bu sayı giderek de artıyor.
İşin özü kimse (bazılarını tenzih ederek söylüyorum) gerçek siyasi nedenler için siyasete girmiyor. Ticari bir alan olarak görülen siyasete herkes para kazanmak için giriyor.
Ticaret=siyaset!
Para kazanmak=siyaset!
















