Haftalardır İzmir’de CHP’nin dün düzenlediği “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitingi için hazırlık yapılıyordu.
İl Başkanı Şenol Aslanoğlu Gündoğdu Meydanında düzenlenen miting için her seferinde meydanda 2 milyon yurttaşın katılım sağlayacağını belirtiyordu.
Ama gelin görün ki Aslanoğlu sınıfta kaldı ve beklediği katılım gerçekleşmedi.
Hatta görünen o ki beklenenin çok çok altında bir katılımla miting gerçekleşti.
Ki İzmir beklentisi oldukça yüksekti.
Velhasıl ki gerçekleşen bir önceki mitinglere bakılınca İl Başkanının maalesef ki yeterli çalışmayı gösteremediği anlaşılıyor.
Naçizane tavsiyem; lüks aracında vatandaşları mitinge davet etmek yerine keşke halka dokunan çalışmalar yapsaydı…
Ki ben dün ki katlımı da kendisine bağlayamıyorum.
Günler önce Genel Merkez tarafından İzmir’e birçok kurmay gönderildi. Onlar mitinge katılım çağrısı yaptı, vatandaş ile bir araya geldi.
O da olmasaydı herhalde miting katılım sayısının vay haline.
İzmir gibi bir şehirde, üstelik böylesi kritik bir dönemde, CHP'nin kendi kalesinde beklenen milyon sayısına ulaşamamasını Aslanoğlu bir oturup düşünmeli bence!
Neyse bu konuyu kamuoyunun tasarrufuna bırakarak bir konuya daha değinmek istiyorum.
Ve asıl kırılma noktası: Protokol kapısı! Mitingin adı “Millet İradesi” ama milletin kendisi protokolün gerisinde bırakıldı. İlçe başkanları, meclis üyeleri, belediye başkanları ve onların eş dost akrabaları özel kapıdan girerken; onları seçen halk barikatların ardında bekletildi. Bu nasıl bir çelişkidir? "Halka ait" bir partide, halk dışarda bırakılır mı?
Bu arada ben isterdim ki ilçe başkanı ilçe yönetimiyle, partililerle birlikte olsun.
Ben isterdim ki meclis üyeleri kendilerini seçen seçmenle birlikte alanda yer alsın.
Çünkü kendilerini seçen halk, seçecek olan yine halk. Bunun asla unutmaması gerekir!
Hadi kendileri protokol sayıldı, eşi dostu akrabaları neden halkın giremediği kapıdan girebildi…
Maalesef ki bu miting sanırım hem parti hem de partililer için bir hüsran oldu!


















