Teşkilatlar kendi partilerine yabancılaştı mı? Erdemliler...
  • Reklam
Mevlüt KÖMÜR

Mevlüt KÖMÜR

Teşkilatlar kendi partilerine yabancılaştı mı? Erdemliler anlatıyor - 1

12 Ekim 2020 - 16:36 - Güncelleme: 12 Ekim 2020 - 20:54

Ak Parti kesintisiz iktidarının 18. yılına girerken, artan muhalefet partilerinin söylemleri de zenginleşti. Bugün ana muhalefet partisi CHP başta olmak üzere İYİ Parti, Deva Partisi, Gelecek Partisi hatta Saadet Partisi, sokağa yada meydanlara çıktığında iktidar partisini yıpratmaya yönelik bir çok malzeme bulabiliyor.

Peki Ak Partinin bu 18 yılda kendini anlatacağı çok mu az icraatı var. Yoksa Ak Parti teşkilatları, milletvekilleri kendi partilerini anlatmayı gereksiz mi görüyor, ihtiyaç mı hissetmiyor. Ak Partinin kurucuları, diğer bir tanımla Erdemlileri bu tek taraflı muhalefetten, sokakta sadece eleştirilerin dile getirilmesinden rahatsızlar.

Hatta parti teşkilatlarının işgal eden yorgunların buna sebebiyet verdiğini savunarak, bu sorumluluğun altına değil elini, gövdesini uzatacak çok sayıda insan olduğunu, Ak Partiyi 18 yıllık icraatları ile anlatamayacak yorgunların teşkilat içindeki yerlerini, yeniden enerjilerini tazeleyene kadar başkalarına bırakmasını istiyorlar.

İşte Ak Parti’nin İzmir’deki kurucularından biri, bir Erdemli, AK Partinin bir Türkiye davası olduğuna inananlardan birine sayfalarımızı açtık. Bu konuda çok doluydu ve söyleyecek çok şeyi vardı. Aslında o bir kişi ama dile getirdikleri bugün ‘duayen’ dedikleri, yada Erdemliler dedikleri yüzlerce kişinin meramını ifade ediyor.

O yüzden diğer Ak Parti’ye de biraz kulak vermek gerek diyerek, birkaç köşe yazımı bu duyguların ifadesine ayıracağım.

Erdemliler neler anlatıyor - 1

Peki Partimizin milletvekilleri, kurmayları, teşkilatları nerede, neden her yerde Ak Partinin icraatlarını, bu ülkeye kazandırdıklarını anlatmıyorlar. Bugün muhalefet partileri ortaya çıkmış mahalle mahalle gezip bizi kötülüyorlar.

Bunlara karşı birilerinin çıkıp bunları anlatması lazım, televizyonlarda da bunları anlatan partili yok, gazeteciler var her birinden farklı bir ses çıkıyor, milletin kafası da allak bullak oluyor.

Partinin sorumlularının çıkıp bunları bir bir anlatması lazım.

Bu parti dualarla kurulmuş, gözyaşlarıyla kurulmuş bir partidir. Bu partinin hamurunu bu millet yoğurdu, nakışını bu millet yaptı, bizim çıkıp bunu anlatmamız lazım.

Televizyonlardaki programlara bakarsak milletin kafası çok rahat değil. Yani Adalet ve Kalkınma Partisinin halka seçimden seçime gitmemesi gerekir. Eskiden seçimden seçime giden partiler vardı. Ama bu millet bizi yaklaşık 19 yıldır hep iktidarda tuttu, bizim bu millete hesap verme borcumuz var, seçimden seçime millete giden parti olmamalıyız.

Teşkilatlarımız bunu yapacak güçtedir. Halkın desteğini almak için bunları halka anlatmamız lazım, ekip ruhuna önem vermemiz lazım. Yorgun arkadaşlar varsa çekilebilirler. Bir arkadaşımız icraatları anlatamayacak, halka gidemeyecek kadar yorgun ise o zaman evlatlarımızın geleceği ile oynamasınlar. Onlar gitsin fedakarlık yapacak arkadaşlarımız gelsin, teşkilatlardaki arkadaşlarımızın eşinden, çocuğundan vaktini esirgeyip, bunları anlatmaları lazım.

Bakın şöyle bir özet geçecek olursak çok çalışan bir cumhurbaşkanımız var. Milletin yaptığı o desteği teşkilatların daha da arttırması lazım. Tayyip Bey yıllarca teşkilatları sırtında taşımış, teşkilatların da Tayyip Beyi çok yormadan Tayyip Bey ve ekibinin yaptıklarını gidip millete anlatmaları lazım.

Yorgun olan çekilecek, çalışan gelecek. Bazılarının şartları müsaade etmeyebilir. Aile, iş hayatı, sağlık durumları müsaade etmeyebilir. Ya da ekonomik durumu müsaade etmeyebilir; o zaman koltuğu işgal etmeyecek şartları müsaade eden arkadaşlar gelecek ve hizmet edecekler. Onlar da şartları müsait olduğunda yeniden gelip ellerini taşın altına koyabilirler. Partinin geçmişinde hizmet eden arkadaşlarımız var, ihtiyaç olursa yine gelip hizmet edebilirler.

Ak Parti kimdir nedir yeniden bir hatırlatalım…

Erdemliler hareketi 2001 yılında oluştu bu hareketin imzası ile Ak Parti yani Adalet ve Kalkınma Partisi 14 Ağustos 2001’de resmi olarak Afyondaki bir toplantı sonrasında kuruldu. Hem adalette hem de kalkınmada iddiasını sürdüren bir parti oldu. 19 yıl oldu o günden bugüne girdiği tüm seçimlerden birinci parti olarak çıktı. 3 Kasım 2002’de hiçbir şey eskisi gibi olmayacak diyerek ilk seçimine girmişti. O tarihe kadar olan tüm partileri halk sandığa gömdü yeni bir partiye iktidar mührünü verdi. CHP’ye de ana muhalefet görevini verdi.

Bir kere o günden buyana bu parti 4 tane başbakan çıkardı. Abdullah Gül, Tayyip bey, Ahmet Davutoğlu ve sonrasında Binali Yıldırım son başbakan olarak geçti. Biz o günden bu güne 2 cumhurbaşkanı çıkardık; Sayın Gül ve Sayın Erdoğan…

Tabi bu 3 Kasım’da yüzde 34.37 gibi sonra 2004 yılında ilk yerel seçimimizi yaptık orda yüzde 34.37’den 41.70’e çıkardık oyumuzu. Sandıktan birinci parti olarak çıktık. Ak Parti 11 tane büyükşehir belediyesini kazandı. 1950 tane belediyede seçimleri kazandı… Sadece Tunceli’yi alamamıştık. 2007 genel seçimde yüzde 46.58 oy oranı yine birinci parti oldu. Tunceli dışında tüm illerde milletvekili çıkarmayı başardık. Tek başımıza iktidar olduk.

Haklı bir gururumuz var. Millet bizi o günden bugüne hep oyumuzu artırarak seçtiyse haklı bir gururumuz milletin de haklı bir nedeni var. Sağlıkta, eğitimde, adalette, bayındırlıkta, enerjide, aile ve sosyal politikalarda, kültür ve turizmde, gençlik ve sporda, tarımda, ulaştırmada gerçekten kayda değer; erişilmesi gerçekten güç olan hizmetleri yaptık. Adalet ve Kalkınma Partisinde görev alan kurcular olarak partinin çatısı altında millete hizmet etmiş olmaktan haklı bir gurur ve sevinç içindeyim.

Neler yaptık; 3 Kasım 2002 tarihinden önce bütün velilerimiz bilir, sınıf ortalaması 70-80 kişiydi. Okulların fiziki yapılanması da çok iyi değildi. Veliler çocuklarını okula göndermiyordu, kaloriferler yanmıyor ya da suları akmıyor diye… Biz bunları yaşadık.

Öğretmen sayımıza gelelim, bir taraftan çok acıdır ki dersler öğretmen yokluğundan boş geçerken bir taraftan da eğitim fakültelerini bitirmiş eğitim formasyonu almış öğretmenlerimiz boş geziyor, atama bekliyordu. O tarihte bırakın bu öğretmen adaylarını atamayı, mevcut çalışanların parasını ödemekten güçlük çeken bir hükümet vardı, suçlamıyoruz belki o günün şartları öyleydi.

Bugün baktığımızda 652 bin yeni öğretmen almışız. Yani toplamda 947 bin öğretmene sayısına ulaştık.

316 bin yeni derslikle ülkemizin toplam derslik sayısı 589 bine yükselmiş. Üniversite sayısı 76-77 taneydi, 131 yeni üniversite ilave yaptık, bugün toplamda 207 üniversitemiz var. Akademik personel sayısı 71 bin varmış, 98 bin yeni akademik personelle bu sayıyı 169 bine ulaştırmışız.

Çocuklarımız, üniversite harçlarını ödeyemiyorlardı, harçları bizim dönemimizde kaldırdık. İlk ve orta öğretimde hiç ayırım gözetmeden tüm öğrencilerimize ders kitaplarını ücretsiz dağıttık. Okula gittiklerinde masalarında kitaplarını eksiksiz buluyorlar. Ak Partinin iktidar olduğu tarihte parası imkanı olan bir veli dahi yazılan ders kitaplarını, verilen listedeki kitapları, parası olmasına karşın bulup alamıyordu.

Gidip kitapçı kitapçı geçiyor; örneğin başka bir yazara ait kitabı buluyor ama listede başka bir yazarın kitabı var. Veli alsa öğretmen kabul etmiyor, veli almazsa kitapsız öğrenci derse giremiyordu. Zaten parası olmayan veli ise hiç kitap alamıyordu. Ak Parti iktidarı devlet eliyle kitapları masanın üzerine kondu, bu gerçekten cumhuriyet tarihinin ilk ve çok önemli bir hizmetiydi.

Lisans öğrencilerimize burs desteği yaptık, bugün onlara 550 lira burs ödüyoruz. Yüksek lisansta 1100 lire, doktorada 1650 liraya burs veriyoruz.

Yurtta kalan öğrencilerimize aylık 420 lira beslenme yardımı yapıyoruz. Biz iktidara geldiğimiz tarihlerde çocuklar yer bulamıyordu, parklarda kalanlar vardı. Bugün yatak sayımız 677 bine çıktı. 180 bindi biz geldiğimizde…

Özel eğitime ihtiyacı olan öğrencilerimiz vardı, 6 bin özel eğitim sınıfını kullanmaya sunduk. Özel eğitim materyalleriyle birlikte… Eğitimde söylenecek daha çok şey var.

Konu sağlığa geldiğinde…

Geçen yıl itibariyle hastanelerimizin diğer yataklı tedavi kurumlarımızın sayısı 2600’den 5500’e çıktı. Hastanelerdeki toplam yatak sayısı 240 bine çıktı. Nitelikli yatak sayısı 145 bin… Doktor sayısı 92 binden 161 bine çıktı. Toplam sağlık çalışanı sayısı 378 binden 1 milyon 25 bine yükseldi. Ülkemizde kişi başına sağlık harcaması 19 lidaydı. Şu anda bu rakam kişi başına 140 liraya çıktı. Vatandaş sağlık harcamasının yüzde 20’sini cebinden karşılıyordu, bu oran şimdi yüzde 15’e indi.

Son zamanların en gözde konusu şehir hastaneleri… Bir çok şehrimizde hizmete açıldı. Sonra kanser hastalığının tedavisinde yüksek bedeller alınıyordu, ilave ücretler alınıyordu, onun da önüne geçtik.

Ulaşıma da gelmek isterim...

Eskiden Manisa’ya ya da bir Anadolu kentine gideceğimiz zaman önümüze bir kamyon, bir yük aracı denk geldiği zaman araba zincirleri oluşurdu. Yollar tek şeritliydi, kaza oranları yüksekti. Sürekli fren-gaz yapıldığı için de yatık tüketimi artardı, bu uzun süren trafik kuyrukları arabayı da yıpratırdı. Ak Parti iktidarları dönemindeki bu 18-19 yılda yaklaşık 750 milyar lira ulaşım yatırımı yapıldı. Biz iktidara geldiğimiz zaman sadece ve sadece 6 bin 100 kilometrelik bölünmüş yol vardı. Şimdi bunu 21 bin 64 kilometre ilave ile 27 bin 165 bin kilometreye çıkardık. O tarihlerde toplam otoyolumuz bin 346 kilometreydi. Ak Parti 3 bin 60 kilometreye çıkardı. Bu rakama daha Çandarlı-Kuzey Ege Otoyolu falan da dahil değil.

Bu yatırımlar yollardaki kaza oranlarını çok düşürdü. Kazalarda yüzde 75 gibi bir azalma var. Bu çok önemli bir rakam. Kazalar hem can kayıpları ile binlerce kişinin ocağını söndürüyor hem de ülke ekonomisine de çok ciddi zararlar veriyordu. Muhalefet şunu söylüyor; bu kadar yol yaptınız da şu kadar ağaç kestiniz. Doğru, yol yaparken ağaç kestik ama yol yapımı kapsamında 68 milyon adet ağaç dikildi. Bu kadar ağacı yok etmedik, çoğu köklendi başka yere taşındı buna ilave olarak 68 milyon yeni ağaç dikildi.

İzmir-İstanbul otoyolunu örnek verelim, 2002 yıllarına geldiğinizde taşınmaz duruma gelmişti. İzmir -Manisa yolu malum. O tünel yapıldı, şimdi otoyol da yapıldı. İstanbul-İzmir arası ortalama 8 saatti, şu anda çok rahat 3.5 saatte kazasız belasız ulaşma imkanınız var. 426 kilometrelik İstanbul-İzmir otoyolunu yaptık ve hizmete açtık. Bu olmazsa 3.5 saatte nasıl İstanbul’a gidilecekti. Ya da Bursa-İstanbul arası nasıl 45 dakikaya gidecekti.

Muhalefet partilerinin bunu da görmesi lazım, yalan üzerine yapılan siyaset hem ülkemize hem de o partilere zarar veriyor. Çünkü insanlar bu gerçekleri görüyor. El vicdan… Bir insan birini suçlarken iyi bir gözlemleme yapar. Bu insanları eleştiriyorsunuz ama bunları da bu parti yaptı.

Elbette ülkelerinde iyi günleri de olur kötü günleri de olur. Ama önemli olan zorluklara birlikte göğüs germek.

Bugün işte dibimizde İzmir-Çandarlı 96 kilometrelik bir otoyol. İzmir’den çıktınız mı yasal hız sınırına uyarak 40 dakikada Çandarlı’ya ulaşıyorsunuz. Bu geçmişte mümkün müydü? Dağları hep deldik tüneller açtık. Yok denilecek kadar tünel vardı. Bugün bizim yaptığımız tünel sayısı 298 oldu, toplam tünel sayımız 381’e çıktı. 298’ini biz yaptık ve zor tüneller. Herkesin öcü zannettiği tünelleri bitirdik.

Bizden öncekinin 10 kat tünel yaptık dediğimiz zaman ‘hani nerde’ diyorlar. Çünkü eski tüneller küçük tünellerdi, toplam tünel uzunluğu bugün 500 kilometre oldu ki bunun 450 kilometresini biz yapmışız.

40 kilometre uzunluğuna sahip 171 köprü ve viyadük tamamlayarak hizmete açtık. Demir yolunda ne yaptık; yüksek hızlı tren işletmesinde dünyada 8, Avrupa’da 6. Sıraya geldik. Ankara-İzmir, Ankara-Sivas arasında 1889 kilometre uzunluğunda yüksek hızlı tren hattı yapımında sona geldik.

Kimin aklına gelirdi Bakü-Tiflis-Kars demiryolunda 326 bin ton yük taşınacağı… Bu daha 2 yılda yapılan taşımadır. Ne zorluklar çekiliyormuş eskiden milletin bundan haberi yok. Kaç tane havaalanı vardı? Cumhuriyet tarihinde 26 tane yapılmış. 30 tane yeni havaalanı yaptık toplam sayı 56’ya yükseldi. Yolcu kapasitesini 317 milyona çıkardık, uçağa binmeyen aile kalmadı.

İzmir havaalanının eski halini hepimiz görüyorduk. İzmir havaalanı yine bir ve var görünüyor ama var olanı da kendi içinde 3-4 kat büyüttük. Mevcutları da hastanelerimiz, okullarımız gibi iyileştirdik. El atmadığımız yer kalmadı. Diyorduk ya; veli çocuğunu okula göndermiyordu diye… Okullarda kaloriferler yanmıyor ‘çocuğum hasta olmasın diye’ çocuklar okula gönderilmiyordu… Okullar bugün nasıl güzelleştiyse hava alanları da öyle oldu.

Mesela ‘E-devlet’ basit bir hizmet gibi görünüyor ama kullanıcı sayısı 45 milyona ulaştı, bu sayede hem hızlı hem güvenli bir erişim ağı kuruldu. Özetle millete gidip anlatılacak çok şeyimiz var. Bir sonraki yazıda Bayındırlık alanında yapılan hizmetlerle devam edelim…

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar