Menderes, Çeşme, Seferihisar, Kemalpaşa…
Bu 4 ilçede birkaç gün mesai yaptım ve gördüklerim beni inanılmaz şaşırttı.
Şaşırma da maalesef ki iyi yönde değil.
Ki hepsi de birbirinden güzel, turistik ilçeler…
Buraya seçilen belediye başkanlarımız yerel seçimler öncesi sözler, vaatler verdiler.
Temiz bir ilçe, temiz bir çevre için yola çıktılar.
Ancak benim gördüklerim, şahit olduklarım tam tersi yönde.
Nereye baksan çöp, moloz ve hafriyat atığı…
Öyle kulaktan duyma da değil söylediklerim. Hepsinin görseli ve videosu var.
Bir bir kendim çektim ve şahit oldum…
Çoğunda keşke şahit olmasaydım dedim, hatta bazılarında kokudan duramadığım yerler bile oldu.
Bazı tehlikeli bölgeler keşfettim. Mesela çöplerin çukurlar kazılarak gömüldüğüne de şahit oldum. İleri de patlama riski yarattığını bile bile gömüldüğünü gördüm.
Orman yangın riskinin yüksek olduğu atık bölgelerini de gördüm. Hatta yangınların yaşandığı yerlerin olduğuna bile şahit oldum.
Belediyenin kendi araçlarıyla çöp dökme anlarını belgeledim.
Vatandaşların tepkilerini ve şikayetlerini dinledim. Kendilerini yerel yönetimlere duyurma çabalarını dile getirdim.
Gazetecilik görevimi yerine getirdim, haber metinleri hazırladım ve yayınladım.
Vatandaşın, doğanın, çevrenin sesi olmaya gayret ettim.
Ama benim gayret ettiğim kadar yerel yönetimleri gayret etmediğini de gördüm.
Seçim dönemi kapı kapı gezdikleri ilçelerin ne hale geldiğini bildikleri halde sessiz kalmaları inanın beni en çok şaşırtan şey oldu.
Hatta kepçeler dolusu çöpü elleriyle yığmaları da ayrı tartışma konusu diye düşünüyorum.
Ben bir kere daha tekrar edeyim ve kendilerine çağrı yapayım;
İlçeleriniz, seçmenlerinizi size 5 yıllık emanetleridir.
Ne demiş atalarımız, ‘emanete hıyanet olmaz’.
Ona göre çalışmalarınızı düzenlemenizi ve bıraktığınız çöpleri temizlemenizi öneririm!
Daha büyük felaketlerin yaşanmaması için bu temenniye kulak vermenizi öneririm.
Son olarak, tüm ilçeleri böyle dolaşmaya, yerinde tespit etmeye, sokağın ve vatandaşın sesi olmaya devam edeceğimi de söylemek isterim.
















