Bir çeşit sistem mağdurları
Didar DEMİRCİ

Didar DEMİRCİ

Bir çeşit sistem mağdurları

21 Ocak 2020 - 23:55

Ben de her insan gibi toplu taşımayla evden işe işten eve giden biriyim ve son günlerde bir şey dikkatimi çekti!

Malum biz gazeteciler kamuoyuna birinci ağızdan bilgi aktaran insanlar değiliz sadece… Bazen sessizce bir köşeden tüm olan biteni gözlemler ve kendimizce yorumlarız. Ben de kendimce yorumladım! Bir teori, bir tez…

Bulunduğum kurum gereği işim yerelde neler oluyor? Bundan dolayı da yereldeki en büyük sıkıntılardan biri ki bu büyük ve metropol şehirlerin temel sorunu… TRAFİK!

İzmir’de ne kadar belediye başkanı varsa işim gereği hepsini dinliyorum ve hepsine giden tek bir sorun var. TRAFİK!

Peki bu sorunu ortadan kaldırmak için ne yapılması gerekiyor?

Yeni geniş yollar mı?

Bence durum biraz daha basit!

Toplu taşımaya insanları teşvik etmek…

Şimdi diyeceksiniz ki bu zaten yapıldı!

Biliyorum ama bir detay ortadan kalkmadı! Tabi bu detayın ortadan kalkmamasının nedeninin her seferinde toplu taşıma aracı kullanmak durumunda olmamalarına bağlıyorum… Sıkıntı değil!

Toplu taşımalarda en büyük problemlerden biri insanların balık istifi nefes bile alamadan yolculuk etmesi ve insanların özgürlük alanlarının burnunun ucuna kadar daralması…

Soğuk havalarda tıklım tıkış olan otobüs beni durağımdan almadan geçip gidiyor. Eminim bu bir çoğunuza olmuştur. İnanın dünyanın en sinir bozucu anı. Haliyle o durakta 15-20 dakika boyunca sıradaki otobüsün en azından seni alacak kadar boş gelmesi umuduyla bekliyorsun…

Bir diğer problem de deodorant reklamlarına dahi konu olan ‘Kokan İnsan’ modeli! Bu belediyelerin müdahale edebileceği bir durum olduğunu zannetmiyorum! Kişisel bakım her insanda sanıldığı kadar hassas olmaya biliyor ya da her insan o bakımı yapabilecek imkana sahip olmaya biliyor. Bu konuya o insanı eleştirmek ya da onlar kötüdür diye değinmedim… Şunun için değindim! İnanın toplu taşıt ne kadar fazla insanla doluysa o kişi o kadar burnunuzun dibine giriyor ve bu durum sinirlerin gerilmesine neden oluyor.

En sonunda da birbirine tahammül edemeyen, somurtkan, bencil vb. insanlar çıkıyor.

Bu gibi durumlar insanın insana olan tahammül sınırını düşürdüğü için kişide bireyselleşme olgusu ulaşılması gereken bir hayal olmaya başlıyor. Bu da zamanla şu seçeneği insanların kafasında olması gereken bir tercih yapıveriyor. Nedir o seçenek derseniz? Araba almak.

Tamam kimine göre bir tutku olabilir arabalar fakat ‘ayağımızı yerden kessin yeter’ tamamen bu tür sorunlarla karşılaşmamak için ortaya çıkmıştır.

O güzel insanlar o güzel araçlara binip işe gitmek isteyecekler fakat sürpriz! O da ne? TRAFİK!

Evet, trafik. En azından soğukta beklemeyecek, en azından o ağız kokusunu çekmeyecek ama büyük bir problem ortaya çıkıverecek. TRAFİK!

Bu sefer de trafikte sinir olacak yeni sorunlar çıkacak! Yol paylaşılamayacak! O yeşilde geçerken sen bu sefer bir diğer yeşilin yanması için bekleyeceksin…

Oysa toplu taşıtların insana insan gibi hizmet vermesi gerekir.

Bir şey daha var! İşte ne diyorsunuz? “Seyahatleriniz uzun veya kısa olsun önemli değil ‘Kitap Okuyun’”

Ben bu sebeplerden dolayı okuyamıyorum!

Toplu ulaşımın daha konforlu olması, birçok insana iyi gelecek! Ben buna inanıyorum. Balık istifi gitmediği bir taşıtta kendini daha mutlu ve değerli hissedecek. Ülkesine ve milletine, kendi insanına daha saygılı ve daha anlayışlı olacak. Mutsuzluk oranı daha da düşecek! Ben bunların olacağına inanıyorum.

Ee! Denemeye var mısınız?

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar